NATO: Dedikodular zirvesi ve derin çatlaklar

NATO: Dedikodular zirvesi ve derin çatlaklar

Perşembe, 5 Aralık, 2019 - 09:15
Osman Mirgani
Şarku'l Avsat'ın eski editörü

ABD Başkanı Donald Trump’ın uluslararası ittifaklar ve karmaşık stratejik meseleler hakkında ne düşündüğünü anlamak istiyorsanız tek yapmanız gereken, NATO’nun kuruluşunun 70’inci yılının kutlandığı liderler zirvesi kapsamında önceki gün Londra’da, NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg ile gerçekleştirdiği basın toplantısını izlemelisiniz.

Trump en başından programı bozarak organizatörleri şaşırttı. Çünkü Stoltenberg ile gazetecilerin karşısına geçmesinin amacı, yalnızca fotoğraf çektirmek ve diğer liderler ile toplantı öncesinde gazetecilerle belki birkaç dakikalığına sohbet etmesiydi. Ancak işler planlandığı gibi gitmedi. Çünkü ABD Başkanı’nın canı konuşmak istiyordu. Diğer liderleri geç kaldığı toplantıya gelmesini bekler bir halde bırakıp, en sevdiği konu olan paraya odaklanarak 50 dakika boyunca gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Trump, diğer üyelere yaptığı baskının onların ittifaka mali katkılarını ve  savunma harcamalarını artırmaya ittiğini belirterek kendisi ile övündü.

Stoltenberg’in 2016 yılından bu yana Kanada ve bir dizi Avrupalı üyenin, özel savunma bütçelerine ilave 130 milyar dolar enjekte ettikleri ve 2024 yılında bu rakamın 400 milyar dolara yükseleceği açıklamasını destekledi.

Her zamanki gibi, ABD Başkanı medyanın da aralarında olduğu diğerlerinin bu “iyiliği”ni kaydetmelerini ve unutmamalarını istedi. Zira ona göre, diğer üyelerden ortak harcamalara katkılarını artırmalarını  talep edip bunun için onlara baskı yapmasaydı birçoğu yapmak zorunda oldukları katkıyı yapmazlardı.

Trump, birçok kez dile getirdiği harcamaların yükünün büyük bir bölümünü ABD’nin üstlenmesinin adil olmadığı görüşünü bir kez daha yineledi.

Durum bu kadarla kalmadı. ABD Başkanı Londra şovunun ikinci bölümünü, resmi toplantılar kapsamında bir araya geldiği Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile yaptığı görüşmenin ardından gerçekleştirdikleri basın toplantısında sergiledi.

Burada da ittifak üyelerinin mali katkılarını ve askeri harcamalarını artırmalarının gerekliliğinden bahsetti. Fransa’nın tutumunu ve Cumhurbaşkanı’nın NATO’nun halihazırda “beyin ölümünün” gerçekleştiği açıklamalarını eleştirdi. Elbette Macron da bu eleştirilere sessiz kalmadı. NATO’nun gündeminin paradan ibaret olmadığı karşılığını vererek şunu ekledi: “Sorun NATO’ya daha fazla para aktarılması, asker sayısının yükseltilmesi değil. Hedefimiz nedir? Neyi başarmak istiyoruz? Ortak düşmanımız kim?”

Doğrusu, Trump ile Macron arasındaki gergin basın toplantısı, özellikle ABD Başkanı’nın yönetime gelmesiyle NATO içinde artan çatlakları ortaya çıkardı.

NATO, yönünü kaybettiği, üyeleri arasında vizyon, siyasi yönelim ve stratejide çelişkilerin görüldüğü bir aşamadan geçiyor. Hatta ABD Başkanı’nın, uluslararası politikanın karmaşıklıklarını ve müttefik olsalar bile ülkeler arasındaki iç içe geçmiş ilişkileri anlamıyormuş gibi görünmesinin ışığında ittifak belirgin bir lidersizlik sorunu yaşıyor.

Basın toplantısı boyunca iki lider, birbirlerine üstü örtülü suçlamalar yöneltti ve taraflardan her biri diğerinin pozisyonunu sorguladı. Trump, Macron’un NATO’nun beyin ölümünün gerçekleştiği açıklamasının kötü ve saygısızca olduğunu, Fransa’nın ittifaka ABD’den daha çok ihtiyacı olduğunu belirtti.

Fransa Cumhurbaşkanı buna, Trump’ın NATO içindeki ilişkileri, mali katkılara dayandırmasını eleştirerek karşılık verdi. Uluslararası sahada görülen değişimlerin ışığında ittifakın, yeni düşmanı belirleme konusunda net stratejileri olmadığına dikkat çekti.

Trump’ın savaşları, NATO toplantılarının ilk günü için yapılan düzenlemelerde gecikmelere ve aksamalara yol açan ve yaklaşık iki saat süren basın toplantıları yalnızca medyaya iyi bir malzeme vermedi. Bunun yanısıra Kraiçe Elizabeth’in, zirveye katılan liderler için Buckingham Sarayı’nda verdiği resepsiyonda bazı liderlerin dedikodularının da odağı oldu. Kameralar ve mikrofanlar, Kanada Başbakanı Justin Trudeau, İngiltere Başbakanı Boris Johnson, Hollanda Başbakanı Mark Rutte, Macron ve İngiltere Kraliçesi’nin kızı Prenses Anne’i bir liderin dedikosunu yaparken yakaladı. Düne kadar sosyal medya platformlarında yaklaşık 6 milyon kişi tarafından izlenen videoda, Johnson Macron’a neden geciktiğini soruyor. Trudeau Macron’dan önce davranarak; “Çünkü basın toplantısı 40 dakika sürdü” diye yanıtlıyor. Ardından sözlerini sürdürerek Başkan’ın yani Trump’ın ekibindeki herkesin, basın toplantısı sırasında şaşkınlıktan ağızlarının bir karış açık kaldığını söylüyor.

Kameralar, Trudeau’nun sözlerinin büyük bir bölümünü yakaladığı için Trump, dün Almanya Şansölyesi Angela Merkel ile düzenlediği basın toplantısında buna karşılık kendisini “ikiyüzlü” olarak tanımladı.

Merkel’in yüzü buz gibi donuk kalırken Trump aniden zirve sona erdikten sonra düzenleyeceği son basın toplantısını iptal ettiğini ve zirveyi terk edip Washington’a döneceğini açıkladı.

Bu kısa görüntüler, iki gün süren ve bir birlik tablosu sunması, yeni zorluklar karşısında ittifağın gücünü vurgulaması gerekirken, strateji ve hedefler üzerinde uzlaşı olmadığı için yaşanan anlaşmazlıkların boyutunu gösteren NATO toplantlarını özetledi. Başta Fransa ve Almanya olmak üzere bazı Avrupalı taraflar, ABD’nin ne dereceye kadar sorumluluklarına bağlı kalacağını sorgulamaya ve artık eskisi gibi güvenilir bir müttefik olmadığını düşünmeye başladı.

Buna ek olarak, Paris, Berlin ve diğer Avrupa başkentlerinin, Trump’ın müttefik yerine en büyük ekonomik blok olduğu için rakip gördüğü AB’nin dağılmasını teşvik ettiğine yönelik endişeleri var.

Buradan yola çıkarak Trump’ın, İngiltere’yi Avrupa Birliği’nden ayrılmaya teşvik ettiğini ve Brexit’i övdüğünü düşünüyorlar.

Avrupa’ya yapılan ve Fransa’nın başını çektiği savunma yeteneklerini geliştirme çağrısının arkasında da bu korkular yer alıyor. Nitekim bu çağrıyı, AB’nin birleşik Avrupa ordusu kurulması düşüncesini destekleyen bir dizi özel savunma projesini benimsemesi takip etti.

Öte yandan Fransa ve bazı Avrupa ülkeleri, görüş ayrılıkları sebebiyle Türkiye’nin NATO üyeliğinde kalma olasılığını da sorguluyor. Bu görüş ayrılıkların sonuncusu da Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, ülkesinin Suriye’nin kuzeyinde Kürtlere karşı yürüttüğü operasyonları, NATO’nun terör örgütleri ile mücadele olarak kabul etmediği müddetçe Baltık ülkeleri savunma planını veto etmekle tehdit etmesiydi.

NATO içindeki görüş ayrılıkları, Rusya ve Çin’den gelen stratejik tehdit ile nasıl başa çıkılacağı ve ittifakın atması gereken adımlara kadar uzanıyor. Trump liderliğindeki ABD, Çin ile gerilimi tırmandırmak istiyor.

Buna karşın Avrupa, olumlu diyalog çağrısında bulunuyor. Nitekim Stoltenberg bu tutumu, NATO’nun Çin’in artan gücünün ortaya çıkardığı güvenlik etkilere karşı koymanın önemini kabul ettiğini ancak Çin’i düşman haline getirmek istemediği sözleriyle ifade ett.

Kısacası, Londra zirvesi, NATO’nun 70’inci kuruluş yıldönümü nedeniyle bir kutlama havasını yansıtmaktan çok, 2 gerilimli gün boyunca birçok pozisyonda üyeleri arasında açıkça görülen derin çatlakları yansıttı.

Politikalardaki ihtilaflar, açık ve net stratejilerin yokluğu, düşmanın kim  olduğu ve kendisiyle nasıl başa çıkılacağına ilişkin belirsizlik nedeniyle NATO’nun geleceğine dair soru işaretlerini artırdı.

Zirve, bazı liderler ile ittifak içindeki en büyük gücün lideri arasında açıkça görülen geçimsizlik ve uyumsuzluk ile sona erdi.


DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya