Gannuşi devlete meydan okuyor

Gannuşi devlete meydan okuyor

Pazartesi, 20 Ocak, 2020 - 13:30
Cibril Ubeydi
Libyalı araştırmacı yazar
Tunus Meclisi içerisindeki Nahda Hareketi lideri Gannuşi’ye yönelik öfke dalgası, kendisini dış güçlere bağlılık ve ulusal egemenliği ihlal etme suçlamalarına kadar uzandı. Kendisini güven oyunu çekmek ve meclis başkanlığını düşürmekle tehdit etti.

Özgür Anayasa Partisi, güven oyunun çekilmesi için 73 imza topladı. Demokratik Akım’ın lideri Gazi eş-Şuvaşi, “Gannuşi’nin resmi kanalları haberdar etmeden meclis başkanı resmi sıfatıyla Türkiye’yi ziyaret etmesi ulusal egemenliğe indirilmiş bir darbedir” diye konuştu. Bu ziyareti, cumhurbaşkanının yetkilerinin gaspedilmesi anlamına gelebilecek “paralel diplomasi” olarak tanımladı ve Raşid Gannuşi’nin anayasayı korkunç bir şekilde ihlal etmiş olduğunu belirtti.

Gannuşi yeni göreviyle, belirli bir grup ya da hareketin lideri olmaktan çıkıp artık tüm Tunusluların Meclis Başkanı olduğu gerçeğine henüz uyum sağlayamamış, Muhammed Mursi’nin dış güçler ile görüşmeler konusunda yaptığı hatalardan ders almamış görünüyor. Tunus’ta meclis başkanı, herhangi bir yabancı lider ile ancak meclisin bilgisi dahilinde ve bazı üyelerinin hazır bulunması durumunda görüşebilir. Yabancı bir lider ile meclis başkanı sıfatı ile değil de bir siyasi hareketin lideri olarak görüştüğü gerekçesini öne sürerek daha büyük bir kusur ve hata yapmıştır. Gannuşi’nin Habib el-Cemli hükümetinin düşmesinden birkaç saat sonra, Türkiye’ye düzenlediği süpriz ve acil ziyareti, Erdoğan ile görüşmesini açıklamak için bu gerekçeyi kullanması onu daha kötü bir duruma düşürdü. Bir başka çıkmaza soktu ki o da bu sözlerinin, kendisini  tüm Tunusluların meclis başkanı yerine  kendi hareketinin lideri olarak gördüğü anlamı taşımasıydı. Aynı Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda iken tüm Mısırlıların değil kendi cemaatinin cumhurbaşkanı olan Muhammed Mursi gibi.

Gannuşi’ni  bu hatası nereden bakılırsa bakılsın tam bir felaket. Kuşkusuz bu büyük hata ile ancak Libya’da Yüksek Devlet Konseyi adı verilen kurumun başkanı Halid el-Mişri’nin görüşmeleri ve ziyaretleri boy ölçüşebilir. Halid el-Mişri, sadece mensubu olduğu Müslüman Kardeşler’den aldığı yetki ile Müslüman Kardeşler ile Erdoğan, Gannuşi ve Katar arasında bir hava köprüsü kurmuştu.

Siyasal İslam gruplarının yönetimdeki sınırlı deneyimleri, genellikle ülkelerine değil kendi gruplarına bağlı olduklarını, halklarını temsil edemediklerini doğruluyor. Çünkü onlar, ülkeleri yerine kendilerini birleştiren grup ve örgütü temsil etmeye alışkınlar. Mensubu oldukları gruba bağlılıkları onların ulusal egemenlik duygularını, belirli coğrafi sınırları olan bir vatan toprağına duyulan coğrafi bağlılığı kaybetmelerine yol açmış. Bunun nedeni, sınırları ve kıtaları aşan, coğrafya ve sınırların onun için hiçbir anlam taşımadığı bir örgüt ve grubun mensubu olmalarıdır. Bu da ulusal egemenliği ihlal etmelerini kolaylaştırıyor.

Genel Sekreter Ziyad el-Azari’nin istifasından bu yana Gannuşi ve Nahda Hareketi krizlerle kuşatılmış bir durumda. İçeride yaşlı kuşak ile yeni genç kuşak arasında çatlaklar, bölünmeler ve parçalanmalar görülüyor. İçeride ve dışarıda güven krizi ile karşı karşıya olan Nahda Hareketi içerisinde bir kuşak çatışması yaşanıyor. Birçok kriz yaşayan Nahda’nın karşı karşıya kaldığı son kriz, varlığını tekrar tekrar reddetmesine karşın suikastlerden sorumlu gizli bir silahlı organı olduğuna dair suçlamaydı.

Gannuşi, Osmanlı dönemini överek Osmanlıların İslam kisvesi altında Arap ülkelerini sömürgeleştirdiğini görmezden geliyor. Sinan Paşa’yı Tunus’un kurtarıcısı olarak tanımlaması, bir kez daha kendisini Tunus sokağı ve parlamentosu ile karşı karşıya getiriyor.

Tunus sokağı, Gannuşi’nin Türkiye aşkı ile dolu söylemlerine karşı çıkıyor. Zira bu söylem, Nahda Hareketi’nin Türkiye’deki  Adalet ve Kalkınma Partisi ile aynı noktada buluştuğu, her ikisinin de Müslüman Kardeşler yanlısı oldukları, onun düşünce ve ideolojisini benimsediklerinden başka bir anlama gelmiyor.

Gannuşi’nin Erdoğan ile görüşmesi, kendisini zor duruma düşüren büyük bir hataydı. Çünkü bu ziyaret, özellikle yine arkasında Gannuşi’nin bulunduğu, gerçekleşmeden sadece birkaç saat önce açıklanan Erdoğan’ın süpriz ziyaretinin gölgesinde,Türkiye’nin Tunus’un iç işlerine müdahalesinin boyutunu gözler önüne serdi.

Erdoğan’ın açıkça Libya’ya askeri müdahalede bulunacağı ve kendisini işgal edeceğini açıklamasından sonra gerçekleşen bu ziyaretin amacı, Erdoğan’ın güçlerinin, askerlerinin hatta paralı savaşçılarının Libya’ya geçişini kolaylaştırmak için Tunus’tan bir üs talebinde bulunmaktı.

Tunus Cumhurbaşkanlığı, Erdoğan Türkiyesi ile Tunus arasında gizli veya açık hiçbir anlaşma olmadığını vurguladı.

Libya’yı istila etme yolunda Erdoğan’ın askerlerine bir üs sağlamak konusunda bir anlaşma yapılmadığının altını çizdi. Ancak, diğer sorunların yanı sıra bu karşılıklı ziyaretler ve Erdoğan laneti, Gannuşi’den güven oyunun çekilmesine yol açabilir.

DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya