Ahmed Hariri: Cumhurbaşkanlığı Uzlaşısı mezhepçi kutuplaşmayı doğurdu

Ahmed Hariri: Cumhurbaşkanlığı Uzlaşısı mezhepçi kutuplaşmayı doğurdu

Pazartesi, 24 Şubat, 2020 - 15:15
​Ahmed ve Saad Hariri (Independent Arabia)
İstanbul/Şarku’l Avsat

Sevsen Mehanna

Lübnan Sünni toplumunun siyasi temsilcisi konumundaki Müstakbel Hareketi'nin Genel Sekreteri Ahmed Hariri ile doğrudan görüşmek, televizyon ekranlarından kendisini seyretmek gibi değil. Kendisi oldukça zarif, misafirperver, doğalken zoraki de değil.

Salona girerken resmi kıyafetli değildi. Independent Arabia’yı Beyrut’taki evinde karşıladı. Telefonlarını kapattı ve kayıt cihazını açtı.

Ahmed, Lübnan kamuoyunda "Cumhurbaşkanlığı Uzlaşısı" (el-Ahd) olarak bilinen, 2016 yılında (Maruni Hristiyan) Özgür Yurtsever Hareket (ÖYH) lideri ve eski Genelkurmay Başkanı Mişel Avn’ın Cumhurbaşkanı olması üzerine varılan mutabakat sürecini değerlendirdi.

Hariri konuşmasına başlarken Müstakbel’in, 2009 yılındaki parlamento seçimleri de dahil olmak üzere 14 Mart İttifakı kapsamında birçok şeyi başardığını ifade etti. Hariri, “Ancak Cumhurbaşkanlığı Uzlaşısı'nın gerekliliği ve çözümün tüm siyasi taraflar arasında diyalog yoluyla gerçekleştiğine olan inancımız sebebiyle elde ettiğimiz kazanımları karşı tarafı zayıflatmak için kullanmadık” dedi.

 
Saad Hariri'nin 14 Şubat konuşması

Eski Başbakan Saad Hariri’nin 14 Şubat’ta yaptığı konuşması, bazı gözlemciler tarafından yeniden mevzilenme konuşması olarak nitelendirildi.

Genel Sekreter, Başbakan Hariri’yi çözümden sorumlu tutanlara değinirken, “Maruni otoritesinin en yüksek bir görüntüsü olan Bkerki, Süleyman Franjiye, Dr. Samir Caca, eski Başbakan Emin el-Cemayel ve General Mişel Avn’dan oluşan bir liste sundu. İkinci aşama Maarab anlaşmasıydı. Caca, daha sonra Avn lehine adaylığından geri çekildi. Başbakan Hariri, Franjiye ismini önerdi. Ancak son müttefik nedeniyle o dönemde hiçbir seçim oturumu gerçekleşmedi” dedi.

Hariri, Maarab anlaşmasını, 2018 yılında parlamento seçimlerinin gerçekleştirilmesine uzanan yasadan sorumlu tutuyor. Ahmed Hariri, “Refik Hariri’nin suikastından ve Maruniler arasında kutuplaşmaya iten Maarab Anlaşması’ndan sonra durum, 2005 yılından bu yana var olan iki Şii partinin (Hizbullah-Emel) ÖYH ile beraber hareket etmesine yol açtı. Böylede iki taraf, atamalarda tüm Hristiyan merkezlerini pay etti” dedi.

Ancak bu yasa, Müstakbel tarafından onaylandı. Bu çerçevede Hariri, “Tabi ki biz de hükümetin içerisindeydik ve uzlaşı da o dönemde yapılan hatalardan biriydi” dedi.

Uzlaşıya zorlandıklarını söyleyen Ahmed Hariri “Bu seçimler, iki yeni kutup ortaya koydu. Dürziler arasında Talal Arslan ve Velid Canbolad kutupları ve Dürzi-Sünni kutuplaşması. Kota sistemini en kötü şekilde ortaya koyan şeydi bu” ifadelerini kullandı.


17 Ekim Devrimi

Hariri ayrıca, “17 Ekim Devrimi, seçim yasasının Lübnanlıların isteklerini yansıtmadığını ve bunun sonucunda insanların sokaklara akın ettiğini gösterdi” dedi.

Ahmed Hariri, “Bu öğleden sonra Lübnan Bankası önünde bir gösteri düzenleyen Özgür Yurtsever Hareket, başarısızlığı tek bir tarafa yüklemeye çalışacak” ifadelerini kullandı.

Şarku'l Avsat'ın Independent Arabia'dan aktardığı röportajda Hariri, “Hiç kimse, halk hareketi dalgasının sorumluluğunu taşıyamaz. Çünkü bu samimi ve gerçek bir çığlıktır. Açık talepler, siyasi elitlerin başarısızlığıdır” dedi.


Erken seçim dönemindeyiz

Müstakbel açısından ulusal birlik hükümeti olarak ve kota sistemine uygun kurulan hükümetlerin artık çalışmadığını belirten Hariri, Başbakan Saad Hariri’nin konuşmasına göre erken seçim döneminde olduklarını ve ilerleyen iki günün Müstakbel açısından bu yönde birer adım olacağını ifade etti.

Ahmed Hariri, halk hareketi grubuyla temas halinde olduklarını söylerken, bu hareketin seçim yasasıyla ilgili pusulasının da henüz açık olmadığını vurguladı. Genel Sekreter, seçimlerin, mevcut ‘mezhep yasası ve kota sistemini koruma’ yasasına dayalı olduğunu belirtirken, “Şu ana kadar devletten yoksun, canlı bir sivil toplum vardı” dedi.

Öte yandan Hariri, oy kullanma yaşını 18’e düşürmek, Lübnanlı kadınların çocuklarına vatandaşlık hakkı verilmesi de dahil olmak üzere birçok önerinin tartışıldığına da dikkati çekti.
Konuşma

Geçen haftaki konuşmaya dikkati çeken Hariri, birçok tarafın, Başbakan Hariri’nin, eleştiri oklarını tek tarafa yönelttiğini belirtti. Ahmed Hariri, bu tarafın, Cibran Basil yani Hizbullah olduğuna dikkati çekti.

Bu çerçevede Genel Sekreter, “Başbakan Hariri, doğrudan Hizbullah’a yöneldi. İran finansının Hizbullah’ı himaye ettiğini, ancak Lübnan’ı korumadığını belirterek "Ancak bugün, Başbakan Hariri için önemli olan, çevremizdeki bölgeyi etkileyen Sünni- Şii fitnesi meselesidir” dedi.


Hizbullah’ın rolü

Genel Sekreter Ahmed Hariri ayrıca, “Yeni hükümetin yapısı ve Hizbullah’ın Bakanlar Kurulu üzerindeki nüfuzu Hizbullah'ın bundan sonra yaşanacaklardan sorumlu olacağı ve bundan kaçamayacağı anlamına gelir. Dürüst olmak gerekirse Emel Hareketi ve Hizbullah ile görüşürseniz, Cibran Basil ve yeni hükümet sürecine dair rahatsız olduklarını göreceksiniz” ifadelerini kullandı.

Peki Hizbullah’ın Basil’in eylemlerini yönlendiremediği ve dengeleyemediği bir rolü var mı? Sorumuza Ahmed Hariri, Hizbullah’ın tavrı ve neden bu şekilde davrandığı hakkında da açıklama yaparken, “2005 yılında Başbakan Refik Hariri’nin suikastından sonra 14 Mart hareketinin patlak vermesiyle, Emel Hareketi ve Hizbullah karşı karşıya geldi. Hizbullah, Mişel Avn ile Hristiyan temsiliyeti hususunda uzlaşı için çabaladı. Avrupalılara verdiği mesajda azınlıkların koruyucusu olduğunu söyledi. Hizbullah stratejisinde başarılı oldu. 2006 yılında ÖYH ile de uzlaşmayı başardı. Hizbullah, bu bölgedeki azınlıkların koruyucusu olarak görünmek istediği gibi bu kartı kaybetmek de istemiyor” değerlendirmesinde bulundu.

Hariri, Başbakan Hariri’nin, tüm gemileri ÖYH ile yaktığını söyleyenler var. Cibran Basil’in Cumhurbaşkanı Mişel Avn’ın halefi olarak geldiği hipotezini nasıl yorumlarsınız? Sorumuza şu cevabı verdi: “Cumhurbaşkanlığı için Hristiyanlar arasında yaşanacak çatışma için henüz erken”

Öte yandan Ahmed Hariri, bu durumun (Maruni Hristiyan) Lübnan Kuvvetleri Partisi (LKP) tarafından iyi okunmadığını söyledi.

Başbakan Hasan Diyab’ın hareket özgürlüğüne değinen yetkili, Saad Hariri’nin Sünni liderliği koruma çabaları olsa da Diyab’ın siyasi hesaplamalarının olmadığını vurguladı.

Saad ve Baha kardeşler arasında bir anlaşmazlık olup olmadığı yönündeki bir sorumuzu da yanıtlayan Ahmed Hariri, “Aile anlaşmazlığı çıkarmaya çalışan şüpheli insanlar var. Bu insanlar, Müstakbel'in iyiliğini istemiyorlar. Bize gelince, bizim yolumuz belli. Başkan Saad Hariri, mevcut siyasi akımın lideridir” ifadelerini kullandı.

İran Şura Meclisi Başkanı Ali Laricani’nin Beyrut ziyaretini de değerlendiren Hariri, “Ne erken geldi ne de geç. Bize bazı kelimeler sattı. Lübnanlılar, yardımın ve kurtarma faaliyetinin nereden geldiğini iyi biliyorlar” dedi.

Ahmed Hariri, Nasrallah’ın ABD mallarını boykot etme kararını da kınarken, böyle bir önerinin uygulanmasının imkansız olduğunu söyledi. “ABD yapımı GMC model bir araçta olan Süleymani’den başlayalım. Süleymani’nin kendisi Timberland ayakkabı giyiyor. Büyük güçlerden biri olarak kabul edilen Çin bile ABD’ye meydan okuyacak kadar ileri gitmedi” dedi.


Müstakbel yenilenecek

14 Şubat anma törenleri sırasında kendisinin neden ön sıralarda olmadığını sorduğumuzda Hariri, “Refik Hariri’nin suikastından sonra karar aldım, sırtımı değil, insanlara yüzümü döneceğim” dedi.

Müstakbel Hareket’in teşkilat yapısına da değinen Hariri, “Kongre, dört yılda bir düzenleniyor. Olağan Kongre, Kasım 2020’de yapılacak. Çünkü dördüncü yıla girdik. Yeni bir örgütsel yapı olacak. Tüm bölgeler parti tüzüğünün yenilenme çalışmalarına katılacak. 17 Ekim halk hareketinin patlak vermesi, bizim için motive verici. Bu nedenle, hataları düzeltme yolunda geçmiş deneyimlere dayalı düzenlemelerle yeni siyasi, ekonomik ve sosyal söylemler ortaya koyulacak” değerlendirmesinde bulundu.


Müstakbel-İSP-LKP ittifakı

İSP ile düzenli tertip edilen toplantıların ardından Müstakbel’in, muhalefet ittifakının öncüsü olup olmayacağını ve Lübnan Kuvvetleri’nin bu ittifaka katılıp katılmayacağını sorduk.

Genel Sekreter Hariri, “Ülkeye genel bakışta hala Lübnan Kuvvetleri Partisi’ni müttefik olarak görüyoruz. Ancak ayrıntılı konularda bir tartışmaya ihtiyacımız var. İSP’ye gelince, onunla olan, istikrarlı ve ebedi bir ittifaktır” ifadelerini kullandı.


Editörün Seçimi

Multimedya