Devrimin yıldönümü: İranlıların anlayış ve davranışlarında hangi değişiklikler yaşandı?

Devrimin yıldönümü: İranlıların anlayış ve davranışlarında hangi değişiklikler yaşandı?

Pazar, 9 Şubat, 2020 - 10:15
İran’ın dini lideri Ali Hameney (AFP)
İstanbul/Şarku’l Avsat

Hüda Rauf

11 Şubat Salı günü ile birlikte İran devriminin üzerinden 41 yıl geçmiş olacak. Bu süreçte bölgede hangi temel gelişmeler meydana geldi? Devrim bölgeyi nasıl etkiledi ve dünya ile nasıl bir ilişki kurdu?

Devrim meydana gelen herhangi bir devlette, siyaset, ekonomi ve toplumsal alanda yapısal değişimler meydana gelir. Bunun etkileri sadece devlet sınırları içinde değil sınırların dışında da hissedilir. İran’da Şah rejiminin devrilmesinin ardından İslami rejim kuruldu. Bununla birlikte bölgedeki ittifak haritası da değişti. İran rejiminin eğilimi doğrultusunda dostluklar düşmanlığa, düşmanlıklar dostluğa dönüştü. İslami rejim öncesi ABD müttefiki İran, devrim sonrası ABD düşmanı olurken, Sovyetlerin müttefiki Irak, ABD ile yakınlaştı. Bölge 8 yıl süren bir savaşa tanıklık etti. Bu savaş Arap İttifakı’nı bizzat böldü ve ayrışmalar başladı. İran bölgedeki Arap rejimlerine karşı pozisyon aldı.

Devrimin diğer etkilerinden bazıları da İran’ın nüfuz sağlama çabalarından kaynaklandı. Sınırların dışına İran ideolojisi, yeni fikirler, değerler ve kültür modelinin yayılmasını hedefleyen bölgesel bir düzen oluşturuldu. İran, devrim düşüncesini ve kurumlarını ihraç etme fikrini anayasa aracılığıyla yasalaştırdı ve dış politikasında bu yasayı takip etti.

Ancak İran devrimi sırasında farklı bir bölgesel bağlamda kurulan bu fikir ve hedefler, 40 yılı aşkın bir süredir değişen bölgesel ortama göre revize edildi mi? İran, dış politika araçlarını değiştirdi mi? İran ulusal çıkarlarını ne ölçüde elde etti ve devrimci yapıdan çıkarak doğal bir devlete dönüşebildi? İran rejiminin ittifak ve düşmanlık düzeni, bölgesel değişimlere uyum sağlayacak şekilde değişti mi?

Devrimci fikirler, değerler ve hedefler ile ilgili olarak, 1979 İran Anayasası önsöz ve birçok maddesinde, ülke sınırlarının ötesine uzanan ve misyonu ilahi mesajı taşımak ve ilahi hukukun üstünlüğünü dünyaya yaymak olan bir ideolojik ordunun kurulmasına ilişkin hükümler yer alıyor. Bu maddeler, devrim ihracı, mustazafların zaferi ve İmam Humeyni’nin İslam dünyası hükümeti çağrısı şeklinde tercüme edildi.

Bu kavramlar, İran'ın bölgesel politikasında gerekçe olarak kullanılmaya devam etti. Görünüşte bazı kavramlarda bir değişiklik olsa da devrimin ihracı artık bir terim değil bir hedef olarak var. Bu hedef de başka ülkelerin içişlerine karışma ve siyasi istikrarsızlaştırma yoluyla gerçekleştirilmeye çalışılıyor. Tıpkı Yemen’de olduğu gibi mezhep temelli milis güçler oluşturuldu.

Ayrıca İran’da Humeyni dönemindeki ‘İslam dünyası hükümeti’ kavramı, Hamaney döneminde yerini ‘İslami uyanış’ anlayışına bırakmıştır. Hamaney daha önce yaptığı bazı konferans konuşmalarının merkezine halk protestolarını yerleştirmiş ve bölgede gerçekleşen halk protestolarının da İran Devrimi’nden esinlendiğini söylemişti. Bu elbette, siyasal İslam akımının reddettiği halk protestolarının realitesine aykırı bir söylemdir.

İran’ın süper güçler ve emperyalizm düşmanlığı pozisyonunda geçen 40 yılda bir değişim olmadı. Hem Humeyni hem de Hamaney döneminde bu pozisyon korundu. Ancak Batı ile ilişkileri tam kesmek çıkar alanlarının olmadığı anlamına gelmiyor. Örneğin İran-Kontra skandalında olduğu gibi bir yakınlaşma, Irak ve Afganistan’da yapılan iş birlikleri, nükleer anlaşmayla ilgili önce gizli görüşmeler yürütüp ardından bunun ilan edilmesi ve hatta ABD Başkanı Donald Trump döneminde bazı tutukluların serbest bırakılması bu kapsamda değerlendirilebilir.

İran, 1970’li yıllarda doğuda Sovyetler ve batıda ABD arasındaki askeri rekabete karşı olduğunu dile getirmek için ‘Ne Doğu ne Batı’ sloganını terk ederek Rusya ve Çin’in müttefiki oldu. İran aynı zamanda Hristiyan Ermenilere, Azerbaycanlı Şiilere karşı çatışmasında destek verdi. Bu destek, dış politikasında her zaman ideolojik değil bilakis uluslararası ilişkilerde olduğu gibi reel politik bir düzlemde hareket ettiğini gösteriyor.
İran, devrimin fikir ve ideolojisini kurumlara dönüştürmek yerine, bu politikanın on yıllar boyunca elde ettiği sonucun bir değerlendirmesini yaparak şu soruları sormalıydı:

Bölgesel bütünleşmeyi başarabildi mi ve böylece komşular tarafından kabul edildi mi? Saddam Hüseyin'in devrilmesinden bu yana Irak'ta güvenlik ve istikrar sağlayabildi mi? İran, Ortadoğu kaynaklarından yararlanmak ve bölgesel kalkınmayı sağlamak için çalışan bölgesel kurumların bir parçası haline mi geldi? İran bölgedeki herhangi bir güvenlik iş birliğinin bir parçası olmayı başarabildi mi? İran dış politikasının çelişkili doğası değişmediği için tüm bu hedefler gerçekleşmedi.

Şarku'l Avsat'ın Independent Arabia'dan aktardığna göre İran, davranışlarının yasa dışı olarak tanımlandığı, kuşatıldığı ve izole edildiği bir dönemde devrimin 41’inci yıldönümünü kutluyor. Davranışları düşmanca bir hal aldı. Bölge dışında ittifaklar kurdu. Batı araştırma merkezlerinde İran ile ilgili yazılan makale ve tezlerde hem Körfez’deki petrol tesislerine hem de bizzat ABD’nin kendisine dronelarla düzenlediği saldırılara işaret edilerek, Tahran Ortadoğu bölgesinin istikrarı için tehlike olarak nitelendiriliyor.

Kuruluşundan bu yana İran’ın siyasal rejimi, kabul görmek ve meşru olabilmek için, coğrafi sınırlarının ötesine işaret sloganlar ve değerler üzerine inşa ettiği dış politikanın üzerini ‘ahlakilik boyası’ ile kapatmaya çalışıyor ancak perdenin arkasında sınırların ötesindeki arzularını yansıtan aktif bir yayılmacı politika var.


Editörün Seçimi

Multimedya