Tunus, yargının medyaya müdahalesini tartışıyor

Tunus, yargının medyaya müdahalesini tartışıyor

Cuma, 29 Kasım, 2019 - 08:00
Hamadi Mameri

Tunus’ta son zamanlarda soruşturmaların gizliliğini koruma bahanesiyle televizyon programlarının yasaklanmasına ilişkin alınan yargı kararlarının sayısı artarken, buna karşılık medya alanındaki düzenleyici kuruluşların sadece eleştiri açıklamalarıyla yetinmesi dikkati çekiyor. Yargının bu konudaki hareket alanının sınırları nedir? Bu müdahaleler medya ve basın özgürlüğüne tehdit oluşturur mu?

Yargının aldığı yayın yasağı kararları

Başkent Tunus’ta bir gece kulübünde öldürülen 23 yaşındaki Adem Bolifa’nin davasına bakan Asliye Mahkemesi’nin sorgu hakimi, El Hivar televizyon kanalında yayınlanan ‘4 Hakikat’ isimli programın içeriğinde söz konusu olayla ilgili hazırlanan röportajların devam eden soruşturmanın gizliliğini ihlal ettiği gerekçesiyle programın yayınlanmasını engelleyen bir karar aldı. Aynı sorgu hakimi, bu kararın üzerinden henüz 24 saat geçmeden, dava avukatının talebi üzerine başka bir televizyon programında soruşturmayla ilgili kısmın yayınlanmasını engelleyen ikinci bir karar çıkardı.

HAICA eleştirmekle yetindi

Bağımsız Görsel ve İşitsel İletişim Yüksek Kurulu (HAICA) yargının medyaya müdahalesinin tekrar etmesini eleştirerek, bu müdahalelerin anayasanın 31’inci maddesine aykırı olduğunu belirtti. Tunus Anayasası’nın 31’inci maddesinde, ifade ve fikir özgürlüğün güvence altına alınırken, medyaya sansür uygulanması reddediliyor.

HAICA’nın açıklamasında, “Bu karar, görsel-işitsel iletişim kurumlarının yasalara uygunluğunu denetlemek üzere anayasa tarafından yetkilendirilen bir organ olarak Bağımsız Görsel ve İşitsel İletişim Yüksek Kurulu’nun yetkilerine bir müdahale anlamına gelir” denildi. Açıklamada ayrıca ‘demokrasinin temeli olan medya ve ifade özgürlüğüne saygı olarak sansürden kaçınılması gerektiği’ vurgulandı.

Zayıf bir açıklama

Gazetecilik ve Haber Bilimleri Enstitüsü Medya Profesörü Muhammed el-Fahri Şelebi, “Zaman aşımına uğrayan ve yetkileri sona eren HAICA’nın açıklamasını zayıf buluyorum. Bu kurum, her defasında yargının engelleme kararlarını anayasaya aykırı ilan ediyor, bunun sansür olduğunu ve kurumun yetkilerine müdahale anlamına geldiğini açıklıyor. Yargının engelleme kararı tekrarlanırsa bu kurum ne yapacak? Benzer açıklamalar yayınlamakla mı yetinecek?” diye konuştu.

Zaman aşımına uğramış bir kurum

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan akatardığı habere göre, HAICA, Tunus’ta görsel-işitsel iletişim kurumlarının yasalara uygunluğunu denetlemek üzere, 116 sayılı kararname uyarınca 3 Mayıs 2011 yılında kuruldu. İlgili kararnamede kurumun görev süresi, bir daha yenilenmemek üzere 6 yıl olarak belirleniyor. Üyelerinin üçte biri dönüşümlü olarak iki yılda bir yenilenen kurum çalışmalarına devam ediyor. Kurum yetkilileri hükümetten görev süresini uzatması talebinde bulunsa da, hükümet kanadından bu yönde henüz bir karar alınmadı.

Yargı ve medya arasındaki müdahale sınırı

Gazetecilik ve Haber Bilimleri Enstitüsü Profesörü Emin bin Mesud, Independent Arabia’ya yaptığı açıklamada, şu ifadeleri kullandı;

“Yargının medyaya karışması, Tunus’ta bizim henüz yargı ile medya arasındaki müdahale sınırını bilmediğimizi gösteriyor. Bağımsız Görsel ve İşitsel İletişim Yüksek Kurulu’ndan yapılan açıklama, devrim sonrasında görsel-işitsel iletişim kurumlarının yasalara uygunluğunu denetlemekle yetkilendirilen bir organın inceleme açıklaması değildir. Bilakis bir tutum sergileme açıklamasıdır. Bu tür açıklamalar mevcut durumda bir değişiklik yaratmaz. Nitekim söz konusu Kurul, hukuki ve anayasal açıdan yargı karşısında zayıf bir pozisyonda yer alıyor. Kurul, yaptığı açıklamada, kendisinin Tunus medyasının tek koruyucusu olduğunu ve bu konudaki yetkisini tartışma konusu yapmayacağını söylüyor. Ne var ki bunu, medya ve yargı arasındaki müdahale sınırına, temellerine ve özüne vakıf olmadan yapıyor.”

Mesud, medyanın, meslek etiğine ve gazetecilik kurallarına uyduğu müddetçe soruşturma aşamasındaki davalarla ilgili bilgi aktarabileceğini söyledi.

Tehlikeli bir emsal

Hükümete ait Basın Gazetesinde çalışan kadın gazeteci Selma bin Selame, yargının basına yönelik müdahalesinin tehlikeli bir emsal teşkil ettiğini belirterek, durumu Tunus medyasını tehdit eden kırmızı bir çizgi şeklinde niteledi.

Selame, “Ülkedeki genel atmosfere bakıldığında bugün medya ve ifade özgürlüğünün tehdit altında olduğu görülüyor. Devrim sonrası elde edilen bu kazanımın korunması ve medya özgürlüğünün savunulması gerekir” diye konuştu.

Eş-Şuruk gazetesinden istifa eden Serhan eş-Şeyhavi ise Selame’nin aksine konu hakkındaki soruşturmanın devam ettiğini, dava detaylarına girmenin soruşturmanın gizliliğine zarar vereceğini ve bu durumun medyanın davanın gidişatını etkilemesine yol açabileceğini ifade etti.

Editörün Seçimi

Multimedya