Kıbrıs Rum Yönetimi Dışişleri Bakanı Şarku'l Avsat'a konuştu: Türkiye'nin Libya hamlesi gerilimi tırmandırdı

Kıbrıs Rum Yönetimi Dışişleri Bakanı Şarku'l Avsat'a konuştu: Türkiye'nin Libya hamlesi gerilimi tırmandırdı

Pazartesi, 10 Şubat, 2020 - 13:15
Kıbrıs Rum Yönetimi Dışişleri Bakanı Nikos Christodoulides
Riyad/Fethurrahman Yusuf

Kıbrıs Rum Yönetimi Dışişleri Bakanı Nikos Christodoulides, Türkiye'nin Libya'ya yönelik askeri müdahalesinin ciddi endişe yarattığını, mevcut durumu istikrarsızlaştırdığını ve bunun da Libya, bölge ve Avrupa’nın güvenliğine yönelik ciddi yansımaları olduğunu vurguladı. Bakan ayrıca ‘zorluklarla mücadele etmek, Ortadoğu’da istikrarı ve güvenliği en üst seviyeye çıkarmak’ için Lefkoşa'nın Riyad ile ortak çalışmaya hazır olduğunu vurguladı.

Kıbrıs Rum Yönetimi'nin başkenti Lefkoşa'dan Şarku’l Avsat'ın sorularını yanıtlayan Bakan, “Türkiye'nin Libya'da asker konuşlandırma kararı ve Türk yetkililerin bu konuşlandırmalarla ilgili yinelenen açıklamaları, Libya'daki çatışmayı körüklüyor ve uluslararası toplumun Libya çatışmasına barışçıl bir çözüm bulma çabalarını baltalıyor.  Ayrıca özellikle Trablus'ta Suriyeli paralı askerlerin ve yabancı terörist savaşçıların varlığının giderek arttığına dair ortaya konulan kanıtlar bizi endişelendiriyor" ifadelerini kullandı.

Türkiye'ye düzensiz göçleri ‘şantaj aracı’ olarak kullandığı ve böylece Avrupa Birliği’nden (AB) ‘siyasi tavizler aldığı' şeklinde eleştirilerde bulunan Christodoulides, “Türkiye'nin komşularına yönelik, uluslararası hukuka asgari düzeyde dahi saygıdan yoksun dış politikası durumun kötüleşmesine katkıda bulunuyor” diye konuştu.
Kıbrıs Rum Yönetimi Dışişleri Bakanı Christodoulides'in Şarku’l Avsat'a verdiği röportajın tamamı:

- Kıbrıs Rum Yönetimi'nin başta mülteciler sorunu olmak üzere karşı karşıya kaldığı mevcut politik ve ekonomik zorluklarla ilgili değerlendirmeniz nedir?


Bilindiği üzere Kıbrıs son yedi yıldır, mali krizin etkileriyle boğuşuyor.  Bununla birlikte kaynaklarının yetersiz kaldığı büyük bir düzensiz göç akışını da yönetmek zorunda kaldı. Ancak ekonomik zorluklara, sınırlı kapasiteye ve yetersiz altyapıya rağmen Kıbrıs, uluslararası hukuk uyarınca gerçekten ihtiyaç duyanlara koruma sağlama yükümlülüğünü yerine getirmeyi sürdürdü.
- Kıbrıs Rum Yönetimi üzerinden Avrupa'ya düzensiz göç akışının boyutu ve hükümetin bunlarla başa çıkma stratejisi nedir?

2019 yılında toplam 12 bin 900 sığınma talebi aldık. Bu taleplerin yarısından fazlası Türkiye'den Kıbrıs’ın kontrolü altında olmayan bölgelere gelen ve daha sonra iltica talebinde bulunmak için ‘sınır çizgisini’ geçen kişilere ait. Sığınmacıların çoğu uluslararası koruma yükümlülükleri karşılanmayan ve Türkiye'nin AB’den siyasi tavizler almak için düzensiz göçü bir şantaj aracı olarak kullanmasından faydalanan göçmen işçiler. Türkiye, göç rotalarının ortaya çıkmasını engellemeye yönelik taahhüdünü yerine getirmiyor. Bununla birlikte Kıbrıs’ın geri kabul yükümlülüklerini uygulamayı reddediyor. Türkiye'nin komşularına yönelik, uluslararası hukuka asgari düzeyde dahi saygıdan yoksun dış politikası durumun kötüleşmesine katkıda bulunuyor.
- Kıbrıs Rum Yönetimi'ne Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve ülkesinin Birleşmiş Milletler’den (BM) Libya'daki Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) ile imzaladığı Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası’nı tanıması ve askeri müdahalesini haklı görmesi konusundaki talebini ele alma stratejisi nedir?

Tıpkı AB’nin de sık sık yinelediği gibi, Türkiye'nin Libya'ya yönelik askeri müdahalesi büyük bir endişe kaynağıdır. Bu müdahale mevcut durumu istikrarsızlaştırırken Libya, bölge ve Avrupa’nın güvenliği için ciddi yansımaları oluyor.

Avrupa'nın Libya'ya askeri müdahale konusundaki düşüncesine dönersek, hem BM hem de Berlin Konferansı, dış müdahaleleri ve BM’nin uyguladığı silah ambargosunun açık ve sistematik ihlallerini, çatışmanın ana kaynağı ve siyasi sürece yönelik en büyük engel olarak tanımladı. Bu çerçevede Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin  (TBMM) Libya’ya asker gönderilmesi ne yönelik tezkereyi onaylaması, Türk yetkililerin bu konuşlandırmalarla ilgili yinelenen açıklamaları, Libya'daki çatışmayı körüklüyor ve uluslararası toplumun Libya çatışmasına barışçıl bir çözüm bulma çabalarını baltalıyor.  Ayrıca özellikle Trablus'ta Suriyeli paralı askerlerin ve yabancı terörist savaşçıların varlığının giderek arttığına dair ortaya konulan kanıtlar bizi endişelendiriyor.
- Kıbrıs Rum Yönetimi ve Suudi Arabistan ilişkileri hakkında ne düşünüyorsunuz? Siyasi, askeri, güvenlik ve ekonomik işbirliğinin en önemli alanları nelerdir?

Kıbrıs’ın Suudi Arabistan ile arasındaki ilişkileri ikili ve çok taraflı seviyelerde güçlendirmeye devam etmeye yönelik açıkça verdiği siyasi bir söz var. Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdulaziz ile görüştüğüm son Riyad ziyaretim, ülkelerimiz arasındaki ilişkilerin güçlendirilmesinde atılan önemli bir adım oldu. Bu aynı zamanda, ortak siyasi irade ve Kıbrıs ile Suudi Arabistan ilişkilerini her düzeyde önemli ölçüde iyileştirme sözünün bir kanıtıdır. Esasen son iki yıl içinde ilişkilerimizde uzun bir yol kat etti. Suudi Arabistan’ın Kıbrıs’a ilk büyükelçisini ataması, ülkelerimiz ve halklarımız arasındaki mevcut dostluk bağlarının güçlendirilmesinde önemli bir adımdı. Ardından iki ülke arasındaki ilişkileri artırma yolunda ilerlemek için çifte vergilendirmeden kaçınma ve havayolu hizmetleri ile ilgili iki anlaşma imzalandı.
- Suudi Arabistan’a gerçekleştirdiğiniz son ziyarette hangi konular ele alındı?

Ziyaretim sırasında, büyük beklentiler barındıran ikili ilişkilerimizin tüm boyutlarıyla ele alındığı önemli bir görüşme yaptık ve bu ilişkileri daha da genişletmenin yollarını inceledik. Ayrıca gelecek vaat eden Suudi Arabistan’ın ‘2030 Vizyonu’ projesinde olası işbirliği olanaklarını tartıştık. Siyasi, ekonomik, güvenlik, askeri ve savunma alanlarında işbirliği için muazzam potansiyellere sahip olduğumuza inanıyorum. Ayrıca, Ortadoğu’da istikrarı ve güvenliği en üst seviyeye taşımak amacıyla, gelecekte karşılaşılabilecek zorlukların üstesinden gelmek için iki ülke arasındaki ortak çalışmanın nasıl geliştirileceğini tartıştık.
- Suudi Arabistan'ın güvenlik ve istikrarı artırmadaki rolü ve terörle mücadeledeki çabaları hakkında ne düşünüyorsunuz?

Esasen Kıbrıs,  terörle mücadelede ve bölgedeki barışı, güvenliği ve istikrarı sağlama çabalarında gelen olarak Suudi Arabistan gibi ılımlı Arap ülkelerinin yanında yer aldı. Bildiğiniz üzere bölgemiz her an her şeyin olabildiği tahmin edilemez bir yer. Körfez sularındaki petrol tankerlerini, Suudi Arabistan'daki petrol tesisleri ve havaalanı terminallerini hedef alan ve birçok yaralanmaya neden olan son saldırılar sırasında son derece endişelendik. Bu saldırıları net bir şekilde kınıyoruz. Son saldırıların hedefi olan Suudi Arabistan’ın ve bölgedeki dostlarımızın yanındayız. Suudi Arabistan’ın bölgede önemli bir rolü olduğundan şüphemiz yok.
- Kıbrıs Rum Yönetimi'ne yönelik Suudi yatırımlarının artmasıyla ilgili beklentileriniz nelerdir?

Aslında, her iki ülkede de ticaret hacmi ve doğrudan yatırım hacminin katlanarak artması bekleniyor. Kıbrıs’da doğrudan yabancı yatırım alan en önemli alanlar arasında bankalar, deniz taşımacılığı, gayrimenkul, perakendecilik, ilaç ve enerji sektörleri bulunuyor. Genel olarak, Suudi Arabistanlı iş insanlarının iki ülke arasındaki ticaret ve yatırım işbirliği fırsatları ile ilgilendiğinin farkındayız. Bununla birlikte Kıbrıs merkezli şirketlerin Suudi Arabistan’a ilaç, enerji, inşaat, konaklama ve turizm hizmetleri alanlarında yaptığı yatırımlar da oldukça önemli.
- Kıbrıs Rum Yönetimi'ne ziyaret eden Suudi turist sayısında bir artış gözlemlendi. Bununla ilgili ne söyleyeceksiniz?

Kıbrıs’ı ziyaret eden Suudi turist sayısı son üç yılda önemli bir artış gösterdi. Bu sayı, 2019'da 4 binin üzerine çıkmış durumda. Riyad'dan Larnaka'ya doğrudan uçuşlara devam etme beklentisi var. Bu beklenti, Kıbrıslı ve Suudi turistler ve yatırımcılar için daha uygun bir seçenek sunacaktır.


Editörün Seçimi

Multimedya