Çıplak uyarıcı

Çıplak uyarıcı

Perşembe, 20 Şubat, 2020 - 07:00

Vaktiyle Yaşar Nuri Öztürk gündeme getirmişti. Çıplak uyarıcı. Kendi konumunu anlatmak için. Hatta bir televizyon programında “Ben çıplak uyarıcıyım” demişti de, programda bir diğer konuşmacı olan Hüsrev Hatemi (Hüseyin Hatemi de olabilir, o kadar benziyorlar ki) Hoca kendine has şirin üslubuyla “giyinik uyarıcı olsanız daha iyi olmaz mı?” demişti.

Efendim, cahiliye döneminde kullanılmış bir kavramdır bu. Araplar “en-Neziru’l Uryan” derlerdi. Kabile her şeyden habersiz konakladığı yerde günlük işleriyle meşgul iken düşmanın sinsice yaklaştığını fark eden biri, bağırsa ses gitmeyecek, koşup gitse geç kalacak, bu yüzden üstündeki elbiseyi çıkarır uzaktan sallayarak kabilenin dikkatini çekerdi, bunu gören kabile de ciddi bir tehlikenin yaklaştığını anlar ve gerekli tedbirleri alırdı. Yaşar Nuri kendini farklı konumlandırdığı gibi bu kavramı da farklı bir bağlamda kullanırdı, o yüzden Hatemi Hoca’nın (artık hangisi ise) haklı uyarısına maruz kalmıştı, giyinik ol, bu kadar açılma diye. Yine de hakkını yemeyelim, önemli bir kavrama parmak basmıştı.

Özellikle bugünlerde bu türden uyarıcılara ihtiyacımız var. Lafı eveleyip gevelemeden çıplak gerçeği söyleyecek kimselere. Hükümet rutin işlerle meşgul olabilir, hatta meselelerin önem sırasını kendi anlayışına göre belirleyebilir. O yüzden yaklaşan tehlikenin o kadar yakın olduğunu anlamayabilir. Bu noktada çıplak uyarıcılara ihtiyaç vardır.

Benim kanaatime göre, çağdaş dünyanın çıplak uyarıcıları medya, üniversiteler ve yazarçizer kesimi ve elbette muhalefet partileridir. Bunlar yaklaşan tehlikeye karşı iktidarı uyarmakla yükümlüdürler. İktidar da rutin devlet işleriyle meşgul iken bir yandan da algıları açık bu kesimleri kollamalıdır. Böyle bir iş bölümü gerçekleştiği zaman muhtemel tehlikelere karşı gerekli tedbirleri almaya imkan olur. Aksi takdirde ani bir baskın yemek işten bile olmaz. Su uyur düşman uyumaz nitekim.

İktidar herhangi bir sebeple yaklaşmakta olan tehlikeyi ciddiye almayabilir, gerekli tedbirleri zamanında almamak gibi bir hata işleyebilir. Eğer çağımızın çıplak uyarıcıları konumundaki bu kesimler gerçekçi ve açık olmazlarsa gelecek tehlike sadece iktidara zarar vermez. Çıplak gerçek kadar net olmalıdır çıplak uyarıcılar. Ayrıca herhangi bir baskıya da maruz kalmamalıdırlar. Neticede ortak amaç tehlikeler karşısında memleketi korumaktır.

Ancak özellikle ülkemiz de uyarıcılar çıplak olmaları şöyle dursun pek giyiniktirler. Hatta örtük bile diyebiliriz. Bunun bir nedeni iktidarların aykırı sesleri duymaktan hoşlanmamaları ise bir diğer sebebi de söz konusu kesimlerin çıkar amaçlı yaklaşımları ve gerçekleri bilerek örtmeleridir.

Akıllı bir iktidar uyarıcılara karşı alıcılarını açık tutar. Onların da çıplak gerçeği olanca çıplaklığıyla ifade etmeleri için özgür bir ortam oluşturur. Böyle olduğu zaman medya, üniversite ve muhalefet yapıcı eleştirileri itibariyle verimli bir işlev görmüş olur. Bu özgür zemini oluşturmak iktidarın yararınadır.

Giyinik bir uyarıcı olarak bunu bilir, bunu söylerim. Çünkü içeride ve dışarıda gidişat iyi değil.


DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya