Nablus'un 4 asırlık kahve değirmeni ve tarihi sabunu büyülüyor

Nablus'un 4 asırlık kahve değirmeni ve tarihi sabunu büyülüyor

Salı, 21 Ocak, 2020 - 10:15
Eski Arap kokusu, âdeta eski Filistin mirasını koruyan bir müze
İstanbul/Şarku'l Avsat

Rağda Atme

Batı Şeria’nın kuzeyindeki Nablus kentinde bulunan Braik Değirmeni’ni ziyaret edenler, buraya girdikleri ilk anda belki de ne alacaklarını unutabilir. Hakiki Arap kahvesi, baharat ya da nadir bulunan şifalı bitkilerden mi almalıydı yoksa bir müze haline gelen bu Filistin şâheseriyle bir fotoğraf mı çekilmeliydi? Nablusi sabunuyla iç içe geçmiş kekik kokulu bu değirmen, hikaye ve fotoğraflarla süslenmiş vaziyette. Buradaki her bir şeyin, taklit edilmesi zor hikayeleri, tarihi ve tadı var.
Kadimden moderne...

1936'da kahve ve baharat yapımına başlayan Braik ailesi, alıcıların ve tadım yapanların verdiği mutlulukla yetinmemiş olacak ki bir süre sonra Filistin hikayelerini buraya toplamaya başlamış. 1990’da ise, Osmanlı dönemine dayanan geleneksel sabunun yapıldığı, 7 ayrı su kuyusu üzerinde bulunan ve en az 4 asırlık bu mekanı restore ettirmiş. Sabun kokusunun doldurduğu bu mekan, böylece, 170’den fazla antik eşyanın, 200 farklı şifalı bitki, baharat ve aromanın iç içe geçtiği bir Filistin müzesine dönüştürülmüş.

Braik Değirmeni’nin sahibi Basil Braik, Independent Arabia’ya verdiği röportajda şöyle söylüyor: “Filistin mirasına ve nadir eserlere olan sevgim sayesinde, meslek ile tutkuyu tek bir mekanda birleştirdim. Filistin köy ve şehirlerini, Levant’ı (Biladu'ş Şam) ve Ürdün’ü gezip çeşitli tarihi ve sanat eserlerini topladım. Tüm bu eserleri beni çevrelerken bulduğumda ise bunları değirmene koymaya karar verdim. Zirâ bu değirmen de en az içindeki antika parçalar kadar eski. Böylece bu mekan, bir müze halini aldı. Burada nereye bakarsanız bakın, elinizi neye atarsanız atın, 1948’deki Filistin Göçü (Nekbe) öncesindeki Filistin tarihine dair birçok hikaye ve sırla karşılaşırsınız.
Tarihi bir müze

Nablus’un eski kasabasındaki el-Yasmine mahallesinde bulunan değirmen; baskı makinesi, telefonlar, geleneksel Filistin motifleri, bitkilerden ve topraktan yapılmış eşyalar, ziraat aletleri, mutfak araç gereçleri, dikiş makineleri gibi antika parçalara ev sahipliği yapıyor. Aynı zamanda Filistinli kadınların kolye, bilezik veya yüzük gibi süs eşyalarının bulunduğu bir koleksiyona sahip değirmende, çoğunun tarihi Nekbe’ye kadar uzanan Filistin mobilyaları da bulunuyor.
57 yaşındaki Braik, sözlerine şöyle devam ediyor:  

“Değirmen dâhilinde böyle bir müzenin varlığı, Filistin ulusal kimliği hakkında hem yerel hem de küresel düzeyde önemli bir mesaj veriyor. Yabancı turistleri hiç eksik olmadığı için biz de bu değirmene has bir turist haritası hazırladık. İstisnasız her ziyaretçi, bu değirmenin güzelliğine, asilliğine ve tarihine hayran kalıyor. Filistin’in toprak hakkını güçlü bir şekilde teyit eden yüzlerce yıllık bu eşsiz tarihi parçalar, Filistinlilerin gerçek kimliklerini dünyaya gururla göstermek için verdikleri savaşı temsil ediyor. Bir İtalyan turist rehber bile bu değirmeni Filistin tarihi mekanlarından biri olarak gördü. Değerli oldukları için yüksek fiyatlara mâl olmalarına rağmen bu tür tarihi eserlerden daha fazla almaya çalışacağız. Ancak müzedeki parçaları kesinlikle satmıyoruz”

Braik ailesinin geleneksel halk sanatlarını Filistinlilere ve Araplara ait antikalara olan tutkularıyla birleştirme becerileri, ortaya oldukça farklı bir Filistin mirası karışımı çıkarıyor. Her birinin ayrı bir hikayesi olan bu parçalar, yoldan geçenleri bu değirmene çekiyor.
Hükümet önemsemiyor

Şarku'l Avsat'ın aktardığı habere göre Braik açıklamalarını şu şekilde sonlandırıyor:


“1990 yılından bu yana yaptığımız tüm restorasyon işlemlerinin maliyetini biz karşıladık. Kültürel miras ya da restorasyon işleriyle ilgilenen Filistinli hiçbir kurum bizi umursamadı. Ya da hiçbir devlet kurumu, bu 4 asırlık mekanı canlandırmamıza yardımcı olmadı. Bu restorasyonlar için özel ithal malzemeler getirtmemiz ve bu tür eski binalar konusunda uzman birileriyle çalışmamız gerekti; bu da bize oldukça pahalıya mâl oldu. Buranın Nablus’un simgesi ve bu şehirdeki turistik yerlerden biri haline gelmesine rağmen, Filistin Turizm Bakanlığı, burayı iyileştirip geliştirmeyi aklına bile getirmedi. Bu değirmen, ziyaret edilmeye değer bir tarihi mekan olarak Filistin turizm haritasına bile eklenmedi. Ne yazık ki, hükümetin bu şehirdeki tarihi alanlar için endişe duymaması ve buralara gereken desteği vermemesi sebebiyle Nablus’taki tarihi eserler zamanla yok olabilir. Yerel sabun değirmenleri ya da Roma amfi tiyatroları gibi mekanlar, bilinçsizlik ve dikkatsizlik nedeniyle âdeta birer çöplük haline geldi.”


Editörün Seçimi

Multimedya