​Hüsnü Mübarek Büyük Mısır kitabına hangi sayfaları yazdı...

​Hüsnü Mübarek Büyük Mısır kitabına hangi sayfaları yazdı...

Çarşamba, 26 Şubat, 2020 - 09:00

Kral Faruk, kendisini İtalya’nın Napoli şehrindeki sürgününe taşıyacak olan geminin güvertesinde General Muhammed Necib'e veda ederken şöyle demişti:

“Mısır’ı yönetmek kolay değildir..."

Devrik Kral'ın monarşi rejiminin yıkılmasından sonra ülkenin yönetimini üstlenen Muhammed Necib’e veda ederken söylediği son söz bu olmuştu.

Bu ifade, Devrim Komuta Konseyi içerisindeki koltuk kavgalarıyla boğuşurken Muhammed Necib’in kulağında çınladı durdu.

Ta ki "küçük subay evlatları" –onlara bu adı vermişti- Necib'i tecrit, yoksulluk ve hastalıktan mustarip bir şekilde geçirdiği on yıllar süren bir ev hapsine mahkum edene kadar...

Mısır’ın her yöneticisinin başlangıcına teatral çığlıklar eşlik etmiştir. Sonları da sonunda değişik renklerde perdelerin indiği sahnelerle olmuştur.

Devlet Başkanı Cemal Abdunnasır’ın iktidarın dizginlerini ele geçirmesi kolay olmadı. Yönetimi ele geçirmek için birlikte hareket ettiği yoldaşları ile gizliden ve açıktan savaşlar yürüttü.

İşe 23 Temmuz gecesinde temel bir rol oynayan Yusuf Seddik ile başladı. Sonrasında Halid Muhyiddin’i İsviçre’ye sürgüne gönderdi. Bu iki ismin ardından Devrim Komuta Konseyi’nin geri kalan üyeleri ile koltuk oyunu devam etti. En yakın arkadaşı Mareşal Abdulhekim Amir’in 1967’deki yenilgiden sonra gizli bir darbe ile siyaset sahnesinin dışına itilmesi ile sona erdi.

Cemal Abdunnasır, adının yükselmesine, her köşeye portrelerinin asılmasına, akıllara ve kalplere kazınmasına neden olan büyük zaferlerle sona eren bir dizi iç, bölgesel ve uluslararası savaş yürüttü. Ancak, kırılmalar ve bozgunlar kalpleri vurmuş ve bedenin geri kalanını etkilemişti.

Süveyş Kanalı’nın millileştirilmesinden Suriye ile birliğe, Asvan Barajı’nın inşasına, Bağlantısızlar Hareketi’ne, güç sağlamayan ve vatanı korumayan savaşlara kadar.

Yemen savaşı, Suriye ile birliğin dağılması, ardından 1967’deki yenilgi ile gelen büyük darbe. Abdunnasır’ın hayatı İsrail’e karşı yürütülen yıpratma savaşlarındaki bomba seslerinin yükseldiği sahnede son buldu. Daha 52 yaşında iken ansızın bu dünyadan göçüp gitti.

“Mısır’ı yönetmek kolay değildir”…

Acaba Abdunnasır’ın hayatının son demlerini Kral Faruk’un bu sözü mü kuşatmıştı?

Abdunnasır’dan sonra yardımcısı Enver Sedat sessiz bir hareketliliğin ortasında ülkenin yönetimini devraldı.

Gençler, işgal altındaki topraklar için bir kurtuluş savaşı ve değişim talep ediyorlardı.

Lider ve komutan Cemal Abdunnasır’ın okulundan mezun olmuş güçler devletin tüm kilit noktalarına yerleşmişlerdi.

Karşısında topraklarını işgal etmiş bir düşman vardı.

Süveyş Kanalı kapalıydı.

Mısır’ın en büyük destekçisi Sovyetler Birliği istediğini elde ediyordu.

Devrim Komuta Konseyi üyeleri arasında uzun yıllar süren rekabet içinde neredeyse boğulmuş olan bir adamın, Abdunnasır gibi dev bir liderin bıraktığı boşluğu doldurması kolay değildi. Başkanlık koltuğuna geçer geçmez karar mekanizmasını ele geçirme savaşı başladı. Abdunnasır’ın adamları karar mekanizmasını ele geçirmek ve Sedat’ın görüntüden ibaret bir başkan olmasını istiyorlardı.

Sedat kendisini üç cepheli bir savaşın içinde bulmuştu.

Bunların ilki; hemen bir  kurtuluş ve onur savaşına girişmesini isteyen gençlerdi.

İkincisi; devletin kilit noktalarını ele geçirmiş, devleti yöneten ve kendisini itaat ve sadakati hak eden bir lider olarak görmeyen bir gruptu.

Üçüncüsü ise Sina Yarımadasını işgal etmiş ve Süveyş Kanalını kapatmış düşman İsrail'di...

Mutennebi’nin bir şiirinde belirttiği gibi nereye dönerse dönsün karşısına bir düşman çıkıyordu. Kısacası her yeri düşmanlarla sarılmıştı.

1967 yılında yaşanan hezimetten sonra istifa kararını açıklayan ama Mısırlıların sokaklara dökülerek ona devletin başında kalmayı emrettiği Abdunnasır’dan sonra Mısır’ın yönetimine gelen kişi, içeride ve dışarıda bu durumdaydı.

Enver Sedat’ın önünde aşması gereken engeller uzanıyordu. Ama Sedat bu engelleri aşmak için büyüleyici bir yöntem icat etmişti.

Neredeyse sihirli tek bir darbe ile güç odakları adını verdiği kişileri tutuklattı ve cezaevine gönderdi.

Bu savaş onun hayatındaki en belirleyici savaştı. Çünkü onun sayesinde Mısır’ın gerçek ve fiili başkanı oldu. Daha sonra, kendisini ve Mısır’ı bekleyen kader haritasını hazırlamaya başladı.

Nasırcı güç merkezlerinden kurtulduktan sonra, Mısır sokağı ile arasında aracı olacak bir siyasi akımı aktive etmek istedi.

Bu nedenle İslami harekete yeniden hayat verdi. İsrail ile savaş kararı aldı.

Fakat bu savaş, kendi yöntemleri ile gerçekleşecekti. Bunun için ilk olarak ülkesindeki Sovyet uzmanlarını kovdu.

Savaş konusunda sesini yükseltmeye, uyarılarda bulunmaya ve gözdağı vermeye başladı. Gerilimi yükselttikten sonra kurnazca geri adım atıp savaşı erteliyordu.

Sonunda, 1973 yılının ekim ayında İsrail ordusuna karşı sürpriz bir saldırı gerçekleştirdi.

Mısır ordusu sürpriz bir şekilde Süveyş Kanalını geçerek İsraillilere kayıplar verdirdi.

Sedat daha sonra İsrail ile barış anlaşmasıyla sona eren bir siyasi savaş yürüttü.

ABD ile özel bir ilişki kurarak açılıma dayanan bir ekonomik politika benimsedi.

Adı ve gölgesi Mısır içinde ve dışında dolaşmaya devam eden Abdunnasır’ın kaybettiği toprakları geri almasını sağlayan ve hayatının başarısı saydığı zaferinin yıldönümünü kutladığı gün onun son günü oldu.

O tarihi günde üzerinde durduğu şeref kürsüsünde fikri ve siyasi aracı olmasını istediği İslami harekete mensup  bir el tarafından öldürüldü.

Acaba o da ölmeden önce Kral Faruk’un “Mısır’ı yönetmek kolay değildir” sözünü hatırlamış mıdır?

Sedat’ın öldürülmesinden sonra yerine, 1973 savaşında Hava Kuvvetleri komutanı olan yardımcısı Hüsnü Mübarek geçti. Mübarek, Mısır’ın başkanı olacağını hiç hayal etmemişti. Devlet Başkanı Sedat, onu yardımcısı olarak atadığını söylemek için kendisini çağırdığında Hava Kuvvetleri komutanı Hüsnü Mübarek, Sedat’ın onu Mısır Havayolları Şirketi’nin başına getireceğini sanmıştı. Beklentileri bununla sınırlıydı.

Mübarek, altı yıl başkan yardımcılığı görevini sürdürdü. Bu süre içerisinde birçok iç, dış ve güvenlik meselesinin çözümünü üstlendi. Cumhurbaşkanlığının günlük çalışmalarının detaylarını takip etti. Çünkü Sedat, ayrıntılara dalmayı sevmiyordu. Bu da Hüsnü Mübarek’in ülkenin yönetimini üstlenmeye hazırlanmasına yardımcı oldu. Pilotların kişiliği –denilene göre- hızlı ve ince hesaplar yapmaya meyillidir. En basit hatalar bile onlar için son demektir. Onlara göre sabır ve tahammül, savunma ve saldırının başarılı olmasının iki temel şartıdır.

Mübarek Devlet Başkanı olduğunda Arap ülkelerinin birçoğu Mısır ile ilişkilerini kesmişti.

Arap Birliği’nin merkezi Kahire’den başka bir yere taşınmıştı. İsrail ile barış süreci daha tamamlanmamıştı.

Taba kasabası meselesi Uluslararası Adalet Divanı’ndaydı. Mısır’ın ekonomik koşulları istikrarlı değildi.

Bütün bunlara ilaveten iç güvenlik sorunları vardı. Birçok Mısırlı ve yabancı politikacı, Hüsnü Mübarek’i deneyimli ve dahi Enver Sedat’ın yetenekleri ve gücü ile kıyaslıyarak Mısır’ı yönetip yönetemeyeceğini sorgulamıştı. Ancak Mübarek, yönetim konusunda büyük bir yeteneğe sahip olduğunu kanıtladı.

Mübarek, modern Mısır tarihinde daha önce görülmemiş bir süre boyunca Cumhurbaşkanlığı koltuğunda kaldı.

Geniş kapsamlı bir Arap ve küresel ilişkiler ağı ördü. İçeride muhaliflerle başa çıkmak konusunda -baskıyı tamamen ortadan kaldırmasa da- hesaplı bir esnekliği benimseyen yeni bir yaklaşım geliştirmekten kaçınmadı.

İnsan bedeni gibi rejimler de yaşlanır. Oğlu Cemal’i varisi yapma isteği, Mısır sokağını kızdırdı ve ordu komutanları arasında fısıltıların başlamasına neden oldu. Muhalefet çeşitli form, hareket ve yönelimler kazanmaya başladı.

2011 yılının Ocak ayında kitleler meydanları doldurdu. Ordu da onların tarafını tuttu. Sahnenin  kırmızı renkli perdesi yavaş yavaş inmeye başladı. Mübarek yönetimden çekildiğini açıkladı. Yatalak bir şekilde mahkeme salonuna getirilip götürüldü.

Evet, Kral Faruk’un dediği gibi “Mısır’ı yönetmek kolay değildir”.

Kral Faruk’un bu sözüne rağmen Mısır’ı yöneten ve tarihi yolculuğunun birkaç sayfasını yazan Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek de bu dünyadan göçüp gitti.


DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya