استياء إيراني من تصريحات بايدن خلال جولته الإقليمية

طهران تزعم أنها «قادرة فنياً» على صنع قنبلة نووية

الرئيس الأميركي جو بايدن يصل إلى البيت الأبيض بعد عودته من رحلته الإقليمية أول من أمس (أ.ب)
الرئيس الأميركي جو بايدن يصل إلى البيت الأبيض بعد عودته من رحلته الإقليمية أول من أمس (أ.ب)
TT

استياء إيراني من تصريحات بايدن خلال جولته الإقليمية

الرئيس الأميركي جو بايدن يصل إلى البيت الأبيض بعد عودته من رحلته الإقليمية أول من أمس (أ.ب)
الرئيس الأميركي جو بايدن يصل إلى البيت الأبيض بعد عودته من رحلته الإقليمية أول من أمس (أ.ب)

عبَّرت طهران عن استيائها من تصريحات الرئيس الأميركي جو بايدن خلال جولته الإقليمية، واتهمته بمتابعة «سياسة الترهيب» ضد إيران، و«إثارة التوتر في المنطقة».
وأكد بايدن أمام قادة دول خليجية وعربية في جدة، أنَّ واشنطن لن تسمح بوجود فراغ إقليمي تملؤه روسيا أو الصين أو إيران. وقبل ذلك، تعهد بايدن في إعلان أمني وقَّعه مع إسرائيل، منعَ إيران من حيازة سلاح نووي.
وقال المتحدث باسم الخارجية الإيرانية، ناصر كنعاني، في بيان، إنَّ الولايات المتحدة «تلجأ مجدداً لسياستها الفاشلة في التخويف من إيران»، وأضاف البيان أنَّ «المزاعم والاتهامات التي كالها الرئيس بايدن خلال جولته الشرق أوسطية، ومنها تصريحاته في قمة جدة، مرفوضة، ولا أساس لها». وأضاف: «هذه المزاعم الفارغة تأتي في سياق استمرار السياسة الأميركية لخلق الفتن وإثارة التوتر في المنطقة».
من جانبه، قال كمال خرازي، كبير مستشاري المرشد الإيراني في السياسة الخارجية، في تصريحات لقناة «الجزيرة» نقلتها «رويترز»، إنَّ طهران «قادرة فنياً على صنع قنبلة نووية؛ لكنَّها لم تتخذ قراراً بعد لتنفيذ ذلك». وتابع قائلاً: «خلال أيام قليلة تمكنَّا من تخصيب اليورانيوم لما يصل إلى 60 في المائة، ويمكننا بسهولة إنتاج يورانيوم مخصب لنسبة 90 في المائة». وأضاف أنَّ بلاده «لن تتفاوض أبداً على برنامجها النووي وسياستها الإقليمية».
وفي إسرائيل، أكد رئيس الوزراء الإسرائيلي يائير لبيد في الاجتماع الأسبوعي للحكومة الإسرائيلية، أمس، أنَّه أوضح لبايدن وفريقه أنَّ «إسرائيل تعارض الاتفاق النووي، وتحتفظ لنفسها بحق التصرف الكامل، دبلوماسياً وعملياتياً، أمام البرنامج النووي الإيراني».
...المزيد



إعلام إسرائيلي: استهداف القيادي البارز في «حماس» علي العامودي بغزة

 شقة سكنية مدمرة تظهر عقب غارة جوية إسرائيلية غرب مدينة غزة (إ.ب.أ)
شقة سكنية مدمرة تظهر عقب غارة جوية إسرائيلية غرب مدينة غزة (إ.ب.أ)
TT

إعلام إسرائيلي: استهداف القيادي البارز في «حماس» علي العامودي بغزة

 شقة سكنية مدمرة تظهر عقب غارة جوية إسرائيلية غرب مدينة غزة (إ.ب.أ)
شقة سكنية مدمرة تظهر عقب غارة جوية إسرائيلية غرب مدينة غزة (إ.ب.أ)

كشف مصدر أمني بأن غارة جوية إسرائيلية استهدفت الليلة الماضية القيادي البارز في حركة «حماس»، علي العامودي، في مدينة غزة، في حين ذكرت وسائل إعلام فلسطينية أن الغارة أسفرت عن مقتل خمسة أشخاص.

وقد أصابت الغارة مبنىً يقع في غرب مدينة غزة، وفقاً لصحيفة «تايمز اوف إسرائيل».

وذكرت وسائل إعلام فلسطينية أن القتلى شملوا شاباً، وأماً وابنتها، وامرأتين أخريين، ولم يرد اسم العمودي ضمن قائمة القتلى.

لم يعلّق الجيش الإسرائيلي بعد على الغارة، إذ لا يزال يعكف على تقييم نتائجها.

وتشير التقارير إلى أن العامودي يُعد من أبرز المرشحين لخلافة خليل الحية في رئاسة المكتب السياسي لحركة «حماس» في قطاع غزة؛ ويُعتقد حالياً أنه المسؤول السياسي الأرفع مستوى في الحركة داخل القطاع من الناحية الفعلية.


Hizbullah-Şam görüşmesi: Uzlaşmanın başlangıcı mı, yoksa husumetin planlanması mı?

Humus kırsalındaki el-Kusayr kentinde Hizbullah’a ait tahrip olmuş bir karargâh (Independent Arabia)
Humus kırsalındaki el-Kusayr kentinde Hizbullah’a ait tahrip olmuş bir karargâh (Independent Arabia)
TT

Hizbullah-Şam görüşmesi: Uzlaşmanın başlangıcı mı, yoksa husumetin planlanması mı?

Humus kırsalındaki el-Kusayr kentinde Hizbullah’a ait tahrip olmuş bir karargâh (Independent Arabia)
Humus kırsalındaki el-Kusayr kentinde Hizbullah’a ait tahrip olmuş bir karargâh (Independent Arabia)

Mustafa Rüstem

‘Siperlerden otellere’ ifadesi, dün ile bugünün düşmanları ve onların on beş yıl boyunca sürdürdüğü amansız savaşlar için birebir geçerli bir nitelendirme. Ancak bugün, yıllarca Suriye’nin kuzeyindeki temas hatlarında birbirlerine roket ve mermi yağdıran Hizbullah ile yeni Suriye hükümeti, Reuters’ın sızdırdığı bilgilere göre gizli görüşmelerde masanın iki ucunda yüz yüze gelerek karşılıklı müzakere şartlarını sunuyor.

Suriye halkının yaşadığı acı iç savaş sayfasının kapanmasıyla birlikte, Şam hükümetinin iç düzeni sağlama ve dış ilişkilerini büyük bir titizlik ve temkinle yürütme çabası netleşmiş durumda. Beyaz Saray, Suriye Cumhurbaşkanı’na ordunun Lübnan’a girmesi ve Lübnan hükümetinin kararıyla faaliyetleri yasaklanan Hizbullah’ın silahsızlandırılması yönünde yoğun baskı yaparken, Suriye Cumhurbaşkanı askeri gücünü dağıtmamaya çalışıyor. Zira oradaki dağlık arazi yapısının kendi ülkesindeki gibi olmadığını ve bunun sınırları dışında, kendisini doğrudan ilgilendirmeyen bir muharebe olduğunu çok iyi biliyor.

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera, pragmatik bir kişiliğe sahip olması ve bölgenin istikrarı ile İsrail de dahil olmak üzere komşu ülkelerle dostane ilişkiler kurmak amacıyla bütün tarafları kazanmaya çalışması sebebiyle, Suriye hükümeti ve Hizbullah temsilcilerinin aynı masaya oturması şaşırtıcı olmadığı gibi zaten beklenen bir gelişmeydi. İki taraf arasındaki gerilimi düşürme çabaları kapsamında Türkiye’de doğrudan görüşmeler gerçekleştiren taraflar, bu türdeki ilk bilinen toplantıda ortak güvenlik endişelerini ele aldı.

New York’tan Ankara’ya

Dış politika araştırmacısı Ali el-Esmer, toplantının mimarisinin New York’ta, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu kulislerinde atılmış olabileceğini değerlendiriyor. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın, bölgesel istişareler kapsamında Suriyeli mevkidaşı Esad eş-Şeybani ile bir araya geldiği bu görüşmelerin ardından, Ankara’nın Şam ile Hizbullah arasında doğrudan bir kanal açılması yönünde baskı yaptığı ortaya çıktı; ancak toplantı kararının kesin olarak New York’ta alındığını doğrulayan yayımlanmış bir bilgi bulunmuyor.

Hizbullah’a ait bir askeri araç, Esed’in devrildiği gece geri çekilirken bırakıldı. (Independent Arabia)
Hizbullah’a ait bir askeri araç, Esed’in devrildiği gece geri çekilirken bırakıldı. (Independent Arabia)

Olayların silsilesi, bu ihtimali siyasi ve diplomatik açıdan mantıklı kılmakta. Toplantının kendisi ise Türkiye tarafından resmi olarak açıklanmamış olmasına rağmen, gazetecilik güvenilirliği açısından son derece sağlam bir zemine dayanıyor. Nitekim Reuters haberi, aralarında iki Suriyeli yetkili, Hizbullah’a yakın Lübnanlı bir güvenlik kaynağı ve bir ABD’li yetkilinin de bulunduğu altı kaynağa dayandırdı.

El-Esmer değerlendirmesine şöyle devam etti: “Görüşme görünüşe göre eski ilişkileri ihya etme çabasından ziyade, önceki rejimin çöküşünün ardından yeni oyun kurallarını belirleme girişimiydi. Şam masaya net bir güvenlik perspektifiyle oturdu: Sınır ötesi kaçakçılığı durdurmak ve Suriye topraklarında, özellikle de güneyde Hizbullah ile bağlantılı bütün hücre ve ağların varlığına son vermek.”

El-Esmer değerlendirmesini şöyle sürdürdü: “Hizbullah’ın temel önceliği, Suriye’nin kendisine karşı ikincil bir cepheye veya Lübnan içinde kendisini hedef alacak herhangi bir askeri girişimde doğrudan bir tarafa dönüşmeyeceğinden emin olmaktı. Bu nedenle, kaynaklara göre Suriye tarafının Hizbullah’a silahsızlandırma amacıyla Lübnan’a askeri olarak girmeyi planlamadığını bildirmesi kritik önem taşıyordu; buna karşılık örgüt de Suriye’nin iç işlerine karışmamaya, sınır ve hücreler meselesini kontrol altına almaya çağrıldı. Sadece bu husus bile toplantının geleneksel bir siyasi diyalogdan ziyade karşılıklı kırmızı çizgilerin müzakeresine daha yakın olduğunu gösteriyor… Bence en önemli nokta, Türkiye’nin burada arabulucu rolünden Suriye çevresindeki yeni angajman kurallarının bölgesel garantörü rolüne geçmeye çalışmasıdır. Bu nedenle, bu görüşmeyi Şam ile Hizbullah arasında bir barışma başlangıcı olarak değil, düşmanlığın yönetilmesi girişimi olarak görüyorum. Ne eski ittifaka dönüş var ne de şu aşamada açık bir çatışmaya girme arzusu.”

İran’ın yokluğu

Hükümetin veya Hizbullah’ın şu ana kadar doğrulamadığı ya da yalanlamadığı bu gizli görüşmenin Türkiye’de gerçekleşmiş olması şaşırtıcı değil. Nitekim Türkiye, 2024 sonlarında Beşşar Esed rejiminin yankı uyandıran çöküşüne ve Heyet-u Tahriru’ş Şam’ın (HTŞ) liderliğini üstlenip Saldırganlığı Caydırma Operasyonu askerî harekât komuta merkezini yöneten eş-Şera’nın yükselişine yol açan silahlı Suriye muhalefetine destek vermede öne çıkan bir rol oynamıştı.

Bu gelişme İran tarafının yokluğunda gerçekleşirken, uluslararası ilişkiler uzmanı Muhammed Hac Osman yaptığı özel açıklamada bunu, Şam’ın Tahran ile ilişkileri eski haline getirmek istememesiyle açıklıyor. Bunun nedenleri arasında, Esed’i düşürmeyi hedefleyen silahlı çatışma dönemindeki 14 yıllık çetin savaş boyunca İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO), rejimin bu kadar süre ayakta kalmasını sağlayan uzman, savaşçı ve silah desteğini vermiş olması ve bunun yanı sıra, molla rejiminin Suriye sahasından ani çıkışının ardından kuşatılmış halde tutulması ve geri dönmemesine yönelik uluslararası irade yer alıyor.

Osman şöyle devam etti: “İran’ın katılmaması, yeni Suriye yönetiminin pragmatik karakterinden faydalanarak bu dönemin nabzını tutma ve Şam’daki yeni yetkililerin Tahran ile diyalog kurmaya ne kadar açık olduğunu görme bağlamında da okunabilir.”

Osman, toplantının şu ana kadar somut bir meyve vermediğini, daha ziyade diğer tarafı yakından tanıma ve her bir tarafın diğerine ne sunabileceğini görme politikasına yakın olduğunu belirtiyor. Gelecekteki olası savaşlardan bölgeyi soğutma ya da beklenen bir askeri harekata hazırlık olarak zaman kazanma evresi de olabilir; bu durum ister Suriye kanadından bir saldırı, isterse karada bir çatışma halinde Hizbullah’ın savunmasını güçlendirmesi şeklinde gelişsin. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia'dan aktardığı analize göre Osman, her iki tarafın da özellikle bu hassas dönemde sahada silahlı bir çatışmaya girmek istemediği görüşünde.

Humus kırsalındaki el-Kusayr kentinde Hizbullah’a ait tahrip olmuş bir karargâh (Independent Arabia)
Humus kırsalındaki el-Kusayr kentinde Hizbullah’a ait tahrip olmuş bir karargâh (Independent Arabia)

Osman, kendi değerlendirmesine göre toplantıların herhangi bir sonuca ulaşmayacağını düşünüyor ve bunları sonuçsuz görüyor. Özellikle de Suriye makamlarının, toplantıların gerçekleşmesinden sonra, geçtiğimiz salı günü Suriye’nin güneyinde Hizbullah’a bağlı bir hücreyi çökerttiğini duyurmasının ardından... Dolayısıyla bu durum ya bir sonuca varılamadığını ya da yaklaşan herhangi bir askerî harekâtı meşrulaştırmak adına Hizbullah üzerindeki bir baskı yöntemini açıklıyor.

Buna karşılık Hizbullah, çökertildiği duyurulan hücreyle herhangi bir bağlantısı olduğunu reddetti. Aynı zamanda, Suriye makamlarının geçen 29 Eylül’de Hizbullah ile bağlantılı olduklarını ve füze fırlatma platformları hazırlamak üzere çalıştıklarını belirttiği üç kişiyi gözaltına aldığını açıklamasının ardından, Suriye toprakları içinde askeri bir varlığının veya herhangi bir güvenlik ve askeri faaliyete katılımının bulunmadığını vurguladı.

Suriye Dışişleri Bakanı Esad eş-Şeybani, geçen temmuz ayında ülkesinin Hizbullah ile görüşmeye açık olduğunu ima etmiş, Genel Sekreter Naim Kasım da televizyondan yayınlanan bir konuşmasında bu isteğe karşılık vermişti.

Şam ile Hizbullah arasındaki ilişki

El-Esmer, Şam ile Hizbullah arasındaki ilişkilerin Esed dönemindeki haline dönmesini hayal etmenin zor olduğunu belirtti. Nitekim Hizbullah açısından Suriye, artık kendisi için coğrafi derinlik ile İran ve Lübnan arasında siyasi ve askeri koridor sağlayan bir müttefik olmaktan çıktı. El-Esmer sözlerine şöyle devam etti: “Suriye artık egemenliğini, sınırlarını ve çıkarlarını önceki denklemin dışında yeniden tanımlamaya çalışan bir devlet haline geldi. Ancak bu durum, ilişkinin kalıcı bir çatışmaya dönüşeceği anlamına gelmiyor. Çünkü Şam’ın önünde daha acil iç ve güvenlik meseleleri var. Aynı şekilde Hizbullah da Lübnan içinde ve İsrail ile olan çatışmasında büyük baskılarla karşı karşıya. Dolayısıyla yeni bir Suriye-Lübnan cephesinin açılmasını önlemekte ortak çıkar bulunuyor. Bu durum soğuk bir güvenlik ve bir arada yaşama biçimini şekillendirebilir: Şam’ın Lübnan içindeki Hizbullah silahı mücadelesinde doğrudan taraf olmaması karşılığında, Hizbullah da Suriye içinde faaliyet göstermekten ve Suriye topraklarını bir silah koridoru olarak kullanmaktan kaçınır.”

El-Esmer ayrıca şu değerlendirmede bulundu: “Özellikle Lübnanlı bir kaynağın Tahran’ın devre dışı bırakılmasından rahatsız olduğunu belirtmesi, İran’ın en zorlu düğüm olduğunu gösteriyor. Bu durum, Şam’ın Hizbullah’ı Tahran ile olan ilişkilerinden kısmen bağımsız, Lübnanlı bir güvenlik dosyası olarak ele almaya çalıştığının bir göstergesidir. Bu nedenle önümüzdeki dönemde Şam ile Hizbullah arasında güvenlik nitelikli ve sınırlı temaslara tanık olmamız muhtemeldir. Şam ile Tahran arasındaki ilişkilerin yeniden tesisi ise çok daha zor olacaktır; zira buradaki anlaşmazlık sadece sınır ayrıntılarıyla değil, İran'ın Suriye devletinin bizzat içindeki konumu ve eski nüfuzu ile ilgilidir.”

Suriye’den yapılan yalanlama

Diğer taraftan Suriye Dışişleri Bakanlığı Arap İşleri Danışmanı Muhammed Taha el-Ahmed, Hizbullah ile temas veya görüşmeler gerçekleştiğine dair basında yer alan haberleri yalanladı. Ülkesinin Suriye-Lübnan ilişkilerinin kesin gerçeklere ve verilere dayanmayan anlatılara dahil edilmesini reddettiğini belirten el-Ahmed; Lübnan ile iletişimin, Lübnan’ın egemenliğine ve bağımsız kararlarına duyulan saygı çerçevesinde yalnızca meşru Lübnan devlet kurumları üzerinden yürütüldüğünü vurguladı. Suriye’nin, Lübnan devletinin kendi toprakları üzerinde otorite tesis etmesini ve silahların tek bir elde, devlette toplanmasını desteklediğine dikkat çeken el-Ahmed, Lübnan ile ilişkilerin devletten devlete esaslı olduğunu, karşılıklı saygı, iç işlerine karışmama ve her iki ülkenin çıkarına olacak şekilde ortak çalışma prensiplerine dayandığını altını çizerek ifade etti.

*"Bu analiz Şarku’l Avsat tarafından Independent Arabia'dan çevrilmiştir."


انقسامات بين أكبر اقتصادات العالم بشأن فائض الإنتاج

الممثل التجاري الأميركي جيميسون غرير يتحدث خلال اليوم الثاني من المؤتمر الوزاري للتجارة لمجموعة العشرين في مدينة ميلووكي بولاية ويسكونسن - 1 أكتوبر الحالي (أ.ف.ب)
الممثل التجاري الأميركي جيميسون غرير يتحدث خلال اليوم الثاني من المؤتمر الوزاري للتجارة لمجموعة العشرين في مدينة ميلووكي بولاية ويسكونسن - 1 أكتوبر الحالي (أ.ف.ب)
TT

انقسامات بين أكبر اقتصادات العالم بشأن فائض الإنتاج

الممثل التجاري الأميركي جيميسون غرير يتحدث خلال اليوم الثاني من المؤتمر الوزاري للتجارة لمجموعة العشرين في مدينة ميلووكي بولاية ويسكونسن - 1 أكتوبر الحالي (أ.ف.ب)
الممثل التجاري الأميركي جيميسون غرير يتحدث خلال اليوم الثاني من المؤتمر الوزاري للتجارة لمجموعة العشرين في مدينة ميلووكي بولاية ويسكونسن - 1 أكتوبر الحالي (أ.ف.ب)

قال مكتب الممثل التجاري الأميركي إن «عدداً قليلاً» من وزراء التجارة في مجموعة العشرين رفضوا دعوات الولايات المتحدة للحد من فائض الطاقة الإنتاجية الصناعية والسياسات «غير القائمة على آليات السوق»، مما كشف عن انقسامات داخل المجموعة التي تضم أكبر اقتصادات العالم.

وأصدرت الولايات المتحدة، التي تتولى الرئاسة الدورية لمجموعة العشرين هذا العام، هذا البيان بعد يوم من اجتماع تجاري في ميلووكي أظهر أن دولتين فقط، هما المكسيك والأرجنتين، انضمتا إلى بيان قادته واشنطن يدعو إلى بذل المزيد من الجهود والتعاون لاستبعاد السلع المنتجة بالعمل القسري من سلاسل الإمداد.

ويأتي رفض الغالبية العظمى من دول مجموعة العشرين بعد أن فرضت إدارة الرئيس الأميركي دونالد ترمب رسوماً جمركية 10 في المائة أو 12.5 في المائة على السلع الواردة من 59 دولة والاتحاد الأوروبي، بدعوى أنها لا تطبق حظر العمل القسري بشكل كاف.

ولم يسم بيان المكتب الدول التي اعترضت على بيان فائض الطاقة الإنتاجية. لكن الصين اعترضت على بيان مماثل لمجموعة العشرين يندد بالعمل القسري والسياسات الاقتصادية غير القائمة على آليات السوق التي تؤدي إلى فائض الصادرات، وذلك خلال اجتماع لوزراء المالية قبل شهر في ولاية نورث كارولاينا.

وقال البيان: «حظي مشروع البيان الوزاري بتأييد جميع الأعضاء باستثناء عدد قليل منهم، إذ رفض بعض هؤلاء بشكل قاطع إنشاء هذا المسار نحو عمل تعاوني» بشأن فائض الطاقة الإنتاجية، مضيفاً أن ذلك أصاب رئاسة الولايات المتحدة لمجموعة العشرين «بخيبة أمل شديدة».

وكانت قضية فائض الطاقة الإنتاجية الصناعية في الصين والدعم الحكومي للصناعة من أبرز المحاور في اجتماعات وزراء مجموعة العشرين بقيادة الولايات المتحدة هذا العام. وترفض بكين الاتهامات بأن سياساتها الصناعية أدت إلى فائض في الطاقة الإنتاجية، متهمة الدول الغربية باستخدام هذه القضية لتبرير إجراءات حماية تجارية.

وقالت الولايات المتحدة إن وزراء التجارة في مجموعة العشرين توصلوا إلى توافق بشأن إدانة استخدام تجارة الغذاء كسلاح، مع اتفاق الأعضاء على عدم استخدام تجارة المواد الغذائية أو مستلزمات الإنتاج الزراعي أداة للإكراه الاقتصادي أو السياسي.

وفي البيان المشترك لمجموعة العشرين، عرف الوزراء استخدام الغذاء سلاحاً بأنه اتخاذ إجراءات تهدف إلى «إبطاء أو وقف أو عرقلة أو توجيه تدفقات الغذاء ومستلزمات الإنتاج الزراعي» بغرض ممارسة ضغوط قسرية لانتزاع تنازلات جيوسياسية غير مرتبطة بالموضوع.

وقال وزراء التجارة في مجموعة العشرين: «نندد باستخدام الغذاء سلاحاً، لأنه يشكل تهديداً إنسانياً واقتصادياً كبيراً».

وبعد ضغوط من ترمب تضمنت التهديد بفرض حظر أميركي على صادرات الديزل، اتفقت دول مجموعة السبع يوم الجمعة، على سحب ما يقارب 100 مليون برميل من احتياطيات الديزل في محاولة لخفض أسعاره في الولايات المتحدة التي بلغت مستويات قياسية مرتفعة. ويستخدم الديزل على نطاق واسع في الإنتاج الزراعي.