Kasım Süleymani suikastının yeni detayları ortaya çıktı

Kasım Süleymani suikastının yeni detayları ortaya çıktı

Pazartesi, 13 Ocak, 2020 - 12:00
Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani (AP)
Washington/Elie Yusuf

İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) yurt dışı kolu Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani’nin öldürülmesinin üzerinden bir hafta geçerken süreçle ilgili her gün yeni detaylar ortaya çıkıyor. Bu detaylardan en sonuncusu Süleymani’yi hedef alan hava saldırısının Katar’da kurulan bir operasyon odasından yönetildiği bilgisi oldu.

Kasım Süleymani, 3 Ocak 2019'da Bağdat Uluslararası Havaalanı yakınlarında ABD’nin düzenlediği hava saldırısında öldürüldü. Ancak her geçen gün suikastın nasıl gerçekleştiğine dair detaylar gün yüzüne çıkıyor. NBC News, New York Times ve Fox News'in haberlerinde yer alan detaylara göre operasyon, Şam Havaalanı’ndaki CIA ajanları tarafından Süleymani’nin Bağdat'a gitmek üzere olduğu istihbaratının verilmesiyle başladı. Süleymani’nin Şam’dan bindiği Cham Wings Havayolları’na ait Airbus A320 model uçak Bağdat’a iner inmez, buradaki ABD ajanları Şam’dan aldıkları bilgiyi teyit ettiler. Ardından, ABD’ye ait üç silahlı insansız hava aracı (SİHA) ABD kontrolündeki Irak hava sahasında hedeflerine doğru harekete geçtiler. NBC’nin haberine göre her bir SİHA, dörder adet Hellfire (Cehennem Ateşi) füzesi ile donatılmıştı.

Amerikalı yetkililer hava saldırısını gerçekleştirmeye hazırlanırken büyük ekranlardan uçaktan inen Süleymani’yi karşılamaya gelen Haşdi Şabi Genel Başkan Yardımcısı Ebu Mehdi el-Mühendis’i izliyorlardı. Kızılötesi frekanslarla çalışan bu ekranlarda görüntü siyah beyazdı ve gece yarısı saat 1 olması nedeniyle yüzler görülemiyordu.

Öte yandan, ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) Direktörü Gina Haspel, operasyonu CIA'nın Virginia eyaletindeki Langley şehrinde bulunan genel merkezinden takip ederken Savunma Bakanı Mark Esper ise bir başka yerden takip ediyordu. Operasyon, Beyaz Saray’dan da izlenirken bu esnada Başkan Donald Trump Florida'daydı.

Ekranlar, uçaktan inen Kasım Süleymani ile onu karşılayan Ebu Mehdi el-Mühendis’in sedan tipi bir araca, diğer kişilerin ise bir minibüse bindiklerini gösterdi. SİHA’lar, havaalanı çıkışına doğru ilerleyen araçları izlemeye başlarken uzmanlar da içerideki kişilerin kimliğini doğrulamaya çalıştılar. O sırada minibüs, hafif trafiğin olduğu yolda seyir halinde olan Süleymani’nin içinde bulunduğu aracın önüne geçti. Katar’ın başkenti Doha'da konuşlu ABD Merkez Komutanlığı'ndan (CENTCOM) operasyonu yöneten ekip, yerdeki kaynakların doğrulamasıyla arabada bulunanların kimliğiyle ilgili şüphelerden kurtulabildi. Son onaydan sonra, kimsenin hayatta kalamadığı operasyonun düğmesine basıldı ve her bir araca dörder füze fırlatılması emri verildi.

Yetkililer, SİHA’ların sessiz olmadığını, ancak Bağdat gibi bir yerde seslerini duymanın zor olduğunu ve bu yüzden araçların içindekilerin hedef alındıklarının farkına varamadıklarını açıkladılar. New York Times Gazetesi’nin ‘Trump, İran ile ilişkileri savaşın eşiğine nasıl getirdi?’ başlıklı haberinde Süleymani’nin ölümüne giden gün ve aylarda ABD ve İran arasında gelişen olayları yazdı. Gazete, Süleymani’nin Şam'dan ayrıldıktan sonra suikastı öncesindeki son saatlerini anlatırken Cham Wings Havayolları’na ait uçağa binmemiş olsaydı, operasyonun ertelenebileceğini aktardı.

Fox News ise konuyla ilgili hazırladığı özel dosyada, ABD’li bir ekibin, Bağdat Uluslararası Havaalanı’nda hazır bulunduğunu, Süleymani’nin uçaktan inişi ve havaalanından ayrıldıktan sonra araçla onu bir kilometre kadar geriden takip ettiğini belirtti. Fox News ayrıca, hava saldırısının ardından ekibin gelip olay yerinde özel fotoğraflar çektiğini, Süleymani’nin kimliğini, silahı, telefonu ve parmağındaki yüzük gibi özel eşyalarıyla doğruladığını belirtti.
Başkanlığın en tehlikeli dönemi

New York Times haberinde, Süleymani’nin öldürülmesinin ABD’yi İran’la savaşın eşiğine getirdiğini ve dünyayı alarm durumuna geçirdiğini söyledi. Ancak, operasyon için yapılan gizli planın hazırlıklarına aylar önce başlandığını öne süren gazete, Trump'ın Süleymani’nin öldürülmesi kararını izleyen günleri başkanlığının en tehlikeli dönemi olarak niteledi.

Haberde, Trump’ın aynı zamanda krizi kontrol altında tutmaya çalışan Washington'ın müttefikleri ve İran ile ABD arasındaki mesaj trafiğinde büyük rol oynayan İsviçre başta olmak üzere çok sayıda arabulucu aracılığıyla arka plandaki bir kanalı da yönettiği vurgulandı.

Dünyanın yaşadığı gerginlik ve Batılı müttefiklerin planlarla ilgili bilgilendirmedikleri için duydukları öfkeye dikkat çekilen haberde, Trump yönetiminin, bölgeye daha fazla asker gönderme emri verdiği belirtildi. Bununla birlikte İran’ın ‘kötü düşünülmüş’ bir karşılık vermesi halinde Washington’ın Tahran’a karşı siber saldırılara ve İran hücum botlarına öncülük eden komuta gemisini vurmaya hazırlandığı da haberde yer alan bilgiler arasındaydı.

Ancak İran’ın verdiği karşılık kısıtlı kalmıştı. Attığı 16 füze küçük çapta maddi hasara neden olurken herhangi bir insani kayba yol açmadı. Gazete haberinde, özellikle Washington ile Tahran arasındaki çatışmanın 2003 yılındaki Irak işgalinden kısa bir süre sonra başladığını ve iki ülkenin İran’ın Irak’taki nüfuzunun artması ve iktidarı tekelleştirmeye başlamasından bu yana patlamaya hazır bomba misali olduklarının altını çizdi. Son aylarda Tahran’ın desteklediği milisler tarafından ABD güçlerine karşı yapılan saldırılar, karşılıksız kalabilirdi. Fakat Irak asıllı ABD’li Velid Hamid’in öldüğü ve birkaç kişinin yaralandığı Kerkük’teki saldırı işleri değiştirdi.

Bu saldırı, Haziran ayında İran’ın provokasyonlarına karşılık vermek amacıyla gerçekleştirilmesi planlanan misilleme operasyonunu 10 dakika kala iptal eden Başkan Trump’ı zor durumda bıraktı. Danışmanları Trump’a Amerikan caydırıcılığını yeniden tesis edebilmesi için İran’a sert bir yanıt vermesi gerektiğini söylediler.

Florida'daki Mar-a-Lago'da tatilde olan Trump, Kerkük’teki K1 askeri üssüne yapılan saldırıdan iki gün sonra Irak ve Suriye'de Ketaib Hizbullah’ın (Hizbullah Tugayları - KH) en az 25 unsurunun öldüğü ve 50’sinin yaralandığı beş mevzinin vurulması teklifini kabul etti. ABD savaş uçakları, istihbarat servislerinin sağladığı bilgilerle K1 askeri üssüne yönelik saldırıyı gerçekleştiren milislerin bulunduğu mevzileri vurduktan sonra ABD’nin Bağdat'taki Büyükelçiliği’nin hedef alınacağını öğrendiler. Ardından 31 Aralık’ta milisler ABD’nin Bağdat Büyükelçiliği’ni bastı. Bu olay, 1979’daki ABD’nin Tahran Büyükelçiliği’nin ele geçirilmesini ve 2012 yılında Libya’da Bingazi'deki ABD konsolosluğuna düzenlenen saldırıyı hatırlattı.

Süleymani suikastı, İran’da bunu yapmanın zor olması nedeniyle 18 ay boyunca masada kaldı. Yetkililer, Suriye veya Irak'ı sık sık ziyaret eden Süleymani’yi bu ziyaretleri sırasında takip etmeyi düşündüler ve bunun için Suriye ordusu, Şam’daki Kudüs Gücü unsurları, yine Şam’daki Hizbullah unsurları, Şam ve Bağdat havaalanları, Hizbullah güçleri ve Irak’taki Haşdi Şabi güçleri arasına ajanlar yerleştirdiler.

İran ile ABD arasındaki tansiyonun yükseldiği Mayıs ayında eski Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton, askeri ve istihbarat birimlerinden İran'ı caydırmak için yeni seçenekler geliştirmelerini istedi. New York Times’ın haberine göre bu seçenekler arasında Süleymani ve DMO’nun diğer komutanlarının öldürülmesi de yer aldı.

CENTCOM ve Ortak Özel Harekat Komutanlığı, Eylül ayı itibarıyla Süleymani’ye yönelik olası operasyon için unsurlarının bazılarını Suriye'de, bazılarını ise Irak'ta konuşlandırdı. Ancak Suriye, ABD ordusunun hareket özgürlüğü olmadığından ve Süleymani’nin buradaki zamanının çoğunu Hizbullah’ın üst düzey isimleriyle geçirdiğinden operasyonun için elverişsizdi. Bu yüzden ABD’li yetkililer Suriye’deki güçlerini bu operasyona sokmak ve İsrail’e yönelik yeni bir gerginlik riskiyle karşı karşıya kalmak istemiyordu.
Gazete, haberinde bir yetkilinin şu açıklamalarını aktardı;

“Suriye ve Irak'ta Süleymani’nin hareketlerini izleyen ajanlar, onun ziyaretlerini kamufle edebilmek için birden fazla havaalanında birden fazla bilet aldığını, uçak kalkmadan önce son anda binebilmek ve hızlı bir şekilde çıkabilmek için ön sırada oturduğunu doğruladılar. Süleymani, yılbaşı gecesi son olarak Şam'a doğru yola çıktı ve o akşam Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah ile buluşmak için araba ile Lübnan'a gitti.”
Nasrallah'dan Süleymani’ye uyarı

Hizbullah Genel Sekreteri Nasrallah Süleymani’nin ölümünden sonra yaptığı konuşmada, “General Süleymani’yi, ABD basının kendisine odaklandığını ve fotoğraflarını yayınladığı konusunda uyardım. Bu, siyaset ve medya için suikastı öncesinde yapılan bir hazırlıktı” ifadelerini kullandı. Nasrallah, bunun üzerine Süleymani’nin kendisine tebessüm ederek şehit olmayı umduğunu söylediğini ve bunun için kendisinden dua etmesini istediğini belirtti.

Öte yandan CIA Direktörü Haspel, Süleymani’nin Suriye'den Irak'a dönmeye hazırlandığını bildiren istihbaratı gözden geçiriyordu. Süleymani, ABD güçlerinin Ortadoğu'dan uzaklaştırılmasına yönelik büyük çaplı bir saldırı başlattığına dair istihbaratlar vardı. New York Times, ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo'nun Süleymani’nin Lübnan, Yemen ve Irak'taki ABD büyükelçilikleri ve üslerine saldırı hazırlığında olduğu iddialarına rağmen alınan tüm istihbaratların yakın geleceğe yönelik tehditlere değil, rahatsız edici planlara işaret ettiğini vurguladı.

Pompeo daha sonra böyle bir saldırının yüzlerce kişiyi öldürebileceğini söylese de diğer yetkililer, bu konuda kesin istihbaratlarının olmadığını söylediler.


Editörün Seçimi

Multimedya