​Irak’ta hükümet krizi sürüyor

​Irak’ta hükümet krizi sürüyor

Çarşamba, 25 Mart, 2020 - 14:45
Irak Parlamentosu (Reuters)
Bağdat / Hamza Mustafa

ABD’nin Irak planları, Şii güçlerin Zurfi hükümetinin kabul edileceği yönündeki korkularını güçlendiriyor.

Yeni Irak hükümetini kurmakla görevlendirilen Adnan ez-Zurfi’nin başbakan olmasını kabul etmeyen Meclis’teki Şii bloklar, zaman kaybettiklerini anlamalarına rağmen, halen bu hususta olumlu veya olumsuz bir çözüme ulaşamadı.

Zurfi, isimleri henüz açıklanmayan milletvekilleri ve etkili siyasi figürleri içeren bir müzakere ekibi oluşturmak da dahil, hükümeti kurmaya kararlı görünürken, ABD’nin ‘geri çekilme ve sonra yeniden konuşlanma’ hususundaki manevraları gibi yeni bir faktörün ortaya koyulması sonrasında duyulan endişeler de iki katına çıktı.

Zurfi’nin görevlendirilmesini reddeden Şii bloklar arasındaki görüşmeler devam ederken, bir taraftan da ‘güvence vermesi karşılığında ona bir şans verilmesinin istenip istenmediği, (hiçbirisi üzerinde henüz uzlaşı sağlanmayan) üniversite başkanlarının aday gösterilmesi gibi zor görünen seçeneklere başvurulup başvurulmama ya da bu seçeneğin neredeyse imkansız olduğunun bilinmesine rağmen, olaylardan sorumlu tutulan Cumhurbaşkanı Berhem Salih’i görevden almak için bir formül aramaya başlama’ hususlarının hiçbirinde bir sonuç sağlanamadı.

Bu gelişme, ABD’nin Irak’taki bazı ABD üslerinden geri çekilmesinin başlangıç hamlesiyle eş zamanlı olarak yaşandı. Bu geri çekilmenin, ABD askerlerini koronavirüs (Kovid-19) salgınından korumak için alınan önlemlerin bir parçası olarak geldiği biliniyor.

Bu çerçevede uluslararası koalisyon, Irak’taki kuvvetlerine dair bazı değişiklikler yaptığını açıkladı. Koalisyon, terör örgütü DEAŞ’ın sahada yenilgiye uğratılmasının birinci yıldönümü münasebetiyle 24 Mart’ta yayınladığı basın açıklamasında, “Bir yıl önce uluslararası koalisyon, yerel ortaklarımızla işbirliği dahilinde, Suriye’nin Bağuz bölgesinde DEAŞ’ın son kalesini kurtardı ve örgütün, coğrafi açıdan genişleme hırslarını yok etti” ifadelerine yer verdi. Bildiride, “Bugün yaklaşık 8 milyon insan, DEAŞ’ın Irak ve Suriye’deki egemenliğinden kurtuldu. Birçok vatandaş, koalisyonun çeşitli yardımları ve istikrar sürecine verdiği destek sayesinde hayatlarını yeniden kurmak için evlerine geri döndü” denildi.

Uluslararası koalisyon, “İlerleme, kampanyamıza, görevimizi gerçekleştirme yeteneğimizden ödün vermeden elde ettiklerimizi yeniden yapılandırma izni veriyor. Şu anda Irak ve Suriye halklarında ve misyonumuzda görünen koronavirüs salgınının empoze ettiği benzeri görülmemiş zorluklar, Iraklı yetkililerle tam koordinasyon dahilinde, bu dönemde kuvvetlerimizi korumak için geçici değişiklikler yapılmasına yol açtı. DEAŞ’a karşı terörle mücadelede yaşanan bu önemli olayı kutlarken, uluslararası koalisyon çalışmalarının henüz sona ermediğini bildiriyoruz. Öyle ki DEAŞ, hala büyük bir tehdit oluşturmaya devam ediyor. Uluslararası koalisyon, DEAŞ’ın, kol ve şebekelerinin hırslarını gerçekleştirmesini önlemek için başarıya ulaşana kadar Irak ve Suriye’de küresel düzeyde sarf edilen kapsamlı çabalarını sürdürecektir” açıklamasında bulundu.

Öte yandan Sadr Hareketi’nin desteklediği Sairun Bloğu Milletvekili Riyad el-Mesudi, hükümete ‘Irak’ta ABD kuvvetlerinin varlığına ilişkin net bir tavır takınma’ çağrısında bulundu. Mesudi, yaptığı bir basın açıklamasında, “Yabancı kuvvetlerin varlığı meselesini ele almamak, bu güçlerin ülkeden çıkarılması için ‘ileri düzeyde ve açık görüşmeler yapmayan’ mevcut ve eski hükümetlerden kaynaklanıyor” ifadelerini kullandı. Milletvekili Riyad el-Mesudi, sözlerini şöyle sürdürdü;

“Irak hükümetinin, mevcut iç koşulların, bu hususta güçlü diyaloglar ve net taleplere uygun olmadığına inandığını düşünüyoruz. Patriot sisteminden gelişmiş ekipmanlar oluşturma ve ‘101. Hava İndirme Tümeni’ gönderme süreçleri, ABD’nin Kürdistan’da ve ülkenin batı vilayetlerinde askeri bir varlık aradığının bir kanıtıdır”.

Ulusal güvenlik uzmanı ve Stratejik Araştırmalar Merkezi Başkanı Dr. Hüseyin Allavi, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Irak’taki ABD varlığı, silahlı gruplar tarafından kullanılan katyuşa füzelerinin ve insansız hava araçlarının neden olduğu yeni tehditler açısından değiştirilmiş geçiş politikası ve güvenlik durumu nedeniyle bir dönüşüm geçiriyor. Görünüşe göre Irak ortak kuvvetleri, buna karşı duracak, onları bu karardan saptırmaya ve onlarla mücadeleyi kabul etmeye çalışacak. Çünkü Irak hükümeti, ‘Stratejik Çerçeve Anlaşması’ veya Irak’ın uluslararası koalisyona, NATO’ya ya da yeni bir ortaklığa üyeliği çerçevesinde, uluslararası taahhütlere bağlıdır” değerlendirmesinde bulundu. Dr. Allavi, “Irak ortak güçlerine ‘eğitim, imkan ve yeteneklerin geliştirilmesi’ açısından hizmet vermek için gereksiz güvenlik irtibat merkezlerinden çıkış ve yeniden mevzilenme, bunlar, uluslararası koalisyon kuvvetlerinin aradığı şeylerdir. Bu durum, Irak askeri üslerindeki bazı ortak irtibat alanlarından geri çekilmeyi ve tesisleri Irak güçlerine teslim etmeyi gerektiriyor” ifadelerini kullandı.

Dr. Hüseyin Allavi, “Güvenlik, politika ve ekonomide Irak’ın karşılaştığı zorluklara dair bir ABD anlayışı var. Irak silahlı kuvvetlerinin yeteneklerinin artması sonucunda teknik yardım sağlanmalı ve sert irtibat sürecinden yumuşak bir aşamaya geçiş yapılmalıdır. Bu nedenle Irak’taki el-Kaim askeri üssünden ayrıldılar ve aynı şekilde Takaddum üssünden de geri çekilebilirler. Bu hususta anlayışların sağlandığı başka alanlar da olabilir” dedi.

Aynı şekilde Cumhuriyet Siyasi Araştırmalar Merkezi Başkanı Dr. Mutez Muhyiddin de Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Ortak Operasyonlar Komutanlığı, Suriye ile sınır bölgesindeki el-Kaim kampının resmen teslim edildiğini açıkladı. Bu, Bağdat’ta veya Irak’ın diğer bölgelerinde birçok kampı hedef alan füzelere karşı henüz korunmayan kuvvetlerinin yeniden yapılandırılmasına ve mevzilenmesine ilişkin ABD tarafından onay alınan bir faaliyettir” değerlendirmesinde bulundu. Dr. Muhyiddin, sözlerini şöyle sürdürdü;

“Kaynaklar, yeniden yapılanma sürecinin, birden fazla askeri üssü ve gelecek Nisan ayı sonlarında sona erecek aşamaları kapsayacağını belirtti. Geri çekilen kuvvetlerin sayısı 200 askerden fazla. Yöneldikleri alanlar, Kerkük ve Süleymaniye’deki diğer alanların yanı sıra Ayn el-Esed hava üssü olacak. Diğer bir yandan ABD’liler, bu çekilmeyle birlikte DEAŞ tehdidinin Irak’ta henüz sona ermemesi dolayısıyla hala ABD varlığına ihtiyaç duyulduğunu açıklayan Iraklı siyasi liderlerin nabzını test etmek istiyorlar. Sonuç olarak bu kuvvetleri yeniden mevzilendirmek ve başta kamplar olmak üzere Bağdat çevresinden çıkarmak, yeni bir kavram benimsemek anlamına geliyor.”

Dr. Mutez Muhyiddin ayrıca, “ABD, Irak ve bu ülkeleri birbirlerine bağlayan yollar aracılığıyla İran’dan Lübnan ve Suriye’ye silah aktarma korkusuyla, Suriye ile sınır bölgesini kontrol etmek istediğini belirten bir mesaj verdi. Özellikle de Adil Abdulmehdi hükümeti, ‘bu geçidin, silah transferi için bir gerekçe olabileceği’ nedeniyle ABD’lilerin kabul etmemesine rağmen el-Kaim geçidinin açıldığını birçok defa ilan etmişti” dedi.

Bu durumun, yeni bir başbakan seçimi başta olmak üzere siyasi süreç üzerindeki etkisine de değinen yetkili, “Hükümeti kurmakla görevli yetkilinin ‘ABD’nin Irak’tan çıkışının; kontrol edilmediği ve Irak ile ABD tarafları arasında takip edilmesi gerektiği’ yönündeki ifadeleri göz önüne alındığında bu girişimler, ABD’nin Irak’taki varlığını reddedenler arasında şüpheler oluşturmaya başladı. Zurfi’nin ve DEAŞ’ın hezimete uğraması için hala uluslararası çabalara ihtiyaç duyulduğunu belirten tarafların vizyonlarının aksine bu durum, Şii güçlerin ‘ABD’lilerin kayıtsız ve şartsız bir şekilde çıkışlarını hızlandırma’ baskılarını sürdürmelerine yol açtı” ifadelerini kullandı.


Editörün Seçimi

Multimedya