Sayın İbadi; kişi aynı yerden iki defa ısırılmaz!

Sayın İbadi; kişi aynı yerden iki defa ısırılmaz!

Cumartesi, 7 Aralık, 2019 - 11:45
Irak’ın eski Başbakanı Haydar İbadi (Reuters)
İstanbul/Şarku’l Avsat

Hasan Fahs

Irak’ın eski Başbakanı Haydar el-İbadi’nin çevresinde olduğum dönemlerde kendisini yakından takip etme fırsatı buldum. Seçimler öncesinde çeşitli partilerin listelerinin hazırlanmasına, bu çerçevede yapılan tartışmalara ve görüşmelere şahit oldum.

Abartısız bir şekilde söylemek gerekirse bu görüşmelerin odağında İbadi’ye yakınlaşma ve onun müttefiki olma çabaları vardı. Zira o dönem İbadi en önemli milli kazanımları hanesine yazdırmayı başarmıştı. Bu kazanımlar iki temel konuya dayanıyordu. Bunlardan ilki iç güvenlik meselesiydi. DEAŞ ile verdiği mücadele, Musul kentini geri alması ve Kerkük’ü alarak bu kazanımları pekiştirmesi bu kapsamda değerlendirilebilir. Nitekim Kerkük o dönem Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nin (IKBY) kontrolünde bulunuyordu. İbadi, ayrılıkçı referandum kararı sonrasında Kerkük’ü merkezi hükümetin kontrolüne almıştı.

İkincisi de Irak'ın jeopolitik ve jeostratejik konumundan dolayı İbadi’nin izlediği uluslararası denge politikasıydı. Bu çerçevede bir taraftan ABD, diğer taraftan da İran’a karşı dengeleri korumaya çalıştı. Bu mücadele, içerdiği riskler bakımından DEAŞ’a karşı verilen askeri mücadeleden daha az tehlikeli değildi. İbadi, Haşdi Şabi çatısı altındaki grupların desteğiyle milli meseleleri bölgesel ve uluslararası projelerin üstünde tuttu.

2018 seçimleri öncesinde ülkedeki siyasi çatışmalar iki cephe arasında cereyan ediyordu. İlk cephede siyasal İslam partileri çatısı altındaki Dava Partisi ve Hikmet Hareketi yer alırken karşı cephede ise Komünist Parti’nin de aralarında bulunduğu sivil toplum örgütleriyle ittifak kuran Sadr Hareketi vardı.

İlk grup, yönetimde koltuk kapma, parti çıkarlarını önceleme gibi hedeflere odaklanmıştı. İkinci grup da siyasi rakiplerini saf dışı bırakarak devletin tüm organlarına nüfuz etme mücadelesi için altyapı hazırlığı yapıyordu. Mukteda es-Sadr seçimlerden önce geniş bir seçim ittifakı kurarak siyasi partiler ve bloklar arasındaki uzlaşma mekanizmalarını bozmayı başardı. Bu da yeni başbakanı belirleme sürecini kolaylaştırdı. Sadr, seçim sonrasında çıkarlarıyla uyuşmayan projelerin hayata geçmesini önlemek için Nasr Koalisyonu lideri Haydar el-İbadi ve Vataniyye Koalisyonu lideri İyad Allavi ile ittifak kurdu. Ancak Sadr bu ittifaklarda işlerin istediği yönde gitmemesi ihtimaline karşılık her an bozabilme ve müttefiklerini devirebilme seçeneğini saklı tuttu.

Sadr daha sonra bu seçeneği anayasa tarafından başbakanı belirleme yetkisi tanınan en büyük parlamento grubu mekanizmasını iptal etmek için kullanacaktı. Sadr bu grubun kendi iradesi dışında oluşturulacağını fark ettiği anda müttefiki İbadi’yi feda etmekten çekinmedi ve hükümetin önemli pozisyonlarını kendi partisine ayırmak suretiyle Haşdi Şabi’nin siyasi kolu Fetih Koalisyonu ile ittifak masasına oturdu. Bu ittifakın öncelikli hedefi ise Irak’ın eski Başbakanı Nuri el-Maliki’nin liderliğindeki Kanun Devleti Koalisyonu kadrolarının yönetimden tamamen el çektirilmesiydi.

Mukteda es-Sadr liderliğindeki Sairun Koalisyonu ve partisi Sadr Hareketi böylece öncelikli hedefi olan Dava Partisi’ni yönetimdeki rekabet çatışmalarında saf dışı bırakma stratejisinde istediğini elde etmiş oldu. Sadr bu taktikle aynı zamanda bir sonraki başbakanın belirlenmesinde Nuri el-Maliki ve partisinin önünü keserken İbadi’yi de başbakanlık yarışında etkisiz hale getirdi.

Irak’ın başkenti Bağdat ve çeşitli kentlerde son dönemde yaşanan kanlı gösteriler, Başbakan Adil Abdulmehdi’nin istifasıyla son buldu. Siyasi partiler ülkenin içinden geçtiği krize yönelik henüz net bir vizyon ortaya koyabilmiş değil. Ancak kendi ifadesine göre başbakanlık için aday olmayacağını belirten İbadi, ülkenin askeri ve idari anlamda içinde bulunduğu krizden çıkış yolu olarak sunduğu yol haritasında yargının siyasi hegemonyanın etkisinden çıkması ve böylece yolsuzluğa bulaşanların adil bir biçimde yargılanması gerektiğini ifade etti.

İbadi’nin sunduğu vizyona rağmen Irak’ta siyasi süreçte kararlaştırılan güç dengesi ve bu kapsamda özellikle de DEAŞ’a karşı verdiği mücadeleye istinaden İbadi’nin ülkeyi mevcut krizden çıkaracak muhtemel bir aday olduğu gerçeği değişmedi. Fakat bu noktada İbadi’nin ‘kişi aynı yerden iki defa ısırılmaz’ düsturuyla hareket etmesi ve kendisini dar hesaplar uğruna feda edenlere karşı dikkatli olması gerekir. Zira Sadr Hareketi’nin gösterilerle birlikte güvenlik ve siyasi uzlaşmalara daima müdahale edecek hazır bir konumda olmasının ülkenin gelecekte hem siyasi hem dini alanda karar alıcı taraf haline gelmesini sağladığı göz önünde bulundurmalıdır.

Bu nedenle gösterici gruplar ve siyasi partiler, Sadr’ın kriz için sunacağı çözümlere dikkatle yaklaşmalıdır.
* Independent Arabia'dan Hasan Fahs'ın makalesi


Editörün Seçimi

Multimedya