​Lambadan çıkan Irak cini ve eski hileler

​Lambadan çıkan Irak cini ve eski hileler

Cuma, 15 Kasım, 2019 - 13:15
Emir Tahiri
İranlı gazeteci-yazar

Irak’taki mevcut halk protestolarının neticesini tahmin etmek için henüz çok erken olmasına rağmen, Irak gerçekliğinde tanık olduğumuz durumun yanlış hesaplamalardan kaynaklandığına dair çok açık bir gerçek var.

Irak'ı asli günahın laik versiyonu olarak değerlendiren kimseler var. Onlara göre Saddam Hüseyin’in devrilmesi, onları cehenneme götürecek bir yolculuğun başlangıç ​​noktasıydı. Bu kimseler, gücün hiçbir şekilde herhangi bir topluma demokrasi getiremeyeceğini savunuyorlar ve bundan dolayı ABD'nin Irak'ı işgal etmesi ve Saddam Hüseyin rejimini devirmesini büyük bir hata olarak görüyorlar. Bunu yaparken, demokrasinin hiçbir zaman zorla empoze edilmemesine rağmen, demokrasinin önündeki engellerin güç kullanılmaksızın kaldırılamayacağı gerçeğini görmezden geliyorlar.

Bunun yanı sıra Saddam Hüseyin’in ve rejiminin ortadan kalkmasına rağmen “Saddamizm” eğiliminin Irak toplumunun ve hayatının baskın bir özelliği olduğuna inanan kimseler var. Bugünlerde Bağdat'taki çeşitli kafelerde, Irak'ta yeni bir Saddam Hüseyin'in ortaya çıkmasının tehlikeleri hakkında konuşmalar yapılıyor. Bu bakış açısına sahip olan kimseler, Irak halkının büyük çoğunluğunun Saddam döneminden geçtiğini ve artık bu kâbus tarafından kovalanmıyor olmasını görmezden geliyorlar. Irak nüfusunun üçte ikisi, Baasçıların ülkenin yönetimini ele geçirdiği 1963 yılından sonra doğdu. Bunların neredeyse yarısı, Saddam'ın iktidarının son bulduğu 2003 yılında ya çocuk ya da gençti.

Herhangi biri Bağdat’taki Iraklı yetkililerin veya görevlilerin komplo teorileri hakkındaki konuşmalarını dinlediği zaman dehşete düşer. Bu, yüz binlerce Iraklının bir diktatörden intikam almak için hayatlarını ortaya koyarak bir maceraya atıldığını ima ediyor ki, geçtiğimiz 4 hafta içerisinde 300'den fazla insan hayatını kaybetti. Çeşitli şekillerde komplo teorilerinden kaçınmaya çalışan Iraklı yetkililer ise mevcut halk ayaklanmasının hizmet eksikliği, ekonomik durumun kötüleşmesi ve yolsuzluktan kaynaklandığına inanıyorlar. Bu sebepler her ne kadar doğru ve önemli olsa da mevcut protestoların daha derin köklere sahip olduğuna dair şüpheler hala var.

Bugün Irak yönetimindeki seçkin sınıf, çoğunlukla eski rejim tarafından sürgün edilen, uzun yıllar ülke dışında yaşayan ve aileleri hala İran, Avrupa, Arap devletleri veya ABD'de yaşayan kişilerden oluşuyor. Her ne kadar bazıları, Irak hükümetinde hizmet etmek amacıyla yabancı pasaportlarından vazgeçmiş olsalar da birçoğu çifte vatandaşlığa sahip. Bu durum, Irak'ı, hiçbir zaman ülkeden ayrılmayan diğer vatandaşlardan daha az sevdikleri anlamına gelmiyor. Ülkedeki mevcut sorunlarla baş etmek için çeşitli yollara sahipler. Fakat Irak vatandaşlarının duygularını ve şikayetlerini yeterince anlamıyorlar. Özellikle de genç neslin Irak’ın mevcut durumu ve kaderi hakkında neler hissettiğini bilmiyorlar.

Bugün Irak halkının büyük çoğunluğu, iktidardaki seçkinlerden daha genç değil. Bazı durumlarda, daha eğitimli ve modern teknolojilere daha iyi adapte olduklarını görebiliyoruz. Iraklı yetkililer, istatistik sınıflandırmalara göre okuma yazma bilmeyenler de dahil olmak üzere pek çok Irak vatandaşının nasıl olup da cep telefonları veya akıllı telefonlar üzerinden mesaj gönderip alabildiği karşısında şaşkın. Bu yetkililer, bugün en fakir Iraklı köylülerin, öfkesini ve acısını ifade etmesine yardımcı olan bazı genel kelimeleri öğrenme ve bunun yanı sıra korkularını ve umutlarını paylaşanlarla işbirliği yapma becerisine sahip olduklarının farkında değiller.

Irak dışında, ülke içerisindeki iç süreçlerle ilgili açık bir yanlış anlaşılma söz konusu. Mesela Tahran'da, protestoların Irak’taki Sünni Arap azınlığın elinde olduğuna ve protestoların hükümete hâkim olan Şii çoğunluktan intikam almaya çalıştığına dair yanlış bir kanaat var. Nitekim İran rejiminin 1 numaralı ismi Rehber Ali Hamaney'in görüşlerinin borazanlığını yapan Kayhan gazetesi, bu yanlış anlaşmayı bir kez daha yineledi. Tirajı yüksek olan bu İran gazetesi, Iraklı protestocuların sadece yüzde 15'inin Şii nüfusuna ait olduğunu iddia etti. Ayrıca bu Şiilerin çoğunun, Ayetullah el-Uzma Mahmud Hasan Hasni es-Sahri’nin, Yemani ve Mevlevi gruplarının ve halihazırda Londra’da kümelenen Şirazi Hareketi’nin takipçileri olduğunu yazdı.

Gazete, başkenti sarsan protestocu kalabalığın kaynakları olarak zikrettiği listede, en üst sıraya Sünni nüfusun ağırlıkta olduğu bölgeleri koydu. Gazetenin ilk sayfasında yer alan bu köşe yazısı, General Kasım Süleymani'nin komutanlığındaki Kudüs Gücü içesinde bulunan istihbarat ajanlarının raporuna benziyor. Ayrıca yazıda, Irak'taki Humeyni hareketinin bugüne kadarki en büyük yenilgisi olan Fethu’l-Futuh’un nasıl mümkün olacağına ilişkin açıklamanın zorluğu göze çarpıyor. Öte yandan Tahranlı liderlerin, İran bayraklarının Bağdat'ta Şiiler tarafından yakılmasını ve kültürel bürolar ile konsoloslukların ateşe verilmesini kabul etmesi zor.

Bir diğer yanlış anlaşılma ise Irak’taki halk ayaklanmasının, ülkedeki hâkim sınıf arasındaki güç mücadelesinin bir ürünü olduğuna ve genel seçimler yoluyla kontrol altına alınabileceğine inanan ABD yetkililerinden kaynaklanıyor. Bu yetkililer tarafından göz ardı edilen, şu anki Irak ayaklanmasının, İran başta olmak üzere tüm yabancı hamiliğe ve iktidardaki hâkim sınıfa karşı çıkmasıdır. Herhangi bir Irak vatandaşı, her ne kadar 15 yıl içerisindeki en düşük düzeyde olsa da ülkesindeki ABD varlığından hoşnut değil. Ayrıca Irak topraklarında 11 askeri üs kuran Türkiye'nin Irak işlerine olan müdahalesine yönelik genel ve yükselen bir reddiye var.

Günümüzde Bağdat, aralarında ABD’den kimselerin de bulunduğu çeşitli uzmanların bulunduğu bir dizi kişinin uğrak yeri oldu. Bunlardan bazıları ülkeyi, silahlarla korkutabilen veya parayla satın alınabilen bazı kabilelerinin bir karışımı olarak görüyorlar. Irak'taki ABD güçlerinin komutanı olarak görev yapan General Petraeus’un, Iraklı kabile liderlerinin fiyatlarının yer aldığı bir listesi vardı. Ancak o günler bir daha geri dönmemek üzere geride kaldı. Artık yeni bir Iraklı nesil var bu neslin aşiretlere olan bağlılığı gerçek olmaktan ziyade duygusal.

Tahran, Irak'taki ayaklanmaya, şu anda Suriye'de olanlara benzer bir kan banyosu ile son verme fikrinde yanılıyor. Washington, yeni bir seçimin öfkeli Irak halkını sakinleştireceğini düşünmekle yanılıyor. Öte yandan Necef mollaları, önceki nesillerde olduğu gibi fetvalarına uyulacağını düşünmekle yanılıyor. Iraklı kabile liderleri, kabile reislerinin, takipçilerini sakinleştirmesinin karşılığında ağır bir çek alabileceğini düşünmekte ciddi bir hata yapıyor.

Mevcut yanlış hesaplamalar ve yanlış anlaşılmalar, Irak'ın modern tarihinde yeni bir aşamaya girmesini geciktirecektir. Ancak eski hileler ve oyunlar, lambadan çıkan Irak cinini bu kez lambaya koyamayacak.


DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya