Arap başkentleri Yüzyılın Anlaşması'nı destekleyecek mi?

Arap başkentleri Yüzyılın Anlaşması'nı destekleyecek mi?

Pazartesi, 27 Ocak, 2020 - 15:30
Başkanı Donald Trump, Trump’ın damadı ve başdanışmanı Jared Kushner ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (Reuters)
İstanbul/Şarku'l Avsat

Ahmed Abdulhakim

Mısır resmi makamları, Yüzyılın Anlaşması da olarak bilinen ABD’nin Ortadoğu Barış Planı’n son halini görmeyi bekliyor. Planın önümüzdeki saatlerde duyurulması bekleniyor. Böylece Arap başkentlerinin planın siyasi paketiyle ilgili Filistin halkının temel haklarına ilişkin önerdiği esaslı değişikliklerin dikkate alınıp alınmadığı görülebilecek. Kaynaklar, Filistin’in reddetmekte ısrar etmesi halinde planın sahada uygulanamayacağını belirtiyorlar.

Independent Arabia’ya konuşan Mısırlı resmi kaynaklar, “Kahire, Yüzyılın Anlaşması’nın sahada uygulanabilmesi için anlaşmayı ilan etmekle sorumlu ABD’deki ilgili taraflarla geçtiğimiz aylarda görüşmeler yaptı. Bu görüşmelerde anlaşma ile ilgili bazı temel düzeltmeler önerdi. Zira anlaşmanın ilk hali üzerinden Filistin tarafıyla arabuluculuk yapmak oldukça zordu. Çünkü anlaşmanın ilk hali Filistinlilerin haklarının sınırlarını korumuyordu” dedi.

ABD Başkanı Donald Trump, geçen Perşembe günü yaptığı açıklamada, anlaşmayı Salı günü İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve muhalefet lideri Benny Gantz'ı kabulünden hemen önce duyuracağını belirtmişti.

Trump, Filistin yönetimiyle iletişim kurup kurmadığı sorusuna, “Onlarla kısaca konuştuk” ifadesiyle belirsiz bir yanıt verdi. Trump, “Eminim ilk etapta olumsuz tepki vereceklerdir. Ama plan aslında onlar için çok olumlu” ifadesini kullandı.

Trump’ın açıklamaları öncesinde ise Filistin yönetimi plana yönelik reddedici tavrını yineledi.
Arap başkentlerinin talep ettiği düzenlemeler

Mısırlı bir resmi kaynak, Independent Arabia’ya yaptığı açıklamada, planın detaylarına girmeden şunları söyledi;

“Planda Filistinlilerin, İsrail lehine haksız tavizler vermesi öngörülüyor. Bu tavizler arasında işgal altındaki Doğu Kudüs, Filistinli mültecilerin topraklarına dönüşü meselesinin yanı sıra uluslararası anlaşmalarda yer alan iki devletli çözüm kavramına yer verilmiyor. Planın sunduğu alternatifler ve ekonomik seçenekler, Filistinlileri tatmin etmeyecek ve ABD'nin çabasına dayalı barış müzakerelerine katılmaları için onları motive etmeyecektir.

Filistinlilere birçok münasebetle, Mısır’ın Filistin davasına yönelik açık ve tarihi pozisyonunu ve 1967 sınırları üzerinde iki devletli çözümü desteklediğimizi vurguladık.”

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre, Kahire, resmi düzeyde Filistin davasına iki devletli çözüm temelinde kapsamlı bir çözüm sunulmasına destek veriyor.

Mısır Dışişleri Bakanlığı’nın, 2019’un sonlarına doğru yayınladığı ve yeni yılda izlenecek politikalara yer verilen belgede, Kahire yönetiminin Filistin davasına yönelik sabit pozisyonunu koruma ve kardeş Filistin halkının tüm meşru haklarını desteklemeyi sürdürmeye bağlı olduğu belirtilmişti.

Belgede ayrıca Filistin içerisinde ulusal uzlaşıyı gerçekleştirme ve Filistinli gruplar arasındaki safları birleştirme çabalarının desteklenmeye devam edileceği kaydediliyor.

Independent Arabia’ya konuşan bir başka kaynak ise, “Trump’ın damadı ve başdanışmanı Jared Kushner, bölgede yaptığı görüşmeler sırasında, planda daha çok değişiklik ve düzenleme yapılmasına açık görünüyordu. Buna karşılık birçok Arap başkenti planı desteklemeye ve Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ın da planı kabul etmesi için baskı uygulamaya hazır olduklarının sinyallerini verdi” dedi.

Söz konusu başkentlerin isimlerini açıklamayan kaynak, Kushner’in “Eğer uygulanırsa Filistin halkı barış planından zarar görmeyecek” şeklindeki açıklaması sonrasında bu başkentlerin biraz çekinceli de olsa plana destek vermeye hazır olduklarını bildirdiğini söyledi.

Kaynak, Arap başkentlerinin talep ettiği düzenlemelerin, genel itibarıyla Kudüs, mülteciler, sınırlar ve Yahudi yerleşim birimleriyle ilgili olduğunu söyledi.

ABD'nin Kahire Maslahatgüzarı Thomas Goldberger, daha önce Independent Arabia’ya yaptığı açıklamada, siyasi paketin çok yakın zamanda duyurulacağını belirterek, 60 sayfadan oluşan paketin mevcut ve eski yönetimde görev yapan, bu dikenli ve karmaşık dosyada deneyimi olan ve Trump’a yakın 20 kişiden oluşan bir ekip tarafından hazırlandığını belirtmişti.

Goldberger, açıklamasının devamında, “Yayınlandığı zaman, herkesin planı etraflı bir şekilde incelemesini umuyoruz. Elbette bazılarının beğenmeyebileceği bazı noktalar var. Bazılarının tercih edebileceği başka noktalar da var ama sonuçta bu entegre edilmiş bir şey. Plan, fikirlerin bir araya gelmesinden ibaret” ifadelerini kullanmıştı.

Independent Arabia’ya konuşan iki Mısırlı resmi kaynak da planın sahada uygulanmasını uzak bir ihtimal olarak gördüklerini belirtirken, bir kaynak planın ilanıyla ilgili zamanlamanın ‘ABD ve İsrail iç siyasetiyle bağlantısı’ olduğunu dile getirdi.

İsrail, Başbakan Netanyahu ve rakibi lideri Benny Gantz’ın hükümeti kurmak için çoğunluk oyu alamaması nedeniyle bir yıl içinde üçüncü kez seçimlere girmeye hazırlanıyor. Trump ise son günlerde iç siyasette azil soruşturmasıyla gündeme geliyor.
4 yıllık hazırlık dönemi

İsrail merkezli Yediot Ahronot Gazetesi, İsrailli kaynakların Yüzyılın Anlaşması’nın son haline dair bilgiler verdiğini belirtti.

Gazetenin haberine göre, ismi açıklanmasını istemeyen kaynaklar, Başkan Trump’ın Abbas’ın planı reddedeceği kanaatinden hareketle, ‘anlaşmanın uygulanması için 4 yıllık hazırlık dönemi konulduğunu’ ve ‘belki bunun ardından Abbas’ın kabul edebileceğini tahmin ettiklerini’ ifade etti.

Kaynaklara göre, anlaşmada Filistin Devleti’nin Batı Şeria topraklarının yaklaşık yüzde 70’i üzerinde kurulması ve başkentinin de Kudüs’ün kuzeybatısındaki Şufat beldesinin olması öneriliyor.

Yediot Ahronot’a bilgi veren kaynakların aktardığına göre, kurulması öngörülen Filistin Devleti’nin

- Ordusu bulunmayan,

- Hava sahası ve sınır kapıları üzerinde kontrolü olmayan,

- Yabancı devletlerle anlaşma imzalama yetkisi bulunmayan bir yapıya sahip olacağı belirtiliyor.

Kaynaklar, bunun karşılığında ise Filistin tarafının İsrail’in Batı Şeria’daki C Bölgesinin yüzde 30 veya 40’ının ilhakını tanıması gerektiğini ifade ettiler.

Filistin ile İsrail yönetimi arasında 1995'te imzalanan "İkinci Oslo Anlaşması" çerçevesinde işgal altındaki Batı Şeria, A, B ve C bölgelerine ayrılmıştı. Ayrılan bölgelerin yüzde 18'ini kapsayan A bölgesinin yönetimi idari ve güvenlik olarak Filistin'e, yüzde 21'lik B bölgesinin idari yönetimi Filistin'e, güvenliği İsrail'e devredilirken yüzde 61'ini kapsayan C bölgesinin idare ve güvenliği İsrail'e bırakılmıştı. C bölgesinde, Batı Şeria’nın geri kalanından izole edilmiş yerleşim birimleri ve yerleşimciler için Kudüs’e giden özel yollar bulunuyor.

Kaynaklar, anlaşmanın uygulanması için belirlenen 4 yıllık hazırlık süresi içerisinde C bölgesi içinde kalan tüm alanlarda inşaat faaliyetlerinin dondurulacağını ifade etti. Buna göre, İsrail’in yayılmacı bir politika izlemeden sadece mevcut yerleşim birimleri içerisindeki inşaat faaliyetlerine devam edebileceği belirtiliyor.

Planda, Batı Şeria ile Gazze arasında ‘güvenli geçiş’ amacıyla bir tünel açılması öneriliyor. İsrailli güvenlik kurumlarının oldukça hassas olan bu konuyu henüz ele almadığını ancak tünelin ‘silah ve malzeme’ taşınması amacıyla kullanılabileceği ifade ediliyor.

Gazeteye bilgi veren kaynaklar, planın ayrıca İsrail ve Filistinliler tarafından ortak idare edilen Harem-i Şerif ile kutsal mekanlar da dahil olmak üzere işgal altındaki Kudüs’ün ‘İsrail’in egemenliği altında kalmasını’ öngördüğünü söyledi.

Kaynaklara göre, planda Kudüs'ün bölünmesine yer verilmiyor ancak Filistinliler Kudüs’ü çevreleyen Ayrım Duvarı’nın sınırları dışında kalan tüm bölgelere sahip olacak. Planda İsrail'e yaklaşık 3 bin yerleşimcinin yaşadığı 60 yasadışı yerleşim birimini tahliye etmesi çağrısı bulunuluyor. İsrail ile coğrafi olarak bağlantısı bulunmamasına rağmen ‘İsrail egemenliği altında bulunan’ 15 yerleşim biriminin kaldığı belirtiliyor.
Filistin yönetimi reddedici tavrını sürdürüyor

Filistin Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Nebil Ebu Rudeyne, konuyla ilgili açıklamasında, anlaşmanın halkın onayı olmadan geçmeyeceğini ve Filistin yönetiminin tıpkı daha onlarca kez yaptığı gibi Filistin davasının tasfiyesine yönelik girişimleri etkisiz hale getireceğini söyledi.

Rudeyne, Filistin yönetimi’nin Kudüs konusunda her türlü tavizi reddettiğini ilan etmek için partiler ve örgütler dahil olmak üzere her düzeyde bir dizi toplantı düzenleyeceklerini ifade etti.

Rudeyne, “Ulusal yönetimin kaderi de dahil olmak üzere tüm seçenekler değerlendirilecek ve çıkacak her türlü karar uluslararası toplum ve Arap dünyasının desteğiyle alınacak” ifadelerini kullandı.

Rudeyne ayrıca Arap dünyasına ‘Kudüs’ün olmadığı herhangi bir barış, uzlaşı ya da müzakereyi reddederek’ Filistin davasının yanında yer alma çağrısında bulundu.

Trump, 2016 yılında başkanlık koltuğuna oturduğunda İsrail ve Filistin arasında barışı sağlama çabaları kapsamında arabuluculuk yapma vaadinde bulunmuştu. Akabinde ‘Asrın Anlaşması’ veya ‘Yüzyılın Anlaşması’ olarak isimlendirdiği anlaşmayı duyurdu. Ancak bu duyurunun hemen ardından İsrail lehine bazı kararlar verdi. Bu kapsamda Trump, Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıyarak, Filistinli mültecilere destek için oluşturulan Birleşmiş Milletler Filistinli Mültecilere Yardım Kuruluşu’na (UNRWA) mali yardımları tamamen durdurduğunu ilan etti. Trump, İsrail ve Filistin arasındaki anlaşmazlığın ekonomi ve yatırımlar üzerinden aşılabileceği görüşünde. İsrail, hem doğu hem de batısıyla birleşik Kudüs’ü başkenti olarak tanımlarken, Filistin tarafı Doğu Kudüs’ün gelecekte kurulacak devletin başkenti olması talebinde bulunuyor.

İsrail 1967'de Doğu Kudüs'ü işgal etti. 1981'de ise Kudüs'ü uluslararası toplumun itirazına rağmen ilhak ettiğini duyurdu.


Editörün Seçimi

Multimedya