İran'da protestoların üçüncü dalgası

İran'da protestoların üçüncü dalgası

Çarşamba, 20 Kasım, 2019 - 12:30
Abdurrahman Raşid
Suudi Arabistan’lı gazeteci. Şarku’l Avsat’ın eski genel yayın yönetmeni
İran'daki protestolar, televizyon ve sosyal paylaşım sitelerinin gösterdiğinden çok daha büyük bir çapta seyrediyor. Fakat rejimin daha önce de yaptığı gibi interneti kesmesi dolayısıyla bunu göremiyoruz. İran halkının öfkesi yaklaşık yüz şehre yayılmış durumda ve ucu siyasi ve dini rejimin sembol isimlerine de dokunuyor. Yakıt fiyatlarının protesto edilmesiyle başlayan gösteriler süreç içerisinde rejime ve meşruiyetine yönelik bir saldırıya dönüştü.

Rejimin akıbetinin ne olacağına ilişkin ihtimalleri ortaya koymadan önce İran sokaklarındaki hareketin genel resmini görmek faydalı olacaktır. Öncelikle bu hareketlilik rejimi sarsan üçüncü dalgadır. Bunların ilki başkent Tahran’ın sokaklarını sarsan ve Musevi ile Kerrubi gibi rejimin iki liderinin öncülük ettiği protestolardı ve 2009 yılında yapıldı. Bu protestoların odağında seçimlere hile karıştırılması vardı. Oldukça büyük olan bu protestolar sırasında iktidar içerisindeki iç çatışmaların ne dereceye vardığı ortaya çıktı. Bu itirazlar bastırıldı ve protestolara öncülük eden iki lider yaşlarına rağmen ev hapsine mahkûm edildi.

İkinci protesto dalgası ise 2016-2017 yıllarında patlak verdi. Yüksek fiyatlar ve hizmetlerin iyi olmayışı dolayısıyla düzenlenen bu protestolar Tahran dışındaki diğer şehirlere de yayıldı. Çeşitli bölgelerden yaklaşık 50 şehir bu protesto dalgasına katıldı. Bu protesto dalgasının önemi ise ilkinden farklı olarak öğretmenlerin, işçilerin, sürücülerin ve diğer grupların öfkelerini dile getirmiş olmalarıdır. Rejim aynı şekilde bu protestolara da şiddetle karşılık verdi. Ayrıca ikinci protesto dalgasının ilkinden farklı olarak belirli bir lider sınıfı yoktu ve bundan dolayı protestoları bastırmak uzun zaman aldı.

Halihazırda süregelen ve neredeyse her kesimi barındıran üçüncü protesto dalgası ise diğer ikisinden daha geniş çapta seyrediyor. Bu sebeple rejim diğer iki protesto dalgasında olduğundan daha hızlı bir şekilde davrandı ve daha saldırgan bir tutum benimsedi. Ayrıca etkili videoların yayılmasını ve insanların koordineli bir şekilde bir araya gelmesini önlemek için iletişim araçlarını bloke etti. Fakat bu protestolar dur durak bilmedi ve rejimin iddia ettiği gibi protestoların bazı tarafların kışkırtmasıyla vuku bulunduğu iddiası da çürütüldü. Öfke gün geçtikçe daha da derinleşti ve benzin fiyatlarındaki yükseliş ile birlikte yara daha iyileşmeden kabuğu koparıldı.

İran rejiminin sokağın bu tepkisine şaşırdığını sanmıyorum. Çünkü liderler, yakıt fiyatının ikiye katlanması kararında ısrar etti. Devrim Rehberi Hamaney kendisine karşı yapılan bu protestoları bir ihanet olarak değerlendirdi. Günah keçisi olan Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani de daha sonra aynı şeyleri tekrarladı. Rejim, tarihinde karşı karşıya kaldığı en sert ABD yaptırımdan dolayı köşeye sıkıştı. Rejimin ayakta kalmak için elinde olan tek şey ise halkı hizmetlerden ve işlerden mahrum bırakmasının ardından elde ettiği büyük sopasıdır. Bu kez rejim, hayatta kalmak için geniş çaplı cinayetlere başvurdu. Kendilerini savunma imkânı olmayan göstericilerden bazıları krizin ve iktidarın sembolleri olan bankaları ve benzin istasyonlarını ateşe verdi. Basına sızan görüntüler şu anki çatışmaların daha öncekilerden çok daha şiddetli olduğunu gösteriyor.

Bana göre bu dalga rejimi alaşağı etmeye güç yetiremeyecek. Çünkü İran rejimi, Suriye’de olduğu gibi hayatta kalmak için katliamlar yapmaya hazır. Ancak bu öfke ve protestolarla birlikte rejimin sütunları veya vatandaşlar arasında onlardan geriye kalanlar yok olacak. ‘Ayetullahlar Cumhuriyeti’ her ne kadar bu dalgadan sağ salim çıksa da tarihin herhangi bir döneminde olduğundan daha zayıf bir durumda. Ülkedeki her şeye egemen olan ve ülke dışını tehdit eden İran devrimi sona erdi.

DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya