İran'da öğrenci protestoları kitleselleşiyor

İran'da öğrenci protestoları kitleselleşiyor

Salı, 14 Ocak, 2020 - 12:45
Pazar günü Tahran'daki Azadi Meydanı'na protestocuların akışını önlemeye hazırlanan güvenlik güçleri (AFP)
Londra-Tahran/Şarku’l Avsat

İran’ın başkenti Tahran’da güvenlik güçleri yoğun bir şekilde konuşlandırılırken ve eşi benzeri görülmemiş güvenlik önlemleri alınırken İranlılar tarafından sosyal medyada paylaşılan görüntülerde protestocuların başkentin en iyi üniversitelerinde toplandıkları görüldü.

Tahran’daki yoğun güvenlik önlemleri, İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) geçen hafta bir yolcu uçağının düşürüldüğünü itiraf etmesiyle başlayan ve üç gündür devam eden protesto gösterileri nedeniyle alındı.

Tahran’ın kuzeyindeki Şehid Beheşti Üniversitesi, Allame Tabatabai Üniversitesi, Emir Kebir ve Şerif Üniversiteleri'nin öğrencileri tarafından üç sürdürülen protestolarda, "Devrim Rehberi" Ali Hamaney'i ve çoğunluğunu İranlıların oluşturduğu 176 kişinin öldüğü Ukrayna uçağını düşürülmesinden sorumlu olduğunu açıklayan DMO'ya verdiği desteği kınayan sloganlar atıldı.

İsfahan’da ise Teknoloji Üniversitesi öğrencilerinin sosyal medyadan yaptıkları paylaşımlarda protestoların bastırılmasını kınayan sloganlar attıkları görüldü. Öğrenciler tehdit edildiklerini belirttiler. Reuters’ın haberine göre uçağın düşürülmesiyle ilgili protesto gösterilerinde Tahran’da gruplar halinde toplanan onlarca kişi, “Seçkinlerimizi öldürdünüz ve yerlerini mollalar aldı” sloganları attılar. Bununla birlikte pazartesi gecesi başkentin bazı noktalarında sıcak olaylar yaşandı. Tahran'ın sembol meydanı Azadi'ye akın eden binlerce insan, rejim lideri Hamaney ve üst düzey yetkililer aleyhinde sloganlar attılar. Öfkeli kalabalık, şehrin sokaklarındaki duvarlarda asılı DMO Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani’nin posterlerini sökerek yaktılar. Video kayıtlarında protestocuların hareketlerinin yanı sıra özel kuvvetlerin de yoğun olarak konuşlandırıldığı görüldü. Görüntülerde ayrıca Tahran’ın doğu ve batı kesimini bir birinden ayıran bölgelerin merkezinde özel kuvvetlerin motosikletlerle gezdikleri yer aldı.

Bununla birlikte pazartesi akşamı geç saatlerde sosyal medya üzerinden paylaşılan bir videoda Azadi Meydanı’nda toplanan protestocuların ortasına göz yaşartıcı gaz bombaları atıldığı görülürken yerdeki kan izleri, yaralıları taşımaya çalışanlar ve güvenlik güçlerinden olduğu düşünülen silahlı kişilerin görüntüleri de yansıdı. Bir başka videoda ise çevik kuvvet polisi kıyafeti giymiş güvenlik güçlerinin protestocuları sokakta coplarla dövdükleri görülürken halkın “Onları dövmeyin” diye bağırdıkları duyuldu. Bazı protestocuların ise Hamaney’e olan öfkelerini “Diktatöre ölüm” sloganları atarak dile getirdikleri görüldü. Başka bir grup ise Tahran'da bir üniversitenin önünde “Bize yalan söylüyorlar ve ABD’nin düşmanımız olduğunu söylüyorlar. Asıl düşman burada” sloganları attılar. Öte yandan cumartesi akşamı Tahran Üniversitesi’nde düşen uçakta ölenleri anmak için bir tören düzenlendi. Tören daha sonra rejime yönelik protesto hareketine dönüştü. Başta “Diktatöre ölüm” sloganları atılırken bunu DMO hakkında atılan sloganlar takip etti. DMO’ya yakın Fars Haber Ajansı, İranlıların sokaklara döküldüklerini itiraf etti.

Diğer yandan İran polisi, binlerce protestocunun Şah rejiminin devrildiği protesto hareketlerini simgeleyen meydanlara akışını engellemeye çalıştı. Bununla birlikte polis, protestoculara karşı aşırı güç kullandığına dair haberleri reddetti. Ancak polisin bu açıklamasının ardından, Azadi Meydanı yakınlarında üç kadının silahla yaralandığını gösteren bir video yayınlandı.

Yine DMO’ya yakın Tesnim Haber Ajansı, ender görülen bir hareketle birçok kişinin yetkililerin Kasım ayındaki protestolara karşılık vermek olarak gördüğü büyük bir cenaze töreni düzenlediği Kasım Süleymani’nin posterlerinin yırtıldığını itiraf etti. Reuters’ın haberine göre hükümet kaynakları, Kasım ayındaki protesto gösterileri sırasında çıkan olaylarda en az bin 500 kişinin öldüğünü açıkladılar. Hükümet bir süre, 1979’daki devrimden bu yana hükümetin bastırdığı protestolarda en fazla can kaybının yaşandığı olaylarda ölenlerin sayısını açıklamaktan kaçınmıştı.

Uluslararası Af Örgütü (UAÖ) sosyal medyadan protestolara dair görüntülerin paylaşılmasının ardından kullanılan plastik mermilerin resimlerini yayınlayarak polisi protestoculara karşı güç kullanmakla suçladı.

Tahran Emniyet Müdürü Hüseyin Rahimi, İran Radyo Televizyon Kurumu (IRIB) internet sitesinden yayınlanan açıklamasında, polisin protestolar sırasında hiçbir şekilde ateş açmadığını, çünkü kendilerine hakim olmaları emri verildiğini söyledi.

Şarku'l Avsat'ın aktardığı açıklamalarında Rahimi, “Polis, toplanan insanlara sabırlı ve hoşgörülü davrandı. Üzerilerine ateş açılmadı. Çünkü başkent polisine kendilerine hakim olmaları emri verildi” dedi.

İran’ın ABD yönetiminin uyguladığı yaptırımlarla ekonomik olarak zor zamanlardan geçtiği bir dönemde Washington’la Tahran bir kez daha karşı karşıya geldi. Bununla birlikte son gerilim, İran’daki yetkililer ve Ortadoğu’daki müttefikleri için büyük bir risk taşıyor.

ABD Başkanı Donald Trump, İran'daki gösterilerin ikinci gününde Twitter hesabından attığı birkaç tweetle, İranlı yetkililerden protestocuların öldürülmemesini talep etti.

İçerideki protestolar, 1979’daki devrimden bu yana ABD ile İran arasında yaşanan en büyük çatışmanın son halkası oldu.

Bununla birlikte Trump, Tahran'daki bir sokakta yerde çizili ABD ve İsrail bayraklarının resmini paylaşarak İranlı protestocuların ABD bayrağına basmaktan kaçınmalarına övgüde bulundu.

Bu tweetlerden saatler önce Trump yine Twitter hesabından yaptığı açıklamada, “Ulusal Güvenlik Danışmanı Robert O'Brien bugün yaptırımların ve protestoların İran'ı boğduğunu ve onu müzakere masasına oturmaya zorladığını belirtti. Aslında müzakere edip etmemeleri umurumda değil. Bu tamamen kendilerine kalmış. Nükleer silah yok ve protestocuları öldürmeyin” ifadelerini kullandı.

ABD Başkanı Trump’ın, Mayıs 2018’de İran ile dünya güçleri arasında 2015 yılında imzalanan nükleer anlaşmadan çekilmesi ve yeniden İran’a yaptırımlar uygulamaya başlaması Washington ile Tahran arasındaki gerginliği tırmandırdı. Amaç, İran'ı, bölgedeki rolünü ve balistik füze tehditlerini içeren daha kısıtlayıcı bir anlaşma imzalamaya zorlamaktı. Buna karşın İran balistik füze programını ve bölgesel rolünü bırakmayı reddederek, ancak yaptırımların kaldırılması halinde müzakere masasına oturacağını açıkladı.

Öte yandan Ukrayna uçağının düşürülmesiyle ilgili şeffaf bir soruşturma açılmasının istendiği protesto gösterilerinin ortasında İran hükümeti, uçağın düşürülmesinde “sessiz kaldığı” şeklindeki suçlamaları reddetti. Tahran’dan Ukrayna’nın başkenti Kiev’e giden uçağın düştüğü haberi, İran’ın Kudüs Gücü Komutanı Süleymani’nin ABD tarafından Bağdat’ta öldürülmesine karşılık olarak Irak’taki bazı ABD askeri üslerini hedef aldığı füze saldırılarından birkaç saat sonra duyuldu.

İranlı yetkililer, Batılı ülkelerin istihbarat bilgilerine dayanarak bir yolcu uçağının füzeyle vurulduğu şeklindeki suçlamalarını önce reddettiler. Ancak Cumartesi günü olayı kabul ettiler.

Bu arada internet kısıtlamalarını izleyen NetBlocks adlı site pazartesi günü Şerif Üniversitesi’nde olası yeni protesto gösterileri nedeniyle internet bağlantısının yavaşlatıldığını belirtti.

Diğer yandan dün bir basın toplantısı düzenleyen Hükümet Sözcüsü Ali Rebii, “Bu hüzünlü günlerde ülke yönetimi ve yetkilileri, eleştirilerle karşı karşıya kaldı. Bazı yetkililer yalan söylemek ve olayı gizlemekle suçlandı. Ancak bunlar doğru değil. Gerçek şu ki, yalan söylemedik. Yalan söylemek; gerçeği bilerek ve kasten, tahrif etmek anlamına gelir. Yalan söylemek; bilgiyi saklamak demektir. Yalan söylemek; bir şeyin farkında olmak ve söylememek ya da gerçeği çarpıtmak anlamına gelir” ifadelerini kullandı. Yetkililerin verdiği tüm bilgilerin o sırada elde olan mevcut bilgilere dayandığının altını çizen Rebii, “ABD’nin psikolojik savaşının zirvede olduğu günlerde fikirlerini dile getiren herkes de bunu ellerindeki bilgilere dayanarak yaptılar” diye konuştu.

Öte yandan İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin ofisinden yapılan bir açıklamada, Ruhani’nin İsveç Başbakanı Stefan Leuven ile telefonda görüştüğü ve Tahran’ın yaşanan felaketle ilgili ‘derinlemesine bir soruşturma başlatacağını’ söylediği bildirildi. Ruhani görüşmede “Dünyanın hiçbir yerinde böyle trajik bir olayın gerçekleşmemesini sağlamak için çabalamalıyız” derken felaketin, Kasım Süleymani’nin 3 Ocak'ta Bağdat'ta faaliyet ABD’nin hava saldırısında öldürülmesinden sonra bölgede artan gerginliğin gölgesinde yaşandığını kaydetti. AFP’nin haberine göre Ruhani, “Bölgenin güvenliğini ve barışın hakim olmasını sağlamak için hepimiz el ele vermeliyiz” dedi.

Bununla birlikte düşen uçaktakilerin çoğunluğunun İran asıllı Kanada vatandaşı olması dikkat çekerken ölenler arasında ayrıca Ukraynalılar, Afganlar ve İngilizlerle birlikte çeşitli İskandinav ülkelerinden on, İsveç’ten ise yedi kişi bulunuyordu.


Editörün Seçimi

Multimedya