شيراك حذّر بوش من تفكيك «الموزاييك الهش» بإطاحة صدام

السفير مونتاني نقل عن الرئيس الفرنسي أن «روسيا ليست ممسحة لأرجلنا»

بوش وشيراك... خلاف كبير على حرب العراق (غيتي)
بوش وشيراك... خلاف كبير على حرب العراق (غيتي)
TT

شيراك حذّر بوش من تفكيك «الموزاييك الهش» بإطاحة صدام

بوش وشيراك... خلاف كبير على حرب العراق (غيتي)
بوش وشيراك... خلاف كبير على حرب العراق (غيتي)

يقدّم السفير الفرنسي السابق موريس غوردو مونتاني، في كتابه «الآخرون لا يفكرون مثلنا»، تفاصيلَ النقاشات بين حكومة الرئيس الفرنسي السابق جاك شيراك، وإدارة الرئيس الأميركي جورج بوش، لتفادي حرب الخليج الثانية عام 2003. كاشفاً أنَّ الفرنسيين حذّروا من أنَّ الحرب ستؤدي إلى «تفكيك الموزاييك الهش» في العراق، لكنّ الأميركيين تجاهلوا ذلك وأصرّوا على الحرب.
يكرّس مونتاني الفصل الرابع من كتابه لحرب العراق، مشيراً إلى أنَّه منذ بداية 2002 بدا واضحاً أنَّ بوش يحضّر الرأي العام للحرب، وأنَّ الهدف هو نظام صدام حسين بحجة امتلاكه المزعوم لأسلحة الدمار الشامل. ويضيف أنَّ شيراك توقع أن تُفضي إطاحة صدام بعملية عسكرية إلى «تفكيك الموزاييك الهش وأنَّها ستشكّل خطأ استراتيجياً رئيسياً».
كان المؤلف حاضراً في قمة شيراك وبوش في براغ، في نوفمبر (تشرين الثاني) 2002، وكتب: «كان الوفدان جالسَين وجهاً لوجه. أجواء التوتر ملموسة. وما سمعناه، كلٌّ يغنّي على ليلاه. بوش غارق في قناعاته، لا بل إنَّه (عندما يتكلَّم) لم يكن ينظر إلى شيراك» الذي جاء جوابه سريعاً، فقال: «الحرب ستضرب الاستقرار في المنطقة (...) وستكون مصدر الفوضى التي ستنبثق منها موجة إرهاب ستصعب السيطرة عليها».
ويتناول الكتاب أيضاً علاقة فرنسا مع روسيا، وينقل عن شيراك قوله إن «روسيا ليست الممسحة التي نمسح عليها أرجلنا»، مضيفاً أن شيراك كان يحظى بثقة الرئيس فلاديمير بوتين.



مدرب البحرين: حضرنا إلى جدة للحفاظ على اللقب

الكرواتي دراغان تالاييتش مدرب المنتخب البحريني (الاتحاد البحريني)
الكرواتي دراغان تالاييتش مدرب المنتخب البحريني (الاتحاد البحريني)
TT

مدرب البحرين: حضرنا إلى جدة للحفاظ على اللقب

الكرواتي دراغان تالاييتش مدرب المنتخب البحريني (الاتحاد البحريني)
الكرواتي دراغان تالاييتش مدرب المنتخب البحريني (الاتحاد البحريني)

أبدى الكرواتي دراغان تالاييتش، مدرب المنتخب البحريني، سعادته بالوجود في مدينة جدة، استعداداً لخوض منافسات كأس الخليج العربي «خليجي 27»، مؤكداً أن منتخب بلاده حضر للدفاع عن لقبه ومحاولة إعادة الكأس إلى البحرين مجدداً، رغم إدراكه صعوبة المهمة في ظل المنافسة المنتظرة بين المنتخبات المشاركة.

وقال تالاييتش، في حديثه لممثلي وسائل الإعلام عقب وصول المنتخب البحريني إلى جدة: «كل شيء على ما يرام، وأنا سعيد جداً على المستوى الشخصي بوجودي في جدة. أشكركم على حفاوة الاستقبال والضيافة، والاتحاد السعودي لكرة القدم وفر كل شيء بصورة ممتازة، وإن شاء الله تسير الأمور على ما يرام، ونعود بالكأس معنا في نهاية المطاف».

