​Ürdün’deki saatli bombalar: DEAŞ’lı kadınlar

​Ürdün’deki saatli bombalar: DEAŞ’lı kadınlar

Pazar, 17 Kasım, 2019 - 14:15
DEAŞ’ın 2016 yılında Kerak Kalesi’ne saldırısının ardından Kral 2.Abdullah’ın fotoğraflarını taşıyan göstericiler (Halil Mizraavi)
İstanbul/Şarku'l Avsat

Tarık Dilvani 

Ürdün, yakın zamanda meydana gelen iki olayın ardından güvenlik düzenlemelerinde yeniden DEAŞ örgütü tehditlerini hesaba katmaya başladı. Söz konusu olaylar, ABD’nin 30 Ekim’de örgüt lideri Ebubekir el-Bağdadi’nin öldürülmesinden bu yana ‘yalnız kurtlar’ veya uyuyan hücrelerin intikam almak üzere yeniden ortaya çıkmasına dair endişelere neden oldu.

Güvenlik güçlerinin önlem almaya çalıştığı tehlikeler arasında ‘göçmen kadınlar’ olarak adlandırılan Ürdün uyruklu DEAŞ’lı kadınlar bulunuyor. DEAŞ’a katılan veya Suriye’deki militanlarla evlenen bu kadınlar saatli bir bombaya dönüştü.
Yüzlerce ‘Göçmen Kadın’

Güvenlik güçlerini tahminlerine göre Suriye’de 100’den fazla DEAŞ mensubu Ürdünlü kadın bulunuyor.

İslami hareketler uzmanı Hasan Ebu Heniyye, Ürdünlü militanlardan yüzde 15’inin eşleri ve çocukları ile Suriye’ye gittiğini tahmin ediyor. Öte yandan araştırmacı Muhammed Ebu Rumman, Ürdün içerisinde ve dışında DEAŞ düşüncesinden etkilenen yüzlerce kadın olduğunu söylüyor. İslami grupların avukatı Abdulkadir el-Hatib, Ürdünlü bu kadınların bir kısmının doğal bir şekilde örgüt hakkındaki gizli bilgileri ortaya çıkarmak için istihdam etme fikrini sundu. Ürdünlü 10 DEAŞ militanı kadının örgüt hakkında propaganda yapmak ve örgüte katılmaya çalışmakla yargılandığını ifade eden Hatib, ülkede bulunun bu kadınlar arasındaki tek ortak bağın DEAŞ’a katılım olduğuna işarette bulundu.
Kadın cihatçılar gittikçe çoğalıyor

Görünüşe göre bu durum yalnızca bir olgu olmaktan çıkarak, Araştırmacı Ebu Heniyye ve Ebu Rumman’ı kadın cihatçıları derin bir şekilde inceleyen ‘Şehadet Aşığı Kadınlar’ isimli bir kitap kaleme almaya itti. Ebu Rumman’a göre El Kaide’den başlayarak DEAŞ’a gelene kadar cihatçı hareketlerdeki kadınların intihar saldırıları ve medya alanlarında oynadıkları rollerin nitel bir sıçramaya neden olduğunu düşünüyor. DEAŞ kuruluşunun ilk yıllarında büyük oranda bunun üzerinde odaklandı.

Suriye devriminin ilk yıllarında Ürdün’ün farklı bölgelerinden yüzlerce kadının DEAŞ saflarına katılmak üzere sınırı geçtiği kaydedildi. DEAŞ’a katılmak üzere Kerak’tan ayrılan ve son anda pişman olarak sınırı geçmekten vazgeçen 20’li yaşlardaki bir genç kızın Türkiye’den getirilişi hala Ürdünlülerin hafızasındaki tazeliğini hala koruyor.

‘Şehadet Aşığı Kadınlar’ kitabı, DEAŞ’a nihai bir şekilde son verilmediği müddetçe cihatçı kadın olgusunun Ürdün’de yayılım göstereceğini öngörüyor.

2005 yılında Amman’da üç ayrı noktada eşzamanlı intihar saldırısını organize etmek üzere kocası tarafından eğitilen Iraklı Sacide er-Rişavi, radikal örgütlerdeki kadın cihatçılar olgusunu hayata geçiren ilk kişi olabilir.  2015 yılında idam edilen Rişavi, DEAŞ’ın kurucusu olan Ebu Musab ez-Zerkavi’nin yardımcılarından birinin kız kardeşiydi. Zerkavi, Ürdünlü pilot Muaz el-Kesasibe'yi öldürmekle tehdit ederek Ürdün hükümeti ile bir esir değişimi anlaşmasını imzalamaya çalışmıştı.

Sosyal medya platformları üzerinden propaganda

Gözlemciler, DEAŞ örgütünün Ürdünlü kadınları çoğunlukla sosyal paylaşım siteleri ve duygusal konuşmalar yoluyla çekmek için kullandığını söylüyor. Araştırmacı Ebu Heniyye, vakaların çoğunluğunda genç kızların internet üzerinden örgüt hakkında araştırmalar yaptığını aralarından bazılarının DEAŞ’ın Suriye’de halka rejim tarafından yapılan zulümleri ortadan kaldıracağına inandığının altını çizdi. Ebu Rumman ise çalışılan gerçek olaylara dayanarak bazılarının örgüte katılmasına ekonomik koşulların yol açtığı hipotezini reddederek eğitimli kızların katılımının yüksek dereceli olduğuna dair kanıtlar sundu.

Ürdünlü yetkililer, ülkelerinden giden savaşçı ve ailelerini geri almaya istekli görünmüyor. Üzerinde konuşulmayan bir dosya olarak duran bu dosya, gözlemciler Ürdün devletinin bu geri dönenleri yargılandıktan sonra yasalara uygun olarak rehabilite edilmeleri ve topluma entegre olmaları gerektiğini savunuyor. Bir kısmı ise Suudi Arabistan'da son yıllarda yapılan benzer mentorluk programlarına entegre edilmelerini önerdi.

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre DEAŞ saflarındaki Ürdünlü savaşçıların kesin sayısı bilinmiyor; güvenlik tahminleri ise 2 bin ila 2 bin 500 arasında. Öte yandan gözlemciler Ürdün'deki Selefi cihad hareketine yakın olanlar sayının 3 binden fazla olduğunu söylüyor. CNN TV tarafından yayınlanan bir istatistik, Ürdünlü savaşçıların Suriye'deki selefi örgütlerde bulunanlar arasında üçüncü sırada olduğunu gösterdi.


Editörün Seçimi

Multimedya