UMH neden Cenevre görüşmelerinden geri adım attı?

UMH neden Cenevre görüşmelerinden geri adım attı?

Cuma, 21 Şubat, 2020 - 14:45
UMH Başkanı Fayiz es-Serrac, 18 Şubat Salı günü saldırıya uğrayan Trablus limanını denetliyor (AFP)
İstanbul/Şarku’l Avsat

Muhammed el-Arabi

Libya'da Trablus merkezli Ulusal Mutabakat Hükümeti’nin (UMH) Cenevre müzakerelerden geri çekildiğini ilan etmesi sonrasında, ateşkesin sağlanması için hedeflenen siyasi süreç görüşmeleri ertelenmeye devam ediyor. UMH’nin kararından sonra Devlet Yüksek Konseyi’nin de aynı tavrı takınması beklenirken Konsey, 26 Şubat’ta ilk oturumu düzenlenecek olan müzakereleri boykot etme kararı aldı.


Kuşatmayı kırma yolu

Petrol tesislerinin kapatılmasıyla siyasi ve askeri açıdan kuşatma yaşayan UMH, silah ve mühimmat yüklü bir Türk gemisine yönelik bombardımana maruz kaldı.

Libya Ulusal Ordusu (LUO) sözcüsü Ahmed el-Mismari, Türk gemisinin Trablus’a silah taşımasını ‘kuşatmayı kırmanın bir yolu’ olarak nitelendirdi.

LUO Genel Komutanlığı, ülkedeki krize çözüm bulmak için müzakerelere karşı çıkmazken, LUO komutanı General Halife Hafter de 19 Şubat Çarşamba günü Moskova’da Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu ile görüşmede bulundu.

Hafter, görüşme sırasında krizi sonlandırmak ve Libya’nın her bölgesinde istikrarı yeniden sağlamak için siyasi yollara alternatifin olmadığını ifade etti. Ancak ülkenin doğusundaki geçici hükümete bağlı Dışişleri Bakanı Hadi el-Huveyc, Moskova’daki Valdai Tartışma Kulübü’nün konferansı sırasında, “Ülkedeki krize yönelik her türlü çözüm, milislerin dağıtılmasıyla sağlanır” dedi.

Siyasi analist Huseyin Miftah, “19 Ocak’taki Berlin Konferansı sırasında ilan edilen ve Libya’da Birleşmiş Milletler (BM) misyonu tarafından desteklenen çözüm müzakerelerine ordunun katılım şekli, ülkeyi savaşlardan uzak tutma’ arzusuna odaklandı. Bu arzu, askeri açıdan ordunun ‘milisleri dağıtmak ve paralı askerleri geldikleri yerlere döndürmek için hükümetle anlaşma yapma’ olasılığı sayesinde ortaya koyuluyor” ifadelerini kullandı. Ancak hükümetin son tavrı ve askeri müzakerelere katılımı askıya alması, Genel Komutanlığın kabul ettiği tavizleri kabul etmediği anlamına da gelmiyor.


Müzakerelerin amacı

Trablus hükümeti, barış müzakerelerinin ‘bombardımanın ve kan akıtmanın devam ettiği sürece’ imkansız olduğunu vurguladı. UMH Başkanı Fayiz es-Serrac, geçen çarşamba günü yaptığı açıklamada, ‘devam eden ihlaller karşısında vatandaşları ve sivil tesisleri korumak için her türlü önlemin alınması’ çağrısında bulundu.

Ordu Genel Komutanlığı, Cenevre’deki ilk tur müzakerelerde UMH’yi temsil eden heyet başkanı Tuğgeneral Ahmed Buşahme’nin ifadelerine yanıt vermemeyi tercih etti.  Buşahme, LUO’nun BM misyonu UNSMIL'in  ‘müzakerelerin amacına ulaşabilecek’ önerisini kabul etmediğini belirtmişti.