وشدد مدرب البحرين على أن منتخب بلاده لا يبحث عن أعذار قبل انطلاق البطولة، رغم الظروف المناخية والإصابات التي قد تواجه اللاعبين، مشيراً إلى أن جميع المنتخبات تخوض المنافسات في ظروف متشابهة.

وقال، رداً على سؤال بشأن استعدادات المنتخب البحريني بعد وصوله إلى جدة يوم السبت، وخوضه حصته التدريبية الأولى: «لا يمكننا أن نتحدث عن الطقس أو الإصابات أو أي أمور أخرى بوصفها أعذاراً. لا أعذار لدينا، فالطقس واحد بالنسبة إلى الجميع هنا، ويتعين علينا أخذ هذه الظروف في الحسبان، لكنها ليست عذراً».

وأضاف: «إن شاء الله، سنخوض حصة تدريبية جيدة اليوم، وسيحصل اللاعبون على بعض الاستشفاء بعد رحلة السفر. تنتظرنا بطولة كبيرة جداً، ونأمل أن تسير الأمور على ما يرام».

وعن مدى جاهزية التشكيلة الأساسية التي سيخوض بها المنتخب البحريني مباراته الأولى في البطولة، لم يكشف تالاييتش عن خياراته النهائية، مكتفياً بالإجابة بالنفي عندما طُلب منه تحديد ما إذا كان قد استقر على التشكيلة الأساسية.

وفي حديثه عن الضغوط التي قد تواجه المنتخب البحريني بوصفه حامل لقب النسخة الماضية، أقر تالاييتش بأن المهمة ستكون صعبة، لكنه أكد أن طموحات فريقه تتمثل في المحافظة على اللقب، والعودة بالكأس إلى البحرين.

وقال: «بالطبع، سيكون تحدياً كبيراً. جئنا إلى هنا للدفاع عن لقبنا ومحاولة إعادة الكأس معنا إلى البحرين مجدداً، لكن المهمة ستكون صعبة للغاية».

وأضاف: «نحن نحترم جميع المنتخبات المشاركة هنا، وأعتقد أن الجميع يمتلكون الفرص نفسها منذ البداية. من يريد أن يصبح بطلاً فعليه أن يثبت ذلك داخل الملعب».

واختتم مدرب المنتخب البحريني حديثه بالتعبير عن رغبته في مواصلة مشوار البطولة حتى المباراة النهائية، قائلاً: «إن شاء الله، سنقدم شيئاً مميزاً، وسنواصل مشوارنا، ونبقى مدة طويلة هنا في جدة؛ لأنني أحب جدة، وأريد البقاء فيها حتى المباراة النهائية».


Hizbullah neden hükümetten çekilmeyi ve hükümeti düşürmeyi reddediyor?

Güneydeki durum protesto edilirken Hizbullah destekçileri gösteri düzenliyor (AP)
Güneydeki durum protesto edilirken Hizbullah destekçileri gösteri düzenliyor (AP)
TT

Hizbullah neden hükümetten çekilmeyi ve hükümeti düşürmeyi reddediyor?

Güneydeki durum protesto edilirken Hizbullah destekçileri gösteri düzenliyor (AP)
Güneydeki durum protesto edilirken Hizbullah destekçileri gösteri düzenliyor (AP)

Hizbullah ile Nevvaf Selam hükümeti arasındaki gerilim sürerken, parti parlamentodaki güven oylamasında hükümeti düşürme seçeneğine başvurmadı. Hükümeti egemenliği zedelemek ve dış gündemlere hizmet etmekle suçlayan Hizbullah’ın milletvekilleri, oylama öncesinde salondan çekildi.

Peki Hizbullah bu hükümetten tam olarak ne istiyor? Kendisine yönelttiği tüm suçlamalara rağmen neden hükümet içinde kalmaya bu kadar önem veriyor?

Hizbullah’ın gerekçeleri

Hizbullah milletvekili ve parti bloğu üyelerinden Hüseyin el-Hac Hasan’ın kısa süre önce hükümetten çekilip çekilmeyeceklerine ilişkin bir soruya, “Hükümetin içinde kalmalıyız” yanıtını verdiği aktarıldı. Hasan, hükümetten ayrılmanın Hizbullah’ı tecrit etmek isteyenlerin işine yarayacağını belirterek “Amerikalıların Hizbullah’ı tecrit etme arzusunu gerçekleştirmeyeceğiz” dedi.

