Hizbullahçıların göstericilere saldırması Hizbullah'ın imajını zedeledi

Hizbullahçıların göstericilere saldırması Hizbullah'ın imajını zedeledi

Pazar, 1 Aralık, 2019 - 15:00
Lübnan ayaklanmasının başlamasından bu yana Hizbullah ve Emel Hareketi, bu ayaklanmayı başarısızlığa uğratmak için herhangi bir araca sahip değil (AFP)
İstanbul/Şarku’l Avsat

Sevsen Mehanna

'Direnişi' ve (Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah’a atıfla) 'Seyyid' imajını nasıl savunacağım?

İnsanların mülklerinin ve geçimlerinin paramparça edildiğini nasıl halkı görebilirim? Pişmanlık kelimeleri yeterli olmayacak.

Lübnan halk hareketinin başlamasından bu yana Hizbullah ve Emel Hareketi, bu ayaklanmayı başarısızlığa uğratmak için herhangi bir araca sahip değil. Ancak 24 Kasım’ı 25 Kasım’a bağlayan pazar gecesi, Müttefik iki Şii parti olan Hizbullah ve Emel Hareketi yandaşlarının başkent Beyrut’un doğusundaki Eşrefiye bölgesinde bulunan Ring Köprüsü, Mono ve Mar Mikhael caddelerinde eylemcilere saldırması sonrasında bölge sakinleri, “araçlarının ve dükkanlarının camlarının kırıldığı ve yağmalandığı olaylara, evlerinin kapılarına vurularak vatandaşlara yönelik rahatsız edici terör faaliyetlerine” uyandı.

Hizbullah ve Emel yandaşları ayrıca, Riyad es-Sulh ve Şehitler meydanlarında da çadırları yaktı. Burada hoş görülmeyecek durum ise bu yandaşların, duvarlara yazdıkları sloganların yanı sıra, kimliklerini onaylarcasına, Beyrut’un bu güzel ve sakin bölgesini lekelemek üzere “Şia, Şia, Şia” tezahüratları yapması oldu.
“Siyah gömlekliler”

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre, bu saldırıyı yorumlamak için çeşitli analizler yapıldı. Halk hareketlerinin, canlı yayın aracılığıyla nakledildiği ve Lübnan halkının büyük çoğunluğunun bu görüntüleri izlediği unutulmamalı. Ancak daha da önemlisi, paramiliter Şii saldırganların 7 Mayıs 2008 olaylarına, Beyrut’a, Cebel-i Lübnan’ın bazı bölgelerine yönelik saldırılara ve 2011 yılındaki “Siyah Gömlekliler” olayına karıştığına dikkat çekilmeli. Bunlar, Hizbullah’ın övündüğü ve her seferinde hatırlattığı olaylardı. O halde Ring Köprüsü olayları da bunlara eklenecek mi?
“Pişmanlık kelimeleri yetmeyecek”

Independent Arabia, bazı vatandaşlara “bu olayın, Şii partilerin imajını nasıl etkileyeceğini” sordu.

Lübnan’ın güneyinden 37 yaşındaki Talib, yaptığı açıklamada “1990’lardan bu yana direnişle övünen ve gurur duyan bir nesle mensubum. (Maruni Hristiyan) Özgür Yurtsever Hareket (ÖYH) ile 2006 yılındaki anlayıştan sonra Ring olaylarına yakın bir bölgedeki üniversiteme kabul edildim. Şii toplumuna ait bu ifade için özür dilerim. Ama Beyrut’a yönelik ve Mayıs olayları olarak bilinen saldırılardan sonra uzun bir süre, Beyrut’un doğu bölgelerine gitmedim. Orada çok arkadaşım var. Siyah Gömlekliler olayından sonra el-Hamra caddesine ve el-Eşrefiye bölgesine gittiğim halde asla siyah giymeyeceğime söz verdim. Şimdi bu Ring olaylarından sonra arkadaşlarımın yanına nasıl gideceğim? Direnişi ve Seyyid’in imajını nasıl savunacağım? İnsanların mülklerinin ve geçimlerinin paramparça edildiğini nasıl halkı görebilirim? Pişmanlık kelimeleri yeterli olmayacak” ifadelerini kullandı.
“Beni çok utandırdı ve çok üzdü”

Lübnan’ın güneyinden 30 yaşındaki Ali, “Gösterilere geldim. (Beyrut’un güneyindeki) el-Eşrefiye’de yaşadığım doğru. Ancak Ring’de ve Mono’da yaşananlar, arabaların parçalanmasına neden olanlar beni çok utandırdı ve üzdü. Gerçekten çok sevdiğim, Avrupa şehirlerindeki duvarlara benzedikleri için önlerinde selfie çekildiğim şehir duvarlarına zarar verilmesi beni çok üzdü. Belki de ilk defa söylenen bir şey söyleyeceğim. Tanıdıklarımdan biri olan bir Hizbullah yandaşı, bir keresinde bana ‘yaşadığımız yer, yollar ve bölgenin temizliği için bizi kıskandığını’ söylemişti” dedi.

Aynı soruyu sorduğumuz, ayaklanmaya katılan bir Şii kaynak da “Hizbullah ve Emel Hareketi, son eylemleriyle başkent Beyrut’u kontrol etmek istediklerini söylediler. Savaş günlerindeki temas hatları olarak bilinen olaylara karışmış olsalar bile önlerinde bir engelin olmadığını, herhangi bir alana ulaşabileceklerini belirttiler. Sahne pratikte, insanlara savaşın acı hatırlarını yeniden hatırlattı” ifadelerini kullandı.

Kaynak, “Açıkçası, Hizbullah’ı gerçekten öfkelendiren yolların kapatılmasıydı. Bu nedenle Nasrallah, bir konuşmasında yolların kapatılmasına da değinmişti. Evet, taleplerin gerçekleşmesi için yolları kapattık. Gelecekteki başka bir günde de taleplerimizin gerçekleşmesi için yolları kapatabiliriz” dedi. Taleplerinin haklı olduğunu ve eylemcilere, gösterileri için izin verilen alanların bulunduğunu ifade eden Şii kaynak, “Bu durum, meydanlardan uzaklaşma anlamına gelmiyor. Hayır. Meydanlarda kalabilirsiniz. Bu yüzden isyan silahına sahip olan ve yolları kapatan bu ayaklanma, Hizbullah’ı yordu” dedi.
Ancak Hizbullah’ın gövde gösterisi yapması gerekmiyor. Neden ayaklanmayla mücadele etmeye çalışıyor?

Şii kaynak, “Hizbullah, uluslararası yaptırımlardan ve eğer söylenen doğruysa eski Başbakan Saad Hariri’nin isyanından mustarip. Hariri’nin tavrı ve sertliği, Şii partileri şaşırtıyor. İstifa etmesini ve Hariri’nin yeniden görev almayı reddetmesini beklemiyorlardı. İstifasını siyasi bir manevra olarak görüyorlardı. Diğer taraftan güce ve askeri sisteme sahip olan, İsrail’e karşı koyabilen Hizbullah, kendisine saldıran halkın karşısında hezimete uğradı. Halk, barışçıl olarak adlandırılırken, direnişin imajı ‘baltacıya’ dönüştü. Bu durum, Hizbullah’ın sokakları korkutamadığı, imajının bozulduğu ve uzun süre onarılamayacağı ilk sefer oldu” şeklinde konuştu.
Peki bu durumun, Şii toplumun üzerindeki etkisi nasıl?

Şii kaynak, “2006’da ÖYH ile sağlanan uzlaşı, Şii bir bireyin Hristiyan bölgelere serbestçe ve biraz da gururla girmesine olanak sağladı. Bu vatandaşlar, başta Hristiyanlar olmak üzere tüm mezheplerden Lübnanlıların gözlerinde ‘Direniş’ mensuplarıydı. Fakat bu denklem, 7 Mayıs’tan Siyah Gömleklilere kadar olan olaylardan kaynaklanıyor. İnsanlar, Hizbullah’ın ülkenin kontrolünü ele geçirmesinden korkmaya ve varlığına dikkatle yaklaşmaya başladılar. 17 Ekim Halk Hareketi öncesini hepimiz hatırlıyoruz. İnsanlar, Hizbullah’tan korkuyla bahsediyorlardı. Dolayısıyla eylemcilere saldıran Hizbullah’ın imajı, sabit kalacaktı. Ancak insanlar, bir ‘baltacının’ korkusunu kırmayı başardılar. Şii toplumu düzeyinde bu olay, önceki dönemlerdeki yalnızlıklarını yenileyebilirdi” değerlendirmesinde bulundu.
Halk hareketini, silah zoruyla bastırmaya çalışmak mümkün mü?

Söz konusu Şii kaynak, Ring olaylarının, yeni bir durum ortaya çıkardığını ve Hizbullah’ın Lübnan halkının önündeki imajını zedelediğini ifade etti. Eylemcilerin, sosyal medya organlarında ordunun fotoğraflarını paylaşarak, çeşitli sloganlarla kendilerine destek verdiğini belirttiğini söyleyen kaynak, bu durumun, Hizbullah ve Emel’in, Lübnan ordusu tarafından temsil edilen devlet organları ve güvenlik makamlarıyla karşı karşıya kaldığı anlamına geldiğine dikkati çekti. Şii kaynak ayrıca, ÖYH ve müttefiki olan taraflardan kaynakların yaşananlar hakkında herhangi bir yorumda ve kınama bulunmadığına da dikkati çekti.
“Çiçeklerin yürüyüşü”

Öte yandan 30 Kasım cumartesi günü iki bölge arasında bir uzlaşı adımı olarak, çok sayıda anne ve kadın Ring Köprüsü’nde bir araya geldi. Kadınlar, ellerinde halkın acılarını ifade eden dövizler taşırken, barış için beyaz çiçekler dağıttı.


Editörün Seçimi

Multimedya