Zamanın gönderdiği musibet

Zamanın gönderdiği musibet

Cumartesi, 8 Şubat, 2020 - 13:30

Zamanın şairi, hastası, doktoru ve bilgesi Ebu Tayyib El-Mütenebbi hummayı bu şekilde adlandırıyor. Humma; her daim zamanın ve insanın eklemlerinde gizli olan bu hastalık bireyler ve toplumlarda, bedensel hastalıklar, yerel, küresel, ekonomik ve siyasi krizler, bölgesel ve küresel savaşlar gibi çeşitli belirtileri ile ortaya çıkar.

Humma, ezelden ebede uzanan zamanın rahminden hiç kaybolmaz. Tüm mekanları aşar ve hiç yaşlanmaz. Etkisi, bedenlerde, başlarda ve ruhlarda kalır. Bugün dünya, bedenleri saran ve bazılarının hayatını alan, dünya ekonomisini vuran, borsaları altüst eden ve düyanın dört bir yanındaki hareketi dengesizleştiren bu felaket ile korkudan titriyor.

Buluş ve yaratıcılığın çarklarını harekete geçiren insan varlığının zayıflık belirtileridir. Bu çarklar, çeşitli özelliklere sahip belirtiler yoluyla zaman içinde ortaya çıkan zayıflık deliklerini kapatmak için hareket ederler. Durmadan doğan felaketler, bugün dünyayı dört bir yandan sıkıştıran, belirtileri farklı olsa da hiçbir ülkeyi veya halkı es geçmeyen krizleri durdurmak için hareket ederler. Zamanın hekimi Ebu Tayyib Mütenebbi, Mısır’da ikamet ettiği sırada humma hastalığına yakalanıp gurbet, düş kırıklığı ve umutsuzluğun ağırlığı altında ezilirken bu felaketi şöyle tanımlar:
Ey zamanın bana gönderdiği musibet

Karşı karşıya kaldığım birçok musibet ve acının arasından

Geçip de beni nasıl buldun

Yaralarla dolu bedenimi öyle bir vurdun ki

Ne bir kılıç darbesine ne de bir ok yarasına yer bırakmadın


Zamanın doğurduğu bu felaket Arap bölgemizin özünden olup şairimiz onun yapısını analiz eden bilim adamı, göğsüne çöreklendikten sonra kendisini teşhis eden belirtilerini tanımlayan hasta doktor muydu? Mütenebbi bu şiirinde kendisi ile konuşmuş, şikayet ve sitem etmişti. Şiirinin harfleri ile kendisini bitkin düşüren ruhsal ve bedensel durumunu anlatan bir rapor yazmıştı. Ebu Tayyib’in humması bugün akılları da ıskalamadan Arap bedeninin içinde geziyor. Hatta oluşumları, toplumun dokusunu ve kırılgan vicdanları istila ediyor.

En eski zamanlardan bu yana çağlar boyunca tarihi şahsiyetler, filozof, şair, bilge ve yazarlar insan kimyasının denizlerine dalmış, insanın ruhunun bileşimini, şiddeti, yaratıcılığı, icatları ve savaşları ile dönüşümünü çeşitli dillerde yazmışlardır. Ancak, Ebu Ala El-Maarri’nin deyimiyle ‘Şair’ (kendisi bu sıfatı sadece Mütenebbi için kullanır) yani Ebu Tayyib Mütenebbi, çağını aşan, günümüze kadar her çağda var olmuş bir isimdir.

Abbas Mahmud Akkad  ‘Mutalaat fil Kutub ve el-Hayat’ (Kitaplar ve Hayata Dair Okumalar) adlı kitabında, Mütenebbi’nin insan ruhu ile güç, zayıflık ve ahlak olarak tecellilerini analiz eden birçok düşüncesi ile Alman filozof Friedrich Nietzsche’yi geçtiğini yazar. Mütenebbi’nin şiirleri onlarca dile çevrildi ve hakkında yüzlerce araştırma yazısı, lisans ve doktora tezi yazıldı. Birçok oryantalistin buluşma noktası oldu.

Şair; siyasi ve sosyal oluşum ve dağılma, daha bir yerde sona ermeden diğerinde başlayıp hiç durmayan savaşlar döneminde Irak, Şam, Mısır ve İran arasında dolaştı. Dini mezhepler birbirleri ile çatıştığında Arap kişiliğinin kargaşasını ve sessizliğini, siyasi emeller genişleyip savaşın yasaları egemen olduğunda çatışmaları ve faktörlerini tanıdı. Kişisel umutları, çatışma sürecinin merkezindeydi. Ancak aynı zamanda insanların içlerinde gizli olanları zekice okumuş ve bunları ne zamanın ne de ilerlemenin kendisine erişemediği şiirlerinde dillendirmişti.

Mütenebbi ‘Senin sitemin, sitemin kendisinden üstündür’ adlı şiirinde felsefesinin ve bilgeliğinin Arap kişiliğine dair tahlillerinin özünü sunar. Bu tahliller, zamanın yollarında tüm insanları kapsayacak biçimde genişletilebilir.

Bedenini sıkan humma bilgeliğinin harfleri ile yazılmış bir şiir ortaya çıkardı. Bu şiirde psikolog ve sosyalog Mütenebbi’nin, istisnai bir zamanda Arapların farklı ve çeşitli kesimleri ile geçirdiği dolu dolu yaşamının deneyimlerinin eleğinden geçmiş teşhislerini okuruz. Mütenebbi bu şiirinde yine şöyle der:
İnsanlar samimiyet ve sevgilerini yitirdiklerinde

Onlar nasıl davranıyorlarsa

Ben de onlara öyle davrandım

Ama insanların ahlakı öyle bozulmuştu ki

Kendime dost edindiğim kimselerden bile

İnsandır, bozulur diye şüphe eder oldum


Bugün Arapların içinde bulunduğu durumu ele aldığımızda, birçok Arap ülkesinin kalkınma ve ilerleme için gerekli unsurlara sahip olmasına rağmen şiddet, çatışma ve geri kalmışlığa batmış olduğunu gördüğümüzde Şair’in şu korkunç mısraları bizleri şok edecektir:
Boylu poslu birinin gücü ile

 Kılıcın keskinliğine sahip olup da

Zayıflar gibi istediğini elde edemeyene

Yükselme yolu önünde uzanırken

Kendisini yormayıp bu yolu takip etmeyene şaşarım

İnsanların birçok kusurunu gördüm amma

Kemale erişme gücüne sahip iken

Bundan geri kalandan daha kötüsünü görmedim


Humma Mütenebbi’yi, Mütenebbi de bin yıldan fazla bir süre önce bu dünyayı terk etti. Ancak, aynı humma bizleri terk etmedi, bedenlerimizi ve akıllarımızı zayıflatmaya devam etti. Zamanın ülkesi Irak’ta gösteri düzenleyen kalabalıklar: Allah rızası için bir başbakan diye haykırıyorlar.

Felsefe, düşünce, kalkınma, sanat ve zenginliğin vatanında kanlar akıyor ve yaşamlar soluyor. Yaşam sevincinin, yaratıcılığın, Arap ülkelerinde ve dünyada kültür, düşünce ve sanatın gelişim dönemlerine önderlik eden büyük üstatların toprağı Lübnan’da bugün düşmanlıklara ve belalara tanık oluyoruz. Bilgeliğin adı ile birleştiği Yemen’i, zaman aşımına uğramış bir ideolojiye bağlı bir azınlık ele geçirdi. Çılgın bir çatışmanın ortasında hastalık ve yoksulluğa yakalandı. Allah’ın kendisine her türlü zenginliği bağışladığı ama zayıflayan ve dibi olmayan bir bataklıkta boğulan Libya’yı ise hiç sormayın.

Görünüşe bakılırsa felaket bizim her şeyimizi sevdi. Bedenlerimizi ve akıllarımızı ele geçirdi. Onları mesken tuttu. Aynı Mütenebbi’ni şu mısralarında ifade ettiği gibi:
Ona bedenimi ve iç organlarımı serdim

Amma onları da aşıp kemiklerime yerleşti


İşte bu, bizleri terk etmeyi reddeden, kemiklerimizi ve başlarımızı mesken tutan, kemale erişmekte gösterdiğimiz tembellikten beslenerek zamanı yenen hummadır.


DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya