Aramco, fikir ve anlaşma

Aramco, fikir ve anlaşma

Cuma, 29 Kasım, 2019 - 14:45
Abdurrahman Raşid
Suudi Arabistan’lı gazeteci. Şarku’l Avsat’ın eski genel yayın yönetmeni

Aramco hikâyesi, 2016'nın ilk haftasında, ortaya atılan yeni fikirle başladı. The Economist dergisine açıklamalarda bulunan Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Suudi Arabistan 2030 Vizyonu çerçevesinde yaptığı konuşmada Aramco’nun bir miktarını piyasaya arz etmeyi planladıklarını söyledi.

Batı basınında az sayıda kişi bu açıklamayı ciddiye aldı ve siyasetin yeni yıldızı için pazarlama propagandası olarak gördü. Aramco'nun piyasaya arzı, dünyada en yüksek piyasa arzını gerçekleştiren Çinli Alibaba şirketini üçe katlaması anlamına geliyor. Bölgemizde, Ortadoğu'da bile bu fikir kolay karşılanmadı. Devlete ait bir petrol şirketinin hisselerini satmak imkânsızdır. Bir ailenin çocuklarından birini satması gibi sıra dışı bir durumdur. Bölgenin uzun bir kamulaştırma geçmişi var. Suudi hükümeti, ABD şirketlerinin hisselerini satmak zorunda kaldığı 1981 yılına kadar Aramco’yu tam olarak alamamıştı. Burada insanlar, yalnızca devletin denize, gökyüzüne ve petrole sahip olabileceğine inanıyorlar. Bazıları, Süveyş Kanalı'nın millileşmesini ve hükümetin geçmiş

Dünyanın en büyük petrol şirketi, halka arz düzenlemesine yönelirken, medyada kuşku tufanı ile karşı te uluslararası petrol şirketleri ile olan ihtilafını hatırlatarak, anlaşmanın, yabancı sömürgeciliğin içerisinden sızacağı bir pencere açacağından duyduğu endişeyi dile getirdi. Batıda da farklı sebeplerden dolayı bir heyecan oluşmadı, çünkü devlete ait bir petrol şirketi projesine yapılan yatırım ekonomik olarak kaybeder düşüncesi hâkim. Ayrıca, birçok yorumcu, Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın söylediklerinin medyada sansasyonel bir etki yaratabileceğine inanıyordu. Çünkü üçüncü dünya hükümetleri fonun dışında düşünemez. Sadece Batıda petrol şirketleri özel bir ticari sektör haline geliyor. karşıya kaldı. Gizlilik, bilgi eksikliği, bürokrasi, finansal ve fiyat kararlarının kontrolü ve politik müdahalelere karşı bazı şüpheler mantıklıydı. Aradan geçen iki yılda, hükümet Aramco'yu gelecekteki halka arz için şeffaflık ve verimlilik açısından uygun hale getirdi. Bu adımlar, her durumda şirketin performansını ve itibarını artırdı.

Son zamanda atılan adımlar, bir zamanlar dünyanın en gizli şirketi olan Aramco'yu Dünya’ya açtı. Aramco, uluslararası muhasebe kurumları ve denetim firmalarını şirketin incelenmesi için görevlendirdi. Sonuç olarak Aramco, uluslararası şirketlere benzer şekilde idari verimlilik ve etkinlikle yönetilen bir şirket olduğunu ortaya koydu. Piyasada bir varil petrol üretmenin maliyeti en düşük 2,8 dolardır.

Jeopolitik risklere gelecek olursak; geçtiğimiz Eylül ayında İran, Aramco şirketinin tesislerine saldırı düzenledi. Aramco saldırısı, 1991'de Irak kuvvetlerinin Körfez savaşı sırasında petrol kuyularını ateşe vermesinden daha kötüydü. Ancak, bir haftalık yıkıcı zaman diliminde, Aramco, piyasadaki Pazar payını geri kazandı. Altı hafta içinde, hasar gören tesisler onarıldı. Şirket, en ciddi zorluklarla başa çıkabildiğini kanıtladı.

Şimdiye kadarki çekince ve şüpheler makuldü. Ne var ki, Aramco’nun halka arz sürecini başlatmasından birkaç hafta önce, karşı bir kampanya başlatıldı. Halka arz süreci insan hakları, çevre ve iklim değişikliği konuları ile ilişkilendirilmeye çalışıldı. Hiç kimse Exxon Mobil, Shell veya bazı ülkelerde üretim yapan ve kötü bir sicile sahip olan diğer petrol şirketlerinin hisselerini satın alırken aynı soruları sormadı. Hiçbir çevreci, Nasdaq veya New York Borsası’nda bulunan büyük petrol şirketlerinin senetlerinin alım satımını protesto etmedi!

Aramco'nun halka arz süreci başladığına göre, Suudi Arabistan tarafındaki durumu anlamak faydalı olacaktır. Eleştiriler başlangıçta halka arzın gecikmiş olduğu yönündeydi. Halka arz açıklandığında ise, hükümetin mali finans ihtiyacı sebebiyle halka arz sürecinin aceleye getirildiği söylendi. Hisselerin satışının hükümet in yeni planlarının finanse edilmesi için açıklanan hedeflerden biri olduğu doğrudur. Ancak bu, kamu hizmetlerini finanse etmek için değildir. Aramco'nun değerlendirilmesi konusundaki tartışma satıcı ve alıcı arasında normaldir. Hükümet en iyi fiyatı güvence altına almak istiyor. Petrol, alternatifi ortaya çıkana kadar veya tükenene kadar dünya için temel bir ürün olarak kalacak. Bunlar da nispeten uzak ihtimaller.

Suudi Arabistan Aramco’dan tek bir hisse satmak zorunda değildir. Ancak bu düşüncenin bizatihi kendisi, devlet idaresindeki farklı yaklaşımları yansıtıyor. Bu durum, daha önce Suudi Arabistan'ı ziyaret eden veya ziyaret edecek herkes tarafından gözlemlenebilir. Suudi Arabistan, hayatın her alanında ve farklı aktivitelerde büyük ölçüde değişikliğin meydana geldiği bir ülke.

En büyük petrol şirketinin hisselerini satışa sunma fikrinin ortaya atılmasından bu yana çok kısa bir sürede çok yol kat ettik. Dünya Bankası raporuna göre, Suudi Arabistan, devlet yönetim reformunda dünyada 30 sıra ilerledi. Hükümetin, özel sektörün, kadınların ve petrolün rolü hakkında birçok fikir ortaya atılmıştır. Ülke, turistlere, yabancı yatırımcılara ve daha birçoğuna kapalıyken artık ziyaretçilere açık hale geldi.


DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya