Tunus Cumhurbaşkanlığı medya ofisinin iletişim kazalarından kurtulacak mı?

Tunus Cumhurbaşkanlığı medya ofisinin iletişim kazalarından kurtulacak mı?

Perşembe, 13 Şubat, 2020 - 16:00
Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Sosyal paylaşım siteleri)
İstanbul/Şarku'l Avsat

Hamadi Muammeri

Tunus’taki siyasi rejimin, düzeltilmiş bir parlamenter sistem olmasına rağmen Tunus Cumhurbaşkanlığı, halk vicdanında önemli bir konuma sahip sembolik bir kurum olarak sayılıyor. Öyle ki cumhurbaşkanı, mevcut anayasadaki sınırlı yetkilerine rağmen, ulusal egemenliğin ve silahlı kuvvetler yüksek komutanının sembolü olarak görülüyor. Bu pozisyon ayrıca, parlamentodaki koltuk çoğunluğunu kazanan parti veya koalisyonların önerdiği başbakanın aksine, doğrudan halk tarafından seçiliyor.

Bu değer sembolizmi göz önüne alındığında Tunus, bugün bu köklü kurumun (özellikle eski başbakanlar Habib Burgiba ve Zeynel Abidin Bin Ali dönemleri ışığında) bir iletişim hatası veya performanslarında bir başarısızlık yaşadığını fark etmedi. Çünkü bu durum, devletin prestijini ve aynı zamanda Tunuslu vatandaşların prestijini de etkileyecekti. Bu nedenle bu kurum, bir yanlış hesaplama ve iletişim hatasına düştüğünde sosyal medya organlarında da bazı eleştirilere, kınamalara ve suçlamalara maruz kaldı.
Gazeteciler Sendikası, sallantılı performansları kınadı

Gazeteciler, söz konusu gelişme hususunda farklı görüşlere sahip. Bu çerçevede karışık medya performansı, cumhurbaşkanlığının prestiji üzerinde de açık şekilde etkiler bıraktı. Öyle ki bu karışıklık, 25 Aralık’ta Tunus Gazeteciler Sendikası’nı ‘Kays Said’in göreve başlamasından bu yana cumhurbaşkanlığının takip ettiği karartma politikasının devamlılığını kınamak üzere’ bir bildiri yayınlamak zorunda bıraktı.

Cumhurbaşkanlığı ise, bir basın organının Tunus Cumhurbaşkanı Said ve 25 Aralık 2019 tarihinde Tunus’u ziyaret eden Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ortak basın toplantısına katılımını da engelledi.
Yapısal ve dilsel hatalar

Tunus cumhurbaşkanlığında faaliyet gösteren medya çevreleri, dilde ve yapıda çok sayıda hata yaptı. 2015 yılında başkent Tunus’taki bir terör operasyonunda ölen cumhurbaşkanlığı korumalarını anma töreni münasebetiyle 24 Kasım 2019 tarihinde yayınlanan bir basın açıklaması, bazı vatandaşların sosyal medya organları aracılığıyla dalga geçtiği dilsel ve yapısal hataları da içeriyordu.

Tekrarlanan medya hataları, yerel ve Arap camiasındaki ve uluslararası düzeydeki ulusal meselelerle uğraşlarda yaşanan eksiklikleri de gösterdi. Cumhurbaşkanlığına bağlı organlar, genellikle bir basın açıklamasını yorumlamak ve Cumhurbaşkanının açıklamasının içeriğini açığa kavuşturmak için bir medya organına açıklayıcı beyanlar yayınlamakla sorumlu.
Munsif el-Bati’nin görevden alınması

Tunus’un Birleşmiş Milletler (BM) Temsilcisinin görevden alınması meselesi, Tunus’un diplomatik faaliyetlerinde bir eksiklik olduğunu gösterdi. Eski diplomatlar ise Munsif el-Bati’nin görevden alınmasını Tunus’a ve Tunus diplomasisine bir hakaret olarak yorumladı.

Bu çerçevede cumhurbaşkanlığı, Tunus’un Bati’nin görevden alınması hususunda baskıya maruz kalmadığını açıkladı. ABD Başkanı Donald Trump’ın Filistin sorununu çözmeyi amaçlayan ‘barış planını’ ilan etmesi sonrasında Güvenlik Konseyi’ne (BMGK) sunulacak taslak kararın içeriği göz önüne alındığında, yabancı basın organları da söz konusu adımın ABD’nin Tunus’a uyguladığı baskının bir sonucu olduğunu yazdı.

Cumhurbaşkanlığı bildirisi, “Tunus, yalnızca Filistin halkının meşru haklarını ve kendi kaderlerini kendileri belirleme hakkını göz önünde bulunduruyor” dedi. Bildiride ayrıca Bati, işgalcilerle mücadele etmesi beklenirken, Siyonist işgalcilere sempati duymakla suçlandı.

Söz konusu ifadeler, Tunuslu gazeteci Muniyye el-Arfavi tarafından ‘resmi kurumların imajını önemli ölçüde sarsan bir açıklama’ olarak nitelendirildi. Arfavi, “Cumhurbaşkanlığı düzeyinde seçilmiş bir kurum, Tunus devletini ve bayrağını temsil eden bir vatandaşını ve üst düzey bir diplomatını nasıl ihanetle suçlayabiliyor?” ifadelerini kullandı. Arfavi ayrıca bu durumun, devletin çıkarlarının ve yurt dışındaki prestijinin yanlış yorumlanması ve manipüle edilmesi anlamına geleceğine dikkati çekti.

Muniyye el-Arfavi, devlet kurumlarının ‘küfür ve ihanet mantığını benimsemekten ziyade’ çekimser kalması, prosedürleri ve yasaları uyarınca çalışanları ile etkileşim kurması gerektiğini vurguladı.

Tunuslu gazeteciler, cumhurbaşkanlığı medya ofisini de ‘gazetelerde, radyo ve televizyon kanallarında yayınlanan haberler ve analizlerle etkileşim içerisinde olmakla’ eleştirdi.
Tunus, neden imajına yatırım yapmıyor?

Gözlemciler, Tunus’un yurt dışındaki imajına zarar veren hataların ve mesleki başarısızlıkların üstesinden gelmek için cumhurbaşkanlığının, en kısa sürede ‘Bilgi ve İletişim Ofisi’ni’ yeniden gözden geçirmesi gerektiğini vurguladı. Gözlemciler ayrıca, cumhurbaşkanlığının ekonomik diplomasi aracılığıyla Tunus’ta turizmi pazarlaması, büyük ulusal meseleler ve ülkedeki özgürlük atmosferine yatırımlar çerçevesinde imajını düzeltmesi ve gerçekliğe yatırım yapması gerektiğine dikkati çekti.
Devlet kurumları tanınmıyor

Öte yandan Tunuslu gazeteciler, Kays Said’in ‘Filistin meselesi, siyasetten ve siyasetçilerden uzaklaşmak ve işsiz gençleri kucaklamak gibi Arap meselelerini inceleyerek halkın sempatisini kazanmaya yönelik popüler hitabıyla’ tanındığını açıkladı. Ancak bugün Cumhurbaşkanının, cumhurbaşkanlığı kurumlarından ve Tunus’un imajından sorumlu olduğunu belirten gazeteciler, Kays Said’in, devlet kurumlarının performanslarının iyileştirilmesinden, netlik ve dengeye dayalı bir iletişim stratejisi oluşturulmasından da sorumlu olduğunu söyledi.


Editörün Seçimi

Multimedya