ازدياد خسائر شركات الطيران وقطاع السفر مع استمرار حرب إيرانhttps://aawsat.com/5247377-%D8%A7%D8%B2%D8%AF%D9%8A%D8%A7%D8%AF-%D8%AE%D8%B3%D8%A7%D8%A6%D8%B1-%D8%B4%D8%B1%D9%83%D8%A7%D8%AA-%D8%A7%D9%84%D8%B7%D9%8A%D8%B1%D8%A7%D9%86-%D9%88%D9%82%D8%B7%D8%A7%D8%B9-%D8%A7%D9%84%D8%B3%D9%81%D8%B1-%D9%85%D8%B9-%D8%A7%D8%B3%D8%AA%D9%85%D8%B1%D8%A7%D8%B1-%D8%AD%D8%B1%D8%A8-%D8%A5%D9%8A%D8%B1%D8%A7%D9%86
ازدياد خسائر شركات الطيران وقطاع السفر مع استمرار حرب إيران
طائرات إيرباص من طراز «إيه 350» تابعة لشركة كاثاي باسيفيك للطيران رابضة في مطار هونغ كونغ الدولي (رويترز)
ازدياد خسائر شركات الطيران وقطاع السفر مع استمرار حرب إيران
طائرات إيرباص من طراز «إيه 350» تابعة لشركة كاثاي باسيفيك للطيران رابضة في مطار هونغ كونغ الدولي (رويترز)
تحاول شركات الطيران والسياحة التعامل مع تداعيات الحرب الجوية المتصاعدة بين الولايات المتحدة وإسرائيل ضد إيران، وتُسابق الحكومات الزمن لإعادة المسافرين العالقين في الشرق الأوسط إلى أوطانهم، بعد إلغاء أكثر من 20 ألف رحلة جوية خلال الأيام الماضية.
وظلّت المطارات الرئيسية في الخليج، بما في ذلك مطار دبي الدولي الأكثر ازدحاماً في العالم، مُغلقة أو تخضع لقيودٍ صارمة، لليوم الرابع على التوالي، ليظل عشرات الآلاف من الركاب عالقين. ووفقاً لموقع «فلايت رادار24»، أُلغيت نحو 21300 رحلة جوية في سبعة مطارات رئيسية؛ منها دبي والدوحة وأبوظبي، منذ بدء الضربات.
وتسببت الهجمات في تعطيل حركة السفر بمنطقة متنامية تضم عدداً من المراكز التجارية المزدهرة التي تحاول تنويع مواردها بعيداً عن الاقتصادات التي يهيمن عليها النفط. وأدى الاضطراب إلى زيادة الاعتماد على ممر الطيران الضيق بالفعل للرحلات الطويلة بين أوروبا وآسيا، لتزيد عمليات شركات الطيران العالمية تعقيداً.
وسارع المسافرون العالقون في أنحاء الخليج إلى حجز مقاعد على عدد محدود من الرحلات التي تُنظمها الحكومات لإعادة رعاياها إلى ديارهم، حتى في الوقت الذي تهز فيه الانفجارات طهران وبيروت. وتُسيِّر شركات «طيران الإمارات» و«فلاي دبي» و«الاتحاد» عدداً محدوداً من الرحلات منذ يوم الاثنين، معظمها لإعادة الركاب العالقين إلى أوطانهم.
وقال بول تشارلز، الرئيس التنفيذي لشركة «بي سي إيجنسي» الاستشارية المتخصصة في السفر الفاخر: «هذا، بالتأكيد، أكبر إغلاق شهدناه منذ جائحة كوفيد»، مضيفاً أن تأثير ذلك على الشحن سيصل إلى «مليارات الدولارات»، بالإضافة إلى تعطيل حركة الركاب، وفقاً لـ«رويترز».
وتنقل طائرات ركاب أيضاً البضائع على مَتنها، ما يعني حدوث اضطرابات بالشحن الجوي. وقالت شركة فيديكس، المتخصصة في الشحن، في رسالة بالبريد الإلكتروني، وفقاً لـ«رويترز»، إنها تلجأ إلى «تدابير طارئة»، لم تحددها، في عملياتها بالشرق الأوسط، بعد أن قالت، في وقت سابق، إنها تستأنف خدمات التسلم والتسليم في المنطقة، حيثما أمكن ذلك.
عمليات إجلاء طارئة
قالت حكومة الإمارات إن 60 رحلة جوية أقلعت، وتعمل في ممرات جوية مخصصة للطوارئ. وستشمل المرحلة التالية تسيير أكثر من 80 رحلة.
وقال مسؤول بوزارة الخارجية الأميركية، الثلاثاء، إن الولايات المتحدة تُجهز رحلات جوية عسكرية ورحلات طيران عارض لإجلاء رعاياها من الشرق الأوسط، مضيفاً أن الوزارة على اتصال مع ما يقرب من 3000 مواطن أميركي.
وتعرضت الوزارة لانتقادات من المُشرّعين الذين قالوا إن إدارة ترمب كان يجب أن تنصح المواطنين بالمغادرة قبل بدء الهجمات. وقالت شركة «دلتا إيرلاينز»، الثلاثاء، إنها أوقفت رحلاتها بين نيويورك وتل أبيب حتى 22 مارس (آذار) بسبب الحرب، وإنها تقدم خيارات إعادة الحجز والإعفاء من رسوم السفر للعملاء المتضررين حتى يوم 31 من الشهر.
وأظهرت تحقيقات «رويترز»، يوم الثلاثاء، ارتفاع الطلب على بدائل شركات الطيران الخليجية مع زيادة الحجوزات وأسعار التذاكر على خطوط مثل هونغ كونغ-لندن. وتشير تقديرات محللين إلى خسائر في إيرادات السياحة بمليارات الدولارات قد تتكبدها منطقة الشرق الأوسط إذا استمرت الحرب.
وفي بادرة مبكرة على حدوث انفراجة، أعلنت شركة «فيرجن أتلانتيك»، مساء الثلاثاء، أنها ستستأنف خدماتها، كما هو مقرَّر بين مطار هيثرو في لندن ودبي أو الرياض.
وانخفضت أسهم شركات الطيران على مستوى العالم في جلسة الثلاثاء، وارتفعت أسعار النفط، وسط تفاقم الصراع. وقفز سعر النفط الخام القياسي بنحو 30 في المائة، حتى الآن، هذا العام، مما يهدد برفع تكاليف وقود الطائرات والضغط على أرباح شركات الطيران.
أفاد مصدران حكوميان بأن العراق سيعلّق رحلات شركات الطيران الإيرانية، وذلك بعد إعلان واشنطن وقف هذه الشركات لخدماتها في الساعات المقبلة بسبب العقوبات الأميركية.
تتجه الأنظار إلى نيويورك مع بدء اجتماعات الجمعية العامة للأمم المتحدة حيث يترقب المجتمع الدولي سلسلة لقاءات يجريها الرئيس دونالد ترمب على هامش الاجتماعات.
تراجعت أسعار النفط إلى أدنى مستوياتها في 12 يوماً، الاثنين، مع زيادة تدفقات الخام السعودي عبر هرمز، وتنامي الآمال بإحراز تقدم في الحرب الأميركية - الإيرانية.
«الشرق الأوسط» (لندن)
Suriye’de silah depolarındaki patlamaların tekrarlanmasına ilişkin senaryolarhttps://aawsat.com/node/5320947
Halep’in güney kırsalındaki el-İys bölgesinde bir silah deposunda meydana gelen patlamanın ardından bir askeri polis memuru yol üzerinde bekliyor (Reuters)
Suriye’de silah depolarındaki patlamaların tekrarlanmasına ilişkin senaryolar
Halep’in güney kırsalındaki el-İys bölgesinde bir silah deposunda meydana gelen patlamanın ardından bir askeri polis memuru yol üzerinde bekliyor (Reuters)
Şam’daki kaynakların aktardığına göre, pazartesi sabaha karşı Halep’in güneyindeki el-İys askeri bölgesinde meydana gelen patlamalar, Suriye’deki silah depolarını hedef alan sabotaj ihtimalini güçlendirdi. Bu olay, ay başından bu yana Şam kırsalı, Deyrizor, Halep ve İdlib kırsalında meydana gelen benzer patlamalar zincirinin son halkası oldu.
Söz konusu patlamalar, daha önce İran’ın nüfuz alanları içinde bulunan bölgelerde kalan ve savaş mühimmatı barındıran büyük silah depolarında meydana geldi. Ancak askeri analistlere göre mevcut bulgular, olayların nedeninin depolama koşullarındaki yetersizlik ve deneyim eksikliği olduğuna işaret etmeye devam ediyor.
Sabotaj ihtimali, bu ayın 8’inde İsrail hava kuvvetlerinin Suriye ve Lübnan’da hedef tespiti amacıyla gerçekleştirdiği geniş çaplı keşif faaliyetiyle birlikte değerlendirildiğinde farklı bir anlam kazanıyor.
Askeri uzman İmad Şehud, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, keşif faaliyetinden bir gün sonra Sarmada’da, ardından Şam kırsalındaki Dumayr ve Deyrizor’daki Ayyaş bölgelerinde patlamaların meydana geldiğini belirtti.
Suriyeli askerler, 9 Eylül’de İdlib’de 14 kişinin hayatını kaybettiği silah deposu patlamasının meydana geldiği bölgeye koşuyor (AP)
Şehud, bu olayların yalnızca “tesadüf” olarak değerlendirilemeyeceğini ve sadece silahların kötü depolanmasıyla açıklanamayacağını söyleyerek kötü depolama ihtimalinin de göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguladı.
Şehud’a göre bu tür operasyonlar, sahadaki ajanlar aracılığıyla gerçekleştirilebilir. Uzman ayrıca Suriye Savunma Bakanlığı bünyesinde organizasyonel ve idari bir sorun bulunduğuna dikkat çekti.
Üç olası senaryo
Askeri araştırmacı ve Jusur Araştırmalar Merkezi uzmanı Reşid el-Hurani, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, silah depolarındaki patlamaların tekrarlanmasının nedenlerine ilişkin mevcut veriler ışığında üç senaryonun öne çıktığını söyledi.
İlk senaryoya göre bazı patlamalar, özellikle Halep’in güneyindeki el-İys silah deposunda meydana gelen olay, İran’a bağlı milislerin bölgeyi kontrol ettiği dönemde bu güçlere ait olan depolarda gerçekleşti. Hurani, bu depoların İran’la bağlantılı kişilerden biri tarafından “bir şekilde” hedef alınmış olabileceği ihtimaline işaret etti.
Hurani bu ihtimali, İran’ın Suriye’nin iç istikrarını bozma yönündeki devam eden girişimleriyle ilişkilendirdi.
21 Eylül 2026’da el-İys kasabası çevresindeki Suriye ordusuna ait bir noktada meydana gelen bir dizi patlamanın ardından yerde mühimmat parçaları (AFP)
İkinci senaryo ise İran’ın geride bıraktığı ve daha sonra Suriye hükümetinin kontrolüne geçen silah depolarının İsrail tarafından hedef alınmış olması. Hurani’ye göre İsrail, bazı mühimmatların varlığından şüphelenmiş olabilir. Patlama sırasında bazı topçu mühimmatlarının etkisinin 15 kilometreye kadar ulaştığını belirten Hurani, İsrail’in Suriye hükümetinin bu silahlardan yararlanmasını engellemeye çalışmış olabileceğini söyledi.
Üçüncü senaryo ise “güvenlik sızması”. Buna göre eski rejim döneminde görev yapmış ve hâlâ çeşitli bağlantıları bulunan bazı kişilerin yeni yapılara dahil edilmiş olması, silah depolarının güvenliği açısından risk oluşturuyor olabilir.
Bir aydan kısa sürede beşinci patlama
Halep kırsalındaki el-İys bölgesinde meydana gelen patlama, Suriye’de bir aydan kısa süre içinde yaşanan bu türdeki beşinci olay oldu.
Geçen cuma günü de Deyrizor’un batısındaki Ayyaş bölgesindeki bir askeri noktada kaynağı henüz belirlenemeyen bir patlama meydana gelmiş ve Suriye ordusundan 11 asker hayatını kaybetmişti.
Suriye’deki silah depolarında daha önce de kaynağı belirlenemeyen patlamalar yaşanmıştı. Bunlardan biri, bu ayın 9’unda ülkenin kuzeybatısında meydana gelmiş ve 14 kişinin ölümüne yol açmıştı. Bundan 10 gün önce ise aynı bölgede mühimmat yüklü bir aracın patlaması sonucu en az 5 kişi hayatını kaybetmişti.
Reuters’ın derlediği verilere göre, eski Devlet Başkanı Beşşar Esad’ın Aralık 2024’te devrilmesinden bu yana Suriye’deki silah depolama tesislerinde benzer nitelikte en az 16 patlama meydana geldi.
El-İys stratejik bir askeri bölgeydi
Eski rejim, 2020 yılında Halep’in 35 kilometre güneyindeki stratejik Tel el-İys bölgesinin kontrolünü Rus hava desteği ve İran Devrim Muhafızları ile ona bağlı milislerin yoğun kara desteği sayesinde ele geçirmişti.
Rejim daha sonra bölgeyi, büyük miktarda mühimmat ve ağır silahların toplandığı ve depolandığı bir güvenlik bölgesine dönüştürmüştü. Tesis, ülkenin kuzeyini güneyine bağlayan M5 karayolunu doğrudan gören stratejik bir konumda bulunuyordu.
Güvenlik uzmanı Nuvvar Şaban Kabakibo ise silah depolarındaki patlamaların tekrarlanmasına ilişkin bazı göstergeler bulunduğunu söyledi.
Kabakibo, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Sabotaj ihtimaline işaret eden bir gösterge var ancak bundan kesin olarak söz edemeyiz. Birçok noktayı açıklığa kavuşturacak resmi açıklamayı bekliyoruz” dedi.
Pazartesi sabahı erken saatlerde el-İys kasabası çevresindeki Suriye ordusuna ait bir noktada meydana gelen bir dizi patlamanın ardından yükselen alevler ve duman; olayda en az dört kişi yaralandı (AFP)
Kabakibo ayrıca söz konusu depolarda “savaş mühimmatı” bulunduğuna ilişkin kanıtlar olduğunu belirtti. Buna göre mühimmat ya eski rejime ait depolarda uzun süre boyunca tutulmuş olabilir ve bunların lojistik ve teknik durumuna ilişkin ayrıntılar bilinmiyor ya da çatışmalardan elde edilen ganimetler bir yerden başka bir yere taşınarak gelişigüzel biçimde depolanmış olabilir.
Uzman, mühimmatın kötü koşullarda depolanmasının bazı teknik özelliklerini kaybetmesine yol açmış olabileceğini ifade etti.
Bunun yanı sıra depolarda aslında kullanım ömrünü tamamlamış ve imha edilmesi gereken büyük miktarda mühimmat bulunması da ihtimaller arasında.
Kabakibo, yapılması gerekenin “Savunma Bakanlığı’nın silahlanma biriminde bu mühimmatla çalışabilecek uzmanların yetiştirilmesi, mühimmatın değerlendirilmesi ve uygun koşullarda depolanmasının sağlanması, kullanılabilir mühimmatın hasarlı olanlardan ayrılması ve en önemlisi askeri tesislerin yeniden değerlendirilmesi” olduğunu söyledi.
Trump'tan medya kuruluşlarına gözdağı: 3 medya kuruluşuna Beyaz Saray yasağıhttps://aawsat.com/node/5320945
Trump'tan medya kuruluşlarına gözdağı: 3 medya kuruluşuna Beyaz Saray yasağı
ABD Başkanı Donald Trump, 16 Eylül 2026'da Kuzey Carolina eyaletindeki Charlotte Douglas Havalimanı'nda gazetecilere konuşurken (AP)
ABD Başkanı Donald Trump, CNN, Politico ve MSNBC muhabirlerinin Beyaz Saray'a girişini engelleme kararını uygulamaya koymasının ardından, Amerikan medyasına yönelik yasağı genişletebileceği ve başka kuruluşların da Beyaz Saray'a girişini engelleyebileceği uyarısında bulundu. Üç medya kuruluşu ise Anayasa'nın Birinci Ek Maddesi kapsamında sahip oldukları hakları savunmak için yargıya başvurabileceklerinin sinyalini verdi.
Trump'ın kararı, Beyaz Saray'a giriş için kullanılan basın akreditasyonlarının, başkanlık faaliyetlerini takip eden medya kuruluşlarını haberlerinin içeriği nedeniyle cezalandırmak amacıyla kullanılabileceği yönündeki endişeleri artırdı.
Trump, başka medya kuruluşlarının da benzer bir uygulamayla karşı karşıya kalabileceğini söyledi. Yönetimini haksız biçimde haberleştirmekle suçladığı kuruluşlar arasında New York Times ve Washington Post'u da sayan Trump, bu iki gazete için henüz resmi bir yasak kararı açıklamadı.
ABD Başkanı Donald Trump, CNN, MSNBC ve Politico'yu “uydurma haberler ve yalanlar” yayımlamakla suçladı (AFP)
Trump daha önce Truth Social hesabından yaptığı açıklamada CNN, MSNBC ve Politico'nun Beyaz Saray'a girişinin derhal yasaklandığını duyurmuş ve bu kuruluşları “yalan haber” yapmakla suçlamıştı. Kararın açıklanmasının ardından uygulamaya geçildi. Üç kuruluşun gazetecileri, akreditasyon kartlarının devre dışı bırakılmasının ardından cumartesi günü Beyaz Saray kompleksine alınmadı.
Trump, kararını belirli bir haberle ilişkilendirmedi. Bunun yerine uygulamanın yıllardır devam ettiğini söylediği “olumsuz ve adaletsiz” yayınların birikmesinin sonucu olduğunu belirtti.
Trump, cuma günü gazetecilere yaptığı açıklamada başka medya kuruluşlarının da aynı uygulamayla karşılaşabileceğini ima etti. Bu durum, Beyaz Saray'ın başkanın yayınlarını eleştirdiği medya kuruluşlarını hedef alan daha geniş kapsamlı bir politika izleyip izlemeyeceği konusunda medya çevrelerinde soru işaretlerine yol açtı.
Medya kuruluşları yargıya gitmeye hazırlanıyor
Üç medya kuruluşunun açıklamaları, anlaşmazlığın kısa süre içinde Beyaz Saray'ın kapılarından federal mahkemelere taşınabileceğine işaret etti.
CNN yaptığı açıklamada gazetecilerinin ve yayınlarının arkasında olduğunu belirterek ABD Anayasası'nın kendisine hükümet müdahalesi olmadan gazetecilik yapma hakkı tanıdığını vurguladı. Kuruluş, yasağın Anayasa tarafından korunan haklara yönelik hukuka aykırı bir saldırı olduğunu savundu.
18 Eylül 2026'da Washington'da Beyaz Saray'ın Batı Kanadı'na yöneltilmiş bir televizyon kamerası (AFP)
Politico ise Beyaz Saray'ı izlemeyi sürdüreceğini ve Birinci Ek Madde kapsamındaki haklarını güçlü biçimde savunacağını açıkladı. MSNBC de gazetecilerini ve basın özgürlüğünü savunmak için gerekli adımları atacağını bildirdi.
Açılabilecek davalar, Trump yönetimini başkanın gazetecilerin Beyaz Saray'a erişimini düzenleme yetkisinin sınırları konusunda anayasal bir sınavla karşı karşıya bırakabilir. Davanın temel başlıklarından biri, erişime ilişkin idari kurallar koymakla bir medya kuruluşunu yayınlarının içeriği nedeniyle dışlamak arasındaki fark olacak.
Tartışmanın merkezinde hukukta “bakış açısına dayalı ayrımcılık” olarak bilinen ilke bulunuyor. Hükümetin Oval Ofis, başkanlık uçağı gibi kapasitesi sınırlı alanlara erişimi düzenleme yetkisi bulunuyor. Ancak hukuk uzmanları ve basın özgürlüğü kuruluşları, bir medya kuruluşunun hükümeti memnun etmeyen yayınları nedeniyle dışlanmasının Birinci Ek Madde açısından farklı bir hukuki sorun oluşturduğunu belirtiyor.
Beyaz Saray Muhabirleri Derneği (WHCA) de karara tepki göstererek Trump yönetiminden yasağı derhal kaldırmasını ve Beyaz Saray'a girişi engellenen gazetecilerin akreditasyonlarını yeniden vermesini istedi.
Dernek Başkanı Jackie Heinrich, yasağın uygulanmasının ardından yaptığı açıklamada üç medya kuruluşunun gazetecilerine erişim kısıtlaması getirilmesinin Anayasa'nın Birinci Ek Maddesi'ni ihlal ettiğini söyledi. Heinrich, bir medya kuruluşunun yayınlarının niteliği nedeniyle dışlanmasına imkân veren bir ölçütün ileride başka medya kuruluşlarına karşı da kullanılabileceği uyarısında bulundu.
Heinrich, Amerikalıların özgür ve bağımsız bir basın aracılığıyla seçilmiş yetkilileri denetleme ve onlardan hesap sorma hakkına sahip olduğunu belirterek bunun hükümet yetkililerinin söz konusu yayınlardan memnun olup olmamasına bağlı olmaması gerektiğini ifade etti.
“Basın özgürlüğüne eşi görülmemiş saldırı”
Washington'daki önemli basın özgürlüğü kuruluşlarından National Press Club da Trump'ın kararına tepki göstererek başkandan uygulamayı derhal geri çekmesini istedi.
Kulübün Başkanı Mark Shuf Jr., yaptığı açıklamada bir medya kuruluşunun yönetimin yayınlarından memnun olmaması nedeniyle Beyaz Saray'a girişinin engellenmesinin, başkanlık makamını denetlemesine ve içeride yaşananları Amerikan kamuoyuna aktarmasına izin verilen sesleri kontrol etmeye yönelik açık bir girişim olduğunu söyledi.
ABD Başkanı Donald Trump, 18 Eylül 2026'da Oval Ofis'te gazetecilerin sorularını yanıtlarken (EPA)
National Press Club, kararın uygulanmasının basın özgürlüğüne “eşi görülmemiş bir saldırı” anlamına geldiği uyarısında bulundu. Kulüp, Anayasa'nın Birinci Ek Maddesi'nin hükümetin, yayınlarından duyduğu memnuniyete göre hangi gazetecilerin görev yapabileceğine karar vermesine izin vermediğini vurguladı.
Kulüp ayrıca kararın diğer medya kuruluşları ve gazetecilere, haberlerinin tonunu yumuşatmaları veya Beyaz Saray'a erişimlerini kaybetme korkusuyla zor soruları sormadan önce iki kez düşünmeleri gerektiği yönünde bir mesaj verebileceği uyarısında bulundu.
Shuf, özgür ve bağımsız basının 250 yıldır ABD liderlerini denetlemede temel bir rol oynadığını belirtti. Beyaz Saray muhabirlerinin yürüttüğü denetimin yalnızca gazetecilere değil, Amerikan halkına da hükümet politikalarını daha iyi anlama imkânı sağladığını söyledi.
Shuf ayrıca kararlarından emin olan bir hükümetin bağımsız denetimden korkmaması gerektiğini ifade etti.
CNN'ye yönelik yasağın, başkanın seyahatlerinde dönüşümlü olarak kendisine eşlik eden televizyon kuruluşlarının oluşturduğu havuzu da etkileyebileceği belirtiliyor. Bu sistem, tüm gazetecilerin sığmadığı alanlarda başkanın faaliyetlerine ilişkin görüntü ve haberlerin diğer televizyon kanallarına ulaştırılmasını sağlıyor.
Bu nedenle Trump'ın Birleşmiş Milletler Genel Kurulu kapsamında gerçekleştireceği görüşmelerin televizyonlardan nasıl izleneceğine ilişkin soru işaretleri de ortaya çıktı.
Daha önceki davalar
Medya kuruluşlarının olası davalarda başvurabileceği bazı hukuki emsaller bulunuyor. Trump'ın ilk başkanlık döneminde Beyaz Saray, CNN muhabiri Jim Acosta'nın başkanla yaşadığı tartışmanın ardından basın akreditasyonunu iptal etmişti. Ancak federal mahkeme, akreditasyonun yeniden verilmesine hükmetmişti.
Trump yönetimi ayrıca Associated Press ile başka bir hukuki mücadeleye girmişti. Yönetim, haber ajansının haberlerinde Meksika Körfezi yerine Amerika Körfezi adını kullanmayı kabul etmemesi üzerine AP gazetecilerinin Oval Ofis'e, başkanlık uçağına ve bazı etkinliklere erişimini kısıtlamıştı.
Söz konusu dava, yönetimin kapasitesi sınırlı alanlara hangi gazetecileri alacağını belirleme yetkisi ile bir medya kuruluşunu editoryal kararları nedeniyle cezalandırması arasındaki hukuki sınır tartışmasının bir parçası olmayı sürdürüyor.
Yeni karar, Trump ile medya kuruluşları arasındaki daha geniş kapsamlı mücadelenin de bir parçası. Başkan, New York Times, Wall Street Journal ve İngiliz BBC dahil olmak üzere bazı medya kuruluşlarına karşı hukuki girişimlerde bulundu.
Trump yönetimi, başkanın sıklıkla yanlış veya taraflı yayınlara maruz kaldığını savunuyor. Buna karşılık medya kuruluşları ve basın özgürlüğü örgütleri, hükümetin eleştirel yayınları cezalandırmak için sahip olduğu araçları kullanmasının, başkanın basını eleştirme veya dava etme hakkından farklı olduğunu belirtiyor.
Üç medya kuruluşunun da dava açmaya hazırlandığı ve yönetimle hukuki mücadeleye girmeye hazır oldukları yönündeki açıklamaları dikkat çekiyor.
Washington'daki medya çevrelerinde ise daha acil soru, Trump'ın başka kuruluşları da yasaklılar listesine ekleme tehdidini uygulayıp uygulamayacağı. Böyle bir adım atılması halinde tartışma, Beyaz Saray ile üç medya kuruluşu arasındaki anlaşmazlığın ötesine geçerek başkanın medya kuruluşlarına yönelik yayınlarından duyduğu memnuniyete göre başkanlık makamına basın erişimini kontrol edip edemeyeceğine ilişkin daha geniş bir anayasal mücadeleye dönüşebilir.
عندما تستأثر القصيدة العمودية بهوية الذات العربيةhttps://aawsat.com/%D8%AB%D9%82%D8%A7%D9%81%D8%A9-%D9%88%D9%81%D9%86%D9%88%D9%86/5320942-%D8%B9%D9%86%D8%AF%D9%85%D8%A7-%D8%AA%D8%B3%D8%AA%D8%A3%D8%AB%D8%B1-%D8%A7%D9%84%D9%82%D8%B5%D9%8A%D8%AF%D8%A9-%D8%A7%D9%84%D8%B9%D9%85%D9%88%D8%AF%D9%8A%D8%A9-%D8%A8%D9%87%D9%88%D9%8A%D8%A9-%D8%A7%D9%84%D8%B0%D8%A7%D8%AA-%D8%A7%D9%84%D8%B9%D8%B1%D8%A8%D9%8A%D8%A9
سواء كنتَ شاعراً تشارك في المهرجانات الشعرية في العالم العربي، أو محباً للشعر يحلو لك حضور المناسبات الشعرية، فلن تجد صعوبة في ملاحظة ما يشبه الهيمنة العمودية في التعاطي مع الشعر في مهرجاناتنا، أو البرامج الإعلامية ذات الصلة بالأدب والشعر، أو في طبيعة الجوائز المنظمة للتشجيع على هذه القصيدة بالذات دون سواها.
وللعلم، نحن هنا في قلب ماهية الشعر، بل في عمق كيفية بناء العلاقة مع الشعر. فالظاهرة ليست في وجود القصيدة العمودية بقدر ما هي في حجم هذا الوجود، وهذا الحضور القائم على الاستحضار بمختلف الأدوات الممكنة؛ أي أن هيمنة هذه القصيدة بالذات تسحب معها بُعداً مهماً من أبعاد هيمنة الماضي، ناهيك عما تعنيه من احتفالية متعالية عن الضرورة النقدية للنسق الثقافي من بوابة الشعر.
أما الرسالة الأشد دلالة فتكمن في أن ظاهرة عملية الإحياء الشعري المتكررة في العصر الحديث للقصيدة الخليلية، إنما تستبطن مقاربتنا للشعريّ في الزمن الراهن بأدوات جمالية من الماضي، ممّا يكشف أيضاً هذا القبول - ولكنه متردد واحتجاجي - لأدوات قصيدة التفعيلة بعض الشيء، وقصيدة النثر بشكل شبه كامل. لذلك، فإن كُتّاب الشعر الحديث اليوم هم مناضلون يسبحون ضد التيار منذ عقود طويلة؛ شعر يقاوم من أجل الوجود، ورغم أن من يكتبون الشعر الحديث كُثر، فإن ما يحظى به الشعر العمودي من اهتمام ودعم ومناصرة يجعل من الشعر الحديث جمالية أقليّات.
تَعيش القصيدة العمودية الكلاسيكية اليوم عهداً ذهبياً متجدداً، بفضل هندسة دعم متكاملة تجمع بين ضخ الميزانيات الضخمة وحداثة الوسائط الرقمية، مما نجح في تحويل هذا الفن التراثي النخبوي إلى ممارسة تفاعلية حيّة تستهوي الأجيال الناشئة، وتتجاوز الميزانيات السنوية المرصودة لإحياء وتكريس هذا النمط حاجزَ عشرات الملايين من الدولارات في المشهد الثقافي العربي؛ وهو استثمار معلّل برغبة مؤسساتية صريحة في صون الهوية القومية التاريخية، وحمايتها من عواصف التحولات الأدبية المعاصرة، وعلى رأس هذه العواصف: قصيدة التفعيلة وقصيدة النثر.
ويتجلى هذا الدعم المالي بالأرقام في الجوائز والإنتاجات الكبرى؛ حيث تمنح بعض الجوائز مكافآت نقدية مباشرة تفوق مئات آلاف الدولارات في كل دورة، منها أكثر من مائة ألف دولار لصاحب المركز الأول. ولم تقتصر محاولات تكريس البحور الخليلية هنا حكراً على المجالس المغلقة الرافضة للأدوات الشعرية الحديثة في كتابة الشعر، بل انتقلت إلى الفضاء الرقمي بفضل ميزانيات إنتاج تلفزيوني ضخمة تبلغ ملايين الدولارات، نجحت في جذب الجمهور الناشئ وتحقيق جماهيرية للشاعر الذي يكتب الشعر العمودي ويتنافس حوله. وفي السياق ذاته، تُرصد هذه الجوائز، إلى جانب عدد لافت من المؤسسات، ميزانيات سنوية لتكريم البنية القديمة للقصيدة الكلاسيكية الفصيحة، إضافة إلى دعم وتمويل طباعة الدواوين التقليدية وعقد الملتقيات الدولية في شأنها.
هذا الزخم المالي واكبه تطور تقني بارز؛ حيث تم رصد ميزانيات حكومية لتطوير تطبيقات ذكية متخصصة تعمل كأدوات عروضية متطورة تُعنى بضبط الأوزان والقوافي وتنبيه الشعراء الشباب لمواضع الكسر العروضي بدقة فائقة. علاوة على ذلك، أسهمت المنصات الرقمية في خلق فضاءات تفاعلية مخصصة لتدريب وصقل مواهب الناشئة؛ فمن خلال الورش الافتراضية والتدريبية المفتوحة، نجحت هذه الأدوات في تبسيط المفاهيم المعقدة لعلم العروض والبيان العربي. إن هذا التمازج الفريد بين الجوائز التقديرية والتطبيقات التكنولوجية يؤكد هذا الدعم اللامتناهي من أجل نجاح مجهودات إعادة إحياء الشعر العمودي، وتمكينه من الصمود والامتداد داخل الوعي الرقمي المعاصر، بوصفه هوية بصرية وجمالية متجددة ترتكز على بنية مالية صلبة ومستدامة تضمن تفوقها واستمرارها، واستمرار هيمنتها على شعر التفعيلة وقصيدة النثر. إنّها معادلة صعبة بين قصيدة تتمتع بالاعتراف والدعم، وقصيدة تفتقد إلى الاعتراف، ومنظوراً إليها ناقصةَ الشرعية والشعرية. إننا في وضع شعري يمكن توصيفه بديكتاتورية نظام القصيدة العمودية. ذلك أنه لو كان الشعر القديم والحديث يحظيان معاً بالاهتمام والدعم نفسيهما أو بشكل متقارب لتلاشى المشكل من أصله ولظفرنا بمشهد ثري إنتاجاً وتلقياً.
هنالك نزاع صامت وخفي ينتصر للقصيدة العمودية، ولا يكاد يعترف إلا بالقصيدة العمودية وما سواها من منتجات الغَيرية المهدِّدة للهوية العربية في مفهومها الواسع العام. ومن المهم التذكير بأن من أربعينات القرن الماضي ومحاولات إحياء الشعر العربي القديم متواصلة؛ تهدأ فترة ثم تعود حيث عرف الشعر العربي في العصر الحديث مدارس وتيارات واتجاهات عدّة ظهرت بشكل متعاقب منذ بداية عصر النهضة في الفضاء العربي الإسلامي. لذلك، فإن عصر النهضة يمثل تاريخاً مفصلياً في تاريخ الشعر العربي ككل، وعاملاً مهماً في انبثاق النهضة الأدبية في العصر الحديث، خصوصاً أنه بعد عصور ازدهار الشعر العربي، التي تعود إلى الشعر الجاهلي وصولاً إلى الشعر العباسي، شهدت الحياة الأدبية العربية نوعاً من الخمول والضعف، أصاب اللغة العربية والكتابة الشعرية والنثرية، ومسّ كذلك ميولات الثقافة الشعبية التي كانت تجنح إلى الإنتاجات الهزلية والخرافية، الشيء الذي مثّل بدوره سبباً أساسياً من أسباب ظهور النهضة الأدبية في القرن التاسع عشر، وأكّد الحاجة إليها؛ إذ النهضة مدلولياً تشير إلى حالة من التعارض مع ما سبق، وإلى طموح تجاوز حالة الوهن الحضاري وملامحه الدالة عليه كافة.
وهكذا يتضح لنا أن كل مقاربة للشعر العربي في العصر الحديث، وبشكل خاص تلك التي اهتمت بالمدارس الشعرية الأولى وتحديداً مدرسة الإحياء والبعث، إنما هي بالضرورة مقاربة تتنزل في جزء من تحليلها ومن استنتاجاتها في إطار عصر النهضة؛ باعتبار أن عوامل النهضة الأدبية العربية تساعدنا على فهم طبيعة الخطاب الشعري الإحيائي، وعلى تفسير مضامينه وخياراته الفنية الجمالية وتأويلها. فشأن الشعر، من منظور بنيوي وظيفي ماكرو-سوسيولوجي كشأن سائر مجالات الإبداع كافة، فهو نتاج ظروف تاريخية واجتماعية في أحد أهم وجوهه، وذلك من منطلق أن الشعر جزء من الفعل الاجتماعي وأحد الحقول الاجتماعية المهمة، ويخضع في إنتاجه وتلقيه إلى عملية مركبة من التواصلية والتفاعلية. بمعنى آخر، فإنه كما أبرز ذلك بيير ماشري (Pierre Macherey)؛ لا ينبغي التعامل مع المنتج الأدبي الإبداعي كما لو كان منغلقاً على نفسه، متمركزاً فيها، ولا يرتبط بأي شيء خارجه. فهو - أي الخلق الثقافي الإبداعي - وفق ما ذهب إليه لوسيان غولدمان، نتاج ذاتٍ جماعية، ويحمل في باطنه رسائل ومعاني كاشفة عن طبيعة ما يسميه عالم الاجتماع الفرنسي بيير بورديو «نسق الإحالات المشتركة» للذات الجماعية.
إذاً، ظهرت في العصر الحديث مدارس شعرية عربية متعددة، افتتحتها مدرسة الإحياء والبعث، ثم جاءت جماعة «الديوان»، وتولدت المدرسة الرومنطيقية، وذلك في بداية القرن العشرين متأثرة برموز الرومنطقية في الآداب الفرنسية والإنجليزية. وبعدها عرف الشعر العربي جماعة «أبولو»، وأيضاً ما سُمي «أدب المهجر»، وصولاً إلى مدرسة الواقعية في الأدب، ويليها ظهور حركة الشعر الحر أو قصيدة التفعيلة، ثم قصيدة النثر من السبعينات من القرن الماضي، التي انطلقت بأعلامٍ ذوي مواهب مجيدة ونظرة نقدية كرّست أحد أهم شروط الحداثة في الثقافة العربية.
ومن الملاحظات الخاطفة التي نسوقها بشكل عاجل، أن اقتران التجديد الشعري مع نازك الملائكة وبدر شاكر السياب أظهر خصوصية البيئة العراقية الشعرية في هذا النزوع للتجديد والتجريب، الذي تواصل إلى اليوم؛ حيث نجد حالة من الانفتاح الجمالي فريدة من نوعها من الناحيتين: على مستوى الإنتاج الإبداعي، وأيضاً التلقي.
ولعل هذا الكم من المدارس والاتجاهات الذي شهده الشعر العربي في العصر الحديث يكشف بدقة ووضوح عن حالة من الحراك الشعري، من أهم مظاهرها وعناوينها استعادةٌ قوية لمكانة الشعر في الثقافة والحضارة العربيتين، واستنهاضٌ لوظيفة الشعر عند العرب وتلبيةٌ لحاجة اجتماعية وثقافية ملحة للشعر، بوصفه مجالاً من مجالات النهضة وأحد أبرز مضامينها ومسوغاتها. ولكن علاقة العرب بالشعر ظلت في الغالب سكونية في ارتباطها بالقصيدة العمودية؛ إذ نلحظ أن النزعة الإحيائية تظهر ثم تخفت قليلاً ولكن لا تغيب أبداً، الشيء الذي يعني أننا أمام مظهر من مظاهر الهوية التي تمارس الانكفاء من خلال القصيدة العمودية والتي تشغل مقام مقوِّمٍ من مقومات الهوية العربية.
في المقابل، يُعاني الشعر الحديث والمعاصر - بشكل أقل بكثير شعرُ التفعيلة وبشكل أكبر قصيدة النثر - من غياب شبه تام للدعم المؤسساتي المنظم، وضآلة الاعتراف الرسمي بِمُنْجَزِه الجمالي (طبعاً باستثناء بعض القامات الشعرية التي استطاعت الإقناع بالشعر الحديث، واستغلت جيداً فترة الركود «العمودي» الظرفي التي تحصل دائماً)، مقارنة بالحفاوة التي تحظى بها الأنماط التقليدية. فرغم أن الحداثة الشعرية تمثل الوجه الأكثر تعبيراً عن حيوية الإنسان المعاصر وتحولاته النفسية، فإنها لا تزال تُدفع بعيداً نحو الهامش والمبادرات الفردية. ولا يكاد يُرصد لهذا النمط التجديدي ميزانيات تُذكر، ولا توجد تطبيقات ذكية ممولة حكومياً تُعنى بجماليات البناء البصري والتدوير الحداثي، مما يترك الموهبة الشابة المعاصرة في عزلة رقمية وتواصلية رغم ما نراه من تهافت على كتابته والطريقة ذات الأثر العكسي التي يغزو بها وسائل التواصل الاجتماعي وهذا في حد ذاته موضوع جدير بالاهتمام.
ويتجلى هذا التهميش بوضوح في ندرة الجوائز الكبرى المخصصة حصرياً للتجريب النثري، وحرمان الأصوات الجديدة من منصات التكريس اللائقة وتدريب الناشئة، مما يجعل طباعة الدواوين الحديثة ونشرها عبئاً مالياً يقع على كاهل الشاعر نفسه وعدد من دور النشر الطلائعية. إن هذا التفاوت الصارخ في الضخ المالي والاهتمام المؤسساتي لا يعكس قيمة الفن الحقيقية، بقدر ما يكرس قطيعة تجعل الشعر الحديث محاصراً في النطاقات النخبوية الضيقة، ومحروماً من أدوات الانتشار التي تضمن له الحضور والامتداد في الوعي الجمعي؛ ناهيك عن أن الشعر الحديث بقدرته الخاصة على تدوين الراهن وتصوير تفاصيله بحساسية جديدة مع اللغة والواقع والروح المختلفة، سينتهي بنا إلى إيقاف الزمن الشعري عند العمودي، إذ الجماليات المختلفة هي أزمنة وأمكنة مختلفة أيضاً.
من باب الموضوعية، ربما يمكن القول إنه بحكم أن الإعلام الثقافي تشرف عليه في الغالب أصوات حداثية ومتشبعة بالإبداع العالمي، وعاشت في عواصم عربية وغربية جُبلت على التجديد، فإن الصفحات الثقافية تحتفي بالتجارب الشعرية الحداثية أكثر من الأخرى الكلاسيكية.
الفكرة باختصار لا تكمن في مناصرة القصيدة العمودية وتوفير آليات دعم قوية لتأمين البقاء وتأثيرها، فذاك أمر طبيعي ويؤدي وظيفة سوسيولوجية ذات علاقة بالهوية الجمعية، إضافة إلى ما تعنيه مناصرتها من حفظ للغة العربية كمقوِّم رئيسي من مقومات البناء الرمزي للهوية العربية. فالمشكلة - كما تبدو لنا - في هيمنة العمودي وغياب ممارسة ديمقراطية تجاه التعبيرات الجمالية كافة. كما أنه ليس من صالح الشعر العربي ولا الثقافة العربية ألا يوجَّه الضوء للدعم والمناصرة لتجارب شعرية غاية في الإبداع وصنع الدهشة، فقط لأنها من خارج أوزان القصيدة الخليلية. فلتتبارَ الأشكال الشعرية كافة، والرابح دوماً هو الشعر، الذي لا يحدده شكل ولا جماليات بعينها؛ فالشعر انفتاح وانقلاب متواصل تماماً كما هو العقل النقدي الذي محركه النقد.
بيت القصيد أو الجملة الشعرية المراد تسويقها: الشعر لا يضره إحياء القديم ولكن يزهر عندما ننصت لقلبه الحيّ الذي يتجدد مع كل دورة حياة.