Misket bombası: Kasım Süleymani

Misket bombası: Kasım Süleymani

Pazartesi, 6 Ocak, 2020 - 12:15

Hareketli, renkli ve güçlü bir patlama etkisine sahip taneleriyle salkım (misket) bombası gibi bir adam.

Sayfalarının bir kısmı gizli bir kısmı da rengi belirsiz bir mürekkeple yazılmış bir kitap gibiydi Süleymani.

Ölümü de aynı kitabın sayfalarından biri oldu. Bağdat’ın meçhul bir gününün sabahında gerçekleşen bir patlama ile öldürüldü.

Ölümüyle Bağdat’ın kaybolan binbir gecesi kokular, kumaşlar ve kanlarla geri döndü. Şam’dan Bağdat’a bir gece vakti ulaşan Kasım Süleymani’yi karşılayan Iraklı şahsiyet de nüfuz sahibi, gölgesi Irak’tan İran’a uzanan Haşdi Şabi’nin Başkan Yardımcısı Ebu Mehdi el-Muhendis’ti.

Bazı insanlar, hem gerçekte hem de hayallerde hareket eden paradokslar üreten özel bir hamurdan oluşan mitler ve efsaneler dünyasına girmelerini sağlayan hikayeler ve anlatılarla sembolize edilirler.

Kendisini görmediği ve onun için hiçbir şey yapmadığı “Kudüs”ün adını taşıyan gücün lideri İranlı general, kendisini sembolize eden propaganda aletine göre hem her yerde hem de hiçbir yerdeydi.

Süleymani, İran devrimi için hayati öneme sahip Ortadoğu'da inşa edilmek istenen yapının mimarının çizdiği planını uygulayan inşaat mühendisiydi.

Bu yapının ana hatlarını ise Rafsancani el-Urvetu'l-Vuska (Sağlam Kulp) adlı kitabında çizmişti. Katı ideoloji ile silah gücü birbirine karıştığında, parçaları coğrafya ve hedeflere açık zaman ve mekanlarda çeşitli patlamalara neden olan misket bombasına dönüşür.

Bu patlamaları tetikleyen kişi ise ilk bileşiminden izler taşıyan içgüdüleri ile hareket eden bileşik bir varlıktır.

İdeolojik efendisinin kutsal rızasını elde etmek için çabalayan bir canlıdır. Süleymani’nin Irak-İran savaşında oynadığı rol kendisini ülkesinin liderlerine bağlayan ip oldu.

Bu savaşta maceranın ve Ayetullahların rızasını almanın tadına vardı. Eğitimi sınırlı yoksul ve basit bir gençten birçok ülkede sınırları aşan güçlere emir veren ve komuta eden bir komutana dönüştü. Bir işareti ile milyonlarca insanın hayatını etkileyen biri oldu.

Tarih ve ideolojinin birbirine karıştığı sloganlar, hayal ve rüyaların harfleriyle yazılan hedeflerle beyinlerini dolduran güçlerle iletişim için karanlık tünellerde ilerledi.

Tarihin tanıdığı casusluk, istihbarat ve macera karanlığında yaşayan birçok isim gibi kendisi için özel tasarlanan ve hazırlanan bir dünyada yaşadı. Ancak bu dünya aynı zamanda söz konusu şahsiyetlerin öncelikli bileşenleri kendisine çeken kişisel boşluklar da yaratmıştı.

General Kasım Süleymani, savaşçı, efsane komutan, Irak, Suriye, Lübnan ve Yemen’de ana aktördü. Bu bölgeler için planlar hazırlayan ve uygulanmasına nezaret eden kişiydi. İran devriminin ideolojisini, siyasi, askeri ve ekonomij varlığını pekiştirmeyi amaçlayan ve İran anayasında yazılı kutsal misyonu uygulayan elçiydi. Yaşamı ve ölümü de tek bir şeye benziyordu. O da zamanı aşarak sarkan büyük bir salkım bombası.

Medya, siyaset ve güvenlik alanında dünyayı alevlenediren bir patlamada öldü. Dünyanın dört bir yanındaki medya organları bu haberi paylaştı. Analistler ölümünden sonra olacakları tahmin etmekte yarıştı.

Yılbaşı nedeniyle tatilde olan Donald Trump, vaktinin önemli bir bölümünü General Süleymani’nin öldürülmesi kararı ile ilgili açıklamalar yapmaya ve paylaşımlarda bulunmaya harcadı.

ABD Kongresi, destekleyenler, karşı olanlar ve çekimserler arasında bölündü. İran ise efsane adamının öldürülmesine karşılık sarsıcı intikam eylemleri tehdidinde bulunarak politik ve medyatik toplarını patlattı. Irak’ta ise patlayan misket bombasının sıcak etkileri halk ve politikacılar nezdinde hala devam ediyor.

ABD’den, kararlarını kendi alan bir hükümetin olmadığı ülkeden çekilmesini talep eden sesler yükseliyor. Lübnan’da Hasan Nasrallah uzun bir konuşma yaptı. Bu konuşmada, vaat ve sözlerin tarih ve din ile karıştığı sıcak çağrılar yer aldı. Aklından ve kalbinden bir gün bile çıkmayan tek temennisi olan şehadete kavuşan efsane general Süleymani’nin diğer yüzü tanıtıldı.

Nasrallah, intikamını alma sözü verdi ve bunun ABD kuvvetlerinin Ortadoğu bölgesinin tamamını terk etmesiyle gerçekleşeceğini söyledi. Yemen’deki Ansarullah (Husiler) örgütüne gelince, o da lideri Kasım Süleymani için intikam sözleri vermekten geri kalmadı.

Süleymani’nin cenaze töreni Irak’ta, kendisini uğurlayan kalabalıkların ortasında başladı. Oradan da binlerce kişinin tabutunun arkasında yürüdüğü ve intikam yeminleri ettiği İran’a nakledildi. Bombanın hedefi ölse de küçük parçaları patlamaya ve başka patlamaları tetiklemeye devam ediyor.

Şimdi soru şu: Önümüzdeki günlerin tanık olacağı son ve büyük patlama nerede gerçekleşecek? Önümüzdeki günlerde izleyeceğimiz ping pong (masa tenisi) maçı, ABD ile İran İslam Cumhuriyeti arasında ve patlamaya hazır bir top ile yapılacak. Çünkü ABD Başkanı Donald Trump’ın büyük savaşı başladı. Bu yılın sonunda düzenlenecek başkanlık seçimleri için geri sayım başladı.

Bu nedenle, İran’ın ABD askerlerini ve vatandaşlarını hedef alacak hiçbir eylemine sessiz kalmayacağı kesin. Nitekim Süleymani’yi öldürme emrini vermesinin ana nedeni, kendisinin İran’a bağlı silahlı grupları ABD Büyükelçiliği’ni işgal etmeleri için harekete geçirmek amacıyla Bağdat’a geldiğini doğrulayan istihbarat bilgileriydi. Bilindiği gibi ABD  tarihinde, büyükelçiliklere düzenlenen saldırı ve işgallerin başkanlık seçimlerini etkilediği birkaç örnek vardır.

1979 yılında İranlı öğrenciler, Tahran’daki ABD Büyükelçiliği’ni işgal ederek ABD’li diplomatları rehin almışlardı. Bu olay o dönemde başkan olan Jimmy Carter’ın seçimleri kaybetmesinin nedenlerinden biri olmuştu. 2012 yılında Bingazi’deki ABD Konsolosluğu’na düzenlenen saldırı ve büyükelçinin hayatını kaybetmesi ise başkan adayı Hillary Clinton’ı etkilemişti.

İran’da, ülkenin yaşadığı şiddetli öfke gösterilerinin sona ermesinin üzerinden çok geçmeden Süleymani’nin öldürülmesi, kamuoyunu meşgul eden ve birleştiren bir patlama etkisi yarattı. Rehber, intikam vaatlerinin çıtasını yükseltti.

Nerede olursa olsun ABD güçlerinin hedef alınacağına dair tehditler yükseldi. Bu durumda iki taraf arasındaki savaş kaçınılmaz görünüyor. Trump, İran’ın ülkesine karşı bir eylemde bulunması halinde vurmak için belirlemiş oldukları 50 hedef olduğunu açıkladı. Peki, İran nereyi vuracak? Bölgedeki ABD üslerini mi hedef alacak, Bab'ül Mendep Boğazı'nı mı kapatacak yoksa petrol tankerlerini ve Ortadoğu’daki bazı ülkelerde sivil hedeflere saldırılar mı düzenleyecek?

Süleymani efsanesi salkımının son parçası bizzat İran’ın içerisinde patlayabilir mi? Hayatta iken dışarıda birçok yerde neden olduğu patlamalar gibi öldüğünde de kendi ülkesinde bir patlamaya yol açabilir mi?

İran’ın mezhepçi projesinin kendisi, bir kader anı ile karşı karşıya bulunuyor. Çünkü onun kolu, sezgileri ve aklı General Kasım Süleymani’ydi. Süleymani, yıllarını tüm siyasi ve silahlı yapılara dalmakla geçirmişti. Küçük büyük birçok kişiyi tanımış ve kişisel olarak ona bağlı takipçileri olmuştu.

Bir asker, politikacı, ideolog, bölgedeki hareketli İran haritasının şifrelerini belirleyen kişiydi. Yerine geçen İsmail Kaani’nin onun yerini doldurması kolay olmayacak.

ABD’nin tepkisi, boyutu ve ekseni ise, General Kasım Süleymani bombasının son parçasının patlayacağı yer olan İran’ın eylemlerine bağlı bulunuyor.


DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya