Kanun kaçağı!

Kanun kaçağı!

Perşembe, 2 Ocak, 2020 - 12:30

Ben bu satırları yazarken dünya halen Lübnan, Fransa ve Brezilya vatandaşlığı bulunan iş adamı Carlos Ghosn'un Japonya'da yargının elinden kaçışının ve Lübnan'a gitmesinin sırlarını ve gizemlerini çözmeye çalışıyor olacak.

Carlos Ghosn, Japonya'da çok ciddi suçlamalarla karşı karşıya kaldı ve bir sonraki duruşma tarihine kadar oldukça yüklü bir miktarda kefaletle serbest bırakıldı. Kendisine yöneltilen suçlamalar arasında, şirketler ve kişiler aracılığıyla özel menfaatler sağladığı ve mali istismarda bulunduğu gibi iddialar da var.

Ghosn’un kaçışının detayları halen gizemini korusa da sızdırılan birtakım bilgiler mevcut. Carlos Ghosn bir süre cep telefonu ve bilgisayar gibi tüm elektronik cihazları kullanmayı bıraktı. Karısı kaçış planının başarılı olması için gerekli düzenlemeleri üstlendi. Bunlardan en önemlisi, kocası için yeni bir Fransız pasaportu çıkarmaktı. Zira Brezilya, Fransa ve Lübnan pasaportları Japon savcılığının elindeydi. Sonra özel bir askeri güvenlik ekibi ile anlaştı. Bu ekip Carlos Ghosn'un dairesine bir müzik grubu olarak girdi ve onu yanlarında bulunan müzik aletlerinin kutularından birinin içine sakladı. Sonra onu başkent Tokyo'daki yerel bir havaalanına götürdüler. Ghosn'un burada özel uçağı bulunuyordu. Ekip uçakla önce İstanbul'a ve oradan da Beyrut'a gitti. Bu süreç herhangi bir sorun yaşanmaksızın tamamlandı. (Havaalanı onun müttefikleri, özellikle de Hizbullah tarafından kontrol ediliyor)

Carlos Ghosn, Özgür Yurtsever Hareketi’ne verdiği büyük destekle biliniyor. Basında çıkan haberlere göre Lübnan’a varışından saatler sonra Baabda'da Mişel Avn tarafından karşılandı. Rahatsız edici olan gerçek ise böyle bir olayın dünyaya gönderdiği olumsuz mesajdır. Yargıdan korkulmaması ve Arap dünyasının bazı ülkelerindeki yolsuzluk ve kayırmacılık sanayileşmiş ülkeleri ve saygın şirketlerini yatırım yapma konusunda tereddüde düşüren en önemli unsurlardır. Yaşanan bu olay ve sonuçları bunu bir kez daha doğruladı.

Japonya'da adaletten kaçan birine ev sahipliği yapılmasının Lübnan'da siyasi olarak nasıl düşünüleceğini bilmiyorum. Japonya Lübnan’ın bağışçı ülkelerinden biridir ve onu ekonomik olarak desteklemektedir.

Fakat elbette bu olay Lübnan için bir ilk değil. Zira Lübnan'da iktidarı kontrolü altında tutan terör örgütü Hizbullah, Refik Hariri'nin suikastından sorumlu olan kimseleri bugün halen korumaya devam ediyor.

Japonya'nın yaşanan bu olay karşısında “sessiz kalmayacağı” yönünde haberler var. Japonya’nın elinde oyuna sürebilecek kartların olduğu ve Yakuza olarak bilinen Japon mafyasını veya istihbarat servisini kullanabileceği söyleniyor. Öyle ki adı geçen örgütler arasında, iade-i itibar operasyonunu düzenlemesi için yardım istenebilecek Kızıl Ordu olarak bilinen Japon terör örgütü de var.

Diğer Ghosn meselesinin ortaya çıkmaya başlayan bazı siyasi boyutları da var. Ghosn, Fransız ortağı Renault için Japon ortağı Nissan'ı bitirmek istiyordu. Bu mesele Japonya'da ihanet ve aldatma olarak değerlendirildi. 1990’lı yıllar, ABD’li otomobil devi General Motors'un yöneticilerinden olan Ignacio Lopez’in davasına tanıklık etti. Ignacio Lopez şirket sırlarıyla birlikte Volkswagen'e transfer oldu oldu. Böylece iki taraf arasında endüstri casusluğu olarak isimlendirilen dava sürecinde birbirlerini karalama savaşı başladı. Carlos Ghosn vakası bundan çok daha önemli ve tehlikeli. Çünkü küresel adalet sistemini hafife alıyor ve kayırmacılık ile yolsuzluğu destekliyor.

Carlos Ghosn şu an bir kanun kaçağı. Dünyada Carlos olarak bilinen bir terörist daha vardı;  şimdi Carlos Ghosn da ona katıldı. Her ikisi de kanun kaçağı.


DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya