İran’daki protestolar: Rejimin kanatları arasındaki çatışmalar yıkımla sonuçlanabilir

İran’daki protestolar: Rejimin kanatları arasındaki çatışmalar yıkımla sonuçlanabilir

Salı, 19 Kasım, 2019 - 11:00
İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, İran Devrim Rehberi Ali Hamaney’in portresinin yanında poz verirken (Reuters)
İstanbul/Şarku'l Avsat
Hasan Fahs

İran'da bazı illerinde ve ilçelerinde tanık olunan gösterilerde Ruhani başkanlığındaki hükümetin benzin fiyatlarının yükseltilmesi yönünde verdiği karara itirazlar yükselmeye başladı. Rejimin uçurumun eşiğinde oynadığı bu kumar, liderliğinin dengesinin korunmasını ve uçuruma düşmesinin engellenmesini zorlaştırabilir. Nitekim rejimin bazı kutuplarının protesto hareketinden istifade ederek bu protestoları daha fazla iktidar ve güç elde etmek için siyasi hesapların görüleceği bir savaşa çevirme teşebbüslerinde bulunduğu böyle bir zamanda atılan bu adımın yıkıcı sonuçları olabilir.

Rejimin varlığını ve sürekliliğini ciddi şekilde tehdit edebilecek bir krizin gölgesi altında iç çatışmalar hakkında konuşmak çirkin görülebilir. Fakat rejim içindeki karar alma mercileri arasındaki tartışmalar ve birbirlerine yönelttikleri suçlamalar, aralarında bir güvensizlik durumun olduğunu ortaya koyuyor.

İran’da bir dizi kentinde düzenlenen protestolar ve bu protestolara eşlik eden kundaklama ve yolların kapatılması gibi eylemlerin yanı sıra yaşanan kanlı çatışmalar birçok kişinin ölmesine veya yaralanmasına sebep oldu. Devrim Rehberi Hamaney, talebelerine okuttuğu fıkıh dersine yalnızca nadir durumlarda başvurulan siyasi bir girişle başladı. Hamaney, yasama, yürütme ve yargı tarafından alınan fiyatların artırılması yönündeki kararın yanında olduğunu ve bunu desteklediğini söyledi.

İran anayasasının 110’uncu maddesinde Devrim Rehberi’nin yetkileri açıklanıyor. Bu maddeye göre siyasi, güvenlik, ekonomi ve yönetim alanlarında stratejik kararlar alma yetkisi sadece Rehber’e aittir. Rehber bu bağlamda yasama, yürütme ve yargı olmak üzere üç erkle istişarelerde bulunabilir. Bu çerçevede söz konusu fiyatların yükseltilmesi ‘hayati, stratejik, ekonomik ve politik etkileri olan’ bir karar olarak görebiliriz. Nitekim bu karar, bunu bütün karar alma mercilerine dayatabilecek Rehber’in yetkisi kapsamındadır. Oysa Rehber bu konuda sorumlu olduğuna atıfta bulunulmasını engellemek ve karşıt tutumların ortaya çıkmasını önlemek için alınan karardaki rolünün desteklemekle sınırlı olduğunu söyledi.

Fakat resmi tutum göz önünde bulundurulduğunda Hamaney’in teyit ettiği durumla çatışan bazı görüşlerin bulunduğu görüyoruz. Parlamentoda Cumhurbaşkanı’na yakınlığıyla bilinen Emel Bloğu’ndan bazı milletvekilleri tarafından sunulan taslak kararları tartışmaktan vazgeçilmesini örnek verebiliriz. Söz konusu milletvekilleri tarafından sunulan taslakta benzin fiyatlarını artırma kararından geri dönülmesi ve yakıt krizi konusunda kademeli ve üzerinde çalışılmış bir politikanın güdülmesi yönünde hükümetten talepte bulunuldu. Bu, parlamentonun ve başkanının (Ali Laricani) açık bir marjinalleşme politikasına maruz kaldığı ve kaderi kararlardan uzaklaştırıldığı anlamına geliyor.

Söz konusu dışlanma bu krizle başlamadı. Bilakis parlamento 2015'ten bu yana nükleer anlaşma tartışmalarının dışında bırakıldı ve bu yetkiler Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi'ne devredildi. Bu marjinalleştirme ve role el koyma, Tahran milletvekili Pervane Salahşuri'nin Twitter üzerinden yayınladığı mesajla açıkça ortaya konuldu. Bu, parlamentonun bir abluka ile karşı karşıya kaldığı gerçeğini gösteriyor.

Rehber’in sözleri, yürütme otoritesi ve başkanı tarafından -yani hükümetin haftalık toplantısından önce- gelecek herhangi bir karşıt tutum düşünülerek sarf edildi. Bundan dolayı bu sözler, Ruhani ve ekibinin bu kararın sorumluluğundan kaçınma girişiminin önüne geçiyor ve onları göstericilerin talepleriyle karşı karşıya bırakıyor. Bununla birlikte Hamaney, ‘fiyatların artırılması kararını, bu kararla birlikte toplanan paraların yoksullara yardım olarak dağıtılacağı hususuna bağlamadaki çekincesinden dolayı’ Ruhani’yi açıkça eleştirdi. Bunun üzerine Ruhani, Bakanlar Kurulu toplantısından sonra yaptığı açıklamada asıl hedeflerinin ihtiyaç sahibi vatandaşlara yardım etmek olduğunu söyledi. Bu, Ruhani ve hükümetinin görevinin Rehber’in kararlarını uygulamakla sınırlı olduğu yönündeki inancı güçlendiriyor.

Ayrıca İran rejimi bu karardan geri adım atacak gibi de görünmüyor. Nitekim bu, Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi'nin gösterilerin ve protestoların patlak vermesinden sonra düzenlediği acil durum toplantısında benzin fiyatlarının artırılması yönünde alınan kararın uygulanması hususunda gösterdiği ısrarda açıkça görünüyor. Bununla birlikte çeşitli güvenlik kuruluşlarının ve organlarının protestoları sonlandırmaya hazır oldukları yönündeki açıklamaları ve İran İstihbarat ve Güvenlik Bakanlığı’nın açıklamasında yer alan, ‘protestoların arkasında olduğu gerekçesiyle bin kişinin tutuklandığı ve bu kişilerin rejimi devirme amacında olan bir komplonun parçası oldukları’ ifadesi bunu teyit ediyor.

Tahran'daki rejime yakın gruplar ilginç bir şekilde “önleyici adım” fikrini teşvik etmeye ve fiyatların artması kararının kasıtlı bir plan olduğunu ifade etmeye başladılar. Bu sebeple şubat ayında yürürlüğe girmesi beklenen bu plan tamamlanmadan önce durumun üstesinden gelinmesi gerektiğini belirten gruplar, bu ‘komployu’ ABD-İsrail planı olarak nitelendirmekte tereddüt etmediler.

*Independent Arabia’da yayınlanan bu analiz Şarku’l Avsat tarafından çevrilmiştir

Editörün Seçimi

Multimedya