Sudan'a karşı zorbalık

Sudan'a karşı zorbalık

Perşembe, 6 Şubat, 2020 - 07:15
Abdurrahman Raşid
Suudi Arabistan’lı gazeteci. Şarku’l Avsat’ın eski genel yayın yönetmeni

Bölgemizde olaylar her zaman zahirde göründüğü gibi değildir. Örneğin Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan'ın bugünlerde uğradığı yoğun saldırıları ele alalım. Burhan’a saldıranlar, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile Uganda’da gerçekleştirdiği görüşmesini gerekçe gösteriyorlar. Gerçek sebep ise; geçen yıl yönetimi kaybeden Müslüman Kardeşler’in intikam amacıyla bu saldırının arkasında olmasıdır. İhvan örgütü kin beslemektedir çünkü konsey, bir önceki dönemde eğitim, güvenlik ve ekonomi kurumlarına yerleştirdiği binlerce üyesini tasfiye etmektedir. 

Sudan da diğer ülkeler gibi, hafife alınamayacak ciddi zorluklarla karşı karşıyadır. Dolayısıyla uluslararası platformlarda kendi çıkarları doğrultusunda hareket etmek en doğal hakkıdır. Tunus, Katar, Fas, Mısır, Umman ve Ürdün dâhil olmak üzere Arap ülkelerinin yarısından fazlası İsrail ile ilişkiler geliştirmiştir. Geçmişte, İsrail ile anlaşma yaptığı için Filistin otoritesi ile ilişkilerini kesen ülkelerin bazı yetkilileri bugünlerde aynı hatayı Sudan’a karşı yapıyorlar.Filistin veya İsrail adına Arap hükümetlerine karşı ‘siyasi zorbalık’ uygulanması kabul edilemez. Artık herkes, koşulları dikkate almadan ülkelere saldırmaya cüret eden bu politik jargondan sıkılmış durumdadır. Devletlerin yüksek çıkarları vardır, bağımsız kararları Twitter’da oylamaya açık değildir. Kimse bunu keyfine göre yorumlayamaz.

Filistin otoritesi niçin İsrail’le ilişki kuruyor, elektrik satın alıp, güvenlik bilgilerini niçin paylaşıyor? Sebebi basit; çünkü öyle yapmak zorunda. Sudanlı bir devlet yetkilisi niçin İsrailli bir yetkiliyle bir araya geliyor? Çünkü ülkesi hala ambargo altında ve o da krizden çıkış için bir çözüm yolu aramak zorunda.

Sudan, iç ve dış entrikalarla karşı karşıya olduğu zor bir geçiş dönemi yaşıyor. Filistinliler bu konuda sömürülen taraflardan biri olmamalı. Unutmamalı ki eski Sudan rejimi, İran koalisyonunda yer almıştı. İran’ın etkisiyle yıllarca birçok çatışmaya dâhil oldular. Sudan adeta bir hesaplaşma arenasına dönüştü. Sudanlılar bu süreçte yeterince acılar çekti. İran gemilerini Sudan limanlarına yerleştirdi ve bu ülkede deniz ve havada kovalamacalar yaşandı. Hatta İran’ın Sudan’daki askeri eğitim kampları bombalandı. Eski rejimin halkına karşı işlediği suçlar, onu uluslararası ve ABD yaptırım listelerine yerleştirdi. Sudan, yaptırımları kaldırmak ve İran çatışma döngüsünden uzaklaşıp iç kalkınmasını gerçekleştirmek istiyorsa önünde pek bir seçenek yok.

Sudanlılar, Arap bölgesindeki siyasi kargaşa alanlarında türünün tek örneği olan bir anlaşmaya varmayı başardığından beri, İhvan’ın dezenformasyon makinesi çalışmaya başladı. Bu dezenformasyonun kinci örgütler ve hoşnutsuz gruplarca yapılması zaten bekleniyordu. Sudan’daki Müslüman Kardeşler örgütünün bazı liderleri İstanbul’a kaçtı ve oradaki Mısırlı örgüt liderlerine katıldı.

Sudan'ın eleştirilmesindeki güdülerden bağımsız olarak şunu ifade etmeli ki, Filistin davası kendi çıkarları için onu kullanan bu tür insanlar tarafından sömürüldüğünde kaybetmektedir Bu Doha’ya daha yakın olan bazı Filistinli yetkililerin gerçekleştirdiği bir provokasyon, onlardan hiçbiri bunun aksini söylemeye cesaret edemez. Burhan-Netanyahu görüşmesi iki saat sürdü, öte yandan 90’lardan beri süren görüşmelere ses çıkarılmıyor.


DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya