Sudan devrimi ve geçiş sürecinin zorlukları

Sudan devrimi ve geçiş sürecinin zorlukları

Pazartesi, 17 Şubat, 2020 - 10:30
Sudanlılar Ömer el-Beşir yönetimini sonlandıran ‘devrimin’ ilk yıldönümünde, Başbakan Abdullah Hamduk’u dinlerken (AFP)
İstanbul/Şarku'l Avsat

Muhammed Cemil Ahmed

19 Aralık 2018’de Sudan'da ‘devrim’ yapan halk, altyapı, kamu hizmetleri ve eğitim açısından adeta yıkılmış bir ülkeyi miras aldı. Başbakan Abdullah Hamduk liderliğindeki ‘geçiş hükümeti’ üç yıl sürecek olan görevi süresince birçok zorlukla başa çıkmaya çalışıyor. Karşıt devrimcilerin, geçiş hükümetini her alanda başarısız kılmak için çaba sarf ettiği de bilinen bir gerçek.

Geçiş hükümetinin icraatları karşılaştığı engeller dolayısıyla oldukça yavaş ilerliyor. Halkın sabırsızlığını dikkate alarak birçok uygulamanın hız kazanması gerekiyor. Ülkedeki aydınlar, kısa vadede hızlı bir hasat olamayacağı için, önemli olan şeyin; doğru bir başlangıçla, sağlam temellerin atılması gerektiği konusunda hemfikir. Sudan’ın istikrarını tehdit eden sorunların çözümü için planlama yapılmasının öncelik arz ettiği değerlendiriliyor. Bu sorunların başında, barış meselesi, ekonomik program, parlamentonun oluşturulması ve sivil valilerin atanması geliyor.

Darfur, Nuba Dağları, Mavi Nil ve Doğu Sudan'da devam eden iç savaş nedeniyle milyonlarca insan göç etmek zorunda kaldı. Hükümetin göçmenlerin sorunlarına acil bir şekilde eğilmesi gerekiyor. Ayrıca hükümetin önünde, üç yıl içinde çözmesi gereken birikmiş birçok dosya söz konusu. Geçiş sürecinin başarısı hakkında kehanette bulunmak oldukça zor, ancak ‘geçiş sürecinin’ hayati önemi haiz olduğunun kavranması oldukça önemlidir. Bu sürecin başarılı olması, Sudan’ın istikrara kavuşmasına ve sonraki süreçlerde ilerlemenin gerçekleşmesine olanak sağlar. Ancak hiçbir şeyin düşünüldüğü kadar kolay olmadığı anlaşılmıştır. Ömer el-Beşir’in devrilmesi insanları mutlu etti ve geçiş sürecinde hızlı bir şekilde, Egemenlik Konseyi ile silahlı gruplar arasında ‘barışın sağlanabileceğini düşündüler. Geçiş hükümeti, ‘barışın’ sağlanması için, (bu ayın bitiminde sona erecek olan) altı aylık bir süre belirlemişti. Ancak ‘barışın’ sağlanması öngörüldüğü gibi kolay olmadı. Bazıları Devrimci Cephe’nin, Özgürlük ve Değişim koalisyonunda yer almasının sorunun çözümünü kolaylaştıracağı sanrısına kapılmıştı. Fakat maalesef ‘barış süreci’ ciddi zorluklarla karşılaştı. Bugün yaşananlar Ömer el-Beşir rejiminin silahlı güçlerle yaptığı geçici anlaşmaları hatırlattı. Beşir’in bu anlaşmaları sahada sonuçsuz kalmış, içeride ve dışarıda da kabul görmemişti.

‘Devrimin’ bugün yüzleştiği sorunlar, Ömer el-Beşir yönetiminin iktidarda bulunduğu otuz yıl boyunca, ülkeyi nasıl da kötü yönettiğini gözler önüne seriyor. Bugünkü durum, Ekim 1964 ve Nisan 1985 devrimlerinden sonraki dönemlerden büyük farklılıklar arz ediyor. Beşir yönetimi, geçtiğimiz otuz yıl boyunca, bağımsızlıktan bu yana devam etmekte olan Sudan gelişim programını sekteye uğrattı. Her ne kadar bu ilerleme ağır işlemiş olsa da, en azından genel hatları belirlenmişti. Beşir rejimi bu hatların silinmesini ve belirsizleşmesini sağladı. 

Dolayısıyla eski rejimin ‘zehirli mirasının’ devralınmış olması, bazılarının düşlediğinin aksine geçiş hükümetinin önünde son derece ciddi zorluklar koymuştur. Ayrıca Sudan’daki bazı siyasi partilerin iddia ettiği gibi, ülkedeki siyasi ortam hiç de olağan değildir. Bugünün gerçekliği, yeni bir ‘ulusal kimlik’ ve vatandaşlık bilincinin inşasını gerekli kılmaktadır. Tüm siyasi partiler, demokratik geçiş sürecini desteklemeli ve Sudan’ın istikrarına katkı sağlamalıdır. Şu ana değin, siyasi geleceği şekillendirecek müşterek adımlar atılamamıştır. Ulusal bir koalisyon ve geçiş hükümetinin dayanağı olarak Özgürlük ve Değişim güçlerinin girişimleri henüz bir sonuç vermiş değildir.

Sudan’ın geçmişte, özellikle son otuz yılda kötü yönetilmiş olması, sorunların kronik hale gelmesine neden olmuştur, ‘devrimci güçler’ bu sorunları tespit edip mücadele için bir vizyon oluşturamazlarsa, ciddi birçok tehlikeyle karşı karşıya kalmaları kaçınılmaz olacaktır.

Sudan korkunç bir iç savaş yaşamış, bunun sonucunda çok önemli bir parçasını kaybetmiştir. Bu süreçte rejimin vatandaşlara uyguladığı baskılar ve insan hakları ihlalleri kalıcı korkulara neden olmuştur. Siyasetin kısa bir sürede normalleşmesini beklemek hayalcilik olacaktır, zira vatandaşla devlet arasındaki güven sarsılmıştır. Bu güvenin yeniden tesisi ancak ‘ulusal bir bilincin’ canlandırılmasıyla mümkün olabilir. Bugünün global dünyası, küreselleşmeyle birlikte, ‘ulusal vatandaşlık’ kavramına saldırmaktadır. Dolayısıyla ‘vatandaşlık bilincinin’ oluşmasının önünde de algısal zorluklar bulunmaktadır. Tabi ki ‘devrim’ bir umut olarak kalmaya devam edecektir, otuz yıllık baskıcı bir yönetimi devirmek, Sudan halkının kendisine güvenmesini sağlamıştır. Ancak yeniden yapılanma aşamasının önünde uzun bir yol, bu yolun üstünde de birçok zorluk mevcuttur. Devrimin özgürlük, vatandaşlık ve ortaklık için yeni bir gerçeklik yaratması beklenir. Özgürlük ve Değişim güçlerinin ve geçiş hükümetinin önündeki en zorlu sınav da bu ortamı sağlayıp sağlayamayacağıdır.  

Yirminci yüzyılın gerçekliğinden çokça farklı olan bugünün gerçekliği, ‘devrimin’ değişime ayak uydurması ve çağın getirdiği sorunlara eğilmesini gerekli kılmaktadır.
*Bu makale Şarku’l Avsat tarafından Independent Arabia’dan çevrilmiştir.


Editörün Seçimi

Multimedya