Sonuç getirmeyecekti

Hizbullah’ın tutumunu yakından takip eden siyasi yazar Dr. Kasım Kusayyir, Hizbullah hükümete karşı oy kullansa bile bunun pratikte herhangi bir sonuç doğurmayacağını düşünüyor. Kusayyir, hükümetin yeniden güvenoyu aldığını ve hükümeti destekleyen milletvekillerinin sayısının muhaliflerin sayısına denk olmadığını belirtti.

Kusayyir, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Hizbullah kritik bir siyasi dönemeçle karşı karşıya. Hükümete karşı oy kullanmak fiilen hükümetten ayrılmaya kadar varabilecek siyasi sonuçları üstlenmek anlamına gelecekti. Oysa parti mevcut aşamada hükümetten ayrılmak istemiyor” dedi.

Kusayyir ayrıca, Meclis Başkanı Nebih Berri ile olumsuz veya tırmandırıcı adımlar atılmaması konusunda bir mutabakat bulunduğunu belirterek “Dolayısıyla Hizbullah’ın çekilme kararı, Emel Hareketi’nin aldığı tutumla çelişmiyor ve aynı zamanda iletişim kanallarını açık tutmasını sağlıyor” ifadelerini kullandı.

dfvgthyju
Geçen hafta parlamentoda hükümetin sorgulandığı oturum sırasında Hizbullah’ın Meclis grubundan milletvekilleri; fotoğrafta milletvekili Ali Ammar konuşurken görülüyor (Lübnan Parlamentosu)

Kusayyir’e göre hükümeti düşürmenin zamanı henüz gelmedi. Ne iç siyasi koşullar ne de dış gelişmeler açısından böyle bir aşamaya ulaşılmış değil. Hizbullah’ın itirazlarının bu aşamada hükümeti düşürme amacı taşımadığını belirten Kusayyir, partinin özellikle müzakere dosyası ve iç meseleler konusunda hükümetin performansını düzeltmeyi hedeflediğini söyledi.

Kusayyir, “Hizbullah iç siyasette bir ‘bilek güreşi’ savaşına girmek istemiyor. Hükümeti veya mevcut yönetimi düşürmeye yönelik bir mücadeleye sürüklenmeden süreci düzeltmeye çalışıyor” değerlendirmesinde bulundu.

Hizbullah tabanında rahatsızlık

Ancak hükümeti sorgulama oturumunda yaşanan son gelişme başta olmak üzere Hizbullah’ın çelişkili tutumlarını açıklamak için sunduğu gerekçeler, tabanının geniş bir kesimini ikna etmeye yetmedi.

Tartışma siyasi ve medya çevreleriyle sınırlı kalmadı. Hizbullah’ın toplumsal tabanına da yayılan tartışmada, partiye yakın aktivistler ve isimler sosyal medya üzerinden partinin performansından duydukları rahatsızlığı dile getirdi. Bazıları Hizbullah’a yönelik doğrudan ve kamuya açık eleştirilerde bulundu.

Bu eleştiriler, Hizbullah’ın tabanı içindeki tartışmanın niteliğinde dikkat çekici bir değişime işaret ediyor. Soru artık yalnızca hükümete ilişkin tutumla sınırlı kalmıyor, Hizbullah’ın kendi performansına ve siyasi süreci yönetme biçimine de yöneliyor.

Özgür Yurtsever Hareketi ile ilişki

Hizbullah’ın aksine hükümete saldıran ve hükümeti eleştiren Özgür Yurtsever Hareketi, hükümetten güvenoyunun çekilmesi yönünde oy kullandı.

Ancak hareketin Genel Başkan Yardımcısı Dr. Naci Hayek, Hizbullah’ın hükümet aleyhinde oy kullanmak yerine oturumu terk etmesine şaşırmadığını söyledi. Hayek, bunun “Hizbullah’ın sürdürdüğü bir yaklaşım haline geldiğini” belirterek cumhurbaşkanlığı seçimleri ve öncesinde kurulan hükümetleri bu yaklaşımın başlıca örnekleri olarak gösterdi.

Hayek, “Onun kendine özgü çıkarları ve hesapları olduğunu çok iyi biliyoruz” dedi.

dfthyju
Geçen hafta İsrail ile yürütülen resmi müzakereleri protesto eden gösteri sırasında Hizbullah destekçisi bir gösterici, Başbakan Nevvaf Selam’ın fotoğrafını yakıyor (AP)

Hayek, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, yaşananların Özgür Yurtsever Hareketi ile Hizbullah’ı yeniden yakınlaştırıp yakınlaştırmayacağı konusunda, “Bunun bizi yeniden ona yaklaştıracağını ya da ondan uzaklaştıracağını söylemek mümkün değil” ifadelerini kullandı.

Hayek, hareket açısından asıl önemli noktanın attıkları adımın “muhalefet saflarında yalnız olduğumuzu, diğerlerinin ise kendi aralarında anlaşmış olduğunu herkese göstermesi” olduğunu belirtti.

Hayek, taraflar arasındaki açık eleştirilere ve anlaşmazlıklara rağmen sonunda aynı masada oturduklarını savunarak “Dörtlü anlaşma devam ediyor. Biz o dönemde bunu kabul etmedik, bugün de etmeyeceğiz” dedi.

Özgür Yurtsever Hareketi lideri Cibran Basil de kısa süre önce Hizbullah’a yönelik sert bir saldırı düzenleyerek “Lübnan devletinden daha büyük bir sorumluluk taşıdığını çünkü aciz durumda olduğunu ancak buna rağmen ülkeyi yok etme ve Lübnan’ın yapısını ve toplumsal dokusunu değiştirme politikasını sürdürdüğünü” söyledi.

Hizbullah’ta belirsizlik ve sertleşen söylem

Siyasi aktivist ve avukat Antoine Nasrallah ise Hizbullah’ın hükümete görünürde ve medya üzerinden sert biçimde karşı çıktığını ancak buna karşılık hükümet içindeki varlığından özellikle atamalar dosyasında yararlandığını düşünüyor.

Nasrallah, hükümetin düşmesi halinde mevcut iç ve dış koşullar altında nasıl bir hükümet kurulacağının bilinmediğini ve Hizbullah’ın mevcut hükümetteki payını dahi kaybedebileceğini belirterek partinin “zor durumda” olduğunu savundu.

Nasrallah, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Hizbullah bugün geçmişte bildiğimiz Hizbullah değil. Bir belirsizlik ve savrulma hali yaşıyor. Bazı liderlerinin sahip olduğu diplomatik yaklaşımı terk ederek daha saldırgan bir söyleme yöneldi” dedi.

wfrgt
Geçen hafta parlamentoda hükümetin sorgulandığı oturumda milletvekillerini dinleyen Lübnan hükümeti bakanları (Lübnan Parlamentosu)

Nasrallah, Özgür Yurtsever Hareketi ile Hizbullah arasındaki ilişkiye ilişkin değerlendirmesinde ise bugün veya gelecekte yaşanabilecek herhangi bir yakınlaşmanın “çıkar ve seçim hesaplarına dayalı” olacağını söyledi.

Her iki partinin de taban desteği konusunda sorun yaşadığını belirten Nasrallah, Basil’in hem hükümete hem de Hizbullah’a saldırarak Özgür Yurtsever Hareketi’nin Lübnan Güçleri lehine kaybettiği Hristiyan desteğini yeniden toplamaya çalıştığını, Hizbullah’ın ise Şii tabanındaki rahatsızlığı kontrol altına almak amacıyla hükümeti hedef aldığını savundu.

Nasrallah, iki tarafın da hükümetin birçok dosyada karar alma konusunda ağır davranmasından yararlandığı sonucuna vardı.


Suriye’de silah depolarındaki patlamaların tekrarlanmasına ilişkin senaryolar

Halep’in güney kırsalındaki el-İys bölgesinde bir silah deposunda meydana gelen patlamanın ardından bir askeri polis memuru yol üzerinde bekliyor (Reuters)
Halep’in güney kırsalındaki el-İys bölgesinde bir silah deposunda meydana gelen patlamanın ardından bir askeri polis memuru yol üzerinde bekliyor (Reuters)
TT

Suriye’de silah depolarındaki patlamaların tekrarlanmasına ilişkin senaryolar

Halep’in güney kırsalındaki el-İys bölgesinde bir silah deposunda meydana gelen patlamanın ardından bir askeri polis memuru yol üzerinde bekliyor (Reuters)
Halep’in güney kırsalındaki el-İys bölgesinde bir silah deposunda meydana gelen patlamanın ardından bir askeri polis memuru yol üzerinde bekliyor (Reuters)

Şam’daki kaynakların aktardığına göre, pazartesi sabaha karşı Halep’in güneyindeki el-İys askeri bölgesinde meydana gelen patlamalar, Suriye’deki silah depolarını hedef alan sabotaj ihtimalini güçlendirdi. Bu olay, ay başından bu yana Şam kırsalı, Deyrizor, Halep ve İdlib kırsalında meydana gelen benzer patlamalar zincirinin son halkası oldu.

Söz konusu patlamalar, daha önce İran’ın nüfuz alanları içinde bulunan bölgelerde kalan ve savaş mühimmatı barındıran büyük silah depolarında meydana geldi. Ancak askeri analistlere göre mevcut bulgular, olayların nedeninin depolama koşullarındaki yetersizlik ve deneyim eksikliği olduğuna işaret etmeye devam ediyor.

Sabotaj ihtimali, bu ayın 8’inde İsrail hava kuvvetlerinin Suriye ve Lübnan’da hedef tespiti amacıyla gerçekleştirdiği geniş çaplı keşif faaliyetiyle birlikte değerlendirildiğinde farklı bir anlam kazanıyor.

Askeri uzman İmad Şehud, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, keşif faaliyetinden bir gün sonra Sarmada’da, ardından Şam kırsalındaki Dumayr ve Deyrizor’daki Ayyaş bölgelerinde patlamaların meydana geldiğini belirtti.

vfg
Suriyeli askerler, 9 Eylül’de İdlib’de 14 kişinin hayatını kaybettiği silah deposu patlamasının meydana geldiği bölgeye koşuyor (AP)

Şehud, bu olayların yalnızca “tesadüf” olarak değerlendirilemeyeceğini ve sadece silahların kötü depolanmasıyla açıklanamayacağını söyleyerek kötü depolama ihtimalinin de göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguladı.

Şehud’a göre bu tür operasyonlar, sahadaki ajanlar aracılığıyla gerçekleştirilebilir. Uzman ayrıca Suriye Savunma Bakanlığı bünyesinde organizasyonel ve idari bir sorun bulunduğuna dikkat çekti.

Üç olası senaryo

Askeri araştırmacı ve Jusur Araştırmalar Merkezi uzmanı Reşid el-Hurani, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, silah depolarındaki patlamaların tekrarlanmasının nedenlerine ilişkin mevcut veriler ışığında üç senaryonun öne çıktığını söyledi.

İlk senaryoya göre bazı patlamalar, özellikle Halep’in güneyindeki el-İys silah deposunda meydana gelen olay, İran’a bağlı milislerin bölgeyi kontrol ettiği dönemde bu güçlere ait olan depolarda gerçekleşti. Hurani, bu depoların İran’la bağlantılı kişilerden biri tarafından “bir şekilde” hedef alınmış olabileceği ihtimaline işaret etti.

Hurani bu ihtimali, İran’ın Suriye’nin iç istikrarını bozma yönündeki devam eden girişimleriyle ilişkilendirdi.

fvghyjuk
21 Eylül 2026’da el-İys kasabası çevresindeki Suriye ordusuna ait bir noktada meydana gelen bir dizi patlamanın ardından yerde mühimmat parçaları (AFP)

İkinci senaryo ise İran’ın geride bıraktığı ve daha sonra Suriye hükümetinin kontrolüne geçen silah depolarının İsrail tarafından hedef alınmış olması. Hurani’ye göre İsrail, bazı mühimmatların varlığından şüphelenmiş olabilir. Patlama sırasında bazı topçu mühimmatlarının etkisinin 15 kilometreye kadar ulaştığını belirten Hurani, İsrail’in Suriye hükümetinin bu silahlardan yararlanmasını engellemeye çalışmış olabileceğini söyledi.

Üçüncü senaryo ise “güvenlik sızması”. Buna göre eski rejim döneminde görev yapmış ve hâlâ çeşitli bağlantıları bulunan bazı kişilerin yeni yapılara dahil edilmiş olması, silah depolarının güvenliği açısından risk oluşturuyor olabilir.

Bir aydan kısa sürede beşinci patlama

Halep kırsalındaki el-İys bölgesinde meydana gelen patlama, Suriye’de bir aydan kısa süre içinde yaşanan bu türdeki beşinci olay oldu.

Geçen cuma günü de Deyrizor’un batısındaki Ayyaş bölgesindeki bir askeri noktada kaynağı henüz belirlenemeyen bir patlama meydana gelmiş ve Suriye ordusundan 11 asker hayatını kaybetmişti.

Suriye’deki silah depolarında daha önce de kaynağı belirlenemeyen patlamalar yaşanmıştı. Bunlardan biri, bu ayın 9’unda ülkenin kuzeybatısında meydana gelmiş ve 14 kişinin ölümüne yol açmıştı. Bundan 10 gün önce ise aynı bölgede mühimmat yüklü bir aracın patlaması sonucu en az 5 kişi hayatını kaybetmişti.

Reuters’ın derlediği verilere göre, eski Devlet Başkanı Beşşar Esad’ın Aralık 2024’te devrilmesinden bu yana Suriye’deki silah depolama tesislerinde benzer nitelikte en az 16 patlama meydana geldi.

El-İys stratejik bir askeri bölgeydi

Eski rejim, 2020 yılında Halep’in 35 kilometre güneyindeki stratejik Tel el-İys bölgesinin kontrolünü Rus hava desteği ve İran Devrim Muhafızları ile ona bağlı milislerin yoğun kara desteği sayesinde ele geçirmişti.

Rejim daha sonra bölgeyi, büyük miktarda mühimmat ve ağır silahların toplandığı ve depolandığı bir güvenlik bölgesine dönüştürmüştü. Tesis, ülkenin kuzeyini güneyine bağlayan M5 karayolunu doğrudan gören stratejik bir konumda bulunuyordu.

Güvenlik uzmanı Nuvvar Şaban Kabakibo ise silah depolarındaki patlamaların tekrarlanmasına ilişkin bazı göstergeler bulunduğunu söyledi.

Kabakibo, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Sabotaj ihtimaline işaret eden bir gösterge var ancak bundan kesin olarak söz edemeyiz. Birçok noktayı açıklığa kavuşturacak resmi açıklamayı bekliyoruz” dedi.

fvghyju
Pazartesi sabahı erken saatlerde el-İys kasabası çevresindeki Suriye ordusuna ait bir noktada meydana gelen bir dizi patlamanın ardından yükselen alevler ve duman; olayda en az dört kişi yaralandı (AFP)

Kabakibo ayrıca söz konusu depolarda “savaş mühimmatı” bulunduğuna ilişkin kanıtlar olduğunu belirtti. Buna göre mühimmat ya eski rejime ait depolarda uzun süre boyunca tutulmuş olabilir ve bunların lojistik ve teknik durumuna ilişkin ayrıntılar bilinmiyor ya da çatışmalardan elde edilen ganimetler bir yerden başka bir yere taşınarak gelişigüzel biçimde depolanmış olabilir.

Uzman, mühimmatın kötü koşullarda depolanmasının bazı teknik özelliklerini kaybetmesine yol açmış olabileceğini ifade etti.

Bunun yanı sıra depolarda aslında kullanım ömrünü tamamlamış ve imha edilmesi gereken büyük miktarda mühimmat bulunması da ihtimaller arasında.

Kabakibo, yapılması gerekenin “Savunma Bakanlığı’nın silahlanma biriminde bu mühimmatla çalışabilecek uzmanların yetiştirilmesi, mühimmatın değerlendirilmesi ve uygun koşullarda depolanmasının sağlanması, kullanılabilir mühimmatın hasarlı olanlardan ayrılması ve en önemlisi askeri tesislerin yeniden değerlendirilmesi” olduğunu söyledi.