​Güneşin doğduğu ilk Arap toprağı

​Güneşin doğduğu ilk Arap toprağı

Cumartesi, 18 Ocak, 2020 - 08:30
Muhammed Rumeyhi
Araştırmacı yazar, Kuveyt Üniversitesi'nde Sosyoloji profesörü...
Bu toprak Umman’dır ve kendisi bu günlerde, Umman toplumunu neredeyse sıfırdan inşa etmeye çalışan bir adamı kaybettiği için üzüntülü. Son 50 yılda (merhum Sultan Kabus bin Said dönemi) çağdaş Umman tarihi tümüyle güzel haberle doludur. Sultan Kabus bilinçli bir biçimde ülkesini donukluk ve durgunluk döneminden dinamizm dönemine taşıdı. Umman’ı başarılı kalkınma deneyimlerinden biri yaptı.

Modern tarihinde diğer ülkeler gibi Umman da dinamik uyanış dönemleri ile durgunluk dönemleri yaşadı. Dinamiklik dönemi, 19’uncu yüzyılın ilk yarısına kadar devam etti. Bu dönemde Umman’ın nüfuzu, Afrika’nın doğusundan Hint alt kıtasının batısına kadar uzanıyordu. Deniz filosu ABD’ye kadar ulaşmıştı. Bu filo eşsiz bir deniz gücüydü ve Washington, Londra ve dünyanın diğer başkentleri ile ilişkilerin temelini atmıştı. O zamandan beri Ummanlılar tarihi dönemleri boyunca insanın kendisini çevreleyen koşullara direnişinin bir örneği oldular. Denizlere açıldılar. Nitekim, o dönemde Körfez bölgesindeki denizcilerin çoğu Ummanlıydı. Ticaret ve yolculuk için filolar inşa ettiler.

Umman zengin bir yazılı mirasa da sahip bulunuyor. Umman’da okuryazar olan, kitaplar telif eden, sahil bölgelerinde ve vahalarda tarım mevsimleriyle ilgilenen kişiler hep oldu. Durgunluk dönemine gelince, Aralarında Umman’ın komşularının da olduğu dünya ülkelerinin birçok düzeyde ilerleme ve gelişmeye tanık olduğu 19’uncu yüzyılın yarısından 20’inci yüzyılın başlarına kadarki dönemin büyük bir bölümünü kapsadı. Durgunluk, Umman’a özel ve kontrolü dışındaki nedenlerden ötürüydü. Umman 20’inci yüzyıla girerken halkının bir bölümü ülke içinde bir yerden ir başka yere yolculuk yapamıyordu. Yollar, elektrik ve sağlık kurumları enderdi.

Bu dönem, Sultan Kabus bin Said’in 24 Temmuz 1970’de ülkenin dümenini eline alana kadar devam etti. Şartlar kolay değildi. Yönetime geldiğinde Umman’ın petrol rezervleri neredeyse yeni keşfedilmişti (1966 yılında) ve Körfez’deki komşularının sahip olduğundan daha azdı. Bunun yanı sıra kendisini, durgunluktan bıkan ve daha iyisini umut eden bir grup ile tarihin akreplerini geriye döndürmek isteyen bir grup arasındaki bir iç savaşın içinde bulmuştu.

Daha hayatının baharında bir genç için bu koşullar hiç kolay değildi. Fakat siyasi bilgeliğini, siyasi ikilemi hızla kuşatıp sona erdiren bir karar ile ortaya koydu. Sorunun kendisini çözümün bir parçası haline getirdi. Sultan Kabus, birbirleriyle savaşan seçkinleri kucakladı, toplumlarının kalkınmasına ve yeni devletin kuruluşuna katkıda bulunmalarının kapısını araladı.

Bu, alışılmadık bir adımdı ama birkaç yıl içinde olgun meyvelerini vermeye başladı. 1970 yılında Umman’ın tamamında sadece 3 ilkokul vardı. 50 yıl sonra bugün yüksek öğretim öncesi öğrenciler dışında, yüksek öğretim kurumlarında okuyan kız erkek öğrencilerin sayısı yarım milyona ulaştı. Okullar inşa etmekte dikkat çekici bir yarış başlatıldı. Yetmişli yılların sonlarında inşa halindeki bir okulun yanında inşaat bitip okul binasına taşınana kadar çadırda eğitim gören öğrenciler görülürdü.

Yeni yönetim, Portekizlilerin Maskat kalesinde inşa ettikleri korkunç el-Celali hapishanesindeki mahpusları serbest bıraktı. Zufar bölgesindeki eski savaşçılar için genel af çıkardı. Eski kırmızı bayrağın rengini değiştirerek bugünkü yeşil, kırmızı ve beyaz bayrağı benimsedi. Ülkenin Maskat ve Umman Sultanlığı olan eski adını Umman Sultanlığı şeklinde değiştirdi. Vatandaşların hareketlerini kısıtlayan bağları kaldırdı. Bütün bölgelerde düzenlenen yıllık toplantılarda insanlarla iletişim kurmaya başladı. Ülkesini, Arap Ligi, BM ve farklı kurumlarının üyesi yaptı.

Zengin mirası korumaktan dengeli modernleşmeye bilinçli bir temele dayanan kurumların inşası ve kalkınma için iddialı bir program hazırladı. Sonrasında, yasama (şura) meclisleri üyelerinin ilk olarak yarısının daha sonra tamamının seçimler aracılığıyla belirlenmesi yoluyla kayda değer bir ilerleme sağlayan siyasi reformu başlattı. Bu meclislere Umman kadınlarının da katılımı sağlandı. Böylece, tamamı seçilmiş üyelerden oluşan Şura Meclisi ile üyeleri atama yoluyla belirlenen Devlet Meclisi olmak üzere iki kanatlı bir yasama meclisi olan Umman Meclisi meydana geldi.

Sultan Kabus ayrıca modern bir ordu kurdu. 1996 yılında siyasi, sosyal ve ekonomik hayatı düzenleyen bir anayasa gibi olan Umman Devleti Temel Sistemi’ni yayınladı. Arap Baharı sırasında bazı Ummanlı gruplar endişelerini dile getirip bir dilekçe ile sultana taleplerini sunduklarında Sultan Kabus, bu talepleri kabul edip geliştirilmesi için Temel Yasa’nın bazı maddelerini gözden geçirmekte tereddüt etmedi. Diğer şeylerin yanı sıra Umman Meclisi’nin yönetim ve idare işlerindeki katılım oranını artırdı, kendisine daha geniş yetkiler verdi. Bu da, Sultan’ın insanların taleplerine karşılık verme bilgeliği ile birleşmiş esnekliğini gösterdi.

Tarih sever, astronomi konusunda bilgili, müziğe aşık hatta org ve saz çalan biri olarak Sultan Kabus, kültürel faaliyetlere çok önem verdi. Döneminde yaşanan kültürel rönesans, kalkınma başarısının simgelerinden oldu. Bugün Umman’daki güzel ‘Kraliyet Opera Binası’nı ziyaret edenler, seçkin kültürel hizmetler sunmak için ne kadar çaba harcandığını görecektir. Buna, başkent Maskat’ın içerdiği bir dizi yeni, uzman ve özel müzeleri de ekleyebiliriz.

2000 yılında Uluslararası Sağlık Örgütü’nün hazırladığı en iyi sağlık hizmetlerinin sunulduğu ülkeler listesinde Umman sekizinci sırada yer aldı. Umman vatandaşlarının 1970 yılında 49 olan yaş ortalaması 2018 yılında 76’ya yükseldi. Aynı dönemde kişi başına düşen gelir 371 dolardan 22 bin dolara sıçradı. Son 50 yılda Umman kadını, kalkınma çerçevesinde önemli fırsatlar elde etti. Bakan, elçi ve Umman Meclisi üyesi oldu. Aynı şekilde bilimsel yaratıcılık alanında da kendisine fırsatlar verildi. Ummanlı kadın doktorlar, araştırmacılar ve yazarlar kendi alanlarında üst düzey uluslararası yeteneklerle rekabet eder oldular. Umman ayrıca yasalarının kolaylığı, genel yatırım kurallarının disiplinliliği ve yatırımcının haklarını koruyan yasaları ile bölgede uluslar arası yatırımlar için en iyi ortamlardan sayılıyor. Birçok sektörde daha çok Umman vatandaşları çalışıyor. Hatta Umman petrol şirketinin çalışanlarının % 80’i Umman vatandaşı.

Umman’ın bilgece dış politikası hakkında çok şey yazıldı. Sultan Kabus döneminde Umman, Ortadoğu ülkelerinin dış ilişkileri adı verilen değişken ve kaygan zeminde aceleci ve fevri davranmaktan kaçınmak için pozisyonunu hep çok dikkatli bir şekilde belirledi. Bu şekilde, kendisinden farklı bir tutum benimsiyor olsa da komşuları arasında dengeli bir ilişkiyi korumayı ve dış güçler ile olumlu ilişkiler inşa etmeyi başardı.

Umman’ın yeni Sultanı Heysem bin Tarık, yönetime gelmesinden sonra yaptığı konuşmada, merhum Sultan Kabus’un politikasını sürdüreceğini açıkladı. Ancak, gelecek dönemde Umman’ın önünde başta ekonomik olmak üzere zorlu sorunlar bulunuyor. Ekonomik sorunların başında da her yıl yüksek ve özel eğitim platformlarından mezun olup işgücü piyasasına katılmayı umut eden Ummanlı vatandaşlarının sayısının artması geliyor.

Bunun yanı sıra, Umman’da da “ Körfez’in sosyal hastalığına” yakalanmış olanlar var. Bu hastalık, vatandaşların özellikle özel sektörde bazı mesleklerden yüz çevirmesi ve bunları tamamen yabancı iş gücüne bırakmasıdır. Dolayısıyla, Umman’ın önümüzdeki dönemdeki en önemli sorunu, Umman vatandaşlarına iyi bir gelir düzeyi sağlamayı sürdürmek için ekonomik açıkları kapatmak, çağın gereksinimlerini yerine getirerek gerçekleştirilmiş çok sayıdaki başarıları korumaktır.

Son olarak; deniz ve tarımsal zenginlik ile turizm sektörleri gelecekte Umman ekonomisi için daha önemli gelir kaynakları olabilir. Umman’ın ayrıca daha iyi sonuçlara ulaşmak adına anlaşmazlıkları diyalog ile çözmeyi temel alan idari bir açılıma ihtiyacı var.

DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya