​Nahda Hareketi’nin geleceğine dair sorular

​Nahda Hareketi’nin geleceğine dair sorular

Pazartesi, 13 Ocak, 2020 - 12:45
Nahda Hareketi hükümetinin parlamentodan güvenoyu alamaması parti içerisindeki krizi derinleştiriyor (AP)
İstanbul/Şarku’l Avsat

Basil Tercüman

Tunuslu politikacılar, Kasım 2019’da Tunus Parlamentosu’nda en fazla koltuk sayısına ulaşan Nahda Hareketi’nin iki ay gibi kısa süre içerisinde bu düzeyde bir başarısızlık yaşamasını beklemiyordu. İlk olarak zekat fonu oluşturmak üzere bir tasarı yürürlüğe koyma, ikinci olarak da Habib el-Cemli hükümetinin oluşturulamaması konularında büyük bir başarısızlık yaşandı.

Siyasi analist Selahaddin el-Curaşi, Independent Arabia’ya yaptığı açıklamada, “Nahda’nın hükümeti oluşturamaması, parti içerisindeki krizi derinleştirir ve cevaplanması zor birçok soruya yol açar” dedi.

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre Curaşi, “Nahda, bir hükümet kurma yolunda birçok taviz vermesi sonrasında gelecek aşamada nasıl davranacak? Hükümeti oluşturmak için yapılan istişarelerde danıştığı ve daha sonra ise uzaklaştığı partilere karşı nasıl bir tavır sergileyecek? Bir sonraki hükümet meselesiyle nasıl başa çıkacak? Ve bu olayların sorumlusu kim?” ifadelerini kullandı.

Durumun, Nahda ile ilişkileri olumsuz etkileyeceğini söyleyen Selahaddin el-Curaşi, “Bu durum, iç ve dış koşullar üzerinde etkilere sahip. Tunus’taki koşulları ve siyasi geleceğini takip eden uluslararası taraflar önünde Nahda, ağırlığını kaybediyor” değerlendirmesinde bulundu.

Analist, “Bu başarısızlığın hareket içerisindeki yansımaları, gelecek baharda Nahda konferansının yapılmasını talep eden kanadın konumunu desteklemektedir. Çünkü parlamentoda, doğrudan içerideki koşullara ve sorumlulukların yeniden dağıtılmasına yansıyacak niteliksel değişiklikler olacak” dedi.
Başarısızlık, Nahda içerisindeki anlaşmazlıkları alevlendirdi

Bin Ali rejiminin devrilmesinin ardından siyasi eylemlere geri dönülmesinden bu yana örgütsel ve siyasi disiplin, Nahda’nın parlamento faaliyetlerinin temellerinden biri oldu. Ancak Genel Sekreter Ziyad el-Azari, Cemli’nin hükümeti kurmakla görevlendirilmesini protesto etmek için istifa ettiğini açıkladığında bu kuralları da çiğnemiş oldu. Nihayetinde Azari, Nahda hükümetine oy vermeyi kabul etmedi.

Ziyad el-Azari ayrıca parlamentodaki konuşması sırasında ülkeyi yönetme becerisine ve başarılı olma şansına sahip olmayan hükümete de saldırdı.

Siyasi analist Hişam el-Haci ise Cemli hükümetinin, Halk Temsilcileri Meclisi üyelerinin güvenini kazanamamasının, popülaritesi ve koalisyon kurma yeteneği azalan Nahda Hareketi içerisinde siyasi bir hezimet olduğunu ifade etti. Zira Cemli hükümetinin, Temsilciler Meclisi’nin güvenini kazanmak için en önemli parlamento blokları arasında siyasi ittifak sağlayamadığı aşikar.

Bu çerçevede Cemli’nin güven eksikliği hususunda en büyük kaybedenin Raşid el-Gannuşi olduğunu söyleyen Haci, “Çünkü hareket içerisinde birden fazla sesle etkileşimde uyuşmazlık yaşadı, güç ve nüfuzu tekelleştirme arzusunu dile getirdi” ifadelerini kullandı.
“Bu hezimet ilk değil, ama en büyüğü ve en güçlüsüdür”

İslami gruplar hususunda araştırmacı Olfa Yusuf, “Bu hezimet ilk değil, ama en büyüğü ve en güçlüsüdür. Zira Nahda, Temsilciler Meclisi’nde en fazla koltuk sayısına sahip olan parti” dedi.

Yusuf, “Ona katılan siyasi güçlerin farklı görüşlerinin mevcut olmasına rağmen Nahda’ya karşı siyasi olarak birleşmeye başlayan bir siyasi cephe de var ve harekete karşı halk muhalefeti de büyümeye devam ediyor. Hareketin doğal boyutunu, seçimlere katılanların yüzde 5’ini geçmeyen üye ve sempatizanların sayısı ile orantılı olarak ele almanın vakti gelmiş gibi görünüyor. Bu boyut ise ne doğrudan ne de dolaylı olarak Tunus’u yönetebilir” değerlendirmesinde bulundu.

Olfa Yusuf, hareketin yaşadığı yenilgilere nasıl bir tepki vereceği hususunda soru işaretleri olduğunu belirtirken, “Zira hareket, kanatları arasında büyük anlaşmazlıklara tanık oluyor ve siyasi İslam’ın rolü, uluslararası ve bölgesel olarak azaldı. Tunus’u çevreleyen koşullardan, özellikle de krizden olumsuz etkileniyor ve tüm bunlar siyasi bir depreme neden oluyor” dedi.
Bardaktan taşan damla

Devlet içerisindeki rolünü görmezden gelen Nahda Hareketi Başkanı, Türkiye’ye ziyarette bulunarak, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile basına kapalı bir toplantı gerçekleştirdi. Gannuşi’nin söz konusu adımı, muhaliflerinin eleştirilerine yol açarken, bazı taraflar da bu adımın, Temsilciler Meclisi Başkanı sıfatından uzak olarak değerlendirilmesini istedi.

Eski bakan ve Yaşasın Tunus Partisi’nden Milletvekili Mebruk Korşid, Facebook üzerinden yaptığı açıklamada, “Tunus Büyükelçisi olmaksızın, Türkiye Cumhurbaşkanı ile bireysel görüşme iznine sahip değil. Devlet, gözetimsiz gerçekleşen bu ziyaret sırasında neler olduğunu bilme hakkına sahiptir” ifadelerini kullandı. Korşid, bu ziyaretin diplomatik normları ihlal ettiğine ve Tunus egemenliğine zarar verdiğine dikkati çekti.

Davetin, devlet kurumları aracılığıyla yapılması ve kabulünün, resmi olarak Temsilciler Meclisi ofisi tarafından ilan edilmesi gerektiğini söyleyen Mebruk Korşid, partizan veya Temsilciler Meclisi Başkanı sıfatıyla davet edilse bile bu kuralların uygulanması gerektiğini belirtti.

Tunus Projesi Partisi Başkanı Muhsin Merzuk da Gannuşi’nin, Nahda Hareketi’nin parlamentoda yaşadığı yenilginin ardından Erdoğan ile görüşmek üzere doğrudan İstanbul’a gitmesini eleştirdi. Merzuk’a göre ziyaret, Nahda’nın kararlarının doğrudan Türkiye’nin talimatlarıyla bağlantılı olduğunu kanıtladı.

Merzuk ayrıca Halk Temsilcileri Meclisi üyelerine ise kendilerine ‘başkanlık kurumunun nasıl yabancı bir devlete bağımlı hale dönüştüğü’ sorusunu sorma çağrısında bulunurken, “Bu durum, Konsey başkanlığında bir değişiklik yapılması için gerekli bir sebeptir” dedi.


Editörün Seçimi

Multimedya