Cezayir cumhurbaşkanlığı seçiminde son dönemeç

Cezayir cumhurbaşkanlığı seçiminde son dönemeç

Cumartesi, 7 Aralık, 2019 - 15:15
Cezayir/ Boualem Gorumrassa
12 Aralık’ta yapılması planlanan cumhurbaşkanlığı seçimlerine az bir zaman kala, yaklaşık 9 aydır talep edilen değişikliklerin gerçekleştirilmediği gerekçesiyle binlerce Cezayirli seçimlere yönelik protestolara gösterilerine hız verdi. Ordu liderliği ise ülkenin eski lideri Abdulaziz Buteflika’nın, özellikle ekonomi ve iyi yönetim alanlarında neden olduğu hataları düzeltmek için şartlar ne olursa olsun mümkün olan en kısa sürede yeni cumhurbaşkanını seçmekte ısrar ediyor.

Cumhurbaşkanlığı seçimlerine aday olan Abdulmecid Tebbun, Ali Benflis, İzzeddin Meyhubi, Abdulkadir bin Karine ve Abdulaziz Belaid de iki haftadır devam eden seçim kampanyalarıyla Cezayir halkını oy kullanmaya ikna etmek için büyük bir çaba sarf etti. Adaylar “Önemli olan, oy sandıklarına yoğun katılımınız ve bizden birini seçmenizdir” dedi. Söz konusu durum, nisan ve temmuz aylarında olduğu gibi bir kez daha gecikme yaşanmaması amacıyla ülkedeki makamlar açısından son derece önemli bir mesele olarak görülüyor.

Nisan ayında yapılması planlanan seçimler, ülkenin eski Cumhurbaşkanı Abdulaziz Buteflika’nın beşinci dönem adaylığına karşı yapılan sokak devrimi ve temmuz ayı seçimlerinde aday yokluğu nedeniyle iptal edilmişti.

Cezayir’de cumhurbaşkanlığı seçimlerini ve adayların seçim kampanyaları çerçevesinde toplanmasını engellemek için halk protestoları devam ederken Avrupa Parlamentosu da yakın zamanda yaptığı açıklamayla eylemcilerin tutuklanmasını kınayarak serbest bırakılmaları çağrısında bulundu. Ayrıca basın organlarını engelleme girişimlerini de durdurma çağrısında bulundu. Fransız milletvekilinin önerisi sonrasında gelen AP kararı, Cezayir yönetimine bir kez daha “iç işlere karşı dış müdahale yapıldığı” açıklamasında bulunma fırsatı verdi. Cezayir otoritesi, Genelkurmay Başkanı Ahmed Kayid Salih’in temsil ettiği yeni yönetimin ‘Fransız yandaşların eski rejimden tasfiye edilmesi’ kararı nedeniyle “Başta Fransa olmak üzere Batı, eski sömürge alanlarını kaybetmekten korkuyor” dedi.

Hükümet, başkentteki kuruluşlar, dernekler ve örgütler aracılığıyla birçok vilayette “dış müdahaleyi” kınayan gösteriler düzenledi. Protesto gösterileriyle eş zamanlı olarak seçim kampanyalarına destek veren hükümet, “ülkeyi çeteden kurtaran ve sembollerini hapse tıkan” orduya da övgüde bulundu.

AP’de bir grup, Cezayir’in öfkesini artırıyor

Hukuk Profesörü Arda Dağbar, medya organlarının ve otoritenin halen gündeminde olan dış müdahale hakkında açıklamada bulundu. Dağbar konuya dair şunları söyledi:

“Gerçek bir siyasi sisteme sahip olan ülkelerde otorite, iç işlerimize yönelik Avrupa müdahalesi tiyatrosu gibi sahte konularla halkı ikna etmek istediğinde rollerin tüm katılımcılara dağıtıldığı bir senaryo yazmaya yönelir. Bunun için de siyaset ve hukuk bilimlerinde, uluslararası ilişkilerde uzmanları, hatta senaryo yazımında uzman isimleri içeren komiteler oluşturur. Eylem ve tepki üretmenin yolunu, kaynaklanabilecek sonuçları tanımlar. Bize gelince, durum doğaçlama kararlarla ele alınır. Aksi taktirde hükümetimizin, AP’den yayınlanan kararlara verdiği tepkiyi nasıl açıklarız? Asıl tepki, Dışişleri Bakanlığı’nın Fransa Büyükelçisi’nin yanı sıra Avrupa Birliği’nin (AB) Cezayir’deki temsilcisini çağırması oldu. Bakanlık, iki tarafı da sert bir şekilde uyardı. Ayrıca asıl tepki, Dışişleri Bakanlığı’nın Cezayir’in AB ve Fransa’daki Cezayir elçilerini dayanışma için çağırmasını da gerektiriyor. Aynı şekilde üst düzey makamların, Avrupa ülkeleriyle yapılan ikili anlaşmalardan geri çekilme ve AB ile olan ticari sözleşmeleri iptal etme kararı almasını gerektiriyor. Asıl tepki, parlamentomuzun, Fransa ya da diğer Avrupa ülkelerindeki Sarı Yelekler’in haklarının ihlal edildiğini tartışmak için toplanmasını gerekli kılıyor. Bu tiyatronun örgü dizisi eksik. Ortaya koyduğu şey oldukça kötü. Tiyatro, 12 Aralık seçimlerinin temsil ettiği çözüm yolunda tüm bunların rejime ‘bazı Cezayirlileri yönetimin yaklaşımlarını desteklemeye ikna etmeye” yaradığı izlenimi verdi. Yönetim, uyarı yapmadan ve tazminat ödemeden tiyatro yazarlığını ve yönetmenliğini düşünmelidir.”

AP listesini kınayan Enformasyon Bakanı da konuya dair şu değerlendirmelerde bulundu:

“Parlamentonun Cezayir’i gözetleyen grubunun maskesi düştü. Cezayir halkının çoğunluğunun olumlu şekilde ele aldığı seçimler hususunda kafa karışıklığı oluşturmaya ve kargaşa çıkarmaya çalışıyorlar. Halk, bu entrikaları anlıyor. 12 Aralık’ta yapılması planlanan seçimlere katılarak da bu entrikalara karşı koymaya kararlılar. Birleşmiş Milletler ilkesinin rahminde doğan ve ‘herkesin saygı duyması gereken başkalarının işlerine karışmama’ ilkesinin somutlaştırılmış bir şekli olarak Cezayir, başkalarının da kendi iç işlerine müdahalesini kabul etmiyor. Bu ilke, tarihte ve siyasi mücadeleden ilham alan ülke politikasında süreklidir.”

Bakan ayrıca AP listesinin yayınlanma zamanının da dikkat çekici olduğunu söyledi.

Gösterilerin geleceği

Siyasi ve medya çevreleri, seçimlerin yapılması halinde protesto gösterilerinin geleceği ve yeni cumhurbaşkanına yönelik yaklaşım hususunda çeşitli sorular gündeme getiriyor. Ülkenin batısındaki Vahran Üniversitesi’nden Siyaset Bilimi Profesörü Rabah Lounisi şu değerlendirmelerde bulundu:

“Yönetimin seçimleri zamanında gerçekleştirmek için elinden geleni yapacağını düşünüyorum. Ardı ardına üç defa başarısız olamazlar. Aksi takdirde bu, durumu kontrol edemediği anlamına gelir. Cezayir, özellikle de dışarıda kendine hizmet etmeyen istisnai koşullar yaşıyor. Yönetimde seçimlerin başarısızlığını ve rejimi oluşturan diğer tüm kesimlerden kurtulmayı isteyen taraflar var. Ayrıca hareketin hedeflerini gerçekleştirmesini istemeyen bir taraf da mevcut. Eğer seçimler başarısız olursa, bu taraf güç kullanarak öne çıkacak. Bu kesim, rejimdeki ulusal akım tarafından tanımlanabilir.”

 Lounisiye göre seçimlere zayıf katılım olacak:

“Bu durum, geçici Cumhurbaşkanı Abdulkadir bin Salih’in zayıf olduğu gibi sandıkların da zayıf bir siyesi lider ortaya çıkaracağını gösteriyor. Buteflika’nın 2 Nisan’da devrilmesi gibi mevcut yönetimin yaptıklarının aksine harekete güç kullanamayacak olan yeni Cumhurbaşkanı da Kuzey Akdeniz’deki Cezayir’de huzursuzluğu kabul etmeyen Avrupa ülkelerinin baskıları nedeniyle devrilecek. Bu, İran’daki seçimlere benzer olacak. Kazanan İran’daki asıl yöneticinin çıkarlarına zarar vermeyecek. Bu asıl yönetici, Velayet-i Fakih’tir. Siyasi oyunları ve kararları kontrol eden dini kuruluştur. Cumhurbaşkanı yalnızca ön cephede görünmektedir. Bizdeki durum da bununla aynı. Bazıları, rejimin (eski başbakanı) Tebbun’u aday gösterdiğine inansa da tüm adaylar rejim tarafından kabul görüyor ve kimin kazandığı da önemli değil. Ama aslında rejimin korktuğu tek aday Benflis’tir.”

Abdulmecid Tebbun

Konuya dair bir diğer değerlendirme de siyasi analist Muhammed Hanad’dan geldi:

“Otorite bir yol haritasıyla ilerliyor. Genelkurmay Başkanı’nın dediği gibi; sevenler seviliyor, nefret edilenlerden de nefret ediliyor. Bu nedenle cumhurbaşkanlığı seçimlerinin planlandığı şekilde yapılacağına dair şüphe yok. İlk turdan itibaren seçimleri Sayın Abdulmecid Tebbun kazanacak. Çünkü askeri liderlik, durumu mümkün olan en kısa sürede kendi ölçümüne göre ayarlamak istiyor. Halk gösterilerindeki pankartlardan birinde seçimlerin yapılmadan önce kazananın bilinmesine izin vermeyen şekilde şeffaf olması çağrısı yapılıyordu. Bununla birlikte halkın kabul etmemesi dolayısıyla seçim kampanyalarının düzenlenme olasılığı da zordu. Seçim sürecinin bilinmeyen bir yönetimin altında olduğunu söyleyebiliriz. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden hemen sonra etkin yönetim, büyük bir dayatmaya başvuracak. Çünkü halk hareketi tarafından yeni cumhurbaşkanına karşı sert bir muhalefetle karşılaşacak. Yetkilerini zorla empoze etmeye çalışacak. Ayrıca hükümet ekibi, kendilerini ülkenin tanık olduğu ekonomik sorunları çözme zorunluluğu içerisinde de bulacak.”

Her seçimde olduğu gibi tartışma yine aynı: Ordunun adayı

Ordu liderliğinin her adaya aynı mesafede olduğu ilan etmesine rağmen şu an ülkede “ordunun seçimlerdeki adayı” konusunda büyük tartışmalar yaşanıyor. Zira ordu liderliği, önceki seçimlerde siyasete ve seçimlere müdahale etmeyeceği taahhüdünde bulunmuş ancak daha sonra bu taahhüdün tam tersini ortaya koymuştu. Bu çerçevede gözlemciler, sömürgeciliğe karşı silahlı bir devrimden miras kalan rejimin doğasına göre bağımsızlıktan sonra yönetimi kontrol eden tarafın askeri kuruluşlar olduğunu vurguladı.

Tanınmış gazetecilerden Ahmide Ayaşi de konuya dair şunları söyledi:

“Gelişmeleri ve sahadaki eğilimleri göz önüne alarak ordunun belirli bir adayı değil de birden fazla adayı olduğunu tahmin ediyorum. Ancak her adayla olan ilişkilerinde bir öncelik var. Ayrıca seçimler, atamalara da yakın. Her adayın gerçekten alacağı oyların bunu temsil etmesi gerekmiyor. Gözlemciler, Abdulmecid Tebbun’un Genelkurmay Başkanı’na yakın olduğunu söylüyor. Ayrıca Tebbun’un Cumhurbaşkanı’nın yerini almak istediğini gizlemeyen Said Buteflika (15 yıl hapis cezasına çarptırıldı) başta olmak üzere Cumhurbaşkanı Buteflika (1999- 2019) döneminde cumhurbaşkanlığıyla olan mücadele sırasında ordunun adamı olduğu da söyleniyor. Ancak Sayın Tebbun hakkında bazı şüpheler var. Çünkü kendisi güvenilir değil. Anayasanın cumhurbaşkanına verdiği tüm ana yetkilere sahip bir rakibe dönüşebilir. Bu durum, Genelkurmay Başkanı’nı şımartmasıyla bilinen ve şair olan aday İzzeddin Meyhubi’nin yükselme ihtimalini de beraberinde getiriyor. Bunun yanı sıra Tebbun ve Benflis ile kıyaslandığında Meyhubi’nin eski cumhurbaşkanları gibi Frankofon değil, bir Arap ve etkili bazı Arap çevrelerine yakın genç biri olarak Arap dünyasında servis edilme imkanı da var. Yumuşak ve yönetilebilir kişiliğinin yanında gençliğinin çoğu, Savunma Bakanı Yardımcısı ve Genelkurmay Başkanı Ahmed Kayid Salih’in mensup olduğu (ülkenin doğusundaki) Batna şehrinde geçti. Abdulaziz Belaid’in cumhurbaşkanlığını kazanma şansı ise doğum yeri Kayid Salih ile aynı olmasına rağmen zayıf.”

Diğer yandan Genelkurmay Başkanı, “ordunun adayı” hususundaki tartışmalara değinirken, “Allah’ın önünde söz verdik. Bundan dönüş yok. Ordunun hiçbir adayı desteklemeyeceğini söyledik. Cumhurbaşkanını halk seçecek. Halk, Cezayir’i yönetmesi gereken yeni cumhurbaşkanını seçmekle sorumlu” ifadelerini kullandı. Genelkurmay Başkanı, “Allah’ın önünde söz verdim ve bu sözümü tutacağım. İnsanlara hizmet etmeye devam edeceğim. Çünkü biz halkın omurgasıyız” dedi. Ordunun siyasete müdahalesi hakkında da konuşan Genelkurmay Başkanı, “Bu kriz 9 aydır sürüyor. Bu kolay bir durum değil. Bir damla kanın bile dökülmemesi gerekiyor. Ordu halktır. Halk da ordudur. Halk, ordunun yanında durduğunda bu bağı kırabilecek hiçbir güç olmayacak” diye konuştu.

Yolsuzluğa karışanlara yönelik dava, Buteflika rejimini bölüyor mu?

Bu hafta Buteflika döneminin üst düzey yetkililerine yönelik yargı süreci başladı. Gözlemciler, yönetimin bu davaları düzenleyerek “Cezayirlileri seçimlere ikna etmeye çalıştığı” görüşünde.

Yazar Ahmide Ayaşi, duruma dair şu değerlendirmelerde bulundu:

“Çözümün ve dönemin sahipleri, iyi niyetleriyle, ciddi ve dostça seçimler düzenleme istekleriyle Cezayirlileri ikna etmeyi başaramamasının ardından Buteflika rejiminin bazı sembollerini yargılama yoluna başvurarak eski rejimi yinelemek istemediklerini ispat etmeye çalışıyor. Aynı zamanda Buteflika’nın devletin kurulma sürecine halen dahil olduğu ve bazı rejim sembollerinin serbest bırakılacağı söylentileri sonrasında eski rejimden koptuklarını da göstermeye çalışıyorlar. Dahası bu girişim, tek taraflı seçimler yapmayı reddeden halk hareketi taraftarlarının popüler söylemi karşısında yönetimin söylemini iletmeye çalışıyor. Bu karşı söylem, seçimlerin içinde bulunulan çıkmazdan kurtulmaya ve ani olmayan kademeli bir değişim ortamı oluşturmaya izin verecek geçişin ilk adımı olacak. Çıkmazdan kurtulmayı ve herhangi bir kaymayı önlemeyi garanti ediyor. Bununla birlikte şu an mevcut olan göstergeler, iktidar olma girişimlerinin güvenilmez hale geldiğini ortaya koyuyor.”

Cezayir cumhurbaşkanları

Ferhad Abbas (1958- 1961)– Geçici Cumhurbaşkanı

Binyusuf bin Hidde (1961- 1962)- Geçici Cumhurbaşkanı

Abdurrahman Faris (1962)- Geçici İcra Kurulu Başkanı

Ferhad Abbas (1962- 1963)- Ulusal Meclis Başkanı

Ahmed bin Bella (1963- 1965)- İlk Cumhurbaşkanı

Huari Bumedyen (1965- 1976)- Devrim Konseyi Başkanı

Huari Bumedyen (1976- 1978)- İkinci Cumhurbaşkanı

Rabah Bitat (1978- 1979)- Vekaleten Cumhurbaşkanı

Şadli Bencedid (1979- 1992)

Abdulmalik bin Habiles (1992)- Anayasa Konseyi Başkanı

Muhammed Budiaf (1992)- Devlet Yüksek Konseyi Başkanı

Ali Kafi (1992- 1994)- Devlet Yüksek Konseyi Başkanı

Liamine Zeroual (1994- 1999)

Abdulaziz Buteflika (1999- 2019)

Abdulkadir bin Salih (2019- …) Vekaleten Cumhurbaşkanı

Editörün Seçimi

Multimedya