Aralık Devrimi’nin ön saflarındaki Sudanlı kadınlar

Aralık Devrimi’nin ön saflarındaki Sudanlı kadınlar

Salı, 10 Aralık, 2019 - 10:45
İstanbul/Şarku’l Avsat
İsra eş-Şahid

Sudan’da 2018’in aralık ayında başlayan halk devrimi ülke için bir dönüm noktası oldu. Uzun yıllardır baskı, zulüm ve cinayetler ile ülkeyi yöneten diktatör rejim alaşağı edildi. Şiddetli bir ekonomik krizin ardından başlayan protestolar süreç içerisinde Ömer el-Beşir’in istifasının talep edildiği gösterilere dönüştü.

Sudanlı kadınların tarihi

Sudanlı kadınlar Kuş Krallığı'ndan bu yana güçleriyle, tüm savaşlara katılımlarıyla ve ülkenin güvenli bir limana ulaşmasındaki katkılarıyla bilinir. Birbirini takip eden hükümetler kadınların bu metanetini kırmayı kendileri için bir zafer olarak gördüler ve bunu bir saplantı haline getirdiler. Bu bağlamda gerek baskıyla gerekse de onların saygınlığını azaltmaya çalışarak kadınlara karşı bir dizi yasa yaparak cezalar uyguladılar. Onların siyasi ve sosyal çalışmalara özgür bir şekilde katılımını engellediler. Ayrıca Sudan toplumunun ataerkil yapısı da kadınların maruz kaldığı bu baskıların yerleşmesinde etkili oldu.

1996 yılında çıkarılan bir yasayla kadınların ‘yüz kızartıcı, açık, skandal’ kıyafetler giymeleri durumunda dövülebilecekleri öngörüldü. Yasa kapsamında bu kıyafetlerin nasıl olacağı açık bir şekilde belirtilmiyor. Daha ziyade polis memurunun keyfine ve tercihine bırakılıyordu. Kadınlar, hükümetin ve ailelerinin iki taraflı baskısıyla siyasi faaliyetlere katılmaktan men edildiler. Bu çerçevede siyasi kadın eylemcilerin uzun süre göz altında tutulmaları, işkence görmeleri, eğitim hakkından mahrum edilmeleri ile birlikte devlet üniversitelerinden ve diğer kurumlardan uzaklaştırılmaları onların kendilerini ifade etme haklarını engellemenin çeşitli yöntemleri arasında yer alıyordu. Zira kadınlar her seferinde sokakları alevlendiriyor ve devrimci başarılar sergiliyorlardı.

Aralık Devrimi

Aralık Devrimi başladığı sırada kadınlar gösterilerdeki ezici çoğunluğu oluşturuyordu. Nitekim farklı eğitim ve sosyal seviyelerden olan kadınlar, bu protestolara katılanların neredeyse yüzde 70'ini teşkil ediyordu. Devrim boyunca birbirinden şiddetli baskılara maruz kaldılar. Binlerce genç kız tutuklandı, saçları kesildi, hapsedildi, dövüldü, bedenlerine kesici aletlerle mühürler vuruldu, elbiseleri yırtıldı ve hatta tecavüze uğradı. Devrimde büyük rol oynayan ve çeşitli alanlarda örnek olan kadınların bulunduğuna tanık oluyoruz. Bu kadınlar, Sudan toplumunda ilham veren figürler oldu.

Üniversite öğrencisi Ala Salah, Sudanlı kadınların alamet-i farikası olan beyaz renkli bir elbise giydi. Bu elbise kız öğrenciler ve personeller tarafından genellikle resmi bir kıyafet olarak giyilir. Ala Salah, Sudanlı kadınlar adına oturma eyleminin gerçekleştirildiği meydanda devrimci bir konuşma yaptı. Fotoğrafı dünyanın her yerine yayıldı. Böylece insanların ölümle karşı karşıya geldiği bir meydan içinde taleplerini dile getiren Sudanlı kadınlar tüm dünyada tanındı.

Kadın gazeteciler

Sudanlı kadın gazeteciler, protestolar sırasında çeşitli baskı, tehdit ve işten çıkarma gibi haksızlıklarla karşı karşıya kadı. Mesela el-Arabiya muhabiri Lina Yakup, Beşir rejiminin istifasını talep eden bir kalabalığı görüntülerken güvenlik güçleri tarafından elbisesi yırtılarak zulme uğradı.

İngiltere merkezli Channel 4 muhabiri Yüsra el-Bakır da devlete karşı nefreti kışkırtmakla itham edilerek güvenlik yetkilileri tarafından açık bir şekilde tehdit edildi. Yüsra, idam edilme tehdidine kadar varan süreçte Sudan'dan ayrılmak zorunda kaldı.

Amerika’nın Sesi muhabirlerinden Nebe Muhyiddin de Sudan güvenlik güçleri tarafından çeşitli baskı ve tehditlere maruz kaldı. Nitekim kendisi sürekli bir şekilde işine son verileceği, basın kartının alınacağı ve kovuşturulacağı yönünde tehdit edildi.

Anneler ve doktorlar

Eski rejim, protestocuları öldürmekle yetinmedi. Aynı zamanda devrimin başarısında büyük katıları olan ve ölenlerin annelerine de şiddetli baskılar yaptı. Anneler rejimin devrilmesini talep etmekten geri durmadı ve kısas talep etti. Evleri göstericiler için sürekli bir çıkış noktasıydı. En meşhuru, 2013 yılında öldürülen Hazza'nın annesiydi. Nitekim 6 yıldan uzun bir süre rejime direndi ve rejimin devrildiği zamana kadar sürekli bir şekilde tehdit edildi.

Geçen haziran ayındaki oturma eylemine yönelik düzenlenen katliam sırasında yaralılara yardım eden ve bu çalışmaları sırasında tecavüze uğrayan kadın doktorlar var. Bunun yanı sıra bazıları dövüldü, tehdit edildi ve çalıştıkları hastaneler rejim güçleri tarafından kuşatılarak yaralıları tedavi etmemeleri yönünde baskılarla karşı karşıya kaldılar.

Sudanlı kadınlar, Silahlı Kuvvetleri Genel Komutanlığı'nın önünde gerçekleştirilen oturma eyleminin temel dayanaklarından biriydi. Öyle ki yemek hazırlıyor, eğitim ve bilgilendirme seminerleri düzenliyor, eylemin başarılı olması ve devam etmesi için meydanda yatıyorlardı.

Kadın bakanlar

Kadınların bu canla başla mücadeleleri ve fedakarlıkları yeni hükümet tarafından takdirle karşılandı. Şu anda bakanlar kurulunda 4 ve egemenlik konseyinde de 2 kadın var. Ayrıca Yargıtay Başkanı Nimet Abdullah, Arap dünyası ve Afrika’da bu makama gelen ilk kadın oldu. Kadın bakanlar, kadınların siyasal ve sosyal çalışmalardaki rollerini güçlendirmek, haklarını teslim etmek ve onlar için çalışma fırsatları yaratmak hususunda çalışmalarda bulundu. Gençlik ve Spor Bakanı tarafından Sudan'da kadın futbol ligi kuruldu. Çalışma ve Sosyal Kalkınma Bakanı Lina eş-Şeyh özellikle çatışma bölgelerindeki kadınlara yardım için çeşitli projeler başlattı.

Editörün Seçimi

Multimedya