​Libya ve Berlin Konferansı

​Libya ve Berlin Konferansı

Cuma, 22 Kasım, 2019 - 13:15
Cibril Ubeydi
Libyalı araştırmacı yazar
Almanya, Libya’nın yokluğunda düzenlenecek Libya konulu Berlin Konferansı’na hazırlanıyor. Almanya hükümetinin dış politika ve güvenlik baş danışmanı olan Alman diplomat Ian Hecker’ın mühendisi olduğu Almanya girişimi aracılığıyla tercüme edilen bu denklemin, Libya üzerindeki uluslararası vesayet yaklaşımından uzak şekilde çözülmesi zor.

Almanya’nın planı ya da girişimi, Müslüman Kardeşler’i (İhvan) “Libya ordusunun kuşattığı başkent Trablus’taki son kalesindeki korkunç ama bir o kadar da yakın düşüşten” kurtarmak için son şans olarak nitelendiriliyor. İhvan’ın uluslararası kuruluşunun sponsoru olan İngiltere’nin baskısı altında Almanya, Libya ordusunun Trablus’u İhvan’a mensup milislerden kurtarmak amacıyla yürüttüğü savaşı durdurmak için bir Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) kararı çıkartma hususunda başarısız oldu.

Berlin, Libya krizinde birbirleriyle çatışan tüm Avrupalı tarafları, Libya’nın çıkarlarına hizmet eden birleşik bir pozisyona getirmeye çalışıyor. Almanya ve İngiltere, bu durumu ABD’nin, Almanya’nın “pozitif tarafsızlık” olarak gördüğü role ses çıkarmasını sağlama girişiminde son şans olarak nitelendiriyor. Pozitif tarafsızlık nitelemesi ise, yalnızca ABD’yi “Trablus’ta yıkılmış olan Müslüman Kardeşler’e son kurtuluş fırsatı sağlayacak bir BMGK kararının yürürlüğe koyulmasını engellememeye” ikna etme çabası olarak yorumlanabilir. 

Almanya’nın “son şans” başlığı altında tarafsız bir şekilde Libya’daki kriz hattına dahil olması ve son şans olarak kabul edilen acil bir ateşkes sağlama arayışına girmesi sonrasında, bu son şansın sahiplerinin kim olduğuna ilişkin çeşitli sorular gündeme geldi. Cevap elbette Libya ordusu değil, milisler. Bu durum ise Almanya’nın pozisyonuna dair kuşkulara neden oluyor. Temsilciler Meclisi’nde Milletvekili ve Akademisyen Dr. Ali el-Takbali, konuya dair yaptığı açıklamada, “Berlin Konferansı, Trablus’taki silahlı gruplara yönelik baskıyı sonlandırma çağrısı yaptığında kendi kendinin sonunu hazırladı” ifadelerini kullandı.

Berlin Konferansı’yla ilgili olarak Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas, ülkesinin Libya krizine bir çözüm bulmak için Berlin Konferansı hususunda ABD yönetimiyle uzlaşı sağladığını açıkladı. Maas, “ABD, Berlin sürecine son derece ilgili yaklaşıyor” dedi. Maas’ın bu ifadeleriyle eş zamanlı olarak Berlin Konferansı’na katılım hususunda, hala 5+5 formülü, yani İtalya’nın yanı sıra BMGK daimi üyeleri ile Türkiye ve Katar gibi Libya hususunda müdahaleci devletler arasında gel git yaşanıyor. Bu gel git, özellikle de anayasal olmayan Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) Başkanı Fayiz es-Serrac ve Libya Devlet Yüksek Konseyi Başkanı ve Müslüman Kardeşler mensubu Halid el-Mişri’nin talebi ve ısrarı sonrasında görünür bir hal aldı. Serrac ve Mişri, UMH’ye sadık milisleri destekleyen Türkiye ve Katar’ın konferansta yer almasını istiyor.

BM Libya Özel Temsilcisi Gassan Selame de konferansa dair “Berlin Konferansı’nın düzenlenmesinden önce 3 şart bulunuyor. İlki, büyük devletler uzlaşı sağlayana kadar Berlin Konferansı için bir tarih belirlememek. İkincisi, bu uzlaşının BMGK’da derhal bir karara dönüştürülmesi. Üçüncü şart ise bölgesel kuruluşların temsilcilerinin varlığıdır” açıklamasında bulundu.

Elbette ki Libya krizinin çözümü, Berlin Konferansı ile olmayacak. Bu konferans, Libya pastasını Almanya arabuluculuğunda dünkü sömürücü devletler İtalya, Fransa ve İngiltere arasında pay etmek amacıyla Yalta Konferansı’nı yeniden canlandırmaktan başka bir şey değil. Yalta Konferansı’nda, kurbanlarından biri olan Almanya’nın bölünmesi görüşülmüştü. Bu kez ise Almanya, Libya’da birbirleriyle çatışan hedefleri açısından Fransa ve İtalya’yı bir araya getirmeye çalışıyor.

Berlin Konferansı başarısızlığa mahkum. Çünkü Libya krizinin gerçek tarafları dışlanıyor ve konferans, Libya’daki tartışmalı çıkar pastasını pay etme amacıyla uluslararası taraflar arasındaki bir memnuniyet toplantısı niteliğinde. Silah toplamak için etkili bir yardım almadan yerel ve sınır ötesi milislerin neden olduğu bir kaosa terk edilmiş Libya halkının acılarına değinmeyen bu konferans, Libya’da çıkar çatışmasına neden olan ve herhangi bir alternatif devlet projesi olmadan Libya devletini Şubat 2011’de deviren aynı devletlerin yol açtığı milis kaosunu sona erdirmekten uzak bir konumda bulunuyor. Bu sebeplerden dolayı Libyalılar, komplo ve kaosun kurbanı olan Libya’da devletin devrilmesi ve kaosun üretilmesine yol açtıkları için, dışarıdan bir çözüm sağlanması hususunda memnun olmayacaktır.

DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya