Paris, DEAŞ'lı savaşçılar konusunda ikilemde kaldı

Paris, DEAŞ'lı savaşçılar konusunda ikilemde kaldı

Cuma, 7 Şubat, 2020 - 10:00
DEAŞ’lı ailelerin yetim çocukları dün El-Hol Kampı’ndan Kamışlı’ya geçti (AFP)
Paris/Mişel Ebu Necm

Paris yönetiminin gündeminde Fransızların, Suriye Demokratik Konseyi (SDK) ve onun askeri güvenlik kolu Suriye Demokratik Güçleri (SDG) idaresindeki Kürt bölgelerinden ülkelerine getirilmeleri meselesi var. Aynı zamanda Suriye'den Irak'a transfer edilen ve geçen yaz yargılanmalarının ardından 11’i hakkında idam kararı verilen DEAŞ’lı radikaller de Paris’in gündem maddeleri arasında yer alıyor.

Fransız yetkililer, kendilerini çıkmaza sokan bu iki konuya henüz uygun bir çözüm bulamadı. Paris, DEAŞ savaşçılarının Suriye'nin kuzeydoğusunda anneleriyle birlikte SDG nezaretinde gözaltında tutulan çocuklar konusunda da ülke içinden ve dışından ciddi baskılarla karşı karşıya.

Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian’ın bildirdiğine göre bugüne kadar altı yaşın altındaki 17 çocuk Fransa’ya iade edildi. Söz konusu çocukların ayrı ayrı incelendiğini belirten Bakan, Paris’in bu yetimleri geri getirmeye odaklandığını, bazılarının da annelerinin eşliğiyle ülkeye geri getirildiğini belirtti. Fransız hükümeti, hem Fransa'daki ilgili ailelerin hem de insan hakları örgütlerinin baskısı nedeniyle bazı tarafların şiddetle karşı çıkmasına rağmen bu konudaki politikasını yumuşatmaya karar verdi.

Ancak haklarında idam kararı çıkan ve şu an Irak hapishanelerinde tutulan 11 Fransız vatandaşı meselesi ise oldukça karışık. Bu kişilerden beşinin avukatı olan Nebil Budi, Fransa’ya dönmeleri için Birleşmiş Milletler’e bağlı “Avrupa İşkencenin Önlenmesi Komitesi”ne şikayette bulundu. Zirâ Budi, söz konusu Fransızların insanlık dışı ve gurur kırıcı muameleye maruz kaldıklarını, bunun ayan beyan olmasına rağmen Fransa tarafından tepki verilmediğini ifade etti. Bu kişileri geri alıp Fransız mahkemelerine sevk etmeyen Fransız hükümetin kınayan Budi, konsolosluğun duruma müdahale etmesini istedi.

İdam cezası 1980’lerin başında kaldıran Fransa, vatandaşlarının bu tür uygulamalara tâbi tutulmasını istemiyor.

İronik olan ise Paris’in, Irak hükümetini mahkemeleri tarafından bu kişiler hakkında verilen kararların uygulanmasını engellemeye çalışması. Le Drian, geçen ekim ayında Suriye Kürtleri tarafından gözaltına alınan onlarca Fransız radikalin teslim edilme olasılığını araştırmak için Bağdat'a resmi bir ziyaret gerçekleştirmişti. O sırada önerilen çözümlerden biri, Irak topraklarında bir tür ‘uluslararası mahkemenin’ kurulmasıydı. Ancak bu öneri Irak tarafından reddedilince sorunda tekrar başa dönüldü.

ABD Başkanı Donald Trump, Avrupalı tarafları cihatçı savaşçılarını Suriye Kürtlerinden geri almaya defalarca kez çağırırken Fransa ise bu kişilerin nerede suç işledilerse orada yargılanmaları gerektiği görüşünde. Ancak Kürt bölgeleri bir devlet olma özelliği taşımadığı için bu kişiler kanuni olarak yargılanamıyor. Suriye rejimine teslim edilmeleri ise Paris ve diğer Avrupa başkentlerinin daha sonra rejim tarafından şantaja maruz kalmalarına sebep olabiliyor.

Fransa Ulusal İnsan Hakları Danışma Komisyonu (CNCDH), geçen ayın sonlarında Fransız hükümetine bu 11 kişinin geri alınması çağrısında bulunmuş, yetkililerin bu çağrıyı reddetmesi durumunda “uluslararası değerlerin ve yükümlülüklerin ihlal edilmiş” olacaklarını vurgulamıştı. Iraklı müfettişlerin kendilerine işkence yapıldığını belirten bu kişilerin Irak tarafına bırakılmasının yasal bir dayanağının olmadığını bildiren CNCDH aynı zamanda idam mahkumlarının yarısının zaten Irak’a girmediğini, bu yüzden burada yargılanamayacaklarını öne sürüyor.

İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) tutuklulara yönelik işkenceleri kınarken diğer kuruluşlar ise haftalar sonra bu kişilerin şu an bulundukları yerlerde yargılanmasının ciddiyetini sorguluyor. Gözaltındaki çocukların, kadınların ve radikallerin durumuna dikkat çeken insan hakları örgütleri aynı zamanda Fransız yetkililerin bu cihatçıları geri almak için diğer Avrupalılar gibi cesaretli olması gerektiğini vurguluyor.

Konu oldukça hassas. Zirâ DEAŞ saflarında savaşan 150 erkek ve kadının geri alınması, ne kamuoyunun ne de hükümetin kolay kolay kabul edebileceği bir durum. Tüm kamuoyu yoklamaları, yetkililerin güvenlik ve siyasi nedenlerden dolayı bu kişilerin geri dönüşünü ağırlıklı olarak reddettiğini gösteriyor. Öyle ki Savunma Bakanı Florence Parly daha önce yaptığı açıklamada, bu kişilerin ölümlerinin Fransa'ya dönmelerinden çok daha iyi olduğunu açıklamıştı. Aynı zamanda 300 çocuğun Fransa’ya kabul edilmesi de kolay değil. Zirâ Paris, terör eylemlerinin Fransız topraklarına yeniden yayılmasını istemiyor. Birçok kimse, yetişkinlerin geri getirilerek yargılanmaları ve hapsedilmeleriyle cihat ideolojisinin daha da yerleşeceğine ve yayılacağına, hatta terör eylemlerinin artacağına inanıyor. Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron hükümeti ise önümüzdeki ay düzenlenecek yerel seçimler öncesinde sağ ve radikal sağ taraflarını öfkelendirecek adımlar atmak istemiyor.

Diğer yandan Fransız mahkemelerinin geçen ay, DEAŞ’a katılıp Suriye ve Irak'ta öldürüldüğüne inanılan 19 erkek ve kadın cihatçıya 25 ila 30 yıl arasında hapis cezası vermesi ise dikkat çekiciydi. Söz konusu kişileri “hayalet sanıklar” olarak nitelendiren Fransız basını Fransız yasalarının sanıkların ölümüyle yargılamaların durdurulmasını öngördüğüne dikkat çekti.


Editörün Seçimi

Multimedya