Adil el-Cubeyr: Meydanlar, Irak ve Lübnan’daki gösterilerde İran’a 'Yeter!' dedi

Adil el-Cubeyr: Meydanlar, Irak ve Lübnan’daki gösterilerde İran’a 'Yeter!' dedi

Cumartesi, 7 Aralık, 2019 - 09:00
Adil el-Cubeyr dün Roma’da Akdeniz Diyalogu Forumu’nda İtalya Dışişleri Bakanı Luigi Di Maio ile bir araya geldi
Roma/Raghida Behnam

Roma’da düzenlenecek forumun organizatörleri tarafından Şarku’l Avsat'a yapılan açıklamaya göre İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif,  Akdeniz Diyalogu Forumu’na katılmayacağını bildirdi. Forumun başlamasından birkaç gün önce yapılan açıklamada Zarif’in üzerlerine yüklenen “beklenmedik sorumlulukları” protesto etmek amacıyla bu kararı aldığı belirtildi. Cevad Zarif’in İran'daki gösteriler hakkında duymak istemediği konuların konuşulmasından çekinmesi sebebiyle görüşmelere katılmadığını öne süren katılımcılardan bazıları forumda İran dosyasının ön plana çıkacağını belirtti.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Adil el-Cubeyr, “Irak ve Lübnan’daki gösterilerde İran müdahalesine karşı yapılan açıklamalar, bölge halkının İran’a “yeter” dediğini ortaya koyuyor” dedi. İran’daki gösteriler hakkında açıklamalarda bulunan Cubeyr sözlerini şöyle sürdürdü:

“İran’daki gösteriler, 1979'daki Humeyni devriminden bu yana İran hükümetinin 40 yıl boyunca halkını ihmal etmesinin bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır. İran hükümeti terörizmi ihraç etme, nükleer silah edinme ve başka ülkelerin içişlerine müdahale etme gibi politikalarla halkını oyalıyor. Ölüme ve yıkıma dair her şeyi yaptılar. Ancak halkı umursamadılar. İran'da sadece devrime inanan ancak devletlerin egemenliğine inanmayan bir anlayış var. Bu anlayış her şeyin kendisine ait olduğuna inanıyor.”

ABD'nin İran petrolüne yönelik yaptırımlarının etkili olduğunu söyleyen Suudi Bakan, ülkesinin ABD’nin kapsamlı eylem planından tamamen çekilmesini desteklediğini belirtti. ABD Başkanı Donald Trump birkaç hafta önce yenilemiş olduğu ABD muafiyetlerini durdurma kararı aldı. Cubeyr, İran’da bir rejim değişikliğinden değil İran’ın politikalarını değiştirmesi gerektiğini vurguladı. "Kimse savaş istemiyor. İranlılar hiçbir ceza almadan kan dökmeye devam edemez" dedi.

Arap Birliği Genel Sekreteri Ahmed Ebu Gayt da İran’ın bölgedeki politikasının değiştirilmesi ve mevcut nükleer anlaşma dışında yeni bir anlaşmaya gidilmesi çağrısında bulundu.

Avrupa ülkeleri, söz konusu çağrılara rağmen Washington’ın çekildiği nükleer anlaşmayı kurtarma çabası içerisinde. Avrupalılarla her zaman bu konuyu görüşmek üzere toplantılar yapıldığını söylen Cubeyr konuya dair şunları söyledi:

“Kuşkusuz ki hiçbir Avrupa ülkesi İran’ın nükleer silahlara sahip olmasını istemiyor. Füze sistemlerini durdurmak istiyor. Ancak asıl sorun bu noktaya nasıl vardığımızdır.”

Avrupa ülkeleri açık bir şekilde Tahran’a nükleer anlaşmayı ihlal eden adımlarından vazgeçme çağrısında bulunmaya devam ediyor. Söz konusu çağrı, İtalya Dışişleri Bakanı Luigi Di Maio tarafından da tekrarlandı. Luigi de Mayo açılış konuşmasında, İran’ın nükleer anlaşmayı ihlal etmeye devam etmesine dönük Avrupa ülkelerinin "endişeli" olduğunu ve İran’ın bu ihlalden vazgeçmesi için etkili bir diyaloga ihtiyaç duyulduğunu söyledi. Luigi Di Maio, “Ancak İran'ın aynı politikalarına devam etmesi durumunda Avrupalıların sabrı tükenebilir” uyarısında bulundu.

Akdeniz Diyalogu Forumu’na katılan Almanya’daki iktidar partisi Hristiyan Demokrat Birliği Partisi milletvekili Roderich Kiesewetter de aynı konuya dikkat çekti. Kiesewetter açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

"Amaç bölgedeki olası bir silahlanma yarışından kaçınmaktır. Çünkü eğer İran nükleer silaha sahip olursa bu Suudi Arabistan, Türkiye ve Mısır'ın da nükleer silaha sahip olmak isteyeceği anlamına gelecektir. Bu durum bizim çıkarımıza değil. İran'ın da çıkarına değil.”

Kiesewetter, her ne kadar İran’la tekrar nükleer anlaşmaya bağlı kalması amacıyla görüşmelerin devam ettiğini söylese de “İran’ın Suudi Arabistan’ı istikrarsızlaştırma çabalarını sürdürmesi, Yemen'deki savaşa ve Lübnan ve Irak'ı istikrarsızlaştırmak için çalışmaya devam etmesi durumunda Avrupa ve Almanya’nın tutumlarını değiştireceğini” vurguladı. Kiesewetter, “Bu yüzden İran'dan barışçıl olmasını ve dünya düzenini kabul etmesini istiyoruz” dedi.

Akdeniz Diyalogu Forumu’na ülkesinde haftalardır süren protestoların sorumluluğunu almayı reddeden Lübnan Dışişleri Bakanı Cibran Basil de katıldı. Basil, Lübnan’daki durumu daha büyük bir çıkmaza sokan “dış müdahaleyi” gündeme getirmesine rağmen Hizbullah ve İran’ı olayların sorumlusu olarak göstermedi. Basil her ne kadar 5 yıldır hükümette olsa da ekonomik kriz ve yaygın yolsuzluk sebebiyle sadece önceki hükümetleri kınamakla yetindi. Lübnan Dışişleri Bakanı Cibran Basil, yabancıların (mültecilerin), Lübnanlıların işlerini ellerinden aldığını ve bu durumun Lübnanlıların ülkelerini terk etmesine ve işsizlik oranlarının artmasına neden olduğunu da yineledi.

İran konusunun yanı sıra Libya'daki kriz de forumdaki tartışmalara damgasını vurdu. İtalya Dışişleri Bakanı Luigi Di Maio, “Lübnan’ın güvenliği Avrupa’nın güvenliğidir. Lübnan’daki kaosun kontrol edilmesi Avrupa’ya doğru olası kaçak göç dalgasının kontrol edilmesine yardımcı olacak” dedi.

Mısır Dışişleri Bakanı Samih Şukri, Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti Başkanı Fayiz es-Serrac'ı parlamentoya danışmadan Ankara ile bir anlaşma imzalayarak Süheyrat Anlaşması'nda kendisine verilen sorumlulukların sınırını aşmakla suçladı. Samih Şukri, “Libya'daki siyasi anlaşma, Trablus hükümetinin yetkilerini tanımladı. Trablus hükümeti eğer bu yetkilere uymazsa meşruiyetini kaybeder” dedi. Şukri “Libya'da terörizm genişliyor ve bu durum tüm Sahel ülkeleri için bir tehdit oluşturuyor” ifadesini kullandı. Mısır Dışişleri Bakanı Samih Şukri, Libyalı tarafları anlaşmaya çağırdı. Ancak Libya’daki taraflar arasında önemli bölünmelerin ve farklılıkların bulunması nedeniyle bunun zor olduğunu söyledi.

Roma, 5 yıl önce başlattığı forum ile Akdeniz ülkelerinde güvenlik ve göçmenlik sorunlarını ele almaya çalışıyor. Bu durum, ilk İtalya'nın maruz kaldığı yasa dışı göç dalgası sebebiyle tetiklendi. Libya'dan ayrılan göçmen gemileri kaçakçılar vasıtasıyla İtalyan kıyılarına ulaştırılıyor. İtalya, Serrac hükümetinin pozisyonunu desteklerken Fransa, Libya Ulusal Ordusu Komutanı Halife Hafter’i destekliyor ve aşırılık yanlılarının Libya’dan uzaklaştırılması noktasında onu garantör olarak görüyor.

Berlin ise geçen bahardan bu yana uluslararası bir konferans düzenlemek ve iki taraf arasında ortak bir zemin bulmak için çabalıyor.  Ne var ki Serrac hükümetinin Ankara ile imzaladığı anlaşmanın ardından bu çabalar daha karmaşık bir hale geldi. Söz konusu anlaşma, Türkiye’nin Kıbrıs açıklarında doğalgaz aramasına imkan tanıyor.

Yunanistan’ın Türkiye Büyükelçisi’ni sınır dışı edeceğine ve ABD Temsilciler Meclisi’nin bu anlaşma sebebiyle Türkiye’ye yaptırım uygulamaya hazırlandığına dair iddialar sürüyor. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu yaptığı konuşmada söz konusu iddialara değinmedi.


Editörün Seçimi

Multimedya