DEAŞ'lı İngiliz mahkumlar idama mı gönderiliyor?

DEAŞ'lı İngiliz mahkumlar idama mı gönderiliyor?

Salı, 11 Şubat, 2020 - 12:30
DEAŞ’a mensup olmakla suçlandıkları için Suriye’deki bir cezaevinde tutulan sanıklar (AFP)

Richard Hall

Yoğun günlerde öğle yemeği öncesinde darağacına birkaç mahkum gönderen hakim, Bağdat’taki mahkemede, dünyanın en vahşi terör örgütlerinden biri olan DEAŞ’a mensup olmakla suçlanan binden fazla kişinin yargısına başkanlık etti.

Mahkumların turuncu üniformalarıyla koridorda ağır adımlarla yürüdüklerini ve mahkeme salonunda sıranın kendilerine gelmesini bekledikleri gözlemlendi.

Güvenlik gerekçesiyle adını saklı tuttuğumuz Hakim, elindeki davalara örnek verirken kimi DEAŞ'lıların pişman olmak yerine küstah olduğunu, kiminin yalan söylediğini ya da akli dengesini kaybettiğini bazılarının ise hayatta kalmak için bu örgüte katıldığını söylediğine değiniyor.

Hakim, bir dönem oldukça etkili olan örgüte katılmak için binlerce kilometre seyahat eden, örgütün düşüşüne tanıklık edecek kadar uzun süre yaşayan Avrupalı gençlere de şahit oldu.

Şuan Suriye'de bulunan ve akıbetleri belirsiz olan birkaç İngiliz mahkumla ilgilenmeye hazırlanan hakim, bu kişiler için Irak ile Londra hükümeti arasında görüşmelerin yapıldığını söylüyor.

Haziran ayında The Independent’a konuşan hakim, “Buraya gönderilmelerine hazırlıklı olmak üzere onların kim olduklarını öğrenmek için medyadaki davalarını takip ediyorum” demişti.

Şuan Suriye’de Kürt kuvvetleri elinde bulunan İngiliz vatandaşı 10 erkek 30 kadının bulunduğunu, çoğunun geçen yılın Mart ayında hilafetin düşüşünün ardından tutuklandığını söylüyor.

DEAŞ mensuplarının ciddi güvenlik tehdidinden korkan İngiliz hükümeti, bu vatandaşlarının ülkeye dönmesini istemiyor. Diğer yandan, Kürt gruplarından oluşan ve ABD ve İngiltere’nin yanında DEAŞ’a karşı savaşan Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ise onları sonsuza dek tutamayacağını söylüyor.

İngiltere hükümeti ve diğer Avrupa ülkelerinin üzerinde durduğu çözümlerden biri mahkumların Irak'ta yargılanmasına izin vermek. Nitekim geçen yılın Mayıs ayında Suriye'den transfer edilen yedi Fransız vatandaşı Bağdat'ta idam edilmişti.

Mahkumları ölüm cezasına çarptırılacakları veya işkence görecekleri bir ülkeye gönderilmesiyle ortaya çıkan yasal ve insan hakları endişelerine rağmen, bu çözüme başvurulduğu oluyor.

Geçen hafta Birleşmiş Milletler (BM) tarafından yayınlanan yeni bir rapor, Irak'taki DEAŞ unsurlarının davalarındaki önemli eksikliklere dair kanıtlara ışık tutmuştu.

Irak yargı sistemi, son birkaç yıldır DEAŞ’lılarla ilgili davaları teslim aldı. Yalnızca Ocak 2018 ile Ekim 2019 arasında, terörle ilgili 20 bin davaya bakıldı. Binlercesi ise beklemeye devam ediyor.

BM soruşturması, davaların gerektiği gibi ele alınmadığını, tekrarlanan işkence iddialarına rağmen itiraflara aşırı güvenildiğini ortaya çıkardı.

Geçen yıl 1 Mayıs 2018 ile 31 Ekim arasında yapılan yaklaşık 800 duruşmanın gözlemlenmesiyle, “Adil yargılanma kurallarının ihlali, faal olmayan yasal temsilin ortasında, iddialar karşısında sanığın konumunu önemli ölçüde zayıflattı” ifadeleri kullanıldı.

Tutuklular, izlenen davaların neredeyse yarısında işkence gördüklerini iddia etti. Davaların yüzde 59’unda ise tanıklar sorgulama sırasındaki itiraflarını geri çekti. Raporda aynı zamanda kimlerin şiddet eylemlerine katılıp uluslararası suçlar işlediği kimlerin ise hayatlarını kurtarmak için ya da zorla bu örgüte katıldığı ayrımının yapılmadan bu kişilerin bir tutulduğuna değiniliyor.

Bazı kaynaklar, İngiliz hükümetinin vatandaşları bu mahkemelere gönderilmesi durumunda kendi karşılaşabileceği hukuki sorunlardan korunmaya çalıştığına işaret ediyor.

2010 yılında İngiltere, işkencelerinde suç ortaklığı yapmakla suçlandıktan sonra Küba'daki ABD askeri cezaevi Guantanamo Bay’ın eski tutuklularına mahkeme dışı bir yerleşimde milyonlarca lira ödemişti.

Iraklı bir analistin aktardığına göre, İngiltere ve Avrupalı ​​müttefikleri, Iraklı yetkililerle müzakerelerin ardından, Irak Cumhurbaşkanı Berham Salih'ten vatandaşlarına ölüm emri imzalamayacağına dair garantiler istedi. Böyle bir anlaşmanın ümidi, İngiliz mahkumların ölüm cezası olmadan Irak'a gönderilme olasılığını taşıyor.

Analist, aynı zamanda söz konusu müzakerelerin Irak'ı felç eden büyük protestolar ve güvenlik güçlerinin sert baskısı altında durduğunu söylüyor.
Bu müzakereler hakkında yorum yapmayı reddeden bir hükümet sözcüsü ise şu ifadeleri kullandı:

“Önceliğimiz İngiltere ve burada yaşayanların güvenliği.  Yabancı terörist savaşçılarla ilgili meseleleri çözmek için ise uluslararası ortaklarımızla yakın çalışmaları sürdürüyoruz. DEAŞ saflarında savaşanların veya bu örgütü destekleyenlerin mümkün olan yerde, genellikle de suçlarını işledikleri yerde adalete teslim edilmesi gerekiyor. İngiltere, herhangi bir yargı mekanizmasının insan haklarına, hukukun üstünlüğüne saygı duyması ve bu suçluların adil yargılanması gerektiğini açıkça ortaya koymuştur.”

Ancak Irak yargı sisteminin DEAŞ mensuplarına nasıl muamele ettiği konusunda endişe ve sorular bulunuyor.

Şarku'l Avsat'ın The Independent'dan aktardığı habere göre hakimin Haziran ayında tanık olduğu duruşmaların 10 dakikadan fazla sürmediği gözlemlendi.

Bunlardan birinde, 24 yaşındaki Iraklı Mustafa Half, masum olduğunu ifade etmek için hakim karşısına çıkmış ve mahkemede DEAŞ’ın son savaştığı yer olan Baguz şehrinde SDG tarafından tutuklandığını söylemişti.

Savcılık ise radikjal ideolojiye sahip bir aileye ait olduğunu ve DEAŞ'ın aktif bir üyesi olduğunu belirten, Irak istihbaratı tarafından yayınlanan bir belgeyi gösterdi. Aynı zamanda adının DEAŞ üyelerinin aldığı maaşların detaylandırıldığı kapsamlı bir veri tabanında yer aldığı, isminin savaşçı olarak geçtiği belirtildi.

Savcılık aynı zamanda sanığın itiraflarını sundu. Half, öyle bir ifade vermediğini, DEAŞ’a ait bir bölgede kalınca yetkililere teslim olduğunu söylese de idamına karar verildi. 

İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) yetkilisi olan ve DEAŞ davalarıyla ilgili önemli raporları bulunan Belkis Wille de, BM'nin keşfettiği sorunların aynısına değinerek “Bu davalar hesap verebilirlikle değil, intikamla ilgili. Herhangi bir adil yargılama standardına uymuyorlar” ifadelerini kullandı.

Suriye'den nakledilen Fransız vatandaşlarının duruşmaları, işlerin gidişatı olasılığına dair bazı işaretler vermişti.

Wille ise, “Fransızlar da genel olarak Iraklılarla aynı endişeleri dile getirdi. Bu davaların bize öğrettiği şey, Irak’ın yargı sisteminde size yalnızca yabancı olduğunuz için iyi muamele edilmeyeceğidir” açıklamasında bulunmuştu.

Bu sırada, Avrupalı ​​diplomatların DEAŞ tutuklularının Suriye hükümetinin eline geçmesine izin verilmesi olasılığını incelediği söyleniyor.

SDG tarafından da tercih edilen başka bir seçenek ise Suriye'de uluslararası bir mahkemenin kurulması. Ancak bu seçenek, Rus hükümetinin Şam'daki müttefiklerinden herhangi bir otoritenin çekilmesine izin vermemesi nedeniyle önemli engellerle karşı karşıya.

İnsan hakları örgütleri ve BM tarafından savunulan seçenek ise Avrupa ülkelerinin vatandaşlarını kendi ülkelerinde adaletin huzuruna çıkarması. Ancak bu, İngiliz hükümetinin değerlendirdiğine inanılan bir seçenek değil.

The Independent, Aralık ayında, İngiliz hükümetiyle hiçbir temasta bulunmadıklarını söyleyen DEAŞ’lı tutuklularla kuzeydoğu Suriye'deki bir cezaevinde röportaj gerçekleştirdi.

Hasiçi’ndeki bir cezaevinde tutulan 22 yaşındaki Asil Müsenna ve 27 yaşındaki İshak Mustafavi’nin vatandaşlıktan çıkarıldıklarından da akıbetlerinin ne olacağından da haberleri yoktu.
17 yaşında DEAŞ’a katılan ve İngiltere'de yargılanmasına izin verilmesi gerektiğini söyleyen Asil Müsenna, şöyle söylüyor:

“Dürüst olmak gerekirse, onların bakış açısından baktığım zaman Suriye’de neler olup bittiğini görmediklerini düşününce anlayabiliyorum. Neden geri dönmemizi istemediklerini de anlıyorum. Mesela ben, altı senemi Suriye’de geçirdim. Şayet dönersem ne yapabileceğimi ne yapmayacağımı ya da bana nelerin öğretildiğini bilmiyorlar. Ama aynı zamanda anlayışlı olmaları gerekiyor. Tecavüzcüler, katiller ya da büyük suçlar işleyen vatandaşları söz konusu olduğunda, İngiltere’nin bu kişileri ıslah etmekten, hayatlarını düzene sokmaktan ve bir şeyleri tamir etmekten mutlu olması, onlara ikinci bir şans vermesi gerekiyor”

Ancak Müsenna, kendisini muhtemelen İngiliz mahkemelerinde değil de ismini vermek istemeyen o hakimin karşısında bulacak.


Editörün Seçimi

Multimedya