Kaddafi'den Serrac'a Türkiye-Libya ilişkileri

Kaddafi'den Serrac'a Türkiye-Libya ilişkileri

Cuma, 24 Ocak, 2020 - 16:45
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan (Reuters-Arşiv)
İstanbul/Şarku'l Avsat

Hürriyet gazetesinde 2011 tarihinde yer alan bir makalede, emekli Büyükelçi Taner Baytok’un, Libya eski lideri merhum Muammer Kaddafi’nin Kıbrıs Barış Harekatı’ndan hemen sonraki günlerde Türkiye’ye verdiği desteği hatırlatan anılarına yer verildi.

Söz konusu habere göre, 1974’te Kıbrıs Barış Harekatı’ndan hemen sonraki günlerde Türkiye ciddi silah eksikliği çekerken, Kaddafi kapatmış olduğu ABD üssünde bulunan bol miktardaki silah ve füzeyi kendilerine gönderebileceklerini bildirdi.

İlgili makalede, kısa bir süre sonra 4 uçak dolusu silah ve malzemenin Türkiye’ye gönderildiği ve Kaddafi’nin bu silahların parasını almayı reddettiği bilgisi de yer aldı.
O dönemde NATO’da görevli bir diplomat olan Baytok anılarını şu ifadelerle anlattı:

“Ben bir diplomat olarak Türkiye’nin çok zor günlerinde Kaddafi’nin gösterdiği bu dostluğu hiç unutamam. Bunu bir vefa borcu olarak anlatıyorum”

Bloomberg’e göre Baytok’un anıları, Libya liderinin devrildiği ve ülkenin yeni bir kaos dönemine girdiği 2011 yılında basında yer aldı.  
Devran değişti: Türkiye yükselişte, Libya bölündü

Şimdi ise Türkiye bir yükseliş yaşıyor ve Libya iç savaş ile bölünmüş durumda. Bununla birlikte, aradaki bağlar yeniden canlanıyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Birleşmiş Milletler (BM) tarafından tanınan Fayiz es-Serrac başkanlığındaki Ulusal Mutabakat Hükümeti’ne (UMH) yardım etmek üzere Türk birliklerini Libya'ya göndermek üzere verdiği söz, bölge ülkelerinin büyük gaz ve petrol kaynakları üzerinde çekiştiği bir zamanda Doğu Akdeniz'deki hassas güç dengesine yönelik bir tehdit olarak algılandı.

Türkiye’nin geçtiğimiz Kasım ayında UMH ile imzaladığı Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'in bazı bölgelerinde haklara sahip olduğu konusunda elini güçlendirdi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, geçtiğimiz hafta yaptığı açıklamasında UMH ile imzalanan mutabakat kapsamında yakında doğal gaz ve petrol arama ruhsatı vermeye başlayacaklarını bildirerek, “Hedefimiz ülkemizi küresel enerji merkezlerinden biri haline getirmektir. Türkiye olarak kesinlikle bölgesel gerilim peşinde değiliz, asla da olmadık” dedi.
UMH ile varılan mutabakata gelen tepkiler

Doğu Akdeniz'de keşfedilen en büyük gaz rezervine sahip olan Mısır ise Kıbrıs'ın kaynakları üzerinde egemenlik haklarını ihlal eden veya bölgede güvenlik ve istikrarı tehdit eden her türlü adımın sonuçları hakkında uyarıda bulundu.

Kıbrıs Rum Yönetimi, bu konuda Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Fransa'nın desteğine sahip.

Bölgeye geçtiğimiz yıl fırkateyn gönderen Fransa, önümüzdeki günlerde de uçak gemisi Charles De Gaulle'u göndermeyi planlıyor.

Kıbrıs Rum Kesimi’nden bir yetkiliye göre Suudi Arabistan da Türkiye'nin yayılmacı hırslarının etkileri konusunda endişelenerek, Kıbrıs Rum Yönetimi’ne yakın duruyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Libya ve Türkiye’nin Doğu Akdeniz'deki herhangi bir doğal gaz arama faaliyeti veya boru hattı projelerinde söz sahibi olması gerektiğini söyledi.

Kıbrıs Rum Kesimi’nden bir yetkili ise Doğu Akdeniz'de şu an şahit olunan nüfuz mücadelesinin, ABD'nin Ortadoğu ve Afrika'dan çekilmesinin yarattığı boşluğun bir sonucu olduğunu öne sürdü.
Rusya’nın güçlenen varlığı Türkiye’ye yaradı

ABD denizaşırı varlığını azaltırken, Rusya bölgedeki varlığını güçlendiriyor.

Bu değişiklik de, yeni ve güçlü müttefik Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile birlikte Erdoğan’a Doğu Akdeniz'deki eski Türk nüfuzunu yeniden canlandırma fırsatı tanıdı.

Erdoğan, Rusya gazını Türkiye üzerinden Avrupa'ya taşıyacak Türk Akımı doğal gaz boru hattının açılış töreni vesilesiyle 8 Ocak'ta Putin’i ağırladı.

Bu arada, Erdoğan ve Putin, Libya’da çatışan iki taraf arasında ateşkes yapmaya çalışsa da söz konusu çatışmada her ikisi de farklı tarafları destekliyor.
Türkiye kazanırsa Rusya hiçbir şey kaybetmez

Rusya Uluslararası İlişkiler Konseyi'nde Libya uzmanı olan Grigoriy Lukyanov, Erdoğan’ın UMH ile varılan mutabakat konusunda Rusya'nın desteğini beklediğini, bu yüzden Putin'den Trablus hükümetini yenilgiden kurtarmak için yardım istediğini öne sürdü.

Lukyanov, “Türkiye kazanırsa Rusya hiçbir şey kaybetmez. Bölgedeki hareketleri nedeniyle Türkiye'ye herhangi bir yaptırım uygulanacak olursa da, bu Erdoğan'ı Moskova'ya daha da yakınlaştıracak. Bu yüzden söz konu durum her halükarda Rusya için faydalı” yorumunda bulundu.
EastMed doğal gaz boru hattının etkileri

İsrail gazını Türkiye'yi by-pas ederek Avrupa'ya taşımayı amaçlayan EastMed doğal gaz boru hattı projesi de tarihsel ve bölgesel çatışmalara yeni bir boyut kazandırdı.

İsrail, Yunanistan ve Kıbrıs Rum Yönetimi’nin ABD destekli EastMed anlaşmasını imzalaması, Erdoğan'ın Türkiye'yi uluslararası bir enerji ticaret merkezi yapma hayallerine darbe niteliğinde oldu.

Türkiye Enerji Stratejileri ve Politikaları Araştırma Merkezi, söz konusu anlaşmanın Türkiye ile Libya UMH arasında varılan mutabakata yanıt verme amacı taşıyan başarısız bir girişim olduğu yorumunda bulundu.

ABD Kongresi, geçtiğimiz Aralık ayında EastMed boru hattı projesine destek de dâhil Doğu Akdeniz bölgesinde enerji ve güvenlik işbirliğinin artırılmasını öngören yasa tasarısını onayladı.

Söz konusu tasarı, ABD yönetiminin hem Kıbrıs Rum Yönetimi, hem de Yunanistan'a askeri yardım sağlamasına izin veriyor.

Ancak ABD Başkanı Donald Trump'ın Erdoğan ve Putin'e karşı yumuşak tutumları nedeniyle Yunanistan ve Kıbrıs Rum Yönetimi ABD’nin desteği konusunda tam olarak emin olamıyor.

Yunanistan Başbakanı Kiriakos Miçotakis, Trump ile bu ayın başında Beyaz Saray’da yaptığı görüşmede, Türkiye’nin ‘kabul edilemez’ adımlarını gündeme getirdi.

Öte yandan, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, ABD ve NATO’nun açıkça ‘Rus karşıtı bir şekilde’ bölgedeki askeri varlıklarını güçlendirdiğini dile getirdi.


Editörün Seçimi

Multimedya