ABD Başkanı Donald Trump, Ortadoğu'da Barış Planı'nı açıkladı: Kudüs, İsrail'in bölünmemiş başkenti olmaya devam edecek

ABD Başkanı Donald Trump, Ortadoğu'da Barış Planı'nı açıkladı: Kudüs, İsrail'in bölünmemiş başkenti olmaya devam edecek

Salı, 28 Ocak, 2020 - 20:30
Washington/Hiba el-Kudsi

ABD Başkanı Donald Trump, 'Yüzyılın Anlaşması' ismini verdiği Ortadoğu Barış Planı'nı açıkladı.

Bu planla Ürdün Vadisi'nden Akdeniz'e kadar Filistin topraklarının büyük bölümleri üzerindeki güvenlik kontrolü hakkının büyük bir kısmı İsrail'e verilirken, Yahudi yerleşim birimleri meşrulaştırıldı, Kudüs bölünmeden İsrail’in başkenti olarak tanındı ve İsrail'in Batı Şeria'da inşa ettiği yerleşim birimlerini yıkma talebi tamamen ortadan kalktı. Bununla birlikte Trump, ‘egemenliği sınırlı’ Filistin devletinin kurulması karşılığında Filistin tarafından tavizler talep etti.

İsrail ise Filistin tarafının ABD planını kabul etmesi, müzakerelere ve görüşmelere başlaması, şiddet ve terörizmden vazgeçmesi ve teröristlerin ailelerine yardım etmeyi bırakması durumunda 4 yıl boyunca yeni yerleşim birimi inşa etmeme sözü verdi. ABD'li yetkililer, 4 yılın sonunda anlaşma yapılmazsa bu sürenin uzatılıp uzatılmayacağını ise belirtmedi.

Plan, Batı Şeria ve Gazze'ye Filistin Devleti kurmak üzere büyüklük açısından müzakere edilebilecek bir arazi sunuyor. Bu da Trump yönetiminin ‘iki devletli çözüm’ fikrinden vazgeçip vazgeçmeyeceği konusundaki spekülasyonları sona erdirdi. Ancak plan, İsrail’in Batı Şeria'daki büyük yerleşim bölgeleri üzerindeki tam kontrolünü de destekledi. Fakat bu, Filistinlilerin karşı çıkacağı bir durum.
Trump: Her iki taraf için de karlı bir anlaşma

ABD Başkanı Trump, dün öğle saatlerinde Beyaz Saray’da yaptığı açıklamada, ABD planının barışa yönelik büyük bir adım olduğunu, barış vizyonunun birçok taktik detay sunduğunu ve eski ABD Başkanı Lyndon Johnson döneminden beri önceki yönetimler tarafından önerilen diğer planlardan farklı olduğunu söyledi. Barış vizyonunun her iki taraf için de bir zafer ve kazanım olduğunu vurgulayan Trump, şimdiye kadar sunulan en ciddi, gerçekçi ve ayrıntılı olduğunu söylediği planın İsraillileri, Filistinlileri ve bölgeyi daha güvenli ve daha barışçıl yapabileceğini belirtti. Planı ‘her iki taraf için de kârlı bir anlaşma’ olarak niteleyen Trump, “İsrail barışa doğru bu büyük adımı atmaya ve müzakerelerin başlaması karşılığında planı uygulamaya hazır” ifadelerini kullandı.
Planın uygulanması için komite kurulacak

Planın ayrıntılarını ‘derhal’ haritalamak ve uygulamak için bir komite kurulduğunu açıklayan ABD Başkanı, bu plana göre Kudüs'ün İsrail’in bölünmemiş başkenti olarak kalacağını ve İsrail Devleti için herhangi bir güvenlik riski olmaması şartıyla ABD'nin İsrail'in bazı bölgeler üzerindeki kontrolünü ve iki devletli çözümü tanıyacağını vurguladı.
Trump konuşmasına şöyle devam etti;

“Şiddet, gece kulüplerine saldırılar, otobüslere bombalı saldırılar bir daha geri gelmeyecek. İsrail için Kudüs’ü onun başkenti olarak tanımak gibi çok şey yaptım. ABD Büyükelçiliği'ni Kudüs'e taşıdım. Golan Tepeleri'ni İsrail toprağı olarak tanıdım. ABD'nin İran'la yapılan korkunç nükleer anlaşmadan çıkmasını sağladım.”

Filistin tarafını da kazanmaya çalışan Trump, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas'a bir mesaj gönderdiğini ve mesajda Filistin tarafının planı incelemesi ve bağımsız bir devlet olmasını sağlayacak müzakerelere bir fırsat vermesi için İsrail yerleşim birimlerinin inşasının 4 yıllığına askıya alınacağını belirttiğini söyledi.
Trump, Beyaz Saray’daki konuşmasını şöyle sürdürdü;

“Devlet Başkanı Mahmud Abbas'a gönderdiğim mesajda ‘Eğer barış yolunu seçerseniz, ABD ve diğer ülkeler yolun her adımında size yardımcı olacak’ dedim. Eğer Filistinliler bunu kabul ederse planın işe yarayacağını ilk kez söylüyorum. Dünya barışını sağlamak için ne kadar çalışabileceğim ortaya çıkacak. Filistinliler daha iyi bir yaşamı ve daha iyi bir geleceği hak ediyor. Yıllardır şiddet ve terör döngüsünün kurbanı oldular. Artık daha iyi bir gelecek ve hayat elde etmelerinin zamanı geldi. Filistinliler yıllarca yerine getirilmemiş vaatleri dinledikten sonra büyük bir hayal kırıklığına uğradılar. Bu plan ve haritalar sayesinde Filistin’in Doğu Kudüs’te ABD Büyükelçiliği açacağımız bir başkenti olacak.”

Bununla birlikte Trump, Filistinlilerin (ABD planının uygulanmasını kabul etmeleri halinde) bir milyon iş imkanına sahip olacağını, yoksulluk oranın yarı yarıya azaltılacağını ve böylece Filistin ekonomisinin gayri safi milli hasılasında bir artış sağlanacağını vurguladı.

“Anlamsız gerekçelerle kan dökme dönemini bitirme zamanı geldi” diyen Trump, Müslümanların 1948'de yaptıkları hatadan uzak durmaları ve İsrail Devletini tanımaları gerektiğini vurguladı. Ayrıca siyasi çıkmazı sona erdirmek ve ABD’nin barış vizyonu ve planı temelinde müzakerelere devam etmek için cesurca önlemler almanın İsrail ve Filistin yönetimlerine bağlı olduğunun altını çizdi. Filistinlilerin eğer barış vizyonuyla ilgili endişeleri varsa, bunu iyi niyetli müzakereler çerçevesinde İsraillilere iletmeleri ve ilerleme kaydedilmesine yardımcı olmaları gerektiğine işaret eden Trump, bu vizyona karşı çıkmanın ‘onlarca yıllık fikir yürütmelerin bir ürünü olan mevcut sefil durumu destekleme anlamına geleceğini’ ileri sürdü.
ABD'nin Tel-Aviv Büyükelçisi’nden açıklama

Öte yandan ABD'nin Tel-Aviv Büyükelçisi David Friedman, Trump'ın konuşmasının ardından yaptığı basın toplantısında, ABD’nin sunduğu barış planının ilk kez iki devletli çözüm için gerçek bir vizyon ve daha önce çözülememiş anlaşmazlıklara bir çözüm getirdiğini söyledi. Ayrıca planın Batı Şeria ile Gazze'yi birbirine bağlayabileceğini ve ekonomik projelerin uygulanması için finansman desteği yollarını açabileceğinin altını çizen Friedman, bu plana göre İsrail’in Ürdün Vadisi'nden Akdeniz'e kadar güvenlik kontrolü hakkına sahip olacağını kaydetti.
ABD’li Büyükelçi açıklamasını şöyle sürdürdü;

“Plan, İsrail'in 4 yıl boyunca yerleşim birimleri inşa etmesini önleyerek Filistinlilere planı inceleme fırsatı veriyor. Seçenekler açık olduğu ve hemen kabul etmeleri gibi herhangi bir baskı olmadığı için müzakere masasına dönmelerini ve meselelerin ayrıntılarını görüşmeyi kabul etmelerini umuyoruz.”

Şarku’l Avsat’a konuşan bir Beyaz Saray yetkilisi, planın halihazırda İsrail'in güvenlik gereksinimlerinin çoğunu karşıladığını söyledi. Yetkili ayrıca plan sayesinde İsrail ile birlikte barış içinde yaşayacak askerden arındırılmış bir Filistin Devleti'nin kurulmasının yanı sıra İsrail'in tehditlere karşı kendisini savunmasını ve Ürdün Nehri'nin batısında güvenlik kontrolünü elinde tutmasını sağlayacağını söyledi.
Yetkili açıklamasına şöyle devam etti;

"Zaman geçtikçe ve Filistinliler bizimle ve İsrail ile çalıştıkça, İsrail tarafından Filistin Yönetimi'ne daha fazla güvenlik sorumluluğu aktarılacak ve İsrail yavaş yavaş bölge üzerindeki güvenlik hakimiyetini azaltacak."

Arap ülkelerinin ve Filistin'in ABD barış planını reddettiklerini ve olumsuz tepki verdiklerini belirten yetkili, bununla birlikte çok sayıda Arap ülkesinin planın 'doğruluğunu' kabul ettiklerini ve ABD yönetiminin birçok ülkenin bunu memnuniyetle karşılamasını beklediğini vurguladı. Jared Kushner'ın son dönemde Arap ülkelerinin liderleriyle görüşmeler yaptığına ve Mısır ile Ürdün'ün tepkisinin özel bir önem taşıyacağına dikkati çeken yetkili, çünkü Arap ülkeleri arasında sadece bu iki ülkenin İsrail ile barış anlaşması yaptıklarının altını çizdi.

ABD'nin planı çerçevesinde Mescid-i Aksa'nın sorumlulukları Ürdün yönetiminde kalmaya devam edecek. Beyaz Saray'ın resmi internet sitesinde yayınlanan 181 sayfalık plan, İsrail'in yanında Doğu Kudüs'ün bazı bölümlerinin yeni kurulacak bağımsız Filistin Devleti'nin başkenti olmasını öngörüyor. Bununla birlikte Filistin Devleti ve komşuları Ürdün, Mısır ve Lübnan için 10 yıl boyunca altyapı ve yatırım projelerinde 50 milyar dolar harcanması planlanıyor.

Planın ilk 30 sayfasında Batı Şeria ve Gazze Şeridi'nde hayata geçirilebilecek projeler için ekonomik bir vizyon sunuluyor. Bununla birlikte ABD yönetimi tarafından önerilen İsrail'in yeni sınırlarını tanımlayan ve İsrail'in Ürdün Vadisi'nin büyük bir bölümünü kontrol ettiğini gösteren haritaları içeriyor. Bu haritalarla, İsrail'in büyük yerleşim birimlerini ve İsrail'in bu birimlerin bulunduğu bölgeler üzerindeki güvenlik kontrolünü meşrulaştırılması amaçlanıyor.

Plan, Filistinlilere özerklik veriyor. Ancak bu, 3 yıllık bir süre zarfında yetkilendirmeler ve yetkili makamlarla ve Filistin Yönetimi’nin plan çerçevesinde şiddeti bırakmayı ve İsrail ile müzakere masasına oturmayı kabul etmesi şartıyla üstlendiği yeni prosedürler ve politikalarla yönetilecek Batı Şeria ve Doğu Kudüs'ün bir bölümüyle sınırlı bir özerklik. Öte yandan plan, Filistin tarafının silah bırakması karşılığında özerklik verilmesinin yanı sıra devletin savunma, koruma ve güvenlik güçlerinden bazılarını temin etmenin ve güvenliğinin sağlanmasının İsrail tarafının sorumluluğu olmasını öngörüyor.

Diğer yandan planın açıklandığı sırada salonda hem ABD’li hem de İsrailli yetkililer yer aldı. Jared Kushner, Ivana Trump ve eski Ortadoğu elçisi Jason Greenblatt, Ortadoğu Danışmanı Uluslararası Müzakereler Özel Temsilcisi Avi Berkowitz ve ABD'nin İsrail Büyükelçisi David Friedman’ın yanı sıra Umman, Bahreyn ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) büyükelçileri bu isimlerden bazılarıydı.
Netanyahu Moskova’ya gidiyor

Bununla birlikte yetkililer, İsrail Başbakanı Netanyahu’nun Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e planın detaylarını anlatmak üzere bugün (Çarşamba) Moskova’ya gideceğini aktardı.

Anlaşmanın duyurulmasıyla birçok soru işareti de ortaya çıktı. Başkan Trump, dün, hakkındaki iki suçlama nedeniyle Kongre'de çetin bir mücadeleyle karşı karşıyaydı. Trump, Senato tarafından ‘yetkilerini kötüye kullanmak ve Kongre’nin çalışmalarını aksatmakla’ suçlanmıştı. İsrail Başbakanı Netanyahu’nun hakkında ise rüşvet, yolsuzluk ve sahtecilik gibi üç ayrı dava bulunuyor. Bununla birlikte Netanyahu, Başkan Trump ile bir araya gelmesinden birkaç saat önce İsrail Meclisi Knesset'e yaptığı dokunulmazlık başvurusunu geri çekti.

Planın duyurulmasının zamanlaması, Başkan Trump'ın belki de mahkumiyeti ile sonuçlanabilecek yargılanma sürecine yönelik dikkatleri dağıtma arzusu gibi görünüyordu. Netanyahu ise kendisini hakkındaki yolsuzluk, rüşvet, sahtekarlık ve güven ihlali suçlamalarından kurtarabilecek ve yaklaşan seçimleri kazanmasına yardımcı olabilecek bir karta sahip olurken ABD desteğinden de yararlanmanın tadını çıkarıyor.

Bununla birlikte plan Arap ülkelerinin Filistin’in zayıflığı ve ABD ile İsrail arasındaki yakın ilişkiye yönelik farkındalığının yanı sıra ABD ile Arap ülkelerinin İran’ın bölgeyle ilgili hırslarını kuşatma arzusunun olduğu bir dönemde ve Holokost’u anma yıl dönümünde açıklandı.
“Bu plan kesinlikle barışa götürmeyecektir”

Washington Yakın Doğu Araştırmaları Enstitüsü Direktörü Robert Satloff, konuya ilişkin değerlendirmesinde, “Başkan Trump ve Başbakan Netanyahu'nun iç siyasette karşı karşıya kaldıkları engeller göz ardı edilemez. Bu plan, her iki tarafa da fayda sağlayacaktır. Fakat kesinlikle barışa götürmeyecektir” yorumunda bulundu.

Son 30 yıldır ABD’nin başına geçen yönetimler, Filistinliler ve İsrailliler arasında barışın sağlanmasına büyük önem gösterdi. Taraflar arasında bir dizi görüşme yapılmasını sağladılar. Bunlardan en kayda değer olanı, Oslo Anlaşması’yla sonuçlanan gizli Norveç görüşmeleriydi. Dönemin ABD Başkanı Bill Clinton'ın arabuluculuğunda yine dönemin FKÖ Lideri Yaser Arafat ve İsrail Başbakanı İzak Rabin tarafından imzalanan Oslo Anlaşması, İsraillilerin Filistin Kurtuluş Örgütü’nü (FKÖ) Filistin halkını temsil eden bir oluşum olarak kabul edilmesi karşılığında Filistinlilerin de İsrail Devleti’ni tanımlarını hedefliyordu.

Başkan Trump'ın danışmanı ve damadı Jared Kushner, ekonomik ve siyasi olmak üzere iki yönlü ABD Barış Planı’nı tasarlama ve inşa görevini üstlendi. Planın ekonomik yönü, Filistinlilere ve komşu Arap ülkelerine 50 milyar dolarlık teşvikler ve ekonomik projeler sunuyor. Planın bu yönü daha önce açıklandı. Ancak planın siyasi yönü önceki dönemlerde Filistin’in boykot etmesi ve birkaç kere de İsrail’in içindeki siyasi krizler nedeniyle neredeyse 3 yıl boyunca ertelendi.

Daha önce New York'ta gayrimenkul alanında çalışan Kushner, dünyanın en zor çatışmalarından birine damgasını vurmak için çok çalıştı. Planını ve fikirlerini anlatmak için çok sayıda Arap ve Körfez ülkesine gitti. Bu görüşmelerin sonuncusunu geçtiğimiz hafta İsviçre'de düzenlenen Davos Forumu'nun oturum aralarında bazı Arap ve Körfez ülkelerinin yetkilileriyle yaptı. Trump yönetimi, tarihin en sağcı İsrail hükümetini destekledi ve Kudüs'ü İsrail'in başkenti, Golan Tepeleri’ni ise İsrail toprağı olarak tanıdı. Başkan Trump, yönetiminin artık Batı Şeria’daki uluslararası hukuka aykırı Yahudi yerleşim birimlerini yasadışı olarak görmediğini açıkladı


Editörün Seçimi

Multimedya