جويل ديكر لدى إصداره روايته «قضية ألاسكا ساندرز» (مكتبة كيستون)
أعلنت «تيك توك»، أول من أمس (الخميس)، أنها ضمّت إلى صفوفها الكاتب السويسري جويل ديكر، الذي تُعد مؤلفاته من بين الأكثر مبيعاً، في خطوة تهدف منها المنصة الصينية إلى ترسيخ دخولها المجال الأدبي، وفق وكالة الصحافة الفرنسية.
وكان الروائي السويسري (37 عاماً) الذي بيعت 13 مليون نسخة من كتبه في مختلف أنحاء العالم، منذ كتابه «الحقيقة في شأن قضية هاري كيبير» عام 2012، أطلقت دار النشر الخاصة به «روزي أند وولف» في مارس (آذار) الماضي، من خلال إصداره روايته الأخيرة «قضية ألاسكا ساندرز».
وتسعى «تيك توك» إلى أن تجذب القراء الشباب عبر (#بوك توك) (#booktok). واستثمرت المنصة لتوفير جمهور للناشرين والمؤلفين والمكتبات.
ولا تتناسب مقاطع الفيديو القصيرة كثيراً عبر «تيك توك» مع متطلبات النقد الأدبي التقليدي، لكنها مفيدة في التعريف بالكتب.
وأسهم الترويج لبعض الكتب عبر حسابات «تيك توك» ذات نسب المتابعة العالية، في تحسين مبيعاتها.
تعتزم أستراليا منح مستخدمي وسائل التواصل الاجتماعي الحق في إيقاف الخوارزميات التي تحدد المحتوى الذي يظهر، ضمن تشريعات جديدة تهدف إلى تعزيز السلامة على الإنترنت.
فرضت هيئة حماية البيانات البرازيلية غرامة قدرها نحو 29.8 مليون دولار على شركة «بايت دانس»، المالكة لتطبيق «تيك توك»، بسبب معالجة البيانات الشخصية للأطفال.
قالت وزارة العدل الأميركية، الجمعة، إن منصة الفيديوهات القصيرة «تيك توك» وافقت على دفع 400 مليون دولار لتسوية مزاعم أميركية بشأن جمع البيانات الشخصية للأطفال.
الإثيوبية تيغيست أسيفا -وسط- خلال مشاركتها في ماراثون برلين (أ.ف.ب)
كادت العداءة الإثيوبية تيغيست أسيفا أن تحطم الرقم القياسي العالمي لماراثون السيدات في برلين، الأحد، بعدما حافظت على وتيرة قياسية طوال السباق، قبل أن تعبر خط النهاية وهي تعاني من إصابة.
ورفعت أسيفا من سرعتها خلال الكيلومترات العشرة الأخيرة، ولكنها تراجعت عن الوتيرة القياسية في المراحل الختامية، وبدت وهي تعرج أثناء عبورها خط النهاية.
وأنهت السباق بزمن غير رسمي بلغ ساعتين و11 دقيقة و4 ثوانٍ، لتحقق ثالث أسرع زمن في تاريخ الماراثون، وتحرز لقب برلين للمرة الثالثة.
وفي سباق الرجال، أحرز الإثيوبي غي أدولا اللقب، بعدما أنهى السباق بزمن قدره ساعتان ودقيقتان و50 ثانية.
Qualcomm, yapay zekâ ajanlarının cihazların tasarım şeklini değiştireceğini düşünüyor. (Qualcomm)
Qualcomm’ın yapay zekâ veri merkezleri yolculuğu ABD’li büyük bir bulut bilişim şirketiyle değil, Suudi bir şirketle başladı. Qualcomm CEO’su Cristiano Amon, ABD’nin Hawaii kentinde düzenlenen Snapdragon Summit 2026 kapsamında Şarku’l Avsat’a verdiği özel röportajda, şirketin veri merkezi pazarına giriş vizyonunu ve ürünlerini geliştirmeye başladığında ilk müşterisinin HUMAIN şirketi olduğunu açıkladı.
Amon’un tanımladığı iş birliği yalnızca bu projeyle sınırlı kalmayıp, günümüzde yapay zekâ destekli bilgisayarlar, Aramco ile sanayi alanındaki yapay zekâ çalışmaları, yerel mühendislik ve otomotiv sektörüne kadar uzanıyor. Amon ayrıca, robotik ve şirketin geleneksel olarak derinlemesine yer almadığı diğer alanlarda da geleceğe dönük fırsatlar gördüğünü belirtti.
Şirketin Suudi Arabistan’daki mevcut projelerinin ‘yalnızca bir başlangıç’ olduğunu vurgulayan Amon, Qualcomm’un inşa etmeye çalıştığı teknolojiler ile Krallık’ın yeni teknolojileri benimseme ve bilişim pazarlarını yeniden şekillendiren trendlere erkenden yatırım yapma yönelimi arasında ‘birçok kesişim noktası’ bulunduğuna dikkat çekti.
Suudi Arabistan ile sınır tanımayan ortaklık
Amon, şirketin Suudi Arabistan’daki varlığını yalnızca teknoloji satılan bir pazar anlayışının ötesine taşıyarak yetkinlik inşasında daha geniş bir rol üstlenmesini hedefliyor. Riyad’daki mühendislik merkezinin açılması ve araştırma-geliştirme (Ar-Ge) faaliyetlerinin genişletilmesinin ardından Qualcomm, yapay zekâ, yarı iletkenler ve modern bilişim platformları alanlarında mühendisler istihdam ederek Krallık’ı bölgeye hizmet veren bir merkez haline getiriyor.
Qualcomm CEO’su Cristiano Amon (Qualcomm)
Fırsat alanlarının veri merkezleri, bilgisayarlar ve sanayi sektöründeki mevcut projelerle sınırlı olmadığını belirten Amon, robotik ve otomotiv sektörlerini ek iki alan olarak değerlendirirken Krallık ile ortaklık fırsatlarında herhangi bir ‘sınır’ görmediğini ifade etti.
Bu adımlar; HUMAIN, Aramco, KAUST ve diğer Suudi ortakları kapsayan daha geniş bir iş birliği ağının parçası olarak öne çıkıyor. Bu durum, şirketin Krallık ile olan ilişkisinin araştırmadan mühendisliğe, altyapıdan cihazlara ve sanayi uygulamalarına kadar teknoloji değer zincirinin birden fazla katmanına taşındığını yansıtıyor.
Dilden fiziksel dünyaya
Amon’un önümüzdeki döneme yön vereceğine inandığı en önemli alanlardan biri, ‘fiziksel yapay zekâ’ olarak adlandırdığı kavram. Temel olarak dile odaklanan modellerin aksine bu sistemler; sensör verileri, görseller ve sanayi ekipmanları ile ortamlarından gelen sinyaller aracılığıyla fiziksel dünyayla etkileşime giriyor. Bu durum, söz konusu sistemlerin fabrikalar, enerji sektörü, robotik ve araçlarda kullanılmasına olanak tanıyor.
Amon, Aramco ile gerçekleştirilen iş birliğini bu noktada ‘uç yapay zekâ’ (Edge AI) kavramıyla ilişkilendiriyor. Bu yaklaşımda veriler, sürekli olarak uzak bir veri merkezine bağımlı kalmak yerine üretildikleri yere yakın bir noktada analiz ediliyor. Amon ayrıca, Suudi Arabistan İçişleri Bakanlığı, akıllı şehirler ve bilgisayarlı görü (computer vision) ile bağlantılı kullanım alanlarına değinirken sanayi ortamlarına yönelik özel 5G ağları konusunda Aramco ile yapılan iş birliğine de dikkat çekti.
Yapay zekânın yerel düzeyde bulunmasının, uzak konumlar genelinde yayılan sanayi operasyonlarında özel bir önem taşıdığını belirten Amon; bu durumlarda güvenilirlik ve hızlı yanıt verme süresinin yalnızca performans artışı değil, sistem gereksiniminin doğrudan bir parçası haline geldiğini savunuyor.
Endüstriyel otomasyon ve robotiğin fiziksel yapay zekânın en belirgin büyüme itici güçleri arasında yer alacağını değerlendiren Amon, bu doğrultuda sanayi sektörünü tüketici pazarlarının yanı sıra şirketin hedeflediği büyüme alanları arasında konumlandırıyor.
Otomobil de bir başka bilgi işlem platformu
Bu eğilim, Qualcomm’un stratejisinde giderek daha önemli bir paya sahip olan otomotiv sektörüyle de kesişiyor. Amon, otomobilin ‘tekerlekler üzerindeki bir bilgisayara’ dönüşme vizyonu kapsamında, Qualcomm teknolojilerini kullanan Suudi elektrikli otomobil markası Ceer’e dikkat çekti.
Araç içi bilişim artık yalnızca eğlence veya navigasyonla sınırlı kalmayıp; dijital kokpit, araç işlevlerinin kontrolü, yazılım tanımlı araçlar ile sürücü destek ve otonom sistemlerine kadar uzanıyor. Qualcomm’un otomotiv sanayii için en büyük yarı iletken teknolojileri sağlayıcısı olma yolunda ilerlediğini açıklayan Amon, farklı segmentlerdeki otomotiv şirketleriyle çalıştıklarını belirtti.
Amon, yapay zekâ ajanlarının özellikle araçlar için oldukça uygun olduğunu değerlendiriyor. Sürücü bu ajanlarla sesli olarak etkileşime girebilirken; sistemler ise araç içinde ve çevresinde olup bitenleri anlamak için kameralardan, sensörlerden ve anlık bağlamdan yararlanıyor. Böylece otomobil, Amon’un vizyonunda telefon, bilgisayar, gözlük ve kulaklığı bir araya getiren aynı anlayışın bir uzantısı haline geliyor: Farklı cihazlar, fakat bağlama göre bunlar arasında hareket edebilen kişisel bir yapay zekâ.
Ortadoğu’nun önemi neden değişti?
Şarku’l Avsat’ın, Ortadoğu’nun Qualcomm için neden birkaç yıl öncesine kıyasla daha önemli bir bölge haline geldiğini sorması üzerine Amon, Suudi Arabistan’ın teknoloji ile geleceğin sektörlerine yatırım yapan merkezlere dönüşme ve ekonomilerini çeşitlendirme arzusuna dikkat çekti. Amon, bu durumun geçmişte faaliyetleri daha çok telefon pazarına odaklı olan ancak sonrasında yeni pazarlara açılmaya başlayan Qualcomm’un kendi gidişatıyla da kesiştiğini vurguladı.
Qualcomm, kişisel bilgi işlem kavramını telefon, bilgisayar, kulaklıklar, gözlükler ve otomobilleri de kapsayacak şekilde genişletiyor. (Qualcomm)
Özellikle Suudi Arabistan özelinde Amon, söz konusu ilişkiyi Krallık’ın Qualcomm’un yeni yönelimine erkenden yatırım yapma kararlılığına bağladı. HUMAIN’in, şirketin veri merkezi projesindeki ilk müşterisi olmasını yeniden örnek gösteren Amon, bu durumun bir ‘güven bağı’ ile bu yolculukta birlikte ilerleme arzusu doğurduğunu belirtti. Amon ayrıca bu ilişkinin, şirketin kaynaklarını artırma ve bölgeye odaklanma kararının nedenleri arasında yer aldığını sözlerine ekledi.
Telefon siz olmadan çalışmaya başladığında
Snapdragon Zirvesi’nde tartışmanın diğer boyutu pazarlardan cihazın kendisine kaydı. Amon, yapay zekâ telefonuna geçişi basit bir fikirle açıklıyor: Eskiden bir kişi telefonunu kullanmadığında cihaz beklemedeydi. Ajanlar çağında ise kullanıcı ekrana bakmadığında dahi telefon çalışmaya devam edebilir; çünkü bir ajan kullanıcı adına bir görevi yerine getirebilir, arama yapabilir veya uygulamalarla etkileşime girebilir.
Bu durum, telefonun aynı anda iki tarafa birden hizmet etmesi gerektiği anlamına geliyor: Kullanıcı ve kullanıcının görevleri yürütmek üzere yetkilendirdiği yapay zekâ ajanları. Amon, bunun işlemci tasarımında, işlem gücü kapasitesinde, bellek ve gerekli enerji miktarında köklü değişiklikleri zorunlu kıldığını belirtiyor.
Şirketin bu yıl duyurduğu yenilikler arasında azami hızı 5 GHz’e ulaşan işlemciler yer alıyor. Amon, bu hıza tüm gün süren pil ömrü korunarak ulaşıldığını, ayrıca üst segmentin cihaz üzerinde 30 milyardan fazla parametreye sahip modelleri çalıştırma kapasitesine sahip olduğunu ifade etti.
Qualcomm, Snapdragon 8 Elite Extreme Gen 6’nın yüzde 50 daha büyük birleşik bellek ile 30 milyardan fazla parametreli Mixture of Experts tipi modelleri desteklediğine dikkat çekiyor. Şirket ayrıca bu yıl tek bir seçenekle yetinmek yerine ilk kez premium segmentte iki platform sundu.
Ancak Amon, mevcut sınırların uzun süre yeterli olacağına inanmıyor. Ajanların gereksinimlerinin hızla artması karşısında gelecekte yapay zekaya özel yardımcı birimlere ve bilişim ile bellek arasında daha entegre teknolojilere ihtiyaç duyulacağını dile getirdi.
Yapay zekâ telefonu
Ekonomik açıdan Amon, bu yeteneklerin cihazlar için yeni bir yükseltme (dönüştürme) döngüsü yaratabileceğini değerlendiriyor. Sadece daha iyi bir kamera, daha uzun pil ömrü veya daha yüksek performans elde etmek için yeni bir telefon satın almak yerine; yeni cihazlarda sunulan yapay zekâ yeteneklerinin önceki nesillerden yeterince farklılaşmasıyla birlikte yeni bir satın alma motivasyonu ortaya çıkabilir.
Sektörün mevcut akıllı telefonlardan yapay zekâ telefonlarına geçişi beklediğini belirten Amon, bu durumun yeni kategorilere ve deneyimlere yönelik bir talep yaratacağını öngörüyor. Qualcomm’un her yıl yeni bir nesil geliştirmeye alıştığı akıllı telefon pazarının temposunun, şirkete yapay zekânın mevcut gelişim hızına ayak uydurma ve bu inovasyon modelini diğer pazarlara da taşıma yeteneği kazandırdığına inanıyor.
Tek bir cihaza bağlı olmayan kişisel zekâ
Amon, kişisel bilişimin geleceğini tanımlarken telefonun da ötesine geçiyor. Şarku’l Avsat’ın, Qualcomm’un Snapdragon’u tek bir kişisel yapay zekânın kullanıcının cihazları arasında geçiş yapmasını sağlayan bir bilişim katmanı haline getirmek isteyip istemediğini sorması üzerine Amon, bunun bu yönelimi tanımlamak için ‘iyi bir yol’ olduğunu ifade etti. Şirket bu durumu ‘her yerde bağlantılı yapay zekâ’ olarak adlandırıyor. Snapdragon; telefonda, akıllı gözlüklerde ve araç içindeki dijital kokpitte yer alırken platform akıllı kolyeler, takılar ve ses cihazları gibi yeni kategorilere doğru genişliyor. Amon, gelecekte hareketlilik kavramının tek bir cihazla değil, tamamı yapay zekâ ajanları için temas noktasına dönüşen bir cihazlar bütünüyle ilgili olacağını sözlerine ekledi.
Sesli cihazlar
Bu yönelim ses cihazlarında da kendini gösteriyor. Qualcomm, zirve sırasında kulaklıkları ve giyilebilir cihazları yalnızca ses çalmanın ötesine taşıyarak kişisel yapay zekânın sürekli çalışan arayüzleri haline getirmek üzere tasarlanan Snapdragon Sound Elite Gen 2 platformunu tanıttı.
Şirket, platformun bir önceki nesle kıyasla cihaz üzerinde iki kata kadar daha fazla yapay zekâ kapasitesi sunduğunu, güç tüketimini ise yüzde 40’a varan oranlarda azalttığını ve bağlantıyı her zaman telefon üzerinden aktarmaya gerek kalmadan Wi-Fi aracılığıyla bulut hizmetlerine doğrudan bağlantıyı desteklediğini belirtiyor. Hedeflenen kullanım alanları; geleneksel kulaklıklardan sesli gözlüklere ve yeni giyilebilir cihazlara kadar uzanan kategorilerde akıllı asistanları, çeviriyi, deşifreyi ve bağlam anlamayı kapsıyor.
Gizlilik, güvenlik ve kişisel verilerin kontrolü, buluta aktarılacak verilerin belirlenmesine duyulan ihtiyaçla birlikte temel unsurlar haline geldi. (Qualcomm)
Aynı anlayış, Snapdragon X Elite platformuyla çalışan ve Gemini Intelligence etrafında tasarlanan yeni bir dizüstü bilgisayar kategorisi olan Googlebook duyurusunda da görülüyor. Qualcomm; Dell ve HP cihazlarının yerel Android uygulamaları desteği, bilgisayar ile telefon arasında entegrasyon ve cihaz içi yapay zekâ yetenekleriyle bu kategorideki ilk ürünler arasında yer alacağını ifade ediyor.
Güveni eşitlemek ve sürtünmeyi azaltmak
Kullanıcıyı birden fazla cihaz arasında takip eden kişisel yapay zekânın onun hakkında pek çok şey bilmesi gerekiyor; bu noktada en hassas konulardan biri ortaya çıkıyor. Amon, bu deneyimin başarısını birbiriyle bağlantılı iki faktör arasında konumlandırıyor: Güven ve sürtünmeyi azaltmak.
Ajan kullanıcının bağlamını bilmediği takdirde yeterince yararlı olamayacak ve kişi görevi kendisi yapmayı daha kolay bulacaktır. Buna karşılık kullanıcı, verilerine erişim, bunların depolanması veya kullanılması hususunda güvenmediği bir ajana bu bağlamı sağlamayacaktır.
Amon; ajanın erişebileceği verileri belirleyen bir izin sistemiyle birlikte tüketicinin, hangi bilgilerin bulut hizmetlerine gönderileceğini ve hangilerinin cihazda tutulacağını seçme hakkına sahip olması gerektiğini belirtiyor. Amon’a göre Qualcomm, kullanıcının verilerin nerede depolanacağını belirleyebilmesi ve uygun izinleri verebilmesi için bu mekanizmaları platformun içine inşa etmek üzere çalışıyor. İşlem hızının yanı sıra gizlilik ve kontrol ihtiyacının, cihaz üzerindeki yerel yapay zekâyı bulutla eş zamanlı olarak önemli kılan nedenler arasında yer aldığını vurguluyor. Amon bu durumu çözülmüş bir sorun olarak sunmayarak açıkça, “Bütün cevaplara sahip olduğumuzu düşünmüyorum” ifadesini kullandı.
Kişisel hafızadan egemenliğe
Bu durum, egemen yapay zekâ alanında daha geniş bir kavrama kapı aralıyor. Cristiano Amon egemenliği yalnızca devletlerin savunma sistemlerini, finansal hizmetleri veya kamu işlevlerini yönetme biçimiyle sınırlı görmüyor; bunun vatandaşların verilerine ve yapay zekâ ajanlarının erişimine sunmak istedikleri kısımları ne derece kontrol edebildiklerine kadar uzanabileceğini belirtiyor. Amon’a göre bu sorular; veri merkezlerindeki yerel kapasiteleri cihazlar üzerinde çalışan yapay zekayla birleştiren egemen modeller için daha büyük fırsatlar sunuyor. Şirketin HUMAIN ile gerçekleştirdiği iş birliği de tam olarak bu bağlama oturuyor.
Ajan kullanıcı adına hareket ettiğinde
Güvenlik sorunu, ajanın yalnızca bilgi edinmekle kalmayıp kullanıcının kimlik bilgilerini kullanmaya ve onun adına dış hizmetlerle etkileşime girmeye başladığı noktada daha karmaşık hale geliyor. Amon, bu durumun ajanın gerçekten yetkili kişi adına çalıştığından emin olmak için yeni düzeylerde sürekli kimlik doğrulamayı gerektirdiğini, biyometrik verilerin ile hassas bilgilerin ve kimlik bilgilerinin güvenli bölgelerde depolanmasının daha büyük bir rol üstlenmesi gerektiğini belirtiyor. Bu durum, kullanıcının kendisi için tanımladığı ve korunması gereken ‘kişisel bellek haritası’ kavramını da kapsıyor. Amon, bu güvencelerin önemli bir kısmının sisteme eklenen sıradan bir yazılım katmanı olarak kalmayıp doğrudan donanım düzeyinde desteklenmesi gerektiğini vurguluyor ve bunu Snapdragon platformlarında bulunan güvenlik mekanizmalarıyla ilişkilendiriyor.
Cihaz ve bulut birlikte büyüyor
Qualcomm’un yerel yapay zekâya odaklanmasına rağmen Amon, cihazların bulutun yerini almasını beklemiyor. Mevcut telefon uygulamalarını örnek gösteren Amon, kullanıcının genelde uygulamanın hangi kısmının cihaz üzerinde, hangi kısmının ise veri merkezinde çalıştığını bilmediğini ve bunu bilmeye ihtiyaç da duymadığını belirtiyor.
Yapay zekânın da aynı şekilde çalışacağını öngören Amon, görevlerin istenen hizmete, performansa, gizliliğe ve kullanıcının belirlediği izinlere göre cihaz ile bulut arasında sorunsuz bir şekilde geçiş yapacağını ifade ediyor.
Yük dağıtım süreci kullanıcının kendisi için şeffaf hale gelse bile, kullanıcıya bu seçimler üzerinde net bir yetki veren bir gelecek istediğini sözlerine ekledi. Amon ayrıca cihazlardaki bilişim gücünün artmasının veri merkezlerine olan talebi düşüreceği hipotezini de reddediyor. İki alanın birlikte büyüdüğünü belirten Amon, yerel olarak gerçekleşmesi gereken işlevlerin yanı sıra diğer görevlerin bulutun daha büyük kapasitelerine ihtiyaç duyduğunu vurguluyor. Ajanların sayısı ve gün içindeki kullanım sıklığı arttıkça, yükün yalnızca bir yerden başka bir yere kayması yerine her iki taraftaki toplam bilişim talebinin artabileceğini değerlendiriyor.
Bilgi işlem kapasitesinin üst sınırı henüz belirlenmedi
Bu durum, Qualcomm’un Snapdragon 8 Elite üst segmentinde ilk kez iki platform sunma kararını da açıklıyor. Geleneksel amiral gemisi telefonlar halen daha iyi bir kamera, daha yüksek performans, daha uzun pil ömrü ve gelişmiş oyun deneyimleri sunmak zorundayken; bazı ajan tabanlı kullanım şekilleri bilişim gücüne yönelik yeni bir talep düzeyi eklemeye başladı.
Sektörün şu anda akıllı telefonlardan yapay zekâ telefonlarına geçiş sürecinden geçtiğini belirten Amon, yeni uygulamaların ihtiyaç duyacağı üst güç sınırının henüz nerede olduğunun bilinmediğini ifade etti. Yapay zekâ şirketlerinin ve kullanıcıların ‘daha fazla bilişim gücü istediğini’ kaydeden Amon, şirketin bu talebin ne kadar ileri gidebileceğini test etmeye devam ettiğini sözlerine ekledi.
Bahsin başarısı
Amon, ajanlar çağına yapılan yatırımın başarısını yalnızca bir işlemci hızıyla veya çalıştırılabilecek model sayısıyla ölçmüyor. Şarku’l Avsat’ın önümüzdeki üç yıl içinde stratejinin başarılı olduğuna dair neleri kanıt kabul edeceğini sorması üzerine Amon, üç temel gösterge belirledi: İlk olarak, günlük kullanımın uygulama merkezli bir modelden insanların görevleri tamamlamak için ajanlara daha fazla güvendiği bir modele evrilmesi. İkinci olarak; kişisel bilişim deneyiminin gözlükler, saatler, kolyeler ve diğer kişisel yapay zekâ kategorilerinin yaygınlaşmasıyla daha fazla cihaza dağılması. Üçüncü olarak ise tüketicinin, tıpkı önceki teknolojik dönüşümlerin kullanıcıları yeni nesil cihazlara yönlendirdiği gibi, yeni bir yapay zekâ telefonuna ihtiyaç duyduğunu söylemeye başladığı net bir yükseltme (dönüştürme) döngüsünün ortaya çıkması.
Ancak bu vizyonun başarısı nihayetinde henüz netleşmemiş bir denkleme bağlı kalacaktır: Ajan kullanıcı hakkında ne kadar çok şey bilirse o kadar yararlı hale geliyor; ajana ne kadar çok yetki verilirse gizlilik, güvenlik ve kontrol hakkındaki sorular da bir o kadar hassaslaşıyor. Yapay zekâyı arka planda sürekli çalışır kılma arzusu ile kararları ve verileri kullanıcının kontrolü altında tutma ihtiyacı arasında Amon, sektörün insanların fiilen kabul edeceği sınırları belirleme sürecinin henüz başında olduğuna inanıyor.
بيرنهام: استقرار المالية العامة أمر بالغ الأهمية لبريطانياhttps://aawsat.com/%D8%A7%D9%84%D8%A7%D9%82%D8%AA%D8%B5%D8%A7%D8%AF/5323077-%D8%A8%D9%8A%D8%B1%D9%86%D9%87%D8%A7%D9%85-%D8%A7%D8%B3%D8%AA%D9%82%D8%B1%D8%A7%D8%B1-%D8%A7%D9%84%D9%85%D8%A7%D9%84%D9%8A%D8%A9-%D8%A7%D9%84%D8%B9%D8%A7%D9%85%D8%A9-%D8%A3%D9%85%D8%B1-%D8%A8%D8%A7%D9%84%D8%BA-%D8%A7%D9%84%D8%A3%D9%87%D9%85%D9%8A%D8%A9-%D9%84%D8%A8%D8%B1%D9%8A%D8%B7%D8%A7%D9%86%D9%8A%D8%A7
بيرنهام: استقرار المالية العامة أمر بالغ الأهمية لبريطانيا
العاصمة البريطانية لندن (رويترز)
قال رئيس الوزراء البريطاني، أندي بيرنهام، إنه يدرك ضرورة طمأنة المستثمرين إلى أنه واجه «حقيقة» التحديات التي تواجه المالية العامة، من أجل استقرار الأسواق قبل المضي في إصلاحات اقتصادية أوسع.
وسجَّلت تكاليف الاقتراض الحكومي في الاقتصادات المتقدِّمة خلال الأسابيع القليلة الماضية مستويات مرتفعة لم تشهدها منذ عقود، في ظلِّ مخاوف من استمرار الضغوط التضخمية المرتبطة بحرب إيران، وارتفاع الاقتراض الحكومي.
لكن تكاليف الاقتراض في بريطانيا ارتفعت أيضاً؛ بسبب مخاوف السوق من أن الحكومة الجديدة ستواجه صعوبة في كبح الإنفاق، إذ تتجه الأنظار جميعها إلى ميزانيتها المقرر إعلانها في 28 أكتوبر (تشرين الأول).
إلا أن بيرنهام أوضح أن نواب حزب «العمال» لا تتوافر لديهم الإرادة اللازمة «لإجراء تخفيضات كبيرة» في ميزانية الرعاية الاجتماعية.
وقال بيرنهام لصحيفة «غارديان» قبل المؤتمر السنوي لحزب «العمال» الحاكم الذي ينتمي إليه: «أعتقد أنه من الضروري للغاية تحقيق الاستقرار وإظهار الاستعداد لمواجهة حقيقة بعض هذه المسائل الصعبة».
وأضاف: «لكن في الواقع، من خلال هذا الاستقرار، يمكن أن يتاح المجال لإجراء تغيير أكبر قد يضع البلاد في نهاية المطاف في وضع أقوى فيما يتعلق بالمالية العامة».
وتابع: «يجب أن تحقق الاستقرار، لكن عليك أن تفعل ما في وسعك في إطار ذلك. لا يمكنك تنفيذ برنامج تغيير كبير، وهو ما أعتقد أن البلاد بحاجة إليه، في ظل وضع فوضوي».