Buşahme, 11 Şubat’taki ilk turun sonlanmasının ardından yaptığı basın toplantısında, Cenevre’deki ekibinin, tüm Libya topraklarında kalıcı bir ateşkes, güçlerin dağıtılması, yerinden edilmişlerin ve mültecilerin geri dönüşü önerisinde bulunduğuna dikkati çekti. Yetkili, ancak karşı tarafın, yerleşim alanlarının tahliye edilmemesinde ısrar ettiğini vurguladı.

Analist Huseyin Miftah ise, yanıta ihtiyaç olmadığını söylerken, “Ordudan, pozisyonlarından geri çekilmesi ve bunları milislere teslim etmesi nasıl beklenebilir. Askeri operasyonun amacı, zaten bu milislerin varlığını sona erdirmektir. Bu nedenle bu öneri bir sahtekarlıktır” dedi. Miftah ayrıca, LUO'nun kuvvetlerini geri çekmesi halinde milislerin bu mahalleleri kontrol etmeyeceği yönünde bir taahhütte bulunup bulunmadığını da sorguladı.


Üç yol

Siyasi analist, hükümetin çözüm müzakerelerine katılımını askıya almasının, ‘daha fazla Türk desteği, silahı ve Suriyeli paralı askeri seferber etmek için zaman kazanımı da dahil olmak üzere, mevcut çabaları engelleme’ anlamına geldiğini vurguladı.

Türkiye politikası, Libya krizinin çözümünü, iki yolla Akdeniz ve Suriye’deki stratejik hedefleriyle ilgili diğer hususlara bağlamaya çalışıyor. Bu çerçevede bu yolların ilk olarak Libya arenasındaki varlığını korumak için bir güvenlik anlaşması aracılığıyla UMH milislerini güçlendirmek olduğu ve bu durumun da ikinci yol olarak ‘Türkiye ve Libya arasındaki Akdeniz su sınırlarını birbirlerine bağlayan bir deniz anlaşmasına’ uzandığı ifade edildi.

Libya Politika Araştırmaları Derneği Başkanı Mansur Selame, üç yolun müzakeresinin zor olduğunu belirtti. Selame, “İlk etapta Türkiye ve diğer devletlerin, ordunun ülke üzerindeki kontrolünü sıkılaştırılması karşısında güvenlik ve çıkarları açısından bir tehdit oluşturduğu düşünebilir. Hükümet aracılığıyla bu durum devam ettirilecek ve ordunun başarısı engellenmeye çalışılacaktır” dedi. Selame, mevcut görüşmelerin koşulları ve Aralık 2015’te imzalanan bir siyasi anlaşmayla doğmuş önceki siyasi çözüm görüşmelerinin koşulları arasında bir ilişki olduğunu da ifade etti.


Ön koşul yok

Almanya, ‘görüşmelere, ön koşulsuz şekilde geri dönülmesi’ çağrısı yaparken, Mareşal Hafter, krizi sonlandırmak için siyasi yolların alternatifi olmadığına dikkati çekti. Almanya, Türkiye’ye tırmanışa yol açtığı gerekçesiyle de eleştiride bulunurken, Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da 20 Şubat’ta yaptığı açıklamada, “Uluslararası sistem, Libya’da çatışmaların durdurulması için birlikte hareket edemiyor, bir kararlılık da yok” dedi.

Bu çerçevede üç yol görüşmelerinin gelecek senaryolarına değinen Selame, “UMH ve müttefikleri, petrol kartını kaybetme ışığında daha fazla kazanç elde etmek için esas taraf olarak varlığını bir baskı kartı şeklinde kullanarak, çabaların devamlılığını engellemeye devam ediyor” dedi.

Şarku'l Avsat'ın Independent Arabia'dan aktardığı habere göre ikinci senaryo ise uluslararası çözüm çabalarının çöküşü ve uluslararası toplumun askeri çözüme mahkumiyeti olduğu ifade edildi. ABD gibi aktif devletler, UMH güçlerini hala milis olarak tanımlarken, milislerin derhal dağıtılmasını istiyor. Bu talep ise Washignton’un, ordunun milislerin varlığını sona erdireceğine ikna olduğu anlamına geliyor.



 


Editörün Seçimi

Multimedya