Sudan'da istihbaratçıların kalkışmasının ardından neler yaşanacak?

Sudan'da istihbaratçıların kalkışmasının ardından neler yaşanacak?

Perşembe, 16 Ocak, 2020 - 11:30
Osman Mirgani
Şarku'l Avsat'ın eski editörü

Sudan’daki geçiş döneminin en büyük sorunu; icraatlerin ağır işlemesidir. Bu yavaş hareketlilik henüz hedeflerini gerçekleştirmeyen ‘devrimin’ önündeki en büyük engel olarak görülebilir. Rejimin devrilmesi bin millik yürüyüşün ilk adımıydı, yol ise hala çok uzun, riskli ve son derece zorlu engeller barındırıyor.

İstihbarata bağlı Operasyon Birimi güçlerinin önceki günkü başkaldırısı, devrimin başarısız olma ihtimaline dair bir işaret fişeğiydi. Bu olay aynı zamanda ‘derin devletin’ hala aktif olduğunu ve fırsat bulursa karşı devrim için harekete geçmekten çekinmeyeceğini gösterir nitelikteydi. 

Birçok dosyanın ele alınışında göze çarpan bir yavaşlık söz konusu, bazı bakanlıkların sorunlu dosyaları ağırdan alışı, hükümetin ‘devrim’ lehine aktif adımlar atmasını bekleyen halkın şikâyetine neden oluyor. Bu ağırdan alış aynı zamanda eski rejim taraftarlarını da harekete geçmeye teşvik ediyor.

Derin devletin çözülmesinin geciktirilmesi ve eski rejimin unsurlarının devletin kritik noktalarında hala aktif olduğu gerçeği, devrim aleyhindeki tehlikelerin gün geçtikçe daha fazla büyüdüğüne işaret ediyor. İstihbarat Teşkilatı’ndaki bu kalkışma girişimi, dönüşümün bir an önce gerçekleştirilmemesi durumunda istenmeyen sonuçlar olabileceğini gösteriyor.

İstihbarata bağlı bu birimin ilga edilmesine altı ay kadar önce karar verilmişti. Söz konusu karara göre üyelerinin silahlarının toplanması ve tazminatlarının verilerek terhis edilmeleri gerekiyordu. O dönemde içeriden alınan bilgilere göre; ‘operasyon birimine’ bağlı elemanlar bu karara itiraz etmiş ve İstihbarat Teşkilatı Başkanı Ebubekir Demblab ile tartışmıştı. Bu tartışmanın alarm zillerini çalması ve biran önce silahların toplanması gerekirdi. İşin daha da ilginç tarafı, ‘istihbaratçı kalkışması’ başlamadan iki gün önce Devlet Konseyi Başkan Vekili Muhammed Hamdan Daklo’nun, İstihbarat müdürünü arayarak, Operasyon Birimi üyelerinin bazı subayları rehin alma girişimleri olduğu yönünde bilgi aldıklarını, dolayısıyla silahlarının toplanıp toplanmadığını sormasıydı.

Cevaplanması gereken çok sayıda soru var, bu soruları özellikle Devlet Konseyi’nde yer alan ve güvenlikten sorumlu olan Askeri Geçiş Konseyi’nin (AGK) yanıtlaması bekleniyor. Nitekim Savunma Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı ve İstihbarat Teşkilatı halen bu konseye bağlı. Şimdiye kadar niçin Operasyon Birimi ilga edilmedi ve mensuplarının elindeki silahlar toplanmadı? Silahların toplandığına dair kamuoyu kasıtlı olarak yanıltıldı mı?  

Açık olan şu ki, tüm deliller İstihbarat Teşkilatı’nın suçluluğuna işaret ediyor. Dolayısıyla bazı köklü değişikliklerin yapılması artık zorunlu hale gelmiş olabilir. İstihbaratçıların kalkışması, teşkilatın etrafında yeni şüphelerin oluşmasına yol açtı. Ömer el-Beşir rejimi tarafından, herhangi bir muhalefet hareketini şiddetle bastırmak üzere kurulmuş olan İstihbarat Teşkilatı’nın dönüşümü ve reformu mümkün mü? yoksa daha radikal kararlar mı alınmalı?

Sonuç itibariyle mevcut güvenlik birimleri, kurucuları tarafından her hal ve şartta rejimi korumak üzere kurgulanmıştı. Bu doğrultuda başvurmayacakları yöntem yoktu.  

Geçici yönetim, eski rejime ait kurumların kapatılması ve mal varlıklarına el konulması için bir yasa tasarısı hazırlamış, bu doğrultuda Ömer el-Beşir’in başkanı olduğu Ulusal Kongre Partisi kapatılmış, Beşir'le bağlantılı 24 kuruluşun faaliyetleri de yasaklanmıştı. Ancak otuz yıllık süreçte en çok eleştiri alan eski rejimin İstihbarat Teşkilatı’nın ilga edilmemiş olması Sudan halkını endişelendiriyor.  İstihbarat Teşkilatı’nın ilga edilmesinin güvenlik boşluğu doğuracağını savunanlara ise, bu ilga hareketinin tüm istihbaratı kapsamayacağı, tamamen farklı bir algıyla yeni oluşturulacak teşkilatta, Sudan halkına karşı suç işlememiş eski üyelerin istihdam edilebileceği söyleniyor.

Açık olan bir şey varsa o da; eski rejimin liderlerinin, karşı-devrim amaçları için etkileri altındaki güvenlik güçlerine itimat ettiğidir. İstihbarat Operasyon Birimi’nin darbe kalkışması da, ülkedeki güven ortamının sarsılması için planlanan daha büyük bir projenin parçasıdır.

Halkı terörize ederek korkutan, "nikruz" olarak bilinen organize çetelerin varlığı ve İslam adına düzenlenen ‘Yeşil Yürüyüş’ gösterilerinde İslam referanslı sloganların kullanılması, eski rejimin dini alet ederek yeniden başa geçme çabalarını gösteriyor.

Ömer el-Beşir yanlılarının gösterilerine izin verilmemesinin özgürlüklerle çelişeceğini söyleyenlere ise şunu demek isterim; unutmayın ki bu rejim otuz yıl boyunca özgürlükleri bastırmakta tereddüt etmedi. Bugün özgürlükçü sloganlarına kanacak değiliz, geçmişte Üçüncü Demokrasi Hareketi’ni zayıflatmak için benzer gösteriler düzenliyor, bir yandan da 1989’daki darbeye hazırlanıyordular.

Tekrar etmekte fayda var; İstihbarat Operasyon Birimi mensuplarının kalkışması, henüz devrimin başarılı olmadığını gösteriyor. Bu bir işaret fişeğidir, uyanıklık şarttır. Geçiş Konseyi birçok dosyayı hızla ele almalıdır, bunların başında da devletin kritik noktalarının ele geçirilmesi gelir. Son olaya karışanların ve sorumluların hızla yargılanması ve benzeri girişimlerde bulunacak taraflara ders olacak şekilde hüküm giymesi gerekir. Şu ana kadar, ihmal demesek de, eski rejim yetkililerinin yargılanmasında ciddi gecikmeler yaşanmaktadır. Ömer el-Beşir’in yargılanmasında öne sürülen gerekçeler çok zayıftır. Ayrıca göstericilere işkence yapan ve yüzlerce kişinin ölümünden sorumlu olan güvenlik güçleri de henüz yargılanmış değildir. İstihbarat Teşkilatı’nın halka işkence yaptığı ve birçok ölümün arkasında olduğu bilinmektedir. Yargılamanın ağır işlemesi, karşı-devrim için tetikte bekleyen güçleri teşvik etmekte ve suça karışmış güvenlik güçlerinin benzer eylemlere başvurmasına olanak sağlamaktadır.

Şu an başarısızlığa uğratılmış gibi görünen bu ‘istihbaratçı kalkışmasından’ devrimci güçlerin alması gereken bir mesaj vardır.

O da; barışın bir an önce gerçekleştirilmesinin zorunluluğudur. Böylelikle devrimci güçler, tüm çabalarını ve enerjilerini, istikrarı sağlamaya ve kalıtsal sorunların çözümüne harcayabilir.

Barış, istikrar ve kalkınma için çaba gösterilmemesi durumunda kapılar darbecilere ve komploculara her daim açık olacaktır.


DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya