Florida saldırısı: Özür dilemeyin, kınayın

Florida saldırısı: Özür dilemeyin, kınayın

Salı, 10 Aralık, 2019 - 13:30
Suudi Arabistanlılar, Florida’daki hava üssünde eğitim gören Suudi Arabistanlı bir subay tarafından işlenen korkunç cinayet gibi, ne zaman Suudi bir vatandaş, terör saldırısı ya da cinayet işlese özür dileme ve suçsuzluklarını kanıtlamak zorunda bırakılmalarına karşı çıkma hakkına sahiptirler.

Azıcık bile aklı ve insafı olan, hiç kimsenin bir başkasının suçunun yükünü taşımasını kabul etmez.

Bunun yanısıra, bütün din ve mezhep, dini grup, etnolog, antropolog ve insanlığın bütün akıllı kişileri; herhangi  bir din, mezhep ve millet mensubunun yahut ülke vatandaşının işlediği suçun sorumluluğunu bütün mensuplara ve vatandaşlara yüklememekte hemfikir oldukları kadar hiçbir şeyde olmamışlardır.

Bu nedenle, kendi dinine, uyruğuna veya milletine mensup bir kimsenin işlemiş olduğu bir suç nedeniyle bir din ve millet mensubu ya da ülke vatandaşının dinini, milletini ya da ülkesini savunduğunu duymayız.

Yeni Zelandalı terörist, Christchurch şehrinde bulunan bir camide namaz kılan onlarca kişiyi öldürerek o korkunç terör suçunu işlediğinde, kendisi ile aynı dini, mezhebi, milleti veya uyruğu paylaşan hiç kimse bu suçtan dolayı özür dilememişti.

Yeni Zelanda Başbakanı’nın bu suça ve saldırıya karşı ortaya koyduğu tutum, yerel ve uluslararası düzeyde büyük bir memnuniyet ve saygıyla karşılanmıştı. Ama Başbakan, hiçbir şekilde özür dileyici bir duruş sergilememişti.

Buna rağmen bütün dünyanın kendisine saygı duymasının nedeni, sadece bu saldırıyı şiddetle kınaması ve terör saldırısının kurbanlarına karşı içtenlikle sempati göstermesiydi. Bu saldırının ardından yaptığı açıklamada ve sonrasında kurbanların aileleri ile görüştüğünde başını örtmesiydi. Aynı şey Florida saldırısı için de geçerli.

Kendisini şiddetli bir şekilde kınamak, saldırının ayrıntılarını ortaya çıkarmak ve eğer bağlantıları, uzantıları varsa takip etmek için ABD makamları ile işbirliği yapmak yeterlidir.

Suudi Arabistanlılar ve ülkelerine, Müslümanlar ve dinlerine karşı olsun kabul edilemez, bayağı, şeref ve haysiyeti ihlal eden kampanyanın başını çekenlerin, aşırı sağcı kurumların desteklediği ve onları masum insanları taciz etmeye cesaretlendirdiği bazı Batılı çevrelerin olması çok üzücü. Bu vahşi kampanya, 11 Eylül terör saldırılarından sonra daha da şiddetlendi. Öyle ki aşırı sağcılar ve kendilerini destekleyen politik ve medyatik çevreler, dini, mezhebi, yetkilileri, resmi kurumları, halkı, müfredatı, eğitimi ve camileri, kısacası her şeyiyle Suudi Arabistan’ı suçlamalardan oluşan bir yaylım ateşine tutar oldular.

11 Eylül saldırıları kurbanlarını, Suudi Arabistan’a karşı harekete geçmeleri için teşvik etmeye başladılar. Bunun için birçok büyük hukuk firmasını seferber ettiler.

Bu firmalar, Suudi Arabistan’ı karalamak ve kendisine milyarlarca dolar tazminat ödetmek için hukuki olarak Suudi Arabistan’ı suçlamalarını sağlayacak en saçma kanıtları bile adeta cımbızla aradılar.

Zavallı ve özür dileyen duruşun, uluslararası mahfillerde, birçok Arap ve İslam ülkesini, resmi kurumlarını temsil eden bazı kişilerin neredeyse karakteristik özelliği haline gelmesi gerçekten çok üzücü. Dinler ve kültürler arası diyalog yahut insan hakları konusunda çok sayıda konferans, oturum ve çalışma atölyesine katıldım.

Tek bir konferans sırasında bile katılımcıların ezici bir çoğunluğu, İslam’ı terör suçlamasından aklayan, İslam’ın diyalog düşüncesini desteklediğine işaret eden metinleri aktarmaya odaklanan aynı düşünce, aynı metin, aynı zavallı ve özür dileyen metodu tekrarlayıp dururlardı.

Diğer ulus ve dinlerden katılımcılar ise, hep dinlerinin yahut mezheplerinin literatüründen örnekler vermeden, zavallı, yenik ve sıkıntılı özür dileyici duruşu takınmadan konferansın konusuna odaklanırlardı.

DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya