İran'ın 'dış güçler' ezberi iflasta

İran'ın 'dış güçler' ezberi iflasta

Pazar, 8 Aralık, 2019 - 06:45
Cemile Bayraktar
Gazeteci-Yazar

1979 İran İslam Devrimi’nden sonra, İran halkının dindar kesimlerinden sol/seküler kesimlerine kadar toplumun tüm kesimleri devrimde aktif rol oynadıkları için, yönetimin Şah dönemindeki gayrı adil uygulamalarının rafa kalkacağını zannediyordu. Ancak böyle olmadı; ekonomiden, temel hak ve özgürlüklere kadar birçok konuda Humeyni rejimi, sonrasında Devrim Muhafızları, hukukla pek de ilgisi olmayan siyasi uygulamalar ve hatta yargılamalar ile İran halkının taleplerini karşılamadı.

Humeyni’nin formüle ettiği “Velayet-i Fakih”, konumu itibariyle hem siyaseti hem de “dini” kontrol altında tutmayı hedefliyordu. Nitekim öyle de oldu.

İran’da herkes devrim sürecine katılmışken, devrimi Humeyni taraftarlarının ele geçirebilmesinin, devrimden sonra yönteminde tek başlarına söz sahibi olmalarının en önemli nedeni, cami ve ibadethane eliyle İran’daki dindar kesimin daha fazla sosyal alana ulaşabilmesi, kendi ekonomik kaynaklarının olması, ihtiyaç sahibi fakir kesimlerle daha yakın ilişkiler kurabilmesiydi. Ancak devrimin ertesi gününden başlayarak Humeyni rejimi ve beraberindekiler bu tavırlarını peyderpey terk ettiler.

İran rejimi için içeride bir devrim gerçekleşmiş olması yeterli değildi, devrimin başarıya ulaşması için ihraç edilmesi gerekiyordu ve İran, “devrimin ihracı” politikasını birinci öncelikli dış politika amacı olarak belirledi.

Devrimden sonra gerçekleşen ve oldukça uzun süren İran-Irak Savaşı, İran rejimini içeride ve dışarıda madden/fiziken yıpratsa da moral olarak hem iç hem de dış politikada elini güçlendirdi. İran rejimi, toplumdan gelen muhalif sesleri “Biz gidersek emperyalistler gelir” ya da “Bu eylemler dış güçlerin oyunu” diyerek susturdu.

Elbette İran rejiminin elini güçlendiren şeyler de vardı, özellikle Kerbela gibi travmatik hatıraları, yas ve matem günlerini sık sık hatırlatarak, “etrafımız düşmanlar çevrili” anlayışı oluşturdular. Şiilerin tarih boyunca ötekileştirildiği anlayışını İran halkının zihnine kazıdılar. Böylece etnisiteye bağlı iç ve dış politika izleme, halkın itirazlarını sindirme fırsatı yakaladılar. İran’ın, İsrail ve ABD ile fiziki boyuta gelmeyen, daha çok bir çeşit soğuk savaş ya da psikolojik savaş olarak nitelendirilebilecek gerilimi, saydığım realite için imkan sağladı.

Tabi İran, başka ülkelerin iç işlerine burnunu sokma, başka ülkelerin muhalefetine müdahale etme politikasını da uyguladı, halen uyguluyor. Özellikle Obama döneminde İran’la yapılmaya çalışılan nükleer anlaşmaları sürecinde İran’a karşı bir nevi yumuşak politikalar izlenirken tabi İran’a yönelik ambargolar da bir yandan devam ederken, ABD’nin izolasyon politikaları sonucu Ortadoğu ve özellikle Irak’ta daha az etkin olmak istemesi sonucunda, ortamdaki kısmi boşluğu İran doldurmak istedi. Irak’ta söz sahibi olmaya çalıştı. Suriye Savaşı boyunca Esed rejimine destek oldu. Tabi tüm bunlar olurken İran halkı yoksulluk ile mücadele etmek zorundaydı.

İran halkı, her ne kadar “dış güçler” bahanesi ile uyuşturuluyor olsa da aynı zamanda ekonomik problemler konusunda da İran yönetimine karşı pozisyon almış durumda. İran halkı yoksullukla mücadele ederken İran rejiminin başka ülkelerde “savaşan” kişileri finanse etmesi İran halkının sabrını zorluyor.

Bir süredir, İran’da daha önce de dönem dönem devam eden eylemler hız kazanmış durumda. İran halkı özgülük, eşitlik, adalet ve ekonomik anlamda iyileştirmeler yapılması gerektiğini ve rejimin başarısız olduğunu söylüyor. İran rejimi, bir önceki eylemlerde halka daha ılımlı davranmış olsa da şimdilerde devam eden eylemleri sertlikle bastırıyor. Tam net olmamakla birlikte her ne kadar ABD, “1000 gösterici öldürüldü” gibi abartılı rakamlar vermiş olsa da İran’daki gösterilerde en az 250 ve üzeri sayıda kişinin öldürüldüğü söyleniyor. Hatta İran’da devam eden eylemler için “Son 40 yıldaki en büyük siyasi kriz” yorumları yapılıyor.

Ekonomi, adalet, hürriyet talepleri gibi en önemli ve en tabi talepler 40 yıldır İran halkı tarafından dile getiriliyor ancak bu talepler İran rejiminin “dış güçler, etrafımız düşmanlarla çevrili” savunması ile susturuluyor. Ancak artık İran halkının “dış güçler ve düşmanlar” bahanesine kanma gibi bir niyeti yok sanki… ekmeği olmayan, hürriyeti kısıtlanan İran halkının artık din ve mezhebi, etnisiteyi, geçmişi kullanarak günü kurtarmaya çalışan rejime vereceği tüm kredi tükendi. Evet, yakın zamanda eylemciler eliyle İran’da rejime karşı bir devrim olmaz ama artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı da ortada, İran’ın eylemcilere yönelik şiddetli bastırma yöntemleri de bunun göstergesi…


DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya