Irak ABD'lileri kovarsa ne olur?

Irak ABD'lileri kovarsa ne olur?

Pazartesi, 6 Ocak, 2020 - 08:45
Abdurrahman Raşid
Suudi Arabistan’lı gazeteci. Şarku’l Avsat’ın eski genel yayın yönetmeni

Öfkeli kalpleri kazanmak ve kendi safına çekmek için üzüntüden daha etkilisi yoktur. Başta İranlı General Kasım Süleymani olmak üzere havaalanında öldürülenleri desteklemek konusundaki Bağdat’taki bu aşırı coşkunun nedeni de budur.

Neredeyse Irak hükümetindeki tüm politikacılar, kendilerini ülkeyi yoksullaştırmakla ve yolsuzlukla suçlayan milyonlarca Iraklının düzenlediği protestolardan dolayı zorlu bir üç ay geçirdi.

Iraklı politikacılar, dün, birdenbire ABD’ye karşı seslerini yükseltti. Bir yandan ABD’yi Güvenlik Konseyi’ne şikayet ederek diğer yandan parlamentoda askeri ve güvenlik işbirliği anlaşmalarını iptal etmek için çalışarak ve ABD kuvvetlerinin ülkeden kovulması çağrısı yaparak, İran ve ölüleri ile dayanışma konusunda yarıştılar.

Iraklı politikacılar, bu ölümleri, sokaklarda kendilerine karşı olan protestoların sona ermesi için bir fırsat olarak görüyor olabilir. ABD güçlerinin ülkeden ayrılmalarını sağladıktan sonra olası bir ABD müdahalesinden korkmadan gösterileri şiddetli bir şekilde bastırabileceklerini düşünüyor olabilirler. Nitekim şimdi, bu kriz sayesinde istifa etmiş olan hükümetin ömrü uzayacak, milletvekilleri görevlerinde kalacak ve hayat, halk hareketinden önceki doğal haline dönecek.

Mevcut tehlikeli ABD-İran krizi halk hareketlerinin ürünüdür. ‘İran dışarı, dışarı’ sloganlarının yükseldiği protestoları sona erdirmek için Iraklı milis güçler aracılığıyla İran’ın müdahale etmesi kıvılcımı alevlendirdi. Milis güçlere bağlı keskin nişancılar onlarca barışçıl göstericiyi öldürdü. Bazılarını yüksek binalardan aşağıya attılar. Iraklı protestocular buna karşılık olarak Kerbela ve Necef’teki İran konsolosluklarını yaktı ve İran Dini Lideri Hamaney ile General Süleymani’nin posterlerini parçaladı.

Irak sokağının, hükümeti ve İran nüfuzuna karşı devriminin gölgesinde İran’a bağlı milisler, ABD Büyükelçiliği’ne roketlerle saldırdı. Bu saldırıda bir ABD’li hayatını kaybetti. Irak Kürdistanı’nda da birkaç ABD’li personel yaralandı. ABD buna İran’ın Suriye-Irak sınırında bulunan, füzeleri için bir depo ve komuta merkezi olarak kullandığı üssü vurarak karşılık verdi. İranlılar, Bağdat’taki ABD Büyükelçiliği’ne saldırarak etrafına Irak Hizbullahı Tugayı’nın bayraklarını açtı. Bunun üzerine ABD, silahlı insansız hava araçları ile saldırı düzenleyerek Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani’yi öldürdü.

Yukarıdaki olaylar dizisi, son günlerde cereyan eden hızlı ve tehlikeli gerçeklerdir. İki tarafta karşılıklı olarak gerilimi yükseltti. Bu yüzden, Bağdat’taki İran dostlarının dediği gibi bu saldırı haksız ve gerekçesiz değil. Irak makamları, müttefiği ABD’yi, kuvvetlerini ve elçiliğini korumayı ihmal etti. O da dizginleri kendi eline almak zorunda kaldı.

Bağdat’taki hükümetin Tahran’ın safında yer almayı seçmesi ne Irak’ın çıkarlarına hizmet edecek ne de Washington’a karşı mücadelesinde Tahran’ın bir işine yarayacaktır. Tahran rejimi bir süredir, Suriye’deki maliyetli askeri operasyonlarını finanse etmek, Lübnan’da Hizbullah’ı desteklemek için Irak’ın petrolden elde ettiği milyarlara el koymak istiyor. Buna ek olarak, Irak zaten halihazırda, ülke içerisinde ve dışında İran hesabına çalışan on binlerce Iraklı milisi finanse ediyor.

İstifa eden hükümetin, Süleymani’yi kendi topraklarında öldürdüğü için ABD’lileri ülkeden kovmaya cesaret etmesi, Irak’ta durumu daha kompilike bir hale getirecektir. Bu durumda İranlılar, Irak’a tamamen egemen olurken, ABD’de buna sert yaptırımlarla karşılık verecektir. Oysa Kuveyt’i işgal ettiği için Saddam rejiminin cezalandırılmasından bu yana Irak ilk kez günlük dört milyon varil petrol üretimine ulaştı. Kendisine bu konuda büyük kolaylıklar sağlanıyor.

Washington’ın karşısında İran’ın yanında yer alırsa bütün bunları kaybedebilir ve yine kendisine ambargo uygulanan yoksul bir ülke olabilir. Kaosa sürüklenebilir. Bağdat, Tahran için kendisini koruyan ana devlet ile ilişkilerini koparırken onun aksine İran, karşı karşıya olduğu ekonomik kuşatmayı sona erdirmek umuduyla Washington ile müzakareleri başlatabilir.

Irak, bu anlaşmazlığa müdahil olmak ve taraf olmak yerine iki taraf arasında olumlu bir rol oynayabilir. ABD ile İran arasındaki karşılıklı saldırılar kendi topraklarında yaşandığı için mevcut kriz, Bağdat açısından bu rolü oynaması için iyi bir fırsat olabilir.


DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya