Nesnellik ve üyelik

Nesnellik ve üyelik

Pazartesi, 2 Aralık, 2019 - 14:45
Semir Ataullah
Lübnanlı gazeteci - yazar 
Bir önceki yaz, Fuad Şihab Kurumu’ndan aldığım davet ile Lübnan-Rusya ilişkileri ile ilgili bir konuşma yapmıştım. Aynı konu hakkında Rusya'nın Lübnan Büyükelçisi Aleksandr Zaspikin de bir konuşma yapmıştı. Konuşmamda, Sovyetler Birliği döneminde Moskova’nın Arap ve özellikle de Filistin meselesine ilişkin politikalarındaki olumlu unsurlardan bahsetmiştim. Arapların bu politikalara verdikleri karşılığı özellikle de Devlet Başkanı Enver Sedat döneminde Sovyet uzmanların Mısır’dan kovulmasını eleştirmiştim.

Bu konuşma nedeniyle, Lübnanlı diplomatların da aralarında olduğu bazı katılımcılar, beni Rus destekçisi olarak görürken bazıları da nesnel bir cesaret göstermiş olduğumu belirttiler.

Söz konusu konuşmamın üzerinden uzun bir süre geçmiş olmasına rağmen sonunda her hafta beni Moskova karşıtı ve anti-komünist olmakla suçlayan birinden bir mesaj aldım. Ki bu yüzden, komünizmin bütün dünyada çöküp mesajın sahibi ve Lübnan’daki yoldaşları arasında hayatta kalmış olmasına karşın buna devam ettim. Yine bu nedenle kendisini bana şunu sormak istiyordu: Bu bir vicdan uyanışı mıydı ve ne değişmişti?

Bu ne bir vicdan uyanışı ne de yapılan bir hatadan duyulan pişmanlıktır. Komünizmi, insan haklarına karşı tutumunu ve halkına karşı davranışlarını eleştiren de Moskova’nın Araplara yönelik tutumundan dolayı minnettarlık duyan da bu uyanık vicdandır.

ABD’nin Ortadoğu’daki ve dünyanın her yerindeki politikalarını eleştirmekle bir ömüre geçiren ancak Lincoln, Roosevelt ve General George Marshall’de kalan ve hala orada duran da bu vicdandır. Süveyş Krizi’nde, Asvan Barajı ve halkların onuru konusunda Cemal Abdunnasır’ı destekleyen ancak cezaevleri ve 1967 Arap-İsrail savaşına neden olan ihmalkarlık nedeniyle onu eleştiren de bu vicdandır. Enver Sedat’ı eleştiren de yine bu vicdandır.

İnsana iki göz verilmiştir. Ta ki gerçekleri fark edebilsin. Sadece kendisinin değil kitleler önünde sorumlu olan gazetecilerde ise bu farkındalık daha fazla olmalıdır.

Kitleler için yayımlanan bir gazetenin yazarı, yalnızca partinin ideolojisine ve kurallarına göre düşünen, olayları Lenin’in bir yüzyıl önceki bakış açısı ile gören parti üyesi gibi değildir. Komünizmin başına gelenlerin sorumlusu ben değilim.

Üzgünüm ama komünizmin en büyük düşmanları, akılları donmuş ve idrakleri yalnızca bu tür suçlamalarda bulunmaya yetenlerdir. Keşke bu tür suçlamalarda bulunmadan önce Şili’deki Salvador Allende ya da Augusto Pinochet’e yönelik tutumumu da takip etmiş olsaydın.

Gazetecilik bir parti üyeliği değildir. Bu tür saçmalıklarla uğraşmaz.

Bu durum bana karşı taraftan kişilerin takındığı benzer tutumları hatırlattı. Diktatörtlük döneminde Yunanistan Büyükelçiliği’deki bir ateşenin, el-Nahar gazetesinin ofisini basıp komünizm  ve Moskova ajanı olduğuma dair elinde belgeler olduğunu haykırdığı o gün aklıma geldi. Bunu iddia etmesinin nedeni, iktidarları çok uzun sürmeyen efendilerinin barbarlığı ve vahşetine ilişkin yazılar yazmamdı.

Beyefendi; insanın özgürlüğünü kaybetmesinden daha kötüsü vicdanını kaybetmesidir.

Özgürlüğüm bana hem Rusya’da on yıllar süren komünizm dönemini eleştirmeye hem de Rus büyükelçisinin yanında oturarak ilişkilerin iyileştirilmesinden bahsetmeme izin veriyor.

Oysa sen hala zincirlerle parti koltuğuna zincirlenmişsin.

Bu zincirlerin ortadan kalktığına inanmıyorsun.

DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya