أول شخص أسود يتولى رئاسة جامعة هارفارد الأميركية

كلودين غاي (رويترز)
كلودين غاي (رويترز)
TT

أول شخص أسود يتولى رئاسة جامعة هارفارد الأميركية

كلودين غاي (رويترز)
كلودين غاي (رويترز)

عيّنت جامعة هارفارد الأميركية عميدة أهم كلياتها كلودين غاي رئيسة لها، لتصبح بذلك أول شخص أسود يتولى قيادة هذه المؤسسة التعليمية المرموقة في خضم نقاش في المحكمة العليا حول التمييز الإيجابي للطلاب.
وتُعدّ كلودين غاي، وهي ابنة مهاجرين هايتيين وأستاذة الدراسات الأفريقية والأميركية - الأفريقية، متخصصة في سياسات الأقليات.
ووصفت الجامعة عبر موقعها على الإنترنت كلودين غاي بأنها «أستاذة ومرشدة متفانية تناولت فصولها الدراسية مواضيع تتعلق بالسياسة العرقية والإثنية في الولايات المتحدة، والسياسة السوداء في حقبة ما بعد الحقوق المدنية، والسلوكيات السياسية الأميركية والمواطَنة الديمقراطية».
كذلك، أسست غاي وترأست مبادرة هارفارد في شأن انعدام المساواة في الولايات المتحدة التي تهدف إلى «تعزيز التدريس والأبحاث في هارفارد في شأن انعدام المساواة الاجتماعية والاقتصادية»، على ما أفادت رئيس لجنة اختيار الرئيس الجديد للجامعة بيني بريتزكر.
وتتولى غاي في الوقت الراهن منصب عميدة الكلية المسؤولة عن العلوم والعلوم الاجتماعية.
وجاء الإعلان عن اختيار غاي من بين أكثر من 600 مرشح، وبعد عملية استغرقت أشهراً عدة، في وقت تشهد هارفارد التي تحتل صدارة تصنيف شنغهاي الجامعي العالمي منذ 20 عاماً، نقاشاً واسعاً عن التمييز الإيجابي في المحكمة العليا الأميركية التي يغلب عليها التيار المحافظ طبقاً لتقرير وكالة الصحافة الفرنسية.
وعقدت المحكمة في 31 أكتوبر (تشرين الأول) الفائت؛ بناءً على مراجعة تقدّم بها ناشط من المحافظين الجدد، جلسة استغرقت نحو خمس ساعات تتعلق بإجراءات القبول في أقدم جامعة أميركية خاصة، أي هارفارد، وأقدم جامعة عامة هي نورث كارولينا؛ نظراً إلى كونها تأخذ في الاعتبار لون البشرة أو الأصل العرقي لتقويم ملفات المتقدمين بطلبات الانتساب.
ويتمثل الهدف في تصحيح التفاوتات الناتجة من الماضي التمييزي للولايات المتحدة وزيادة حصة الطلاب السود أو ذوي الأصول الإسبانية أو الأميركيين الأصليين في التعليم العالي، لكن هذه السياسات كانت دائماً موضع انتقاد في الأوساط المحافظة التي ترى فيها «عنصرية معكوسة».


مقالات ذات صلة

دراسة تكشف: مدرستك الثانوية تؤثر على مهاراتك المعرفية بعد 60 عاماً

الولايات المتحدة​ دراسة تكشف: مدرستك الثانوية تؤثر على مهاراتك المعرفية بعد 60 عاماً

دراسة تكشف: مدرستك الثانوية تؤثر على مهاراتك المعرفية بعد 60 عاماً

أظهر بحث جديد أن مدى جودة مدرستك الثانوية قد يؤثر على مستوى مهاراتك المعرفية في وقت لاحق في الحياة. وجدت دراسة أجريت على أكثر من 2200 من البالغين الأميركيين الذين التحقوا بالمدرسة الثانوية في الستينات أن أولئك الذين ذهبوا إلى مدارس عالية الجودة يتمتعون بوظيفة إدراكية أفضل بعد 60 عاماً، وفقاً لشبكة «سكاي نيوز». وجد الباحثون أن الالتحاق بمدرسة مع المزيد من المعلمين الحاصلين على تدريب مهني كان أوضح مؤشر على الإدراك اللاحق للحياة. كانت جودة المدرسة مهمة بشكل خاص للمهارات اللغوية في وقت لاحق من الحياة. استخدم البحث دراسة استقصائية أجريت عام 1960 لطلاب المدارس الثانوية في جميع أنحاء الولايات المتحدة

«الشرق الأوسط» (واشنطن)
العالم العربي مصر: نفي رسمي لـ«إلغاء مجانية» التعليم الجامعي الحكومي

مصر: نفي رسمي لـ«إلغاء مجانية» التعليم الجامعي الحكومي

نفت الحكومة المصرية، أمس السبت، عزمها «إلغاء مجانية التعليم الجامعي»، مؤكدة التزامها بتطوير قطاع التعليم العالي. وتواترت أنباء خلال الساعات الماضية حول نية الحكومة المصرية «إلغاء مجانية التعليم في الجامعات الحكومية»، وأكد مجلس الوزراء المصري، في إفادة رسمية، أنه «لا مساس» بمجانية التعليم بكل الجامعات المصرية، باعتباره «حقاً يكفله الدستور والقانون لكل المصريين».

إيمان مبروك (القاهرة)
«تشات جي بي تي»... خصم وصديق للتعليم والبحث

«تشات جي بي تي»... خصم وصديق للتعليم والبحث

لا يزال برنامج «تشات جي بي تي» يُربك مستخدميه في كل قطاع؛ وما بين إعجاب الطلاب والباحثين عن معلومة دقيقة ساعدهم «الصديق (جي بي تي)» في الوصول إليها، وصدمةِ المعلمين والمدققين عندما يكتشفون لجوء طلابهم إلى «الخصم الجديد» بهدف تلفيق تأدية تكليفاتهم، لا يزال الفريقان مشتتين بشأن الموقف منه. ويستطيع «تشات جي بي تي» الذي طوَّرته شركة الذكاء الصناعي «أوبن إيه آي»، استخدامَ كميات هائلة من المعلومات المتاحة على شبكة الإنترنت وغيرها من المصادر، بما في ذلك حوارات ومحادثات بين البشر، لإنتاج محتوى شبه بشري، عبر «خوارزميات» تحلّل البيانات، وتعمل بصورة تشبه الدماغ البشري. ولا يكون النصُّ الذي يوفره البرنامج

حازم بدر (القاهرة)
تحقيقات وقضايا هل يدعم «تشات جي بي تي» التعليم أم يهدده؟

هل يدعم «تشات جي بي تي» التعليم أم يهدده؟

رغم ما يتمتع به «تشات جي بي تي» من إمكانيات تمكنه من جمع المعلومات من مصادر مختلفة، بسرعة كبيرة، توفر وقتاً ومجهوداً للباحث، وتمنحه أرضية معلوماتية يستطيع أن ينطلق منها لإنجاز عمله، فإن للتقنية سلبيات كونها قد تدفع آخرين للاستسهال، وربما الاعتماد عليها بشكل كامل في إنتاج موادهم البحثية، محولين «تشات جي بي تي» إلى أداة لـ«الغش» العلمي.

حازم بدر (القاهرة)
العالم العربي بن عيسى يشدد على أهمية التعليم لتركيز قيم التعايش

بن عيسى يشدد على أهمية التعليم لتركيز قيم التعايش

اعتبر محمد بن عيسى، الأمين العام لمؤسسة منتدى أصيلة، ووزير الخارجية المغربي الأسبق، أن مسألة التعايش والتسامح ليست مطروحة على العرب والمسلمين في علاقتهم بالأعراق والثقافات الأخرى فحسب، بل أصبحت مطروحة حتى في علاقتهم بعضهم ببعض. وقال بن عيسى في كلمة أمام الدورة الحادية عشرة لمنتدى الفكر والثقافة العربية، الذي نُظم أمس (الخميس) في أبوظبي، إن «مسألة التعايش والتسامح باتت مطروحة علينا أيضاً على مستوى بيتنا الداخلي، وكياناتنا القطرية، أي في علاقتنا ببعضنا، نحن العرب والمسلمين».

«الشرق الأوسط» (أبوظبي)

Analistler: Riyad-Tahran anlaşmasının sınırları Babül Mendeb'de test ediliyor

Analistlere göre Pekin, Tahran'ın Suudi Arabistan'la yaptığı anlaşmadaki taahhütlerini yerine getirmesini sağlama konusunda zorlu bir sınavla karşı karşıya (SPA)
Analistlere göre Pekin, Tahran'ın Suudi Arabistan'la yaptığı anlaşmadaki taahhütlerini yerine getirmesini sağlama konusunda zorlu bir sınavla karşı karşıya (SPA)
TT

Analistler: Riyad-Tahran anlaşmasının sınırları Babül Mendeb'de test ediliyor

Analistlere göre Pekin, Tahran'ın Suudi Arabistan'la yaptığı anlaşmadaki taahhütlerini yerine getirmesini sağlama konusunda zorlu bir sınavla karşı karşıya (SPA)
Analistlere göre Pekin, Tahran'ın Suudi Arabistan'la yaptığı anlaşmadaki taahhütlerini yerine getirmesini sağlama konusunda zorlu bir sınavla karşı karşıya (SPA)

Çin'in himayesinde Suudi Arabistan ile İran arasında anlaşmanın imzalanmasının üzerinden üç yılı aşkın süre geçerken Riyad ile Tahran arasındaki uzlaşma en zorlu sınavlarından biriyle karşı karşıya. İran'ın Yemen ve Irak'ta Suudi Arabistan'ı hedef alan silahlı grupları desteklediğine yönelik suçlamaların artması ve Husilerin Babül Mendeb  Boğazı'na doğru hareketlenmesi, Krallığın güvenliği ile Kızıldeniz'deki deniz ulaşımı açısından yeni tehditler doğuruyor.

Şarku’l Avsat’ın Fransız Haber Ajansı AFP’den aktardığı analize göre  Husilere bağlı askeri kaynaklar İran Devrim Muhafızları'ndan uzmanlar Babül Mendeb  bölgesinin yanı sıra Hudeyde'nin güneyindeki El-Muha limanı ve havaalanı ile kentin doğusundaki Cebel el-Nar kampını ziyaret etti. Uzmanların El-Muha ve Babül Mendeb Boğazı'na hakim dağlık tepelerde tünel kazma çalışmalarını denetlediği, ayrıca El-Muha yakınları ile Kızıldeniz'in güneyindeki Zukar Adası'na radar kurulmasını görüştüğü belirtildi.

Şarku’l Avsat'a konuşan analistler, son gelişmelerin yalnızca Tahran'ın taahhütlerine bağlılığını değil, aynı zamanda Çin'in arabulucu rolünün güvenilirliğini de sınadığını belirtiyor. Mesele artık Suudi Arabistan ile İran arasındaki diplomatik ilişkilerin sürüp sürmeyeceğiyle sınırlı değil. Asıl soru, anlaşmanın dolaylı tehdit kaynaklarını kontrol altına alıp alamayacağı ve silahlı grupların bölge ülkelerine baskı yapmak amacıyla kullanılmasının önüne geçip geçemeyeceği.

bghj
Analistlere göre İran'ın Husiler üzerinden Bab el-Mendeb Boğazı yakınlarındaki faaliyetleri, Suudi Arabistan-İran anlaşması için ciddi bir sınama oluşturuyor (SPA)

Riyad ve Tahran, yaklaşık yedi yıllık diplomatik kopukluğun ardından ilişkileri yeniden başlatmak amacıyla Mart 2023'te Pekin'de Çin'in himayesinde bir anlaşma imzalamıştı.

Babül Mendeb... Anlaşma için ciddi bir sınav

Körfez Araştırmaları Merkezi Başkanı Dr. Abdülaziz bin Sakr, Mart 2023'te imzalanan Pekin Anlaşması'nın üç temel unsura dayandığını belirtiyor. Bunların ilki, yedi yıllık kopukluğun ardından diplomatik ilişkilerin yeniden tesis edilmesi. İkincisi, ikili iş birliği anlaşmalarının yeniden hayata geçirilmesi. Üçüncüsü ise devletlerin egemenliğine saygı gösterilmesi ve iç işlerine müdahale edilmemesi. Bin Sakr'a göre son unsur “en önemli ve en hassas” başlığı oluşturuyor.

Bin Sakr, Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamada İran'ın Husiler üzerinden Babül Mendeb Boğazı yakınlarında yürüttüğü faaliyetlerin “Suudi Arabistan-İran anlaşması için ciddi bir sınav” olduğunu söyledi. Bunun anlaşmanın güven inşa etmeye dayanan ruhuna ve hükümlerine aykırı olduğunu belirten Bin Sakr, İran'ın taahhütlerinin yalnızca doğrudan yürüttüğü faaliyetleri değil, Devrim Muhafızları ile bağlantılı grupların davranışlarını da kapsaması gerektiğini ifade etti.

cdfvgh
Yemen açıklarındaki stratejik Bab el-Mendeb Boğazı'ndan geçen ticari tankerlerden biri (AFP)

Bin Sakr, “İran'la bölgesel ve uluslararası güvenliği tehdit eden vekil güçlerinin faaliyetlerini kapsamayan herhangi bir anlaşmanın anlamı yok” dedi. Husilere verilen desteğin veya Husilerin Suudi Arabistan'ın güvenliğini tehdit etmeye teşvik edilmesinin egemenliğe saygı gösterme ve içişlerine müdahale etmeme taahhüdünün “açık bir ihlali” olduğunu savundu.

Çin ve Asya meseleleri araştırmacısı ve danışmanı Abdülaziz eş-Şabani ise İran'ın Babül Mendeb Boğazı yakınlarındaki faaliyetlerinin Pekin Anlaşması'nı sınadığını ancak bunun anlaşmanın çöktüğü anlamına gelmediğini belirtti. Eş-Şabani, anlaşmanın temel olarak Riyad ile Tahran arasındaki ilişkileri yeniden tesis etmek ve diyalog kanallarını açmak amacıyla tasarlandığını, iki ülke arasındaki rekabeti sona erdirmek veya stratejik ortaklık kurmak için yapılmadığını kaydetti.

Vekil güçler politikası

Suudi siyasi analist Dr. Halid el-Habbas ise milis politikasının Tahran'ın bölgesel nüfuzunu genişletmek için kullandığı en önemli araçlardan biri olduğunu belirtti. Habbas, Devrim Muhafızları'nın bu grupları desteklediğini, eğittiğini ve organize ettiğini, böylece gerektiğinde İran'ın hedeflerine hizmet eden roller üstlenmelerini sağladığını söyledi.

Habbas, son dönemdeki Husi hareketliliğini ve daha önce Irak'taki İran yanlısı grupların faaliyetlerini Tahran üzerindeki artan askeri ve ekonomik baskının yanı sıra İran'ın alternatif baskı alanları oluşturma girişiminin bir parçası olarak değerlendiriyor. Babül Mendeb'e doğru gerçekleştirilen hareketliliğin deniz ulaşımını tehdit etme, enerji fiyatlarını yükseltme ve tedarik zincirlerini aksatma imkânı sağlayabileceğini belirtiyor.

Dr. Habbas, Husilerin gemileri hedef almayacaklarına ilişkin taahhütlerine güvenilmemesi gerektiği uyarısında bulundu. Kızıldeniz'de 2023'ün sonlarından bu yana yaşanan gelişmelerin bunun aksini gösterdiğini belirten Habbas, deniz ulaşımının korunmasının “yalnızca Krallığın değil, uluslararası toplumun sorumluluğu” olduğunu vurguladı.

vfghyju
Milisler, Tahran'ın bölgesel nüfuzunu genişletmek için kullandığı en önemli araçlardan biri olarak öne çıkıyor (EPA)

Habbas'a göre Suudi Arabistan, anlaşmazlıkların barışçıl yollarla çözülmesinde ve diplomasi kapısının açık tutulmasında ısrar etse de Birleşmiş Milletler Şartı'nın 51. maddesi uyarınca kendisini savunma hakkına sahip. Riyad ayrıca İran'dan anlaşmanın maddelerine uymasını talep edebilir ve taahhütlerine ne ölçüde bağlı kaldığı ışığında anlaşmayı gözden geçirebilir.

Sınama dönemi sona erdi mi?

Profesör Dr. Samir Salha ise daha sert bir değerlendirmede bulunuyor. Salha, “Artık mutabakatların sınanması aşamasını geride bıraktık. İran tarafının anlaşmanın ruhundan uzaklaştığı ve verdiği taahhütlerden farklı bir bölgesel politika izlemeye başladığı açık” dedi.

Salha, temel sorunun artık yalnızca Tahran'ın anlaşmaya uyup uymadığı olmadığını, Husileri kimin silahlandırdığı, eğittiği ve operasyonlarını yönlendirdiğinin de sorgulanması gerektiğini belirtti.

“Tehditler kamuoyu önünde Husilerden geliyor gibi görünse de meselenin özünde İran var” diyen Salha, Yemen, Irak ve Lübnan'daki vekil güçlerin harekete geçirilmesinin Riyad ile ilişkilerin yeniden kurulmasına rağmen İran'ın değişmeyen önceliklerine işaret ettiğini savundu.

Salha'nın değerlendirmesine göre Suudi Arabistan seçeneklerini yalnızca Çin'in harekete geçmesini bekleyerek şekillendirmeyecek. Riyad, diplomatik kanalı açık tutarken güvenliğini garanti altına alacak stratejik alternatifler aramayı sürdürecek. Salha, bunun son aylarda zaten atılmaya başlanan adımlardan biri olduğunu belirtti.

Pekin... Yolu açmak yetmez!

Analistler, Çin'in İran üzerindeki ekonomik, siyasi ve askeri ilişkilerinden kaynaklanan geniş etki araçlarına sahip olduğu konusunda hemfikir. Ancak Pekin'in anlaşmanın sembolik hamisi konumundan çıkarak uygulanmasını daha etkin biçimde denetleyen bir role geçmesi gerektiğini belirtiyorlar.

Bin Sakr, Pekin'in “anlaşmaya aykırı İran davranışlarını tespit edebilecek kapasiteye sahip olduğunu” söyledi. Ancak Çin'in, krizlerin kendi ulusal güvenliğini doğrudan etkilemediği durumlarda belirsiz ve kararsız bir tutum sergilemeye eğilimli olduğunu belirten Bin Sakr, bugün ihtiyaç duyulanın Tahran'ın taahhütlerine uyup uymadığını doğrulayacak ve vekil güçlerini sınırlandıracak açık bir mekanizma olduğunu ifade etti.

Salha ise Çin'in İran'la ilişkilerini korumakla Körfez ülkeleriyle daha geniş çıkarlarını ve Kızıldeniz üzerinden geçen ticaret yollarını savunmak arasında hassas bir tercih yapmak durumunda olduğunu belirtti.

“Bu öncelikle İran için bir sınav, ikinci derecede ise Pekin için bir sınav” diyen Salha, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Pekin zor, hassas ve kritik bir durumla karşı karşıya. Son dönemde Çin'in tutumlarında ve İran'a yönelik siyasi mesajlarında olumlu göstergeler var. Ancak Tahran'ın Pekin'in söylediklerini kabul edeceğine ve bunlara kulak vereceğine güvenmek zor.”

Dr. Salha, “Pekin, Suudi Arabistan ile İran ilişkilerinde yeni bir sınamanın önünü açmayı başardı. Ancak Çin çıkarlarını ve Körfez ülkeleriyle ilişkilerini korumak istiyorsa bugün bunun ötesine geçmek zorunda” dedi.

Eş-Şabani ise Pekin'in diplomasiye ve doğrudan müdahaleden kaçınmaya daha fazla ağırlık verdiğini ve herhangi bir tarafa kesin biçimde destek vermesinin beklenmediğini belirtti.

Eş-Şabani, anlaşmanın geleceğinin Çin'in diyaloğu açık tutma ve krizleri kontrol altına alma kapasitesine bağlı olduğunu, Suudi Arabistan'ın ise kendi güvenliğini ve çıkarlarını korumak için sahip olduğu imkânları ve bölgesel ortaklıklarını kullanma hakkını elinde tuttuğunu ifade etti.


اتفاق غرينلاند سيُوقّع في نيويورك الثلاثاء

منظر عام لمدينة نوك عاصمة غرينلاند (رويترز)
منظر عام لمدينة نوك عاصمة غرينلاند (رويترز)
TT

اتفاق غرينلاند سيُوقّع في نيويورك الثلاثاء

منظر عام لمدينة نوك عاصمة غرينلاند (رويترز)
منظر عام لمدينة نوك عاصمة غرينلاند (رويترز)

أعلن مكتب رئيس الوزراء الدنماركي، مساء الاثنين، أن غرينلاند والدنمارك والولايات المتحدة ستوقع الاتفاق بشأن الإقليم الواقع في القطب الشمالي، الثلاثاء، على هامش اجتماعات الجمعية العامة للأمم المتحدة في نيويورك.

وأورد بيان للمكتب نقلته «وكالة الصحافة الفرنسية» أنه «سيُقام حفل التوقيع في مبنى الأمم المتحدة الساعة 10:30 صباحاً بالتوقيت المحلي (14:30 بتوقيت غرينتش)».

وسيوقع الاتفاق «الهادف إلى تعزيز الأمن في القطب الشمالي وفي منطقة شمال الأطلسي» كل من رئيس وزراء غرينلاند ينس فريدريك نيلسن، ورئيسة وزراء الدنمارك ميته فريدريكسن، والرئيس الأميركي دونالد ترمب.

وأثار ترمب أزمة كبيرة مع الأوروبيين عبر تهديده بضمّ الإقليم الدنماركي ذي الحكم الذاتي، بموقعه الاستراتيجي وموارده القيّمة، إلى الولايات المتحدة. ولم يُنشر هذا الاتفاق الذي أعلنه ترمب، الجمعة، حتى الآن.

لكن رئيسة الوزراء الدنماركية أكدت، مساء الاثنين، لوسائل الإعلام الدنماركية أنه «يعترف» بسيادة مملكة الدنمارك ووحدة أراضيها، فضلاً عن حق شعب غرينلاند في تقرير المصير.

وقالت من نيويورك لإذاعة «دي آر»: «إنه اتفاق جيد من وجهة النظر الدنماركية. وإذا كان مفيداً لدول الشمال وللأمن في منطقة القطب الشمالي، فهو مفيد أيضاً لحلف شمال الأطلسي (ناتو) وأوروبا».

وتؤكد واشنطن أن الاتفاق يضمن عدم تمكّن الصين وروسيا من إنشاء قواعد عسكرية في غرينلاند أو القيام باستثمارات حساسة هناك من دون موافقتها. كما يمهد لتعزيز الوجود العسكري الأميركي.

وكررت ميته فريدريكسن، الاثنين: «اتفقنا على هذا الأمر مع الأميركيين منذ فترة طويلة جداً: منطقة القطب الشمالي وشمال المحيط الأطلسي يشكلان منطقة دفاعية مهمة لجميع أعضاء حلف شمال الأطلسي».


«سير» تراهن على بناء صناعة سيارات سعودية متكاملة

الرئيس التنفيذي لشركة «سير» جيمس ديلوكا يتحدث خلال العرض العالمي للمركبة الأولى في حفلٍ غرب السعودية (الشرق الأوسط)
الرئيس التنفيذي لشركة «سير» جيمس ديلوكا يتحدث خلال العرض العالمي للمركبة الأولى في حفلٍ غرب السعودية (الشرق الأوسط)
TT

«سير» تراهن على بناء صناعة سيارات سعودية متكاملة

الرئيس التنفيذي لشركة «سير» جيمس ديلوكا يتحدث خلال العرض العالمي للمركبة الأولى في حفلٍ غرب السعودية (الشرق الأوسط)
الرئيس التنفيذي لشركة «سير» جيمس ديلوكا يتحدث خلال العرض العالمي للمركبة الأولى في حفلٍ غرب السعودية (الشرق الأوسط)

قال الرئيس التنفيذي لـ«سير»، جيمس ديلوكا، إن إطلاق الشركة سياراتها الأولى يمثّل محطة تاريخية تتجاوز قطاع المركبات، لتؤسس لمرحلة جديدة من الابتكار والتصنيع والقدرات الصناعية في السعودية.

وأوضح ديلوكا، خلال العرض العالمي الأول للشركة في حفل استضافته مدينة الملك عبد الله الاقتصادية، الاثنين، أن مركبات «سير» صُمّمت وطُوّرت، ومن المقرر أن تُصنّع في السعودية، مُترجمةً طموحاً سعودياً لا يكتفي بالمشاركة في صناعات المستقبل، بل يسعى إلى الإسهام في تشكيلها.

وأشار إلى أن الفكرة بدأت برؤية طموحة لبناء صناعة سيارات عالمية المستوى داخل المملكة، مُستذكراً توجيهاً من الأمير محمد بن سلمان، ولي العهد رئيس مجلس الوزراء السعودي، خلال مراجعة تصاميم المركبات، دعا فيه إلى عدم تكرار ما يفعله العالم، بل إلى اختيار مسار مختلف ومميز.

وأضاف الرئيس التنفيذي أن هذا التوجيه أصبح جزءاً من هوية «سير»، ودافعاً لتحدي المألوف وتقديم تصميم يعكس طابعاً سعودياً خاصاً.

جيمس ديلوكا استذكر توجيهاً من الأمير محمد بن سلمان باختيار مسار مختلف ومميز وعدم تكرار ما يفعله العالم (الشرق الأوسط)

وأبان أن الشركة بدأت بنحو 20 موظفاً في مكتب صغير، لكنها تضم اليوم أكثر من 2300 موظف من المصممين والمهندسين وخبراء التصنيع، يجمعون بين الخبرات العالمية والكفاءات السعودية، متوقعاً أن يصل العدد إلى نحو 6500 بحلول عام 2034، على أن يشكّل السعوديون 80 في المائة منهم.

وأكد رئيس «سير» أن الشركة تستثمر في إعداد جيل جديد من الكفاءات الوطنية عبر برامج تدريبية وشراكات، بينها الأكاديمية الوطنية للسيارات، بهدف تمكين السعوديين من قيادة مختلف حلقات سلسلة القيمة في القطاع، وليس الاكتفاء بتصنيع المركبات داخل المملكة.

وحسب ديلوكا، فمن المتوقع أن تُسهم «سير» بأكثر من 80 مليار ريال في الناتج المحلي الإجمالي السعودي بحلول 2034، وأن تحسّن الميزان التجاري للمملكة بنحو 80 مليار ريال (21.3 مليار دولار)، فضلاً عن دعم نحو 30 ألف وظيفة مباشرة وغير مباشرة في سلسلة قيمة صناعة السيارات.

ديلوكا يتوقَّع أن تُسهم «سير» بأكثر من 80 مليار ريال في الناتج المحلي الإجمالي السعودي بحلول 2034 (الشرق الأوسط)

ولفت إلى أن بناء هذا القطاع يعتمد على شراكات واسعة، مشيراً إلى إسهام صندوق الاستثمارات العامة وشركة «فوكسكون» في تأسيس الشركة، فضلاً عن تعاونها مع أكثر من 400 شريك في قطاعات السيارات والتقنية والصناعة، إلى جانب الموردين المحليين.

ويرى الرئيس التنفيذي أن مجمع «سير» الصناعي في مدينة الملك عبد الله الاقتصادية، وما يجاوره من حديقة للموردين، يمثّلان قاعدة لصناعة سيارات ناشئة في المملكة، تمهّد لوصول مركبات تحمل علامة سعودية إلى العملاء داخل المملكة والمنطقة وخارجها.

وشدد ديلوكا، في ختام كلمته، على أن طموح «سير» يتمثل في «إشعال صناعة، وإلهام أمة، وإبهار العالم».