​Amid Lartane, rezil etmek üzere Cezayir otoritesinin labirentine giren bir müstear isim

​Amid Lartane, rezil etmek üzere Cezayir otoritesinin labirentine giren bir müstear isim

Pazar, 17 Kasım, 2019 - 15:00
‘Yeşil Şahinin Uçuşu’ kitabının Fransızca baskısının kapağı
İstanbul/ Şarku'l Avsat
Antoıne Jockey

Uzun süredir Cezayir’de yaşananlarda olduğu gibi yapılan iğrençliklerin failleri her şeyin gizlilik, aldatma ve şiddet içinde yönetildiği bir ülkenin yöneticileri olduğunda nasıl söylenebilir? Bu sorunun cevabı, Cezayirli eski bir hükümet çalışanı tarafından olası bir saldırıya maruz kalma endişesiyle Amid Lartane takma adıyla yazılan polisiye bir romanda verildi. Kitap, Paris’te ‘Yeşil Şahinin Uçuşu’ ismiyle ‘Le Métailié’ Yayınevi tarafından basıldı. Fransız yayınevi ikinci baskısı yapılan kitabın afişlerinde dahi yazar fotoğrafına yer verilmedi. Bu kitap kanıtlanmış edebi değeri nedeniyle bugün üzerindeki tozların silkelenmesini hak ediyor. Ayrıca ana konusu da bugün hala değerini koruyor; yöneticilerimiz hala yolsuzluk yapıyor ve amaçlarına ulaşmak için tüm araçları kullanma konusunda istekli.

Lartane, bu kitapta 1990’ların sonlarında en kıdemli Cezayirli siyasi yetkilileri kapsayan, yalnızca şüpheli koşullar altında, bir banka, bir havayolu, bir ilaç ihracat şirketi, bir televizyon kanalı ve sayısız gayrimenkul mülkünü kapsayan bir finansal imparatorluk kurmayı başaran iş insanı Refik Halife’nin yargılandığı ünlü yolsuzluk vakasını yeniden gündeme getiriyor. Halife’nin imparatorluğu söz konusu olaydan birkaç yıl sonra binlerce Cezayirliyi birikimlerinden mahrum bırakarak çökmüştü.

Bu polisiye romanın içerisindeki olaylar 1998 yılında yani Cezayir, silahlı fundamentalist gruplar ve ordu tarafından günlük şiddet çağından zorlukla çıkarken başlıyor. Yeşil Şahin başlığı akıllara istemsiz havayollarının sloganı olan Mavi Kartal’ı getiriyor. Romanın başkahramanı genç Oulmène Mogadiddam, romanda hakkındaki gerçekleri anlattığı Refik Halife’nin ironik gerçekçi bir portresini oluşturuyor. Zekasından ziyade servetiyle parlayan bir karakter olarak, film yıldızlarıyla ve dünyanın en zengin insanlarıyla sosyalleşebilmek için özel bir banka ve havayolu şirketi kurma gibi saf bir hayal kuruyor.

Ancak sorun şu ki Oulmene, hayallerini gerçekleştirmek için gerekli olan servete sahip değil. Neyse ki, ülkesinde iktidardaki generaller, Cezayir'in yurtdışındaki imajını iyileştirme ve aynı anda ceplerini doldurma gibi bir projeye önem veriyor. Bunlar arasında nüfuzu ve karakterinin doğası emekli General Larbi Belkheir’i çağrıştıran General Min Boutramine de bulunuyor. 1990'lı yıllardaki politik karar verici ve cumhurbaşkanları seçen isimdi. Boutramine’nin hedefi, ilk ‘özel Cezayir imparatorluğunun’ kurulması, bağımsızlıktan hemen sonra bir avuç kıdemli memur tarafından kurulan ve o zamandan beri devam eden bir gaddar siyasal sistemin korunmasını sağlamaktır. Hedefine ulaşmak ve bu projeyi finanse etmek için, emekli sandığı fonundaki ve diğer büyük devlet kurumlarındaki fonları ‘emerek’ yöneticilerini anlaşma yoluyla likiditeyi "Khalifa Bankası’na" devretme konusunda tereddüt etmeyecektir.

Cezaevi veya firar

Ancak bunu o kadar da kolay bir şey zannedilmesin. Her şeyden önce, hala yasalara saygı duyan veya bu projenin faydasını anlamayan bazı kıdemli memurlar ‘ikna’ edilmelidir. Bunu başarmak için, kullanılacak argümanlar çok ve farklıdır: tehditler, ihanet, hakaret, yetkililerin uygulaması için sık sık yerelleşmiş ‘cihatçı’ unsurlara başvurdukları şiddet… Tartışmalar, yeni bankanın muhaliflerini ve sahibinin beklentilerini şu üç seçenekten biri ile baş başa bıraktı: ölüm, hapis ya da ülkeden kaçmak.

Kısacası ‘Yeşil Şahinin Uçuşu’, çağdaş Cezayir hakkında polisiye bir roman olduğu kadar politik ve ekonomik bir araştırmadır. Yazar zekası ve doğru klasik üslubuyla okuyucuyu büyülüyor. Ayrıca fundamentalistlerin saflarına katılmayı seçen bir adamdan, belirgin bir siyasi, askeri ve idari pozisyondaki birine dönüşme de karakterler arasındaki geçişin ne kadar iyi olduğunu ortaya koyuyor. Sonuç olarak, ele aldığı siyasal iktidar ve sahneleri, cinsiyet , para ve dini militan grupların ‘mücadelesi’ ve içerisindeki vahşi özgür şiddet gibi birçok konu büyük önem taşıyor. Bu ögeler, herkesin aktif oldukları yerde, hırs dolu ve başkalarının gözünde güçlü ve erkeksi görünmek için her şeyi yapmaya hazır olan kişilerden korktuğu, ürkütücü bir ahlaki sapmadan muzdarip bir ülkenin portesini çiziyor.

Cezayir’de 5 milyar eurodan fazla paraya mal olan finansal bir skandala yol açan sırları ortaya çıkarmak için yapılan cesur ve başarılı bir girişimden daha fazlası. Roman, cumhurbaşkanlarının, bakanların ve üst düzey hükümet yetkililerinin yalnızca ‘karar vericileri’” kendilerine verebilecekleri güce sahip olduğu politik bir sistemi ortaya çıkarmak için Cezayir'deki güç labirentine dik bir dalış için eşsiz bir fırsat.

Yazar, o zamanki karar vericilerin bazı terörist grupları itaatsizlik edebileceğini düşündüğü herhangi bir memuru tasfiye etmek için kullandığına işaret ediyor. Bu istihdamın sayısız masum insanın ölümüne neden olduğunun altını çiziyor. Romanın içeriği yazarın kendine neden bu takma ismi seçtiğini de açıklıyor. Amid bildiğimiz üzere askeri bir rütbe olan ‘albaya’ karşılık geliyor. Lartane ise psikiyatride kullanılan bir ilacın adı. İlacı yoğun bir şekilde kullananlarda rakipsiz bir güç duygusu oluşuyor. Cezayir ordusundaki özel kuvvetlerin bu ilacı bugün artık gizli olmayan üyelerine dağıttığını biliyoruz. O dönemde işlenen suçlar silahlı fundamentalist grupların yaptıkları ile eşdeğerdi.

*Bu makele Şarku'l Avsat tarafından Independent Arabia'dan çevrilmiştir

Editörün Seçimi

Multimedya