Cezayir Eğitim Bakanı değişime ayak uydurabilecek mi?

Cezayir Eğitim Bakanı değişime ayak uydurabilecek mi?

Salı, 21 Ocak, 2020 - 16:45
Cezayir sokaklarının büyük bir kısmı, ilk öğretim, lise ve üniversiteler açısından eğitim sektöründe dil meselesini aşırı bir duyarlılıkla ele alıyor (Getty)
İstanbul/Şarku'l Avsat

Yaklaşık iki hafta önce atanan Abdulaziz Cerad hükümetindeki yeni bakanların isimlerine yönelik yorumlarla birlikte Cezayir halkı, yeni eğitim bakanının ismi, öz geçmişi, fikirleri ve benimsediği ideolojiye yoğunlaştı.

12 Aralık 2019 seçimlerinde oy kullanan vatandaşlar, aynı zamanda ‘Fransa’dan boşanma’ savaşını da sonlandırdıklarına inanıyordu. En azından oylarını kullanan Cezayirli seçmelerin yüzde 41’i bu hususta böyle düşünüyordu. Aynı şekilde beklentiler, muhafazakar çevrelerin ‘batı fikrinin kucağında’ olarak nitelediği eğitim sektöründe köklü bir değişiklik yapılacağı hususundaydı.

Eski bir matematik öğretmeni olan Abdulmecid Tebbun, halkın hayal ettiği gibi iki uç noktayı birleştiren Muhammed Vacout’u Eğitim Bakanı olarak atadı. Vacout, Cezayir’in önemli din adamlarından Şeyh Tahir Ayet İlegat’ın öğrencisi, aynı zamanda Kabail bölgesindeki Beni Ourtilane bölgesine mensup bir isim.

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde oy kullanan birçok vatandaş, ‘kimlik müfredatı düzeyindeki reformlarıyla’ diğerlerine oranla daha yoğun şekilde ilgilenildiğini düşünüyor. Vatandaşlar, aynı şekilde yeni bakanın faaliyetine ilişkin şu soruyu gündeme getirdi; Eğitim müfredatı Fransa’dan ne düzeyde ayrılacak?

Elitler, eski bakan Nuriye bin Gabrit eşliğinde ‘ilerici’ bir müfredat lehine olacak şekilde, ‘sektörü özgünlük tartışmasından özgürleştirme’ diyalektiğini savunuyor. Gabrit, eski Cumhurbaşkanı Abdulaziz Buteflika tarafından ‘korunan’ kadın bakanlar arasında yer alıyor.
Kapsamlı inceleme

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre,  eğitim sektöründe, eski bakanın 5 yıllık döneminin yıkım ve olumsuzlukla sonuçlandığı hususunda bir fikir birliği mevcut. Bin Gabrit, çevresindeki muhafazakar rakiplerini bir araya getirmeye yönelirken, aynı zamanda sektörün ‘gerici’ davranışlardan kurtulmasını savunan sendikalar tarafından da eleştirilere maruz kaldı.

2012 yılı sonrasındaki dönemde Cezayir, Fransa Eğitim Bakanlığı ile ‘müfredat’ ortaklığı temelinde köklü şekilde ders kitabı değişikliği yaptı. Bu tarihten itibaren sektör, en büyük protesto hareketliliğine tanık oldu. Eğitim sisteminde köklü bir reform gerçekleştirme hazırlığıyla ‘ikinci nesil kitaplar’ olarak isimlendirilen kapsamlı inceleme sonrasında, sektörde reformlar ortaya koyuldu ve eğitim müfredatının hatalarla dolu olduğu belirtildi.

Cezayir’deki etkin kuruluşlardan olan Cezayir Müslüman Alimler Derneği, ‘besmelenin ders kitaplarından çıkartılması, başörtüsünün yasaklanması ve müfredatın cüretkarlığı nedeniyle gazete sayfalarında eski bakana karşı uzun ‘savaşlar’ düzenledi.

Dernek başkanı Şeyh Abdurezzak Kasum, geçen hafta cumhurbaşkanlığı sarayında Cumhurbaşkanı Tebbun ile yaptığı toplantıda söz konusu meseleyi gündeme getirdi. Kasum, yaptığı açıklamada, Cumhurbaşkanı ile doğrudan öncelikli meseleleri görüştüğünü söylerken, bunlar arasında ‘halk arasındaki ulusal birlik ve bütünlükle ilgili konular, eğitim sisteminin yeniden gözden geçirilmesi, müfredatta özgünlük ve toplum kültürüne yeniden yer verilmesi’ meselelerinin de yer aldığını ifade etti.
Parlamentodaki cephe

Müslüman Alimler Derneği, yeni bakanın ‘boğazını sıkan’ tek taraf değil. Zira muhafazakar akım da sektörü eski mirasından kurtarma çağrısında bulundu. Bu çerçevede parlamentoda milletvekili ve sendikacı Mesud Amrani, bu hususta derhal ele alınması gereken konulara değindi. Amrani, “Eğitim müfredatı, ulusal tarihi ve tarihi ulusal şahsiyetleri karalıyor. İsrail’in haritasını çiziyor, Filistin haritasını kitaplardan kaldırıyor” dedi. Aynı şekilde ders kitaplarının sahte bir uyum politikası uygulamak için tamamen ideolojik olduğunu söyleyen Mesud Amrani, Bin Gabrit’in ardından gelen hiçbir bakanın, milyarlarca basımı olan kitapların içeriklerini değiştiremediğini vurguladı. Amrani, “Bugünün çözümü, ikinci nesil müfredatı her açıdan değerlendirmek amacıyla Cezayirli uzmanlar ve müfettişlerden bir komite kurulmasıyla sağlanır” ifadelerini kullandı.
Dil problemi

Cezayir sokaklarının büyük bir kısmı, ilk öğretim, lise ve üniversiteler açısından eğitim sektöründe dil meselesini aşırı bir duyarlılıkla ele alıyor. Fransızcanın konumu, zorunlu ve isteğe bağlı olarak Amazig (Berberice) dilinin öğretilmesi veya yerel lehçenin kullanımına bağlı olarak, bu iki sektörün gelecekte yeni kayıtlarla karşı karşıya kalacağı söyleniyor.

Gazeteci Hüseyin Lagarra, Buteflika dönemindeki eğitim reformlarının tamamen ideolojik olduğunu, bilişsel ve eğitimsel yönlerle hiçbir ilişkileri bulunmadığını vurguladı. Eski bakanın, Cezayir’de eğitim reformu yapmak için Fransız eğitim uzmanlarının desteğine başvurmayı tercih ettiği, aynı şekilde ilk üç yıl halk dilinin öğretilmesi önerisinde bulunduğu belirtildi. Lagarra, bu öneriye de klasik Arapça’nın öğrenciler açısından zor, yabancı ve anlaşılması güç bir dil olmasının gerekçe gösterildiğine dikkati çekti.

Gazeteci Hüseyin Lagarra, “Eski bakan, daha sonra İslami eğitime yönelerek, varlığını azaltmaya çalıştı. Öğrencileri, bu eğitimden uzaklaştırmak için onu lisans sınavları kapsamından tamamen iptal etti. Hatta Kuran eğitimlerine de elini uzatmaya ve eğitim yoluyla içerikleri boşaltmaya çalıştı. Aynı zamanda farklı eğitim düzeylerinde Fransızcaya destek vererek, İngilizceyi rekabet dairesinden uzaklaştırdı” dedi.

Aynı şekilde yeni Yükseköğretim Bakanı, Nisan 2019 ve Ocak 2020 arasında eski bakan tarafından başlatılan İngilizce dilini genelleştirme projesinden geri adım atıldığını ilan etti.

Geçen pazar günü yaptığı açıklamada “Üniversitelerdeki eğitim dilinin Fransızca mı İngilizce mi olduğu önemli değil” diyen Şenseddin Şeytur, geçen yıl bakanlık tarafından yürütülen ve İngilizce’ye geçiş fikri için uzun bir projenin hazırlanmasıyla sonuçlanan istişare süreci uyarınca, durumun ‘İngilizce’nin genelleşme’ projesinin sonlanmasına benzer olduğunu belirtti.

İki bakan arasındaki görüş farklılıkları, sokakların tasvir ettiği düzeyde ideolojik görünmüyor. Art arda gelen hükümetlerin, sokaklar düzeyinde ‘kimlik’ hususunda daha derin sorunların varlığını kabul etmemesi sonucunda, gözlemcilere göre bu tasvir daha çok kırsal çevrelerde ele alınıyor.


Editörün Seçimi

Multimedya