​Büyük Sahra Çölü Fransa’nın Afrika’daki Afganistan’ı olabilir mi?

​Büyük Sahra Çölü Fransa’nın Afrika’daki Afganistan’ı olabilir mi?

Cumartesi, 30 Kasım, 2019 - 10:00

Sahel ve Sahra altı bölgeleri Fransa’nın Afrika’daki Afganistan’ı olabilir mi? Son günlerde Mali, terörist gruplarla girilen bir çatışma sırasında iki Fransız helikopterinin birbirleri çarpışması sonucu 13 Fransız askeri ve subayının hayatını kaybettiği korkunç bir kazaya şahit oldu.

Bölgeye yönelik Fransız askeri müdahalesi, Nijer, Mali, Çad ve Burkino Faso’daki İslami eğilimli grupların liderlik ettiği şiddet olaylarının genişlemesinin ardından uzun yıllardır sürüyor. Etnik ve ideolojik olarak farklı, ulusötesi bu grupların her biri diğerlerinden farklı motivasyonlarlarla hareket ediyor. Etnik oluşumlar ve ideolojik, dini inançlar, sahada faaliyet gösteren örgütlerin politik etkenleri ve hedefleri ile karışarak hedef alınan ülkeye göre taktiklerini şekillendiriyor.

İçinde yaşadığımız yüzyılın başlangıcından beri, Sahel- Sahra altı ülkeleri, askeri darbelere ve başkentlerin dışında çoğu bölgede çatışmalara tanıklık etti. Bu ülkeler, ekonomik krizlerden, kırılgan bir politikadan, çökmüş bir güvenlikten muzdarip olduğu için sınır ötesi şiddet olayları yaşadı. Askeri darbelerin, aşırı yoksulluğun, işsiziliğin, zayıf bir sosyal dokunun perişan ettiği Mali ise sonu gelmez savaşların başlangıç noktasıydı. Bölge ülkelerinin ve uluslararası kurumların önderliğinde çok sayıda barış girişimi oldu ama şiddet fırtınaları, kağıt üzerine atılan bütün imzalardan daha güçlüydü.

Radikal gruplarla başa çıkamayan Mali hükümeti sonunda Fransa’dan yardım istedi. Fransız  hükümeti, Mali’nin yardım talebini kabul ederek 2013 yılında ülkeye Fransız kuvvetleri gönderdi. Bu kuvvetler, Serval adı verilen operasyon ile Mali’nin kuzeyindeki şehirleri kurtardı. Fransız güçlerin görev yaptığı Burkino Faso, Moritanya ve Çad terör örgütlerinin finans kaynaklarını kurutmakta bir ölçüde başarılı oldu.

Yerel hükümetler ve Fransız güçlerinin bir diğer düşmanı ise coğrafya ve sınırları ortadan kaldıran çöl. Bahsi geçen ülkelerde birbirine karışmış kabile oluşumlarıdır. Cezayir de geçmişte bu bölgede Fransa’dan farklı bir rol oynamıştı. Cezayir hükümeti, Mali hükümetine karşı savaşan bütün grupları hükümet ile bir araya getirmeye odaklanan bir girişim başlatmış ve isyancıların geldikleri bölgeleri kalkındırma ve uzlaşı projesi sunmuştu. Fakat her zaman olduğu gibi şiddet daha güçlü bir şekilde geri döndü ve benzeri görülmemiş büyük zorluklar yarattı. Cezayir, Sahel – Sahra altı ülkeleri ile sınırlarını vurucu güçlerle korumaya çalışıyor. Ancak Cezayir anayasası, ülke -en tehlikelisi İn Amenas’taki petrol gemisine yapılan saldırı olan- terörist saldırılarına maruz kalsa da hükümete orduya sınır ötesi operasyonlar yapma tezkeresi verme izni vermiyor.

Bugün Fransa büyük bir zorluk ile karşı karşıya bulunuyor. Birçok Sahel ülkesinde sahada konuşlanmış bulunan güçleri arasındaki kayıpların artmasına ek olarak Mali’de iki helikopterinin çarpışması, subay ve askerlerin ölümü, bölgeye yönelik Fransız müdahalesinin, yeniden Fransız kamuoyunun gündemine gelmesine neden oldu. Sahra altının güneyindeki bölgede radikalizm ve şiddet artıyor. Nijerya’daki Boko Haram örgütü, ülke içerisinde şiddetli ve vahşi eylemlerini hızlandırıyor. Sahel- Sahra altı ülkelerindeki diğer radikal ouşumlar ile işbirliği için sınırının ötesinde de yayılıyor. Bölgede farklı isimler altında yaygın bir şekilde faaliyet gösteren İslami Mağrip el-Kaide’si, bazı Kuzey Afrika ülkelerinin tanık olduğu istikrarsızlık halinden yararlanarak batıdan doğuya istediği gibi hareket ediyor. Cezayir, politik yapısını yeniden inşa ettiği bir geçiş dönemi yaşıyor. Libya, radikal grupların ellerindeki silahların temel kaynağını oluşturuyor. Göç hareketleri ise insan, mal ve silahlardan oluşan birbirine geçmiş halkalar ortaya çıkarıyor.

Tüm bu hareketlerin oluşturduğu tehlikenin kaynağında ise, bölgenin doğal ve beşeri oluşumlarını çok iyi bilmeleri ve faaliyet gösterdikleri farklı ülkelerde sosyal desteğe sahip olmaları yatıyor. İki Fransız askeri helikopterinin çarpışması, subay ve askerlerin ölmesinden sonra bugün sorulması gereken soru şu: Fransa, sınırların olmadığı bu çöl savaşını tek başına sürdürebilir mi? Cipler ve motorsikletlerle, sosyal ve etnik sınırlarının olmadığı ülkelerin toprakları arasında hızlı bir şekilde geçiş yapabilen hayaletlere karşı savaşın gerektirdiği bilgi akışına, güvenlik altyapısına, sahada etkin güçlere sahip olmayan ülkelerde savaşa devam etme kapasitesi bulunuyor mu? Sahadaki veriler, çatışmaların durmayacağını hatta alanlarının daha da genişleyeceğini, mali ve insani olarak maliyetinin artacağını doğruluyor. Yüzölçümü 2 milyon kilometrekareyi aşan bir bölgede devam eden savaşlarda Fransa’ya verilen küresel destek ise epey sınırlı.

Fransa, yalnızca silah ve bombalar kuşanmış militanlarla savaşmıyor. Bilakis eğitimsizliğin, din için savaşan cesur erkeklere yüksek statü veren hurafe ve efsanelerin yaygınlığından, aşırı yoksulluktan, kabileler arasındaki intikam ve kan davalarından, istila ve yağma zihniyetinden vb. kaynaklanan ruhlardaki derin birikimlerle savaşıyor.

Fransız hükümeti, Burkino Faso, Mali, Moritanya, Nijer ve Çad’ın katıldığı ortak bir askeri güç oluşturmaya çalıştı. Bu güce askeri ve lojistik destek sağladı. Ancak bu ortak güç, sahada terör örgütlerinin hareketlerini kısıtlamakta başarılı olduğunu gösteren bir fark ortaya koyamadı. Aksine ufukta çok daha büyük bir tehlike görülüyor. O da Suriye ve Irak’ta yenilgiye uğratılan DEAŞ kalıntılarının bu bölgeye yönelmesi. Bu, bölgede daha tehlikeli bir yapıya sahip yeni bir Afganistan yaratacaktır. Çünkü burada çöl, doğası gereği toprağı, uçsuz bucaksız bir mayın tarlasına dönüştürüyor. Ulusötesi kabile oluşumları savaşçılara, hareketli hendekler sağlıyor. Bundan sonraki aşama, bölge ve Fransa için büyük zorluklar taşıyor.

Nitekim helikopter kazasından sonra Fransız kamuoyunda, Fransa’nın çöl savaşını tek başına sürdürmesinin zor olduğunu belirten, Sahel- Sahra altı ülkelerinde şiddet ve terör ile mücadelede siyasi seçeneklere yönelme çağrısında bulunan sesler yükselmeye başladı. Bazı Fransız medya organları, Fransa’nın bölgedeki çıkarlarının boyutunu, Fransız güçlerini, hareketli çöllerde sonu gelmez savaşlara iten tarafların, Sahel bölgelerinde yatırımları bulunan bazı şirketler mi olduklarını sorguladı.

Fransız hükümetinin bugün, oldukça zor bir durumda olduğuna şüphe yok. Bölgeyi bırakarak kuvvetlerini geri çekmesi neredeyse imkansız. Daha fazla kayıp ve açık finansal harcamayı sürdürmesi ise içeride muhalif bir akım doğurabilir. Bu da Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve hükümetini rahatsız ediyor hatta korkutuyor. Nitekim Cumhurbaşkanı son olarak NATO’ya ilişkin şikayetlerinde bunu açıkça dile getirdi. Müttefiklerinin, Büyük Sahra Çölü kumlarında teröre karşı yürüttüğü savaşlarda Fransa’yı desteklemek konusunda isteksiz olduklarına işaret etti. 


DